Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/4083 E. , 2023/6180 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/4083
Karar No : 2023/6180
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) :... Bakanlığı
VEKİLİ : ...
İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi, ... Mahallesinde 20/08/2016 tarihinde düğün merasimi esnasında terör örgütünce gerçekleştirilen canlı bomba saldırısı sonucu yaralanması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 1.000,00 TL (miktar artırımı ile 145.705,02 TL) maddi, 130.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacının terör eylemi sonucu özel ve olağandışı bir zarara uğradığı, bu çerçevede olayda idarenin hizmet kusuru saptanamamakla birlikte, meydana gelen zararın kusursuz sorumluluk ilkesinin bir türü olan sosyal risk ilkesi uyarınca tazmini gerektiği tespit ve takdir edildikten sonra, davacının maddi ve manevi zararların tespit ve takdiri gerektiği, davacının maddi tazminat talebi ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede, düzenlenen bilirkişi raporunda özetle, davacının sürekli iş gücü kaybının %22 olarak tespit edildiği ve efor kaybına bağlı maddi tazminat tutarının ise 145.705,02 TL olarak hesaplandığı, davacının yaralanmasına neden olan olayda davalı idarenin sosyal risk ilkesi uyarınca kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, davacının ise herhangi bir kusurunun bulunmadığı dikkate alındığında, davacının 145.705,02 TL maddi tazminat isteminin kabülü gerektiği sonucuna varıldığı, kabul edilen maddi tazminata faiz işletilmesi yönünden, her ne kadar davacı vekili tarafından sunulan miktar artırım dilekçesinde "başvuru tarihi olan 02/01/2017 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması" talep edilmişse de başvuru tarihinin 30/11/2016 tarihi olduğu anlaşıldığından, söz konusu faiz talebinin 30/11/2016 tarihi itibariyle uygulanması gerektiği, bu durumda, davacıya ödenecek olan maddi tazminatın 1.000,00 TL'lik kısmına idareye başvuru tarihi olan 30/11/2016 tarihinden, 144.705,02 TL'lik kısmına ise miktar arttırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 14/01/2020 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiği, davacının manevi tazminat talebi ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede, tazminat istemine konu olan terör olayının meydana geliş şekli, davacının %22 oranında iş gücü kaybının bulunması ve sosyo ekonomik durumu dikkate alındığında, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek, idarenin sorumluluğunu ortaya koyacak ve aynı zamanda zenginleşmeye de sebebiyet vermeyecek düzeyde bir manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği gözetilerek, davacının 20.000,00 TL manevi tazminat talebinin kabulü gerektiği sonucuna varıldığı, kabul edilen manevi tazminata faiz işletilmesi yönünden, davacı için takdir edilen manevi tazminata idari başvurunun idare kayıtlarına girdiği 30/11/2016 tarihinden itibaren yasal yasal faiz uygulanması gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davacının maddi tazminat isteminin tamamı olan 145.705,02 TL'nin kabulü ile maddi tazminatın 1.000,00 TL'lik kısmına idareye başvuru tarihi olan 30/11/2016 tarihinden, 144.705,02 TL'lik kısmına ise miktar arttırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 14/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, davacının 130.000,00 TL'lik manevi tazminat isteminin 20.000,00 TL'lik kısmının kabulü ile idareye başvuru tarihi olan 30/11/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin ise reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, uyuşmazlık konusu olayda, davacının yaralanmasında idareye yüklenecek atfı kabil bir kusurun bulunmadığı, bu itibarla, davacının maddi tazminat istemine ilişkin uyuşmazlığın sosyal riskin terör olayları için yasalaşmış hali kabul edilen 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan tanım ve sınırlandırılmalar çerçevesinde ve manevi tazminat istemine ilişkin uyuşmazlığın ise genel hükümler kapsamında sosyal risk ilkesi gereğince karara bağlanması gerektiği, istinafa konu kararın maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının incelenmesinden, olayda, davacının ileri sürdüğü yaralanma olayına ilişkin olarak Gaziantep Dr.Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nce düzenlenen ... tarih ve ... sayılı 'engelli sağlık kurul raporu' ile % 22 oranında sürekli engelli olduğunun tespit edildiği, meydana gelen yaralanma olayında idareye atfedilecek kusurun bulunmaması nedeniyle, olayın 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, olayda, davacının tazminat istemli başvurusuna karşı davalı idarece tesis edilmiş son işleminin 2577 sayılı Kanunun 13. maddesi kapsamında ön karar niteliğinde bulunan dava konusu işlem olduğu, bu ret işleminin de 2017 yılının Ocak ayında tesis edildiği görülmekle, mevzuat ile Danıştay ve Anayasa Mahkemesi'nin içtihatı gereğince davacının lehine olacak şekilde son işlemin tesis edildiği tarih için geçerli olan 01/01/2017 - 30/06/2017 tarihleri arası için öngörülen gösterge ve katsayı üzerinden maddi zararının hesaplanması gerektiği, bu doğrultuda hesap cetveline göre davacının % 22 oranındaki maluliyet durumuna denk gelen maddi zararının 6.724,06 TL olduğu, maddi zararının zarar hesabının güncel tarihli olması nedeni ile dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmin edilmesine ve bu miktarı aşan maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, istinafa konu kararın manevi tazminata ilişkin kısmının incelenmesinden, istinaf başvurusuna konu kararın bu kısmının ve dayandığı gerekçenin hukuka ve usule uygun olduğu, kararın bu kısmının kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı gerekçesiyle kararın manevi tazminat kısmına ilişkin istinaf taleplerinin reddine, maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 1.000,00 TL'lik kısmına idareye başvuru tarihi olan 30/11/2016 tarihinden, 5.724,06 TL'lik kısmına ise miktar arttırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 14/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, maddi tazminat isteminin genel hükümlere göre hesaplanarak karşılanması gerektiği, olayın özel koşulları ve yarattığı etki düşünüldüğünde hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğu iddialarıyla; davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, terör saldırısı ile ilgili olarak önceden alınan istihbari bir bilginin bulunmadığı, olayın 5233 sayılı Kanun kapsamında çözümlenmesi gerektiği, 5233 sayılı Kanunda ise manevi tazminat düzenlenmediğinden manevi tazminata hükmedilemeyeceği, manevi tazminat koşullarının da oluşmadığı iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabulü, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü kısmen reddi ile temyize konu kararın maddi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının onanması; manevi tazminata, reddedilen maddi tazminata ve faize ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı tarafından, Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi, ... Mahallesinde 20/08/2016 tarihinde düğün merasimi esnasında terör örgütünce gerçekleştirilen canlı bomba saldırısı sonucu yaralanması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle davalı İçişleri Bakanlığı'na 30/11/2016 tarihli dilekçe ile başvuruda bulunulduğu, söz konusu başvurunun Gaziantep Valiliği'ne iletildiği, Gaziantep Valiliği'nin ... tarih ve ... sayılı yazısı ile maddi tazminat istemi yönünden Zarar Tespit Komisyonuna müracaatının bulunmadığı belirtilerek başvurunun reddi üzerine olay nedeniyle meydana gelen zararlarının tazmini istemiyle 28/02/2017 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile bakılmakta olan davanın açıldığı, dava dilekçesinde faiz istemine yer verilmediği, 06/01/2020 tarihinde kayıtlara giren miktar artırım dilekçesinde maddi tazminat istemi 145.705,02 TL olarak artırılarak, talep edilen maddi ve manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olarak belirtilen 02/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, olay sonucu davacı uzun bir süre vücudundaki yanıklar ve şarapnel parçaları nedeniyle yoğun bakım, genel cerrahi servisi ve fizik tedavi bölümünde tedavi görmüş, Gaziantep Dr. Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesinin ... tarih ve ... rapor numaralı 'Engelli Sağlık Kurulu Raporunda,' "bera ipsi 21,1 s/klik abr de v. dalga sol kulakta 48dbnhl de gözlendi.ipsi 21,1 s/klik abr de v. dalga sağ kulakta 45 dbnhl de gözlendi, yapılan fm'de ed3 tendonu calışmıyor, cerrahi önerildi" teşhis ve bulgularına yer verilerek davacı ...'in %22 oranında özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı bulunduğu, raporun sürekli olduğu belirtilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
Yine, Anayasa'nın 2. maddesinde, Devletin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış; 5. maddesinde, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmış olup, "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu vurgulanmıştır.
Bu düzenlemelerden, tüm vatandaşların yaşama haklarının, devlet güvencesi ve onun pozitif yükümlülüğü kapsamı içinde koruma altında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, 17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un, 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 8. maddesinin 1. fıkrasında, ''7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.''; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Cumhurbaşkanı, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.''; 12. maddesinde, "Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.'' hükümleri bulunmaktadır.
Anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler" başlıklı 21. maddesinde de, "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır." kuralı bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi, Beybahçe Mahallesinde 20/08/2016 tarihinde düğün merasimi esnasında terör örgütünce gerçekleştirilen canlı bomba saldırısının kamu düzenini bozmayı amaçlayan bir terör eylemi olduğu, olaya özgü olarak davalı idarelere ulaşan herhangi ihbar ve istihbari bilginin bulunmadığı göze alındığında idarelerinin hizmet kusuru sorumluluğundan söz edilemeyeceği, ayrıca idari eylem ile davacının uğradığı zarar arasında illiyet bağı bulunmaması; bir başka ifadeyle zararın, idareye tümüyle yabancı üçüncü kişiler olan terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilmesi karşısında; davalı idarenin kusursuz sorumluluğundan da söz edilemeyeceği, maddi zarar miktarının 5233 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesine göre hesaplanması gerektiği yönündeki değerlendirmeler Dairemizce de yerinde görülmüştür.
Bu doğrultuda, olay nedeniyle oluşan zararın miktarına ilişkin değerlendirmeye geçilmesi gerekmektedir. Terör eylemi sonucu yaralanan kişilerce açılan maddi tazminat davalarında, davacıda çalışma gücü kaybı da meydana gelmiş ise 5233 sayılı Kanun uyarınca davacıya ödenmesi gereken maddi tazminat miktarının, olay sonucu hastanede kalınan süre ve istirahat raporu süresinin dikkate alındığı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesinin (a) bendi uyarınca hesaplanacak tazminat tutarının yanında çalışma gücü kaybının dikkate alındığı 21. maddesinin (b) bendi uyarınca hesaplanacak tazminat tutarının toplanması suretiyle belirlenmesi gerekmektedir.
A) Temyize Konu Kararın Davacının Maddi Tazminat İsteminin Kabülüne Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesinin (b) bendine göre hesaplanıp ödenmesine karar verilen bu kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize Konu Kararın Davacının Maddi Tazminat İsteminin Reddine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Uyuşmazlıkta, Bölge İdare Mahkemesince çalışma gücü kaybının dikkate alındığı Yönetmeliğin 21. maddesinin (b) bendine göre tazminata hükmedildiği buna karşın olay sonucu hastanede kalınan süre ve istirahat raporu süresinin dikkate alındığı 21. maddesinin (a) bendi uyarınca zarar hesabı yapılmadığı görülmektedir. Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında Yönetmeliğin 21. maddesinin (a) bendine göre hesaplanacak tutarın da davacıya maddi tazminat olarak ödenmesi gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesinin 25/06/2009 tarih ve E:2006/79, K:2009/97 sayılı kararında; "Gösterge ve katsayı rakamlarının her yıl artış göstermesi nedeniyle, son işlem tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamlarının esas alınmasının, tazminat alacaklısının lehine bir uygulama olduğu açıktır." tespit ve gerekçesine yer verilmiş olup, bu husus Dairemiz kararlarında da benimsendiğinden yapılacak hesaplamada son işlem tarihi olarak İçişleri Bakanılığına yapılan başvurunun yönlendirildiği Gaziantep Valiliğince reddedildiği tarihin esas alınması gerekmektedir.
Buna göre; Mahkemece yapılacak hesapta, İçişleri Bakanılığına yapılan başvurunun yönlendirildiği Gaziantep Valiliğince reddedildiği tarihteki memur aylık kat sayısı ile (7000) gösterge rakamının çarpımı sonucunda bulunan miktarın; Yönetmeliğin 21. maddesinin (a) bendine göre 60 gün (her ne kadar hastanede yattığı süre, fizik tedavi gördüğü süre ve istirahat raporu süresinin toplamı daha fazla olsa da mevzuat gereğince 6 katı tutarını geçmediğinden) ile çarpımının onda birinin hesaplanması sonucunda belirlenecek maddi tazminatın da davalı idarece ödenmesine karar verilmesi gerekirken, yalnızca Yönetmeliğin 21. maddesinin (b) bendine göre hesap yapılıp maddi tazminata hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Bu itibarla, ...'in maddi tazminat isteminin kısmen kabulü kısmen reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararının anılan kısmının bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
B) Temyize Konu Kararın Davacıların Manevi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.
Temyize konu karar ile yaralanan ...'in manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın kabulüne yönelik İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmişse de manevi tazminatın, ilgililerin duyduğu elem ve üzüntünün kısmen giderilmesini sağlayan manevi bir tatmin aracı olduğu gözetildiğinde, dava konusu olay nedeniyle ...'in vücudunda yanıklar meydana geldiği, işitme kaybı yaşadığı ve vücudunun çeşitli yerlerinden yaralandığı dikkate alındığında davacının manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz kaldığı kanaatine varıldığından, temyize konu kararın belirtilen kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
C) Temyize Konu Kararın Kabul Edilen Tazminata Faiz İşletilmesine İlişkin Kısmının İncelenmesi;
Usul hukukunun temel ilkelerinden olan taleple bağlılık ilkesine göre, Mahkeme tarafından davacının talepleri aşılarak karar verilmesi mümkün olmamakta, davacının istemleri ile bağlı olunup istemleri genişletecek şekilde karar verilmesine olanak bulunmamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taleple bağlılık ilkesi" başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında da, "Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükmü ile taleple bağlılık ilkesi açıklanmıştır.
Ayrıca, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar bir defaya mahsus artırılmasına olanak tanınmış, miktar artırım yolu ile faiz talep edilebilmesine yönelik bir düzenleme öngörülmemiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından toplam 1.000,00 TL (miktar artırımı ile 145.705,02 TL) maddi, 130.000,00 TL manevi tazminat istemiyle görülen davanın açıldığı, dava dilekçesinde faiz talep edilmediği, 06/01/2020 tarihinde kayıtlara giren miktar artırım dilekçesinde maddi tazminat istemi 145.705,02 TL olarak artırıldığı, miktar artırım dilekçesinde dava dilekçesindeki miktarı da kapsayacak şekilde faiz talep edildiği, Mahkemece davacının maddi tazminat isteminin tamamı olan 145.705,02 TL' nin kabulü ile maddi tazminatın 1.000,00 TL'lik kısmına idareye başvuru tarihi olan 30/11/2016 tarihinden, 144.705,02 TL'lik kısmına ise miktar arttırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 14/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, davacının 130.000,00 TL'lik manevi tazminat isteminin 20.000,00 TL'lik kısmının kabulü ile idareye başvuru tarihi olan 30/11/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin ise reddine karar verildiği, Bölge İdare Mahkemesince de kararın manevi tazminat kısmına ilişkin istinaf taleplerinin reddine, maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 1.000,00 TL'lik kısmına idareye başvuru tarihi olan 30/11/2016 tarihinden, 5.724,06 TL'lik kısmına ise miktar arttırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 14/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verildiği görülmektedir.
Davacının, dava dilekçesinde talep etmediği halde miktar artırım dilekçesinde gündeme getirdiği yasal faiz talebi, "taleple bağlılık" kuralının istisnası olan miktar artırımı kapsamında olmayıp, "davanın genişletilmesi" kapsamında olduğundan, hükmedilen maddi ve manevi tazminata faiz işletilmesinde usul hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, taleple bağlılık ilkesi gereği, temyize konu kararın kabul edilen tazminata faiz işletilmesine yönelik kısmının bozulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının maddi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA; reddedilen maddi tazminata, manevi tazminata ve faize ilişkin kısımlarının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 31/10/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!