Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/4651 E. , 2023/6177 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/4651
Karar No : 2023/6177
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- Kendi adına asaleten … adına velayeten … 2- …3- …4- …5- …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. V. …
2- … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN_KONUSU : Davacılar tarafından, yakınları ...'ın Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi, ... Mahallesinde 20/08/2016 tarihinde düğün merasimi esnasında terör örgütünce gerçekleştirilen canlı bomba saldırısı sonucu vefat etmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık müteveffanın eşi ... için 100,00 TL (miktar artırımı ile 333.440,31 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi; kızı ... için 100,00 TL (38.852,41 TL) maddi, 60.0000 TL manevi; babası ... için 100,00 TL (miktar artırımı ile 95.450,74 TL) maddi, 60.000,00 TL manevi, diğer davacılar olan kardeşleri için ayrı ayrı 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, manevi tazminat isteminin ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL, kardeşler ..., ... ve ... her biri için ayrı ayrı 15.000,00'er TL olmak üzere toplam 195.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin kısmının ise reddine, maddi tazminat isteminin ise ... için 233.674,13 TL, ... için 9.164,16 TL ve ... için ise 95.450,74 TL olmak üzere toplam 338.289,03 TL'lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin kısmının ise reddine, kabul edilen 195.000,00 TL manevi tazminat ile 300,00 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 19/04/2017 tarihinden itibaren, maddi tazminat talebinin miktar artırımı ile artırılan 337.989,03 TL'lik kısmı yönünden ise, miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 31/05/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idareler tarafından aidiyetine göre davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, kararın maddi tazminata ilişkin kısmı incelendiğinde, öncelikle terör olayı olduğu kabul edilen dava konusu olayda idarenin hizmet kusuru/kusursuz sorumluluk halinin bulunup bulunmadığının araştırılıp bu haller yok ise sosyal riskin terör olayları için yasalaşmış hali kabul edilen 5233 sayılı Kanun kapsamında olayın değerlendirmesi gerektiği, oluşan zararda idarenin kusur veya kusursuz sorumluluğunu gerektirecek herhangi bir işlem ya da eylemi olmadığı görülmekte olup, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında, davalı idarenin olayın meydana gelmesinde hizmet kusuru ya da kusursuz sorumluluğu bulunmadığı, bu itibarla uyuşmazlığın 5233 sayılı Kanun ile yapılan tanım ve sınırlandırılmalar çerçevesinde karara bağlanması gerektiği, 5233 sayılı Kanun'un amacı, gerekçesi ve 12. madde metninin birlikte değerlendirilmesinden, sulhnamenin imzalanmasından sonra dava açılmasına hukuki olanak bulunmadığı, davacı vekilinin söz konusu olaydan sonra Gaziantep Valiliği Zarar Tespit Komisyonu'na başvurduğu, başvurusu neticesinde vefat nedeniyle komisyon ve davacı vekili arasında sulhname imzalandığı, sulhname ile davacı tarafın uğradığı zararların tazmin edilmek suretiyle uyuşmazlığın maddi tazminat açısından ortadan kalktığı, tarafları bağlayıcı nitelik taşıyan ve imzalama aşamasında davacının iradesini fesada uğratan herhangi bir hususun bulunmadığı görülen sulhname sonucu uyuşmazlığın tekrar yargıya taşınmasının mümkün olmadığı sonucuna varıldığından ve Mahkeme kararının maddi tazminatın kabule ilişkin kısmında hukuka uygunluk görülmediğinden bu yönden tarafların istinaf başvurularının kabulüne, maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, kararın manevi tazminata ilişkin kısmı incelendiğinde, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmı hukuka uygun olup taraflar tarafından ileri sürülen hususlar, kararın manevi tazminata ilişkin kısmının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, kararın manevi tazminata yönelik istinaf başvurusunun reddi gerektiği gerekçesiyle kararın manevi tazminata ilişkin kısmı hukuka uygun bulunduğundan, tarafların kararın bu kısmına yönelik istinaf başvurularının reddine, istinaf başvurularının kısmen kabulü ile kararın maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasına, maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, maddi tazminat istemlerinin genel hükümlere göre olduğu, 5233 sayılı Kanuna göre değerlendirme yapılmasının isabetsiz olduğu, imzalanan sulhnamede fazlaya ilişkin hakların saklı bırakıldığının belirtildiği, olayın özel koşulları dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminatın düşük belirlendiği, her bir davacı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, hükmedilen tazminata işleyecek faizin başlangıç tarihinin idareye başvuru tarihi olması gerektiği, iddialarıyla; davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, olayın 5233 sayılı Kanun kapsamında kaldığı, ancak başvuru yapılmadan dava açıldığı, olay 5233 sayılı Kanun kapsamında bulunduğundan manevi tazminat talebinin yersiz olduğu, idarelerinin harçtan muaf olduğu, reddedilen tazminat tutarı yönünden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği iddialarıyla; davalı Gaziantep Valiliği tarafından ise, olayın 5233 sayılı Kanun kapsamında kaldığı, ancak başvuru yapılmadan dava açıldığı, olay 5233 sayılı Kanun kapsamında bulunduğundan manevi tazminat talebinin yersiz olduğu, idarelerinin harçtan muaf olduğu, reddedilen tazminat tutarı yönünden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davalı … Bakanlığı tarafından davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacılar ve diğer davalı … Valiliği tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava, davacılar tarafından, yakınları ...'ın Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi, ... Mahallesinde 20/08/2016 tarihinde düğün merasimi esnasında terör örgütünce gerçekleştirilen canlı bomba saldırısı sonucu vefat etmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık müteveffanın eşi ... için 100,00 TL (miktar artırımı ile 333.440,31 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi; kızı ... için 100,00 TL (38.852,41 TL) maddi, 60.0000 TL manevi; babası ... için 100,00 TL (miktar artırımı ile 95.450,74 TL) maddi, 60.000,00 TL manevi, diğer davacılar olan kardeşleri için ayrı ayrı 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
Öte yandan, Gaziantep 8. Noterliği'nin … tarih ve … yevmiye numaralı mirasçılık belgesine göre ...'ın mirasçılarının kızı ... ve eşi ... olduğu anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un, 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 8. maddesinin 1. fıkrasında, ''7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.''; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Cumhurbaşkanı, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.''; 12. maddesinde, "Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.'' hükümleri bulunmaktadır.
Anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler" başlıklı 21. maddesinde de, "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır." kuralı bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize Konu Kararın Davacıların Manevi Tazminat İstemleri ile ... ve ...'ın Maddi Tazminat İstemlerine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bu kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize Konu Kararın Davacı ...'ın Maddi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Davaya konu olayın terör eylemi olduğu, olaya özgü olarak davalı idarelere ulaşan herhangi ihbar ve istihbari bilginin bulunmadığı göze alındığında idarelerinin hizmet kusuru sorumluluğundan söz edilemeyeceği, ayrıca idari eylem ile davacıların uğradığı zarar arasında illiyet bağı bulunmaması; bir başka ifadeyle zararın, idareye tümüyle yabancı üçüncü kişiler olan terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilmesi karşısında davalı idarenin kusursuz sorumluluğundan da söz edilemeyeceği, 5233 sayılı Kanun'un yürürlüğünden sonra meydana gelen ve idarenin kusur ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı terör olaylarında da anılan Kanun uygulanarak, uyuşmazlığın maddi tazminat istemine yönelik kısmının anılan Kanun kapsamında çözülmesi gerektiği yönündeki değerlendirmeler Diareimizce de yerinde görülmüştür.
Bununla birlikte, 5233 sayılı Kanun kapsamında çözülmesi gereken uyuşmazlıkta, müteveffanın babası ...'ın maddi tazminat isteminin, Kanunda yalnızca vefat edenin mirasçılarına ödeme yapılmasının öngörüldüğü, ...'ın ise mirasçı sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle reddi gerekirken, sulhname ile davacı tarafın uğradığı zararların tazmin edilmek suretiyle uyuşmazlığın maddi tazminat açısından ortadan kalktığı gerekçesiyle reddedilmesinde sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamakta olup dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin REDDİNE,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacıların manevi tazminat istemleri ile ... ve ...'ın maddi tazminat istemlerine yönelik kısmının ONANMASINA, ...'ın maddi tazminat istemine yönelik kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin aidiyetine göre iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 31/10/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!