Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/7813 E. , 2023/5217 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/7813
Karar No : 2023/5217
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) :
1- ...
2- ...
3- ...
4- ...
5- ...
6- ...
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. ...
İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 11/04/2016 tarihinde Suriye ülkesinin kuzeyindeki DAEŞ terör örgütünün hakimiyetinde bulunan bölgeden fırlatıldığı tespit edilen roket mermisinin Kilis iline düşerek patlaması sonucunda ...'in yaralanması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık ... için 50.000,00 TL (miktar artırımı ile 51.256,08 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi; eşi ... için 100.000,00 TL manevi, çocukları olan diğer davacıların her biri için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davacıların maddi tazminat istemi yönünden, davacı ...'in yaralanmasına neden olayda davalı idarenin sosyal risk ilkesi uyarınca kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, yaralının ise herhangi bir kusurunun bulunmadığı dikkate alındığında, davacı ... için talep edilen tazminatın 50.000,00 TL kısmının idareye başvuru tarihi olan 22/03/2017 tarihinden, miktar artırım dilekçesi ile talep edilen 1.256,08 TL'lik kısmının ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 27/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği, davacıların manevi tazminat istemine gelince, dava konusu uyuşmazlıkta, tazminat istemine konu olan terör olayının oluş şekli, davacının yaralandığı tarihteki yaşı ve davacıların sosyo ekonomik durumu dikkate alındığında, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek, idarenin sorumluluğunu ortaya koyacak ve aynı zamanda zenginleşmeye de sebebiyet vermeyecek düzeyde bir manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği gözetilerek, yaralanan ... için 40.000,00 TL, eşi ... için 30.000,00 TL, çocukları ..., ..., ..., ... her biri için ayrı ayrı 15.000,00 TL olmak üzere toplam 130.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 22/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmin edilmesi, fazlaya ilişkin kısımlarının ise reddi gerektiği gerekçesiyle davacılardan ... için talep edilen toplam 51.256,08 TL maddi tazminat isteminin kabulüne, kabul edilen maddi tazminatın 50.000,00 TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 22/03/2017 tarihinden itibaren, geriye kalan 1.256,08 TL'lik kısmının ise miktar arttırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 27/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, davacılardan ... için 40.000,00 TL, eş ... için 30.000,00 TL, çocuklar ..., ..., ... ve ...'ın her biri için ayrı ayrı 15.000,00 TL olmak üzere toplam 130.000,00 TL manevi tazminat talebinin kabulü ile idareye başvuru tarihi olan 22/03/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin ise reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, olayda, Suriye ülkesinden Kilis iline fırlatılan roket nedeniyle davacının yaralanmasında kamu hizmetinin yürütülmesinde idareye bir kusur atfedilemeyeceği, maddi tazminat istemine konu zarar kalemlerinden tedavi giderine ilişkin uyuşmazlığın sosyal riskin terör olayları için yasalaşmış hali kabul edilen 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan tanım ve sınırlandırılmalar çerçevesinde, 5233 sayılı Kanun kapsamında yer almayan bakıcı giderine ve manevi tazminat istemine ilişkin uyuşmazlığın ise genel hükümler kapsamında karara bağlanması gerektiği, istinafa konu kararın, iş göremezlik zararına ilişkin kısmının incelenmesinden; davacının, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi kapsamında yapmış olduğu başvurunun ve dava dilekçesinin içeriğinden, tazmini istediği maddi zararın tedavi ve bakıcı giderine ilişkin olduğu, iş göremezlik zararının dava konusu edilmediği görülmekle, davacının talebini aşacak şekilde dava konusu genişletilerek, davacının iş göremezlik zararının hükme dahil edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan, davacının imzalamış olduğu 25/10/2016 tarihli sulhname ile iş göremezlik zararı yönünden uyuşmazlığın dava tarihinden önce giderildiği, istinafa konu kararın, tedavi gideri zararına ilişkin kısmının incelenmesinden; İdare Mahkemesince, davalı idarenin sosyal risk ilkesi gereğince genel hükümler kapsamında sorumlu tutulduğu, davacının tedavi giderine ilişkin zararının 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanacak zararlardan olması nedeniyle sosyal riskin terör olayları için yasalaşmış hali kabul edilen 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan tanım ve sınırlandırılmalar çerçevesinde değerlendirme yapılması gerekir iken, genel hükümler kapsamında idarenin sorumluluğu yoluna gidilerek verilen hükümde hukuka uyarlık bulunmadığı, uyuşmazlık konusu maddi zarara ilişkin 12/10/2016 tarihli zarar tespit komisyonu kararı üzerine 25/10/2016 tarihinde sulhname imzalandığı, bakılan davanın açıldığı 22/05/2017 tarihinden önce sulhname imzalanarak uyuşmazlığın giderildiği görülmekle, davacının tedavi giderine ilişkin maddi tazminat istemi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, istinafa konu kararın, bakıcı gideri zararına (2.470,50 TL) ilişkin kısmının incelenmesinden; 5233 sayılı Kanunda bakıcı gideri zararının karşılanmasına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığından davacının imzalamış olduğu sulhnamenin bakıcı gideri zararının tazmini istemine yönelik bir etkisi bulunmadığından, anılan uyuşmazlığın genel hükümler kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davacının maluliyet oranının tespiti için İdare Mahkemesince aldırılan 20/02/2019 tarihli bilirkişi raporunda 1,5 ay bakıma muhtaç olduğunun belirtildiği, anılan döneme ilişkin maddi zararının ise 11/02/2020 tarihli bilirkişi raporu ile 2.470,50 TL olarak belirtildiği, kararın bu kısmının dayandığı gerekçenin hukuka ve usule uygun olduğu, kararın anılan kısmının kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı, istinafa konu kararın, manevi tazminata ilişkin kısmının incelenmesinden; dava konusu olayda davalı idarenin kusursuz sorumluluğu, olayın oluş şekli, yaralanma durumu ve verdiği üzüntü, Dairelerinin manevi tazminat tutarı yönünden ilkesel olarak belirlediği tutar dikkate alınarak değerlendirme yapılması üzerine, davacılardan yaralanan ... için 20.000,00 TL, eş ... için 15.000,00 TL, çocuklar ..., ..., ... ve ... için her birine ayrı ayrı 10.000,00 TL olmak üzere toplam 75.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 22/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesinin ve fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddinin gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacıların istinaf başvurularının reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne ve kısmen reddine, iş göremezlik zararı (48.785,58 TL) yönünden İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, tedavi gideri zararı yönünden davanın reddine, bu yönden İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, bakıcı gideri zararı (2.470,50 TL) yönünden davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, davacılardan yaralanan ... için 20.000,00 TL, eş ... için 15.000,00 TL, çocuklar ..., ..., ... ve ... için her birine ayrı ayrı 10.000,00 TL olmak üzere toplam 75.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 22/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine, bu yönden İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, saldırıların öngörülebilir olmasına karşın idarece önlem alınmadığı, hizmet kusuru bulunduğunun açık olduğu genel hükümlere göre tazminata hükmedilmesi gerektiği, iş göremezlik zararının dava konusu edilmediği gerekçesiyle bu kısma ilişkin mahkeme kararı kaldırılmışsa da tam yargı davalarında taleple bağlılık ilkesinin uygulanamayacağı, tedavi giderlerine yönelik zararın da genel hükümlere göre karşılanması gerektiği, tedavi giderine yönelik tazminat taleplerinin karşılanmadığı, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğu, reddedilen manevi tazminat yönünden idare lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde isabet bulunmadığı, faiz başlangıç tarihinin olay tarihi olması gerektiği iddialarıyla; davalı İçişleri Bakanlığı tarafından sosyal risk şartlarının oluşmadığı, maddi ve manevi tazminat taleplerin reddine karar verilmesi gerektiği, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca karşılıklı olarak temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacıların temyiz isteminin reddi, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü kısmen reddi ile temyize konu kararın davacıların manevi tazminat istemine yönelik kısmı ile davacılardan ...'in tedavi gideri istemine yönelik kısımlarının onanması, sürekli iş göremezlik (efor) kaybı zararına yönelik kısmının gerekçeli onanması, davacı ...'in bakıcı gideri istemine yönelik kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden, 11/04/2016 tarihinde Suriye ülkesinin kuzeyindeki DAEŞ terör örgütünün hakimiyetinde bulunan bölgeden fırlatıldığı tespit edilen roket mermisinin Kilis iline düşerek patlaması sonucunda ...'in yaralandığı anlaşılmaktadır.
Davacılardan ...'in yaralanması nedeniyle meydana gelen zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması istemiyle Kilis Valiliğine yaptığı 26/05/2016 tarihli başvurusu üzerine, Kilis Valiliği Zarar Tespit Komisyonunun … tarih ve … sayılı kararı ile davacıya 13.056,26 TL'nin ödenmesine karar verilmiş, davacı tarafından bu tutar kabul edilerek sulhname imzalanmış, sonrasında davacılar tarafından olay sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararlarının genel hükümler çerçevesinde karşılanması gerektiğinden bahisle, 22/03/2017 tarihinde davalı idareye başvurulmuş, başvurunun reddi üzerine de bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un, 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 8. maddesinin 1. fıkrasında, ''7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.''; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Cumhurbaşkanı, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.''; 12. maddesinde, "Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.'' hükümleri bulunmaktadır.
Anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler" başlıklı 21. maddesinde de, "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır." kuralı bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize Konu Kararın Davacıların Manevi Tazminat İstemine Yönelik Kısmı ile Davacılardan ...'in Tedavi Gideri İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın belirtilen kısımları usul ve hukuka uygun olup dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize Konu Kararın Sürekli İş Göremezlik (Efor) Kaybı Zararına Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, davacıların dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bununla birlikte, sürekli iş göremezlik (efor) kaybına ilişkin tazminat istemleri yönünden, Bölge İdare Mahkemesince, davacının, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi kapsamında yapmış olduğu başvurunun ve dava dilekçesinin içeriğinden, tazmini istediği maddi zararın tedavi ve bakıcı giderine ilişkin olduğu, sürekli iş göremezlik zararının dava konusu edilmediği görülmekle, davacının talebini aşacak şekilde dava konusu genişletilerek, davacının sürekli iş göremezlik zararının hükme dahil edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan, davacının imzalamış olduğu 25/10/2016 tarihli sulhname ile sürekli iş göremezlik zararı yönünden uyuşmazlığın dava tarihinden önce giderildiği bu nedenle bu kısım yönünden davanın reddi gerektiği belirtilmişse de; dava konusu olayda davalı idarelere atfedilecek bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk hali bulunmaması ve olayın bir terör olayı olması karşısında, davacının maddi tazminata ilişkin taleplerinin ve hesaplanacak maddi tazminat miktarının 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan tanım ve sınırlandırmalar çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, 5233 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, Kanun kapsamında karşılanacak zararların belirlendiği, ancak anılan maddede, davacının talep ettiği efor kaybına ilişkin maddi zarar kalemine yer verilmediği anlaşılmakla, davacının buna yönelik tazminat isteminin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davacı ...'in efor kaybı zararına ilişkin tazminat isteminin, dava dilekçesinde istenilmemesinin yanı sıra, 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilmesinin mümkün olmadığı belirtilerek reddine karar verilmesi gerekmekte ise de Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.
C) Temyize Konu Kararın Davacı ...'in Bakıcı Gideri İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Davaya konu olayın nasıl gerçekleştiğine yönelik yapılan yazışmalar sonucu ... Zırhlı Tugay Komutanlığı tarafından roket saldırısının Suriye ülkesinin kuzeyindeki DAEŞ terör örgütünün hakimiyetinde bulunan farklı bölgelerden yapıldığının radar sistemi ile tespit edildiği belirtildiğinden, olayın kamu düzenini bozmayı amaçlayan bir terör eylemi olduğunda duraksama bulunmamaktadır.
Bu durumda, davacı tarafından, terör örgütünce gerçekleştirilen saldırı sonucu yaralandığından bahisle oluşan zararın genel hükümlere göre tazmininin istenilmesi karşısında, olayda öncelikle idarenin hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.
Nitekim, Dairemizin yerleşik içtihadı da; terör eylemi sonucu bir zarar ortaya çıkması durumunda, öncelikle söz konusu olayın meydana gelmesinde idareye atf-ı kabil bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk halinin bulunup bulunmadığının ortaya konulması, idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk halinin olayda bulunmaması durumunda 5233 sayılı Kanun kapsamında gerekli inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiği yönündedir.
Bu nedenle idarenin olay öncesi genel güvenlik hizmetlerine ilişkin kusurlu / kusursuz sorumluluğunun tespiti için olay öncesinde olaya ilişkin ihbar veya istihbari bilgi ve belge olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Olay öncesinde ve olaya özgü istihbari bilgi- belge var ise idarenin bu konuda özel bir önlem almaması neticesinde oluşan zarardan hizmet kusuru ilkesi uyarınca sorumlu tutulacağı açıktır.
Dava dosyası ile yakın tarihlere gerçekleşen benzer saldırılar nedeniyle açılan diğer dava dosyalarda bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden olaya özgü olarak davalı idarelere ulaşan herhangi ihbar ve istihbari bilginin bulunmadığı ve olaya neden olan roketin sınır dışından atıldığının tespit edildiği hususları göze alındığında idarelerinin hizmet kusuru sorumluluğundan söz edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Ayrıca idari eylem ile davacının uğradığı zarar arasında illiyet bağı bulunmaması; bir başka ifadeyle zararın, idareye tümüyle yabancı üçüncü kişiler olan terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilmesi karşısında; davalı idarenin kusursuz sorumluluğundan da söz edilemeyeceği görülmektedir.
Bu durumda, dava konusu konusu olayda davalı idarelere atfedilecek bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk hali bulunmaması ve olayın bir terör olayı olması karşısında, davacının maddi tazminata ilişkin taleplerinin ve hesaplanacak maddi tazminat miktarının 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan tanım ve sınırlandırmalar çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. 5233 sayılı Kanun'un, anılan Kanun kapsamında karşılanacak zararların belirlendiği, 7. maddesinde ise, davacının talep ettiği bakıcı giderine ilişkin maddi zarar ve dolayısıyla tazminat kalemlerine yer verilmemiştir.
Bu durumda, bakıcı gideri zararına ilişkin tazminat istemlerinin, 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilmesi mümkün olmadığından bakıcı gideri isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, 2.470,50 TL bakıcı giderinin genel hükümler kapsamında ödenmesine yönelik İdare Mahkemesi kararının anılan kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin REDDİNE, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen KABULÜNE kısmen REDDİNE,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacıların manevi tazminat istemine yönelik kısmı ile davacılardan ...'in tedavi gideri istemine yönelik kısımlarının ONANMASINA, sürekli iş göremezlik (efor) kaybı zararına yönelik kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, davacı ...'in bakıcı gideri istemine yönelik kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 05/10/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!