WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Temmuz 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/7162 E.  ,  2023/6724 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/7162
Karar No : 2023/6724

DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …

DAVALILAR : 1- … / …
VEKİLİ: Huk. ve Mev. Gen. Müd. …
2- … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ: I. Huk. Müş. Yrd. …

DAVANIN KONUSU : 28/08/1998 tarihli ve 23447 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 13/07/1998 tarihli ve 98/11477 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verilen ve Alman vatandaşlığı da bulunan davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 31/10/1999 tarihli Bakanlar Kurulu kararının kendisine yönelik kısmının iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Kendisinin Türk vatandaşlığını kaybettiği, Alman vatandaşı olduğu, Türk vatandaşlığını tekrar kazanmak amacıyla bir başvuru yapmadığı, çevresinde Türk vatandaşlığından çıkma işlemlerinin yapıldığı sırada matbu olarak Türk vatandaşlığının yeniden kazanılmasına yönelik dilekçelerin imzalatıldığının öğrenilmesinin ardından araştırma yaptığı, bunun üzerine yeniden Türk vatandaşlığına alındığını öğrendiği, kendi iradesi ile yaptığı bir başvurunun olmadığı, Alman Vatandaşlık Kanunu uyarınca 2000 yılından sonra çifte vatandaşlığa belirli istisnalar dışında izin verilmemesi nedeniyle çifte vatandaşlığın tespiti hâlinde Alman vatandaşlığının kendiliğinden kaybedileceği, bu durum kanuna karşı hile sayılacağından Almanya’da devlet memuru olarak çalıştığı için işini de kaybetme tehlikesinin bulunduğu, nüfus kayıtları incelendiğinde vatandaşlığa kabulünün gerçekleştirildiği Bakanlar Kurulu kararının tarih ve sayı bilgilerinin kayıtlara işlenmemiş olduğu, 31/10/1999 (pazar gününe denk gelen) tarihinin vatandaşlığa giriş tarihi olarak işlendiği, Alman idare mahkemelerince; Türk idari makamlarından alınan nüfus kayıt örneklerinde idari işlem olarak vatandaşlığa giriş tarihi olarak işlenen tarihin kabul edilmediği, teamüllere aykırı olarak Bakanlar Kurulu karar ve sayı numarasını içermeyen kaydı, vatandaşlıktan çıkış ve giriş arasında çok kısa zaman olması durumunun teknik imkansızlığı, vatandaşlığa kabul tarihinin hafta sonu veya tatil günlerine denk gelen günler olması gibi kriterler baz alınarak birçok mahkeme kararında Türk vatandaşlığına girişe ilişkin kayıtlarda 1999 ibaresi olmasına rağmen bunun idari işlem olduğu, vatandaşlığa geçişin 2000 sonrası bir tarih olarak kabul edildiği ve sonuç olarak dosyaya sunulan Köln İdare Mahkemesi kararında olduğu gibi Alman vatandaşlığının iptal edildiğine yönelik kararlar bulunduğu; idare tarafından işlemler hakkında bildirim yapılmadığı, olabilecek riskler karşısında vatandaşların bilgilendirilmediği, matbu olarak imzalatılan bir dilekçe var ise bu durumun da iradesinin olmadığının açık ve net kanıtı olduğu, matbu olarak imzalatılan dilekçelerin geçerliliğinin olmadığına yönelik içtihatlar bulunduğu, vatandaşlığa yeniden alınmaya yönelik olarak Danıştay tarafından verilmiş emsâl kararların bulunduğu, yeniden vatandaşlığa alınma sürecinde aranan şartlara yönelik bir araştırmanın da yapılmadığı, dava konusu işlemin iptali gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALILARIN_SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, Bakanlar Kurulunun 13/07/1998 tarih ve 98/11477 sayılı kararı ile Alman vatandaşı da olan davacının Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verildiği, davacının çıkma belgesini aldığı 01/09/1999 tarihinde Türk vatandaşlığını kaybettiği, Hamburg Başkonsolosluğunun 01/09/1999 tarih ve ...sayılı yazısının ekinde yer alan ve davacıya ait olduğu belirtilen dilekçe ile davacının Türk vatandaşlığını yeniden kazanmak üzere yaptığı başvuru üzerine 31/10/1999 tarihinde mülga 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca yeniden Türk vatandaşlığını kazandığı, davacının yeniden Türk vatandaşlığının kazanılmasına yönelik başvurusu üzerine yapılan iş ve işlemlerin hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; Türk vatandaşı iken, (Mülga) 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 20. maddesine göre 13/07/1998 tarihli, 1998/11447 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verilen davacı ... (...) tarafından, aynı Kanun'un 8. maddesi uyarınca yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına dair 31/10/1999 tarihli (Nüfus Kayıt Örneğine göre) Bakanlar Kurulu Kararının kendisine ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
Danıştay Onuncu Dairesinin 14/12/2021 tarihinde verilen ara kararıyla davacının Türk vatandaşlığını kazanmasına ilişkin yaptığı başvuruya ait dilekçe ile yeniden Türk vatandaşlığı kazanmasına yönelik Bakanlar Kurulu Kararı olup olmadığının sorulmasına, böyle bir karar var ise bu karara ilişkin bilgi veya belgelerin davalı idareden istenildiği; İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün ara kararına esas oluşturan ...tarihli, ... sayılı cevabi yazısında, davacının 13/07/1998 tarihli, 1998/11447 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verildiği ve çıkma belgesini teslim aldığı 01/09/1999 tarihinde vatandaşlığını kaybettiği, davacının Hamburg Başkonsolosluğu'nun aynı (01/09/1999) tarihli, ...sayılı yazısı ekindeki dilekçesinde davacının yeniden Türk vatandaşlığını kazanmak üzere yaptığı başvurusunun Bakanlıklarına intikal etmesi üzerine işlemlerine başlanıldığı ve 31/10/1999 tarihinde yeniden Türk vatandaşlığını kazandığının belirtildiği; Dairenin 09/03/2022 tarihli ara kararı ile davacının yeniden Türk vatandaşlığını kazanmak üzere yaptığı başvuru dilekçesi ile Türk vatandaşlığı kazanmasına yönelik Bakanlar Kurulu Kararının davalıdan yeniden istenildiği ancak cevap verilmediği; Mernis Veri Tabanındaki nüfus hareketlerine ilişkin belge incelendiğinde, 14/04/2001 tarihinde Mernis Veri Tabanında Türk vatandaşlığını kaybettiğine dair kaydın girildiği, 17/04/2022 tarihinde ise Bakanlar Kurulunun 31/10/1999 tarihli kararı ile yeniden Türk vatandaşlığını kazandığı, aynı zamanda Almanya Federal Cumhuriyeti vatandaşı olduğu yolundaki kaydın işlendiği, bu kayıtlardan başkaca bir kaydın yer almadığı, ayrıca davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı ve davacıya tebliğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin dosya sunulmadığı; dava dilekçesinde Türk Vatandaşlığından Çıkma Belgesinin 01/09/1999 tarihinden sonra Almanya vatandaşı olduğu, iradesini temsil etmeyen matbu formdaki dilekçe ile Türk vatandaşlığına alındığını yaptığı araştırmalar sonunda öğrendiği, bu konuda herhangi bir bildirim ya da tebligat yapılmadığı, 2000 yılından sonra Almanya Vatandaşlık Kanununda yapılan değişiklikle bazı istisnalar dışında çifte vatandaşlığa izin verilmediği, Almanya vatandaşı olmak adına Türk vatandaşlığından çıktığı, aksi durumda yaşadığı ve çalıştığı ülkede kanuna karşı hile yapmış duruma düşeceği, çifte vatandaşlık halinde Almanya vatandaşlığını kaybedeceği gibi Almanya'daki devlet memuru olarak yaptığı görevi de kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalacağı, dosya içeriğinde davacının beyanının aksine sunulmuş herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu haliyle, davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin dava konusu 31/10/1999 tarihli (Nüfus Kayıt Örneğine göre) Bakanlar Kurulu Kararının davacıya tebliğ edildiğine ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığından, davaya konu kararın davacı tarafından beyan edilen tarihte ya da en geç dava açma tarihinde işlemin öğrenildiğinin kabulüyle görülen davanın dava açma süresi içerisinde açıldığı görülerek işin esasının incelenmesine geçildi.
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan ve 5901 sayılı Kanunun 47. maddesi ile 12/06/2009 tarihinde yürürlükten kaldırılan 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 6. maddesinde: "Aşağıdaki şartları taşıyan yabancılar Bakanlar Kurulu kararı İle Türk vatandaşlığına alınabilirler.
Vatandaşlığa alınmasını istiyen kişi,
a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk Kanununa göre reşit olmalıdır.
b) Müracaat tarihinden geriye doğru Türkiye'de 5 yıl ikamet etmiş olmalıdır.
c) Türkiye'de yerleşmeye kara r verdiğini davranışı ile teyit etmiş olmalıdır.
ç) İyi ahlâk sahibi olmalıdır.
d) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden hastalığı bulunmamalıdır.
e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmelidir.
f) Türkiye'de kendisinin ve geçimi ile yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlıyacak gelire veya mesleke sahip olmalıdır." denilmiş;
"Yeniden vatandaşlığa alınma" başlıklı 8. maddesinde ise:, "Bu kanuna göre Türk vatandaşlığını kaybetmiş olanları, Bakanlar Kurulu ikamet şartı aranmaksızın yeniden vatandaşlığa alabilir. 35 inci madde hükmü saklıdır." kuralına yer verilmişti.
06/04/2010 tarihli, 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11/2/1964 Tarihli ve 403 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile yürürlüğü sona eren Yönetmeliğin davaya konu işlem tarihi itibariyle yürürlükteki haliyle 17. maddede, "İçişleri Bakanlığına gelen, vatandaşlığa alınma isteklerine ait dosyalar üzerinde, Nüfus İşleri Genel Müdürlüğü Vatandaşlık Şubesince teknik incelemeler yapılır ve eksikler tamamlatıldıktan sonra Hükümetçe ve İçişleri Bakanlığınca vatandaşlığa alınma bakımından, verilmiş prensip kararları ışığı altında her türlü soruşturmayı yapmak ve yabancının Türk vatandaşlığına alınmasında sakınca bulunup bulunmadığını tesbit etmek ve düşüncesini belirtmek üzere dosya Emniyet Genel Müdürlüğüne verilir.
Gelecek karşılık üzerine İçişleri Bakanlığı ilgili yabancının Türk vatandaşlığına alınması veya isteğinin reddi teklifini Bakanlar Kurulu kararına bağlamak üzere usulü dairesinde Başbakanlığa sunar. Bakanlar Kurulundan alınacak karar ilgiliye ve müracaat makamlarına tebliğ olunur. Vatandaşlığa alınanların nüfus kütüklerinde açılacak yeni hanelere kayıtları yapılıp nüfus hüviyet cüzdanları kendilerine verilir ve pasaportları alınır." kuralı yer almaktaydı.
Dosyanın incelenmesinden, Türk vatandaşlığını doğumla Türkiy'de kazanan davacının Alman vatandaşlığını kazanmak için Türk vatandaşlığından çıkma izni isteminde bulunduğu, Türk Vatandaşlığından Çıkma Belge'sinin kendisine verildiği ve vatandaşlığı kaybettiği 01/09/1999 tarihi itibariyle yeniden Türk vatandaşlığına alınması istemiyle Hamburg Başkonsolosluğu'na dosyaya örneği sunulamamakla birlikte başvuruda bulunduğu, davacının Türk vatandaşlığından çıkma nedenini, 2000 yılında Alman vatandaşlık yasasında yapılan değişiklikle bazı istisnalar dışında çifte vatandaşlığa izin verilmediğinden Alman vatandaşlığını kazanma amacı oluşturduğu, yeniden Türk vatandaşlığına alınması yolundaki başvurunun yapıldığı tarih ile Türk vatandaşlığını kaybettiği tarihin aynı olması, davacının yaşadığı ülkedeki yasal şartlarına uyum gösterme yaklaşımı doğrultusunda Türk vatandaşlıktan çıkması ve çıkma gününde yeniden Türk vatandaşlığını kazanma başvurusu yapmasının hayatın olağan akışına aykırı bir durum olması karşısında, nüfus idaresince davacının varsa başvurusunun iradesi ve yaşadığı ülkenin zorlayıcı hukuki duruma uygunluğu yönünden bir araştırmaya gidilmediği ve değerlendirme yapılmadığı, bu hususta davacıya bir bildirim ya da tebligat yapılmadığı dikkate alındığında, davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının davacıya ilişkin kısmı, Anayasanın "Yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşları" başlıklı 62. maddenin Devlete verdiği bu kişilerin "anavatanla bağlarının korunması" yolunda Devlete verdiği pozitif ödev yükümlülüğüyle de uyuşmadığı görülmekte olup, hukuka uygunluk taşımamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
28/08/1998 tarihli ve 23447 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulunun 13/07/1998 tarih ve 98/11477 sayılı kararı ile Alman vatandaşı da olan davacının Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verilmiştir.
Çıkma belgesini aldığı 01/09/1999 tarihinde davacı Türk vatandaşlığını kaybetmiştir.
Davalı idarelerin iddiasına göre Hamburg Başkonsolosluğunun -dava dosyasına sunulmayan- … tarih ve ...sayılı yazısının ekinde yer alan ve davacıya ait olduğu belirtilen dilekçe ile davacının Türk vatandaşlığını yeniden kazanmak üzere yaptığı başvuru üzerine 31/10/1999 tarihinde davacı yeniden Türk vatandaşlığını kazanmıştır.
Türk vatandaşlığını yeniden kazandığına ilişkin kendisine bir bildirim yapılmadığını ileri süren davacı tarafından 30/11/2021 tarihinde kayda giren dilekçe ile bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
USÛL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu; 2. fıkrasında, bu sürelerin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı; 4. fıkrasında ise, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, dava konusu karar tarihinde yürürlükte bulunan ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 47. maddesi ile 12/06/2009 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılan (Mülga) 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Resmi Gazete ile Yayın" başlıklı 45. maddesinde, "Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığına alınanlardan gerekli görülenler ile Türk vatandaşlığını kaybedenlerin tam hüviyetleri Resmi Gazetede yayımlanır.
Bunlardan adresi bilinmeyenler hakkında ilanen tebliğ, bu yayım tarihinden itibaren bir yıl sonra yapılmış sayılır. " hükmü yer almaktadır.
Davacı, yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin kararın varlığından haberdar olmasının ardından bakılan davayı açtığını ifade etmiştir. Bakılan dava 30/11/2021 tarihinde Cumhurbaşkanlığına karşı açılmıştır.
İdari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı kuralı, idari işlemlerin idare tarafından ilgililere açık ve anlaşılır bir biçimde duyurulması ve ilgililerin bu işlemlere karşı idari yollara veya dava yoluna başvurmalarına olanak sağlanması amacını taşımaktadır. Bununla birlikte, yazılı bildirimin yapılmadığı, dolayısıyla idari işlemin niteliğinin ve hukuki sonuçlarının davacı tarafından daha sonra öğrenildiği davalarda, kural olarak, bilgi edinmenin (ıttılanın) yazılı bildirimin sonuçlarını doğuracağı ve dava açma süresine başlangıç alınacağı Danıştay içtihatlarıyla kabul edilmiştir. Ancak bu istisnai durumun kabulü, daha açık bir ifadeyle bilgi edinmenin dava açma süresinin başlangıcına esas alınması, idari işlemin niteliği ve doğurduğu hukuki sonuç itibarıyla davacılar tarafından daha sonra öğrenilmesi ve öğrenme tarihinin açık bir şekilde ortaya konulması koşuluna bağlı olup; bu koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği açılan idari davada; ancak idari yargı merciince karara bağlanabilir. Bir başka deyişle, her tür bilgi edinmenin (ıttılanın) idari dava açma süresine başlangıç alınacağı şeklindeki genel bir kabul, Anayasa'nın 125. maddesi ve 2577 sayılı Kanun'la bağdaşmayacaktır.
Vatandaşlığın Devlet ile kişi arasında kurulan karşılıklı hak ve borçlar doğuran özel bir hukuki ilişki olması nedeniyle bu hukuki ilişkiye etki eden kararların yazılı olarak bildirilmesi, Anayasa'da güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün gereğidir.
Bu çerçevede, Dairemizin 14/12/2021 tarihli ara kararı ile “...Davalı idareden; Bakanlar Kurulunun 13/07/1998 tarih ve 98/11477 sayılı kararı ile Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verildiği belirtilen davacı ...'ın (kızlık soyadı ile ...) Türk vatandaşlığına alınmasına yönelik Bakanlar Kurulu kararı olup olmadığının sorulmasına, böyle bir karar var ise bu karara yönelik bilgi ve belgelerin istenilmesine...” karar verilmiştir.
İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün ...tarih ve ... sayılı yazısı ile yukarıda yer verilen süreçten bahsedilerek davacının 31/10/1999 tarihinde yeniden vatandaşlığa alındığı ifade edilmiştir. Öte yandan, buna yönelik herhangi bir bilgi ve belge dosyaya sunulmamıştır.
Bu kez de Dairemizin 09/03/2022 tarihli ara kararı ile “...Davalı idareden; Davacının yeniden Türk vatandaşlığı kazanmak için yaptığı başvuru dilekçesinin ve davacının yeniden Türk vatandaşlığı kazanmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının istenilmesine...” karar verilmiştir.
Ara kararımıza yönelik olarak bir cevap verilmemiş; herhangi bir bilgi ve belge dosyaya sunulmamıştır.
Dairemizin 07/03/2023 tarihli hasım düzeltme kararı ile İçişleri Bakanlığı da davalı konumuna alınmış ve sonrasında dava dilekçesi davalı idarelere tebliğ edilmiştir.
Dilekçeler aşamasında da davalı idareler tarafından ara kararımızda belirtilen iş ve işlemlere yönelik bilgi ve belge dosyaya sunulmamıştır.
Sonuç olarak, dava dosyasında, davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 31/10/1999 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ve davacının yeniden Türk vatandaşlığını kazanmak amacıyla yaptığı başvuruya yönelik olduğu davalı idarelerce ileri sürülen dilekçenin dava dosyasında yer almadığı görülmüş; davacıya ait nüfus kayıt örneğinin "düşünceler" kısmından, davacının mülga 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca 31/10/1999 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile yeniden Türk vatandaşlığını kazandığı anlaşılmıştır.
Bu hâliyle, davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin dava konusu 31/10/1999 tarihli Bakanlar Kurulu kararının davacıya tebliğ edildiğine ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığından, davaya konu kararın davacı tarafından, dava açma süresi içinde öğrenildiğinin kabulüyle bu tarihten itibaren Kanun'da öngörülen süre içerisinde açılan davada süre aşımının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
Dava konusu karar tarihinde yürürlükte bulunan ve 5901 sayılı Kanun'un 47. maddesi ile 12/06/2009 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılan (Mülga) 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Genel olarak vatandaşlığa alınma " başlıklı 6. maddesinde, "Aşağıdaki şartları taşıyan yabancılar Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığına alınabilirler.
"Vatandaşlığa alınmasını istiyen kişi,
a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk Kanununa göre reşit olmalıdır.
b) Müracaat tarihinden geriye doğru Türkiye'de 5 yıl ikamet etmiş olmalıdır.
c) Türkiye'de yerleşmeye kara r verdiğini davranışı ile teyit etmiş olmalıdır.
ç) İyi ahlâk sahibi olmalıdır.
d) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden hastalığı bulunmamalıdır.
e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmelidir.
f) Türkiye'de kendisinin ve geçimi ile yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlıyacak gelire veya mesleke sahip olmalıdır.
" hükmü;
"Yeniden vatandaşlığa alınma" başlıklı 8. maddesinde, "Bu kanuna göre Türk vatandaşlığını kaybetmiş olanları, Bakanlar Kurulu ikamet şartı aranmaksızın yeniden vatandaşlığa alabilir. 35 inci madde hükmü saklıdır." hükmü yer almaktadır.
06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11/2/1964 Tarihli ve 403 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 01/07/1964 tarih ve 11742 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan (Mülga) 11/2/1964 Tarihli ve 403 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'in davaya konu karar tarihindeki hâliyle "Yeniden vatandaşlığa alınma (tekrar iktisap)" başlıklı 12. maddesinde,
"Türk Vatandaşlığı Kanununa göre, Türk vatandaşlığını, kaybetmiş olanları, Bakanlar Kurulu ikamet şartı aranmaksızın yeniden vatandaşlığa alabilir.
...
Yeniden vatandaşlığa alınma hakkından yararlanacaklar şunlardır:
...
b) Resmî izinle Türk vatandaşlığından çıkanlar,
..."
"Karar ve tescil" başlıklı 17. maddesinde,
"İçişleri Bakanlığına gelen, vatandaşlığa alınma isteklerine ait dosyalar üzerinde, Nüfus İşleri Genel Müdürlüğü Vatandaşlık Şubesince teknik incelemeler yapılır ve eksikler tamamlatıldıktan sonra Hükümetçe ve İçişleri Bakanlığınca vatandaşlığa alınma bakımından, verilmiş prensip kararları ışığı altında her türlü soruşturmayı yapmak ve yabancının Türk vatandaşlığına alınmasında sakınca bulunup bulunmadığını tesbit etmek ve düşüncesini belirtmek üzere dosya Emniyet Genel Müdürlüğüne verilir.
Gelecek karşılık üzerine İçişleri Bakanlığı ilgili yabancının Türk vatandaşlığına alınması veya isteğinin reddi teklifini Bakanlar Kurulu kararına bağlamak üzere usulü dairesinde Başbakanlığa sunar. Bakanlar Kurulundan alınacak karar ilgiliye ve müracaat makamlarına tebliğ olunur. Vatandaşlığa alınanların nüfus kütüklerinde açılacak yeni hanelere kayıtları yapılıp nüfus hüviyet cüzdanları kendilerine verilir ve pasaportları alınır." kuralına yer verilmiştir.

Dava Konusu Kararın İncelenmesi:
Vatandaşlık; genel olarak Devlet ile kişi arasında kurulan hukuki bir ilişki olarak tanımlanmaktadır. Bu ilişkiye taraf olan Devlet ile kişi arasında karşılıklı hak ve borçlar doğuran bir hukuki bağ kurulmaktadır. Vatandaşlığın; kişinin hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesindeki bu önemi nedeniyle her kişinin bir vatandaşlığa sahip olması ve bu vatandaşlıktan keyfi olarak yoksun bırakılmaması hakkı, insan hak ve özgürlükleri arasında kabul edilmiştir. Bu nedenle Anayasa ve Türk Vatandaşlığı Kanunu'nda, vatandaşlığın kazanılması, vatandaşlıktan çıkma veya çıkarılma belirli koşullara bağlanmış, bu hususlara ilişkin hukuki tasarruflara karşı yargı yoluna başvurabilme olanağı tanınmıştır. Bu itibarla Devletin, sözü edilen tasarruflarda bulunurken ilgili kişinin vatansızlık da dahil herhangi bir mağduriyete uğramaması için gerekli dikkat ve özeni göstermesi ve gerekirse kişiyi konuyla ilgili olarak bilgilendirmesi gerekmektedir.
Dosyadaki mevcut bilgi-belgelerden ve dava dilekçesindeki beyanlardan da anlaşıldığı üzere, davacının Alman vatandaşlığını kazanmak için zorunlu olarak Türk vatandaşlığından çıkma izni isteminde bulunduğu hususunda bir duraksama bulunmamaktadır. Davalı idareler tarafından, davacının yeniden Türk vatandaşlığı kazanmak amacıyla başvuruda bulunduğu ileri sürülmüş ve buna yönelik bilgi ve belgeler Dairemizin ara kararı ile davalı taraftan istenilmişse de var olduğu belirtilen başvuru dilekçesi örneğinin dosyaya sunulamadığı anlaşılmaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgeler çerçevesinde, yeniden Türk vatandaşlığı kazanma amacıyla davacı tarafından yapılan bir başvurunun olmadığı dikkate alındığında; davacının bu yönde bir irade beyanının bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Dolayısıyla davacının iradesini yansıtan bir başvuru olmaksızın yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına yönelik Bakanlar Kurulu kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Diğer yandan, mülga 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 8. maddesine göre, yeniden Türk vatandaşlığının kazanılabilmesi için (var olsa bile) başvuru dilekçesi yeterli olmayıp ilgililerin ikamet şartı hariç Kanun'un 6. maddesinde sayılan koşullara sahip olması gerekmektedir. Dolayısıyla, Kanun'un 6. maddesinde sayılan koşullara davacının sahip olup olmadığı yönünde bir inceleme ve araştırma yapılmadan, sadece varlığı öne sürülen başvuru dilekçesine dayanılarak davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararında bu yönüyle de hukuka uyarlık görülmemektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 31/10/1999 tarihli Bakanlar Kurulu kararının davacıya ilişkin kısmının İPTALİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi hâlinde davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 09/11/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.