Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/5082 E. , 2023/5230 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/5082
Karar No : 2023/5230
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
2- … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Hukuk Müş. Yrd. V. …
DİĞER DAVALI : … Valiliği / …
İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacılar ile davalı İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 22/04/2016 tarihinde Suriye ülkesinin kuzeyindeki DAEŞ terör örgütünün hakimiyetinde bulunan bölgeden fırlatıldığı tespit edilen roket mermisinin Kilis iline düşerek patlaması sonucunda müşterek çocukları ...'nın vefat etmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık müteveffanın babası ... için 10.000,00 TL (miktar artırımı ile 65.574,55 TL) maddi, 60.000,00 TL manevi; annesi ... için 10.000,00 TL (miktar artırımı ile 78.210,19 TL) maddi ve 60,000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davacıların oğlunun hayatını kaybetmesi olayının terör eylemi sonucu gerçekleştiği açık olduğundan idarenin bu durumdan sosyal risk ilkesi uyarınca (genel hükümler kapsamında) sorumlu olduğu anlaşıldığından davacının zararlarının tazmin edilmesi gerektiği, davacıların oğlunun hayatını kaybetmesine neden olan olayla ilgili herhangi bir istihbari bilgi bulunmaması ve olayın gelişimi bakımından idareyi kusurlandıracak sebebin olmaması nedeniyle davalı idarelerin kusur sorumluluğundan bahsetmeye hukuken olanak bulunmadığı, bu itibarla, davacıların olay nedeniyle uğradığı maddi zararın sosyal risk ilkesine dayanılarak genel hükümlere göre davalı idare tarafından karşılanması gerektiği, yapılan bilirkişi incelemesinde meydana gelen maddi zararın anne ... için 62.667,22 TL ve baba ... için 50.031,58 TL olmak üzere toplam 112,698,80 TL olduğunun tespit edildiği de dikkate alındığında, bu tutarın tazminat olarak davalı idarece davacılara ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı, davacıların manevi tazminat istemine ilişkin kısmına gelince, davacıların manevi değerlerinde meydana gelen eksilme ile duyulan acı, üzüntü ve sarsıntı karşılığı olarak, anne ... ve baba ... için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi tazminatın davacılara ödenmesi gerektiği, davacılar tarafından, dava dilekçesinde talep edilen maddi ve manevi tazminata yasal faiz işletilmesinin talep edilmediği ancak miktar artırım dilekçesinde ise anne ve baba için ayrı ayrı 60.000,00 TL olmak üzere toplam 120.000,00 TL manevi tazminata olayın gerçekleştiği 22/04/2016 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasının talep edildiği görülmekle, söz konusu miktar artırım dilekçesi talep edilen manevi tazminat miktarını artırmasa da uygulanacak faizin manevi tazminatın feri niteliğinde olduğu dikkate alındığında, hükmedilecek manevi tazminata yasal faiz işletilmesi gerektiği, ancak hükmedilecek manevi tazminata olay tarihinden itibaren değil davacıların miktar artırım dilekçesinin davalı idarelere tebliğ edildiği 13/09/2018 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği, öte yandan, davacılar tarafından, ne dava dilekçesinde ne de miktar artırım dilekçesinde maddi tazminata yasal faiz işletilmesi yönünde bir talepte bulunulmadığı dikkate alındığında, hükmedilecek maddi tazminat yönünden yasal faiz işletilmemesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin davacı ... için 62.667,22 TL'lik ve ... için 50.031,58 TL'lik kısmının kabulüne, hükmedilen toplam 112.698,80 TL maddi tazminatın davalı idareler tarafından davacılara ödenmesine, manevi tazminat isteminin davacı ... için 50.000,00 TL'lik ve ... için 50.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, hükmedilen toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın miktar artırım dilekçesinin davalı idarelere tebliğ edildiği 13/09/2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı idareler tarafından davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat istemlerinin ve 13/09/2018 tarihinden önceki döneme ilişkin yasal faiz işletilme talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, olayda, Suriye ülkesinden Kilis iline fırlatılan roket nedeniyle davacıların yakınının vefat etmesinde kamu hizmetinin yürütülmesinde idareye bir kusur atfedilemeyeceği, uyuşmazlığın sosyal riskin terör olayları için yasalaşmış hali kabul edilen 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan tanım ve sınırlandırılmalar çerçevesinde ve manevi tazminat istemine ilişkin uyuşmazlığın ise genel hükümler kapsamında karara bağlanması gerektiği, istinafa konu kararın, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin davalı idarelerin istinaf başvurusunun incelenmesinden, bakılan dava, genel hükümler kapsamında açılmış olsa da, hükmedilecek tazminat tutarının sosyal risk ilkesinin kanunlaşmış hali olarak kabul edilen 5233 sayılı Kanun ile öngörülen tazminat tutarını geçemeyeceği, 5233 sayılı Kanun ile Danıştay ve Anayasa Mahkemesi'nin içtihatı gereğince davacının lehine olacak şekilde son işlem tarihinde geçerli olan gösterge ve katsayı üzerinden maddi zararının hesaplanması gerektiğinden, 2017 yılının ilk dönem cetvelinin hükme esas alındığı, bu durumda, 2017 yılının ilk dönemi için geçerli olan hesap cetveline göre ölüm için ödenecek tazminat tutarı olan 33.620,30 TL'nin davacılara miras hisseleri oranında ödenmesi gerektiği, bu tutarı aşan miktarda ve genel hükümler kapsamında maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmesinde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varıldığı, istinafa konu kararın, davanın manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden istinaf başvurusunun incelenmesinden, istinaf başvurularına konu kararın bu kısmının dayandığı gerekçenin hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı gerekçesiyle, maddi tazminat isteminin kabulüne yönelik davalı idarelerin istinaf başvurularının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 33.620,30 TL'nin idareye başvurunun yapıldığı 14/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce davacılara miras hisseleri oranında ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat istemlerinin reddine ve 33.620,30 TL'yi aşan İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin davalı tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, genel hükümlere göre de tazminat talep edildiği, dilekçe ret kararından önce maddi tazminat için de faiz istenildiği, manevi tazminatın düşük takdir edildiği iddialarıyla; davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, önlenemez nitelikteki olaydan dolayı sorumluluklarının bulunmadığı, manevi tazminatın koşullarının oluşmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının çok yüksek olduğu, idarelerinin harçtan muaf olduğu iddialarıyla; davalı Milli Savunma Bakanlığı tarafından ise, olay nedeniyle sorunluluklarının bulunmadığı, maddi ve manevi tazminat istemlerinin çok yüksek olduğu, manevi tazminata karar tarihinden itibaren faiz iletilmesi gerektiği, idarelerinin harçtan muaf olduğu iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davacılar ve davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, karşılıklı olarak temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davalılar Milli Savunma Bakanlığı ve Kilis Valiliği tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacıların temyiz isteminin reddi, davalı İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığının temyiz isteminin kısmen kabulü kısmen reddi ile temyize konu kararın davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerine yönelik kısımlarının onanması, kabul edilen maddi ve manevi tazminat miktarına faiz işletilmesine yönelik kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden, 22/04/2016 tarihinde Suriye ülkesinin kuzeyindeki DAEŞ terör örgütünün hakimiyetinde bulunan bölgeden fırlatıldığı tespit edilen roket mermisinin Kilis iline düşerek patlaması sonucunda davacıların müşterek çocuğu ...'nın vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Davacılar tarafından müşterek çocuklarının vefatı sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın karşılanması talebiyle davalı İçişleri Bakanlığına 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında yapılan 14/03/2017 tarihli başvurunun reddi üzerine uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık müteveffanın babası ... için 10.000,00 TL (miktar artırımı ile 65.574,55 TL) maddi, 60.000,00 TL manevi; annesi ... için 10.000,00 TL (miktar artırımı ile 78.210,19 TL) maddi ve 60,000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''Tebligat ve cevap verme'' başlıklı 16. maddesinde, ''(1) Dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunma davacıya tebliğ olunur. (2) Davacının ikinci dilekçesi davalıya, davalının vereceği ikinci savunma da davacıya tebliğ edilir. Buna karşı davacı cevap veremez. Ancak, davalının ikinci savunmasında, davacının cevaplandırmasını gerektiren hususlar bulunduğu, davanın görülmesi sırasında anlaşılırsa, davacıya cevap vermesi için bir süre verilir. (3) Taraflar, yapılacak tebliğlere karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebilirler. Bu süre, ancak haklı sebeplerin bulunması halinde, taraflardan birinin isteği üzerine görevli mahkeme kararı ile otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. Sürenin geçmesinden sonra yapılan uzatma talepleri kabul edilmez. (4) Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler.'' hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize Konu Kararın Davacıların Maddi ve Manevi Tazminat İstemlerine Yönelik Kısımlarının İncelenmesi:
Bölge idare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın belirtilen kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize Konu Kararının Kabul Edilen Maddi ve Manevi Tazminat Miktarına Faiz İşletilmesine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Yukarıda açık metnine yer verilen 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesindeki hüküm, yerleşik idari yargı kararlarında, iddianın ve savunmanın genişletilmesi/değiştirilmesi yasağının dayanağı olarak kabul edilmektedir. Anılan hüküm nedeniyle, dava dilekçesinin mahkeme kayıtlarına girmesinin ardından (dava açma süresi içerisinde verilen dilekçeler hariç olmak üzere), verilen başka dilekçeler ile aynı davada, dava dilekçesinde yer almayan bir talepte bulunulamayacaktır. Bu nedenle, mahkeme tarafından, sonradan bulunulan talepler hakkında inceleme yapılarak hüküm kurulmasına olanak bulunmamaktadır.
Bu hususun tek istisnası ise; tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanunun 4. maddesi ile eklenen ''Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.'' hükmüdür.
6459 sayılı Kanun'un 4. maddesinin gerekçesinde, "AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır." ifadesine yer verilmiştir.
Anılan düzenleme ile birlikte, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar bir defaya mahsus artırılmasına olanak tanınmış, miktar artırım yolu ile faiz talep edilebilmesine yönelik bir düzenleme öngörülmemiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacılar tarafından toplam 20.000,00 TL maddi, 120.000,00 TL manevi tazminat istemiyle görülen davanın açıldığı, dava dilekçesinde faiz talep edilmediği, 05/09/2018 tarihinde kayıtlara giren miktar artırım dilekçesi ile dava dilekçesinde istenilen maddi tazminat miktarının mütevaffanın babası ... için 65.574,55 TL, annesi ... için 78.210,19 TL olarak artırıldığı, miktar artırım dilekçesinde manevi tazminat istemi için olay tarihinden itibaren faiz talep edildiği, maddi tazminat istemi için faiz talep edilmediği, İdare Mahkemesince maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, hükmedilen manevi tazminata miktar artırım dilekçesinin davalı idarelere tebliğ edildiği 13/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verildiği, temyize konu karar ile de manevi tazminata yönelik istinaf başvurularının reddedildiği, maddi tazminata yönelik hükmün ise kaldırılarak yeniden maddi tazminata hükmedildiği ve hükmedilen maddi tazminatın idareye başvurunun yapıldığı 14/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacıların, dava açma süresi geçtikten sonra miktar artırım dilekçesinde gündeme getirdiği yasal faiz talebi, "taleple bağlılık" kuralının istisnası olan miktar artırımı kapsamında olmayıp, "davanın genişletilmesi" kapsamında olduğundan, hükmedilen tazminata yasal faiz işletilmesine hukuki olanak bulunmamaktadır.
Bu itibarla, temyize konu kararın hükmedilen maddi ve manevi tazminata yasal faiz işletilmesine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin REDDİNE, davalı İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığının temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerine yönelik kısımlarının ONANMASINA, kabul edilen maddi ve manevi tazminat miktarına faiz işletilmesine yönelik kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 05/10/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!