Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/216 E. , 2024/104 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/216
Karar No : 2024/104
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, davacı … 'ın 13/01/2017 tarihinde ağrı şikayeti ile başvurduğu Uşak Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde muayene ve sevk işlemlerinin gerektiği gibi yapılmayarak ölü doğum yapması ve sağlığının tehlikeye girmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, davacı için 200.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL manevi ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla herbiri için 10.000,00'er TL maddi tazminat olmak üzere toplamda 320.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; Danıştay Onuncu Dairesinin 27/05/2021 tarih ve E:2020/2211, K:2021/2715 sayılı bozma kararına uyularak, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile anılan raporlar birlikte değerlendirildiğinde, davalı idareye atfedilebilecek bir hizmet kusuru tespit edilmediği, davacı ...'nın sezaryen doğum ile sonuçlanan 5. gebeliği (112 kkm santral raporunda 7. gebelik olduğu belirtiliyor) olduğu, dava konusu olaydan kısa bir süre önce davalı idareye bağlı hastanede 05-10/01/2017 tarihleri arasında pulmoner embolizm tanısıyla yatarak tedavi gördüğü, 13/01/2017 tarihinde karın ağrısı şikayetiyle aynı hastaneye başvurusu sonrasında sevk edildiği (davacıya gerekli müdahalelerin yapıldığı) ... Hastanesince düzenlenen epikrizde de "pulmoner embolizm, annenin diğer dolaşım ve solunum sistemi hastalıklarından etkilenen fetüs ve yenidoğan" tanılarına yer verildiği, dosya kapsamındaki 112 komuta kontrol merkezi santral raporu incelendiğinde, Afyon, İzmir, Denizli, Manisa ve Isparta illerinde davacının durumuna uygun bir hastanede yer arandığı, nihayet Isparta ilinde anılan hastanede yer bulunması üzerine zaman kaybetmeksizin sevkin gerçekleştirildiği hususları göz önünde bulundurulduğunda da, dava konusu olay nedeniyle davacılar lehine manevi tazminata hükmedilemeyeceği, istenmeyen sonuca davalı idare personelinin ihmalinin sebebiyet verdiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, Mahkeme kararında sağlık personelinin kusuru olmadığı belirtilse de idarenin sosyal hukuk devleti açısından vatandaşa hızlı ve kesintisiz hizmet verme zorunluluğu karşısında acil bir hastaya saatlerce yoğun bakım hizmeti verilememesi ve sonucunda bir bebeğin ölü doğumunun gerçekleşmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğu, Adli Tıp Kurumundan alınan raporun karar vermek için yeterli olmadığı, idare tarafından doktorlar hakkında yapılan soruşturma kapsamında aldırılan raporda doktorların kusurlu bulunduğu ve doktorlara kınama cezası verildiği ancak adli makamlarca bu hususun görmezden gelindiği, doktor ...'nın idari soruşturmada verdiği ifadesinde erken doğum eyleminin başladığını ve hastayı başka hastaneye gitmesi konusunda yönlendirdiğini beyan ettiği ancak daha sonra adli makamlarda ifadesini değiştirmiş olduğu, diğer acil doktoru ...'nun da acilde uzun süre bekletilen hastaya gerekli müdahaleleri yapmadığından idarece kusurlu bulunduğu, Isparta … Hastanesi doktoru ...'ın da vermiş olduğu 12/04/2017 tarihli ifadesinde hastanın doktoruyla görüştüğünü ve erken doğum durumunun olduğu bilgisinin verildiğini beyan ettiği, 6 saat gibi uzun bir sürede sevk için uygun hastane bulunamaması ve idare tarafından bu kadar önemli bir hususta yeteri kadar yer bulundurulmamasının da idarenin kusuru olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılardan ...'ın, gebelik takibinin Uşak Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan İ. ... tarafından yapıldığı, 31 haftalık gebe iken 13/01/2017 tarihinde ağrı şikayetiyle anılan Hastanenin kadın hastalıkları ve doğum polikliniğine başvurduğu, adı geçen doktor tarafından burada yapılan muayenesinin ardından üçüncü basamak yenidoğan yoğun bakım şartları olan bir hastaneye sevkinin önerildiği, resmi bir sevk işleminin yapılmadığı, aynı gün ağrılarının artması üzerine 112 acil ambulansı aracılığıyla saat 14:04'te aynı Hastanenin acil polikliniğine getirildiği, bu kez Dr. ... tarafından muayene edildiği, Dr. ...'ndan konsültasyon istenildiği, 31 haftalık gebelik ve oligohidroamniyoz tanılarıyla üçüncü basamak yenidoğan yoğun bakım ünitesi olan bir merkezde doğumunun gerçekleşmesi için sevk kararı alındığı, hastaya 112 komuta kontrol merkezince uygun hastane aranmasının ardından Isparta ... Hastanesine nakledildiği, 23:40 sıralarında ... Hastanesine ulaştığı, bu hastanede yapılan muayenenin ardından bebeğin ölmüş olduğunun tespit edildiği, davacılar tarafından, dava konusu olay nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle 28/12/2017 tarihinde Uşak Üniversitesi Rektörlüğüne başvuruda bulunulduğu, Uşak Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığının ...tarih ve ...sayılı yazısıyla, başvurunun Uşak İl Sağlık Müdürlüğüne gönderildiğinin belirtildiği, davalı idare tarafından da başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere ya da kişilerin vücut bütünlüğünde meydana gelen sakatlık haline veya ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp, idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu olayda idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla Adli Tıp 1. İhtisas Kurumu tarafından hazırlanan ...tarih ve ...sayılı raporda özetle, "rahim içi 30-31 haftalık gelişim gösteren bebeğin ölü olarak doğmuş olduğu, mevcut verilerle rahim içi ölüm sebebi ve mekanizmasının bilinemediği, anne ...'ın 13/01/2017 tarihinde Uşak Devlet Hastanesinde Op. Dr. İ. ... tarafından muayenesinin yapıldığı, tetkiklerinin yapıldığı, muayene bulgularına göre acil müdahale gerektirecek bir durumun bulunmadığı, erken yenidoğan yoğun bakım ünitesi olan bir merkeze başvurmasının önerildiği, aynı gün evinde ağrılarının artması üzerine ambulans ile Uşak Devlet Hastanesi acil servisine getirildiği, acil serviste Dr. ...tarafından muayene edildiği, Op. Dr. ...'ndan konsültasyon istenildiği, muayene bulgularına göre sevk kararı alındığı, 112 tarafından yer arandığı, ...Hastanesinde yer bulunduğu, 112 ile sevkinin sağlandığı, bu hastanede muayenesinin yapıldığı, tetkiklerinin yapıldığı, bebeğin ölmüş olduğunun tespit edildiği, acil olarak ameliyata alındığı, yapılan tüm işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu dikkate alındığında kişinin takip ve tedavisine katılan ilgili hekimler ve yardımcı sağlık personeline kusur atfedilemeyeceği" yönünde görüş belirtilmiştir.
İdare yasalarla kendisine görev olarak verilen kamu hizmetinin gereğiyle işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, araç, gereç ve personeli hizmetin gereklerine uygun bir şekilde hazırlamak ve gereken önlemleri almakla yükümlüdür. Başka bir ifadeyle olayda idarenin hizmet kusurunun varlığından söz edilebilmesi için idarenin yürütmekle görevli olduğu kamu hizmetinde kuruluş, işleyiş ya da personel yönünden gerekli emir ve talimatların verilmemesi, denetimin yetersiz olması, hizmete tahsis edilen araç, gereç ve personelin hizmet gereklerine yeterli ve uygun olmaması, gereken önlemlerin alınmaması veya geç alınması gibi sebeplerle bozukluk, dengesizlik, eksiklik veya sakatlık meydana gelmesi ve oluştuğu öne sürülen zararın da bundan kaynaklanmış olması gerekir.
Dava konusu olayda, dava dosyasına sunulan kayıtlardan saat 14.04'te Uşak Devlet Hastanesi Acil Servisine ağrı şikayeti ile başvurduğu görülen davacılardan ...'ın erken doğum yoğun bakım ünitesi bulunmadığından bahisle başka bir hastaneye sevkine karar verildiği ve saat 15.55'de 112 komuta kontrol merkezinin arandığı, 112 komuta kontrol merkezi santral raporu incelendiğinde, Afyon, İzmir, Denizli, Manisa ve Isparta illerinde davacının durumuna uygun bir hastanede yer arandığı, Isparta ilinde bulunan ... Hastanesinde yer bulunması üzerine saat 00.12'de anılan hastaneye sevkinin gerçekleştirildiği, başka bir hastaneye sevk karar verildiği zaman ile sevkin gerçekleştiği zaman arasında çok uzun bir zaman dilimi bulunduğu ve sağlık hizmetinin niteliği gereği çok küçük zaman dilimlerinin dahi önemli olduğu hususu göz önüne alındığında hastalık halinde her türlü sağlık hizmetinin ve bakımının sağlanması için gerekli şartları sağlamakla ve hastayı uygun standartlarda yeterli tıbbi bakımı alabileceği bir merkeze makul süre içerisinde sevk etmekle yükümlü olan davalı idare tarafından sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği, geciken sevk işlemi nedeniyle davacılardan ...'ın tedavisinde gecikme yaşandığı anlaşıldığından, sağlık kamu hizmetinin işleyişinde organizasyon eksikliği bulunduğu kuşkusuzdur.
Bu haliyle, sağlık hizmetinin sunumundaki organizasyon eksikliği olarak ortaya çıkan davalı idarenin hizmet kusurunun davacılarda acı ve ızdırap oluşturacağı, daha erken yapılacak bir müdahale sonucunda çocuklarının kurtarılıp kurtarılamayacağı hususunda ömür boyu şüphe duyacakları açıktır.
Bu durumda, olayın etkisi nedeniyle davacılarda meydana gelen manevi zararın karşılanmasına yönelik makul bir tutarın ödenmesine karar verilmesi gerekmekte iken, manevi tazminat istemlerinin reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında maddi tazminat isteminin reddi yönünden 19/10/2021 tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedildiği görülmekte ise de İdare Mahkemesi kararının temyizi aşamasında, kararın maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmının onanarak kesinleştiği, bu nedenle, uyuşmazlıkta maddi tazminat istemi yönünden hükmün verildiği tarihin, ilk kararın verildiği tarih olan 22/03/2019 tarihi olduğu ve maddi tazminat isteminin reddi yönünden bu karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen maktu vekalet ücretine hükmedildiği anlaşıldığından, Danıştay Onuncu Dairesinin bozma kararı sonrası bu kısma yönelik olarak tekrar vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin ...İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki yolundaki temyize konu ...Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 12/02/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!