Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/3811 E. , 2023/7983 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/3811
Karar No : 2023/7983
KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü / ...
VEKİLİ : Av. ...
KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av....
İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı dava konusu işlemin iptaline kısmen davanın reddine dair kararının kısmen gerekçeli onanmasına kısmen bozulmasına ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin 29/12/2020 tarih ve E:2016/2511 K:2020/7073 sayılı kararının; taraflarca, aleyhlerine olan kısımlarının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Kazakistan uyruklu olan davacı tarafından, sığınma başvurusu dosyasının açılarak serbest ikamet izni verilmesi veya ikincil koruma kapsamında serbest ikamet izni verilmesi veyahutta üçüncü bir ülkeye gidebilmesi için 5683 sayılı Yabancıların Türkiye'de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun'un 23. maddesi kapsamında salıverilmesi yolundaki başvurusunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı davalı idare işleminin iptali ile hukuka aykırı biçimde özgürlüğünden yoksun bırakıldığından bahisle uğradığını ileri sürdüğü 10.000,00 TL manevi zararın tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; hakkında yurda giriş yasağı sınırlaması bulunan davacının, Kazakistan tarafından iadesinin istenilmesi üzerine söz konusu iade isteminin reddedildiği, geri gönderme merkezinde uzun süre tutulduğu, gönderileceği üçüncü ülkeden diplomatik güvence alınmadan iade koşullarının değerlendirildiği ve davacının yaşadığı korku nedeniyle ülkesinin korunmasından yararlanmak istemediği hususları dikkate alındığında; davacının sığınma başvurusu dosyasının açılarak, uluslararası sözleşmeler ve İHAM'ın getirdiği standartlar doğrultusunda durumun tekrar değerlendirilmesi gerekirken, gönderileceği üçüncü ülkeden diplomatik güvence alınması yönünde bir araştırma yapılmaksızın, "sığınma başvurusu sahibi" statüsündeki dosyasının nihai olarak kapatıldığı gerekçesiyle başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan davacının gidebileceği üçüncü bir ülke bulamadığı/bulunmadığı ve en son Edirne İlindeki gönderme merkezinde bulunmakta iken 09/06/2013 tarihinde buradan kaçtığı görüldüğünden, davalı idareye atfedilebilecek bir hizmet kusuru ve dava konusu olayda failin eylemi ile idare arasında bir bağın mevcut olmadığı, bu haliyle olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğunun tespit edilememesi nedeniyle kusuru saptanamayan idareyi manevi tazminat ödemekle sorumlu tutma olanağı bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, manevi tazminat istemi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Tarafların temyiz başvuruları üzerine Danıştay Onuncu Dairesince, uyuşmazlıkta, hakkındaki istihbari bilgiler uyarınca yurda girişi yasaklanmasına rağmen illegal yollardan Türkiye'ye gelen davacının sınır dışı etme işleminin icrası kapsamında muhafaza altına alınmasında hukuka aykırılık olmadığı gibi davacı tarafça, vekili tarafından verilen 07/05/2013 tarihli dilekçeye kadar muhafaza altına alınma işlemine karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığı, kaldı ki Edirne ili geri gönderme merkezinden izinsiz olarak ayrılan davacı ile Kazakistan uyruklu...'un bıraktığı notta da kendilerine söz konusu merkezde iyi davranıldığı, sadece sınır dışı edilmekten korktukları için anılan merkezden ayrıldıklarından bahsedildiği dikkate alındığında; davacının muhafaza altına alınması işlemine karşı yapmış olduğu başvuru tarihine kadar geri gönderme merkezinde kalma yönünde rızasının bulunduğu; ancak başvuruda bulunduğu tarih itibarıyla muhafaza altına alınması işlemine yönelik rızasının ortadan kalktığı anlaşılmakla birlikte; davalı idare tarafından, muhafaza altına alınma işleminin devamına yönelik yeni bir sebep unsuru gösterilmeksizin anılan başvuru reddedilerek davacının rızası hilafına muhafaza altına alma işleminin icrasına devam olunduğunun anlaşıldığı, bu durumda, hukuki yeni bir gerekçe gösterilmeksizin davacının geri gönderme merkezinde tutulmasında hukuka uygunluk bulunmadığı, öte yandan, başvuru tarihine kadar yukarıda açıklanan sebepler uyarınca rızası dahilinde hukuka uygun olarak muhafaza altına alınan davacının, itiraz başvurusu tarihine kadar herhangi bir manevi zararının doğmadığı, bu tarihten sonra ise hukuka uygun bir gerekçe olmadan ve rızası bulunmadan hakkındaki muhafaza altına alınma işleminin icrasına devam edilen davacının, anılan husus sebebiyle manevi yönden zarara uğradığı açık olup Mahkemece yapılacak değerlendirme sonucunda manevi tazminat takdir edilerek yeniden bir karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararının iptale ilişkin kısmının onanmasına, redde ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiştir.
KARAR DÜZELTME
TALEP EDENLERİN İDDİALARI :
Davalı idare tarafından, davacı hakkında tesis edilen işlemde mevzuata aykırı bir yön bulunmadığı, bu nedenle, tazmin edilmesi gereken bir durum olmadığı, Daire kararının kaldırılması ve İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davacı tarafından, hiçbir zaman açık rızasının olmadığı, tüm zararların tazmin edilmesi gerektiği Daire kararının kaldırılması ve İdare Mahkemesi kararının tümüyle bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme istemlerinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Davalı idarenin kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, davalı idarenin karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairenin 29/12/2020 tarih ve E:2016/2511, K:2020/7073 sayılı kararı kaldırılarak tarafların temyiz istemleri yeniden incelendi:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Kazakistan uyruklu olan davacı, Kazakistan Büyükelçiliği’nin talebi doğrultusunda "Kazak Yönetimine Karşı Olduğu Bildirilen Dini Radikal Görüşe Sahip Yabancı" olma suçu nedeniyle ... tarih ve ... sayılı işlem ile yurda girmesi yasaklanan yabancılar kapsamına dahil edilmiş, daha sonra illegal giriş ve giriş yasağı ihlali suçlarından 05/10/2011 tarihinde İstanbul’da yakalanmasının ardından İstanbul Yabancılar Şube Müdürlüğü geri gönderme merkezinde tutulmaya başlanmıştır. Söz konusu geri gönderme merkezinde bulunduğu sırada üçüncü bir ülkeye gitmek üzere sığınma talebinde bulunmuş ve bu başvuru üzerine de Denizli ilinde ikamet etmesi uygun görülmüştür.
Sığınma başvurusuna yönelik yapılan değerlendirme sonucunda, davacının da aralarında bulunduğu 5 kişinin El Kaide bağlantılı İslami Cihat Birliği Örgütü üyesi oldukları ve çeşitli eylemlerde yer aldıklarının istihbar olunduğu hususu göz önünde bulundurularak İçişleri Bakanlığının ... tarih ... sayılı işlemiyle davacının sığınma başvurusu reddedilmiştir. Başvurunun reddi işlemine karşı yapılan itiraz da İçişleri Bakanlığının 26/12/2011 tarihli işlemi ile reddedilmiştir.
Öte yandan terör örgütü üyesi olduğundan bahisle iadesi istenen davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve ... sayılı kararıyla iade isteminin reddine karar verilmiş, davacıya Kazakistan dışında Rusya, Ukrayna, Özbekistan ve Kırgızistan ülkelerinden birine gitmek isteyip istemediği sorulduğunda ise davacı bu ülkelere gitmeyi kabul etmemiş, ayrıca davacının sınır dışı edilebileceği üçüncü bir ülke bulunmaması sebebiyle de ülke dışına çıkışı sağlanamadığından geri gönderme merkezinde muhafaza altına alınmıştır.
Son olarak davacı vekili tarafından 07/05/2013 tarihli dilekçe ile yapılan başvuruyla müvekkilinin 28/03/2012 tarihinden bu yana idari gözetim altında tutulduğu belirtilerek sığınma başvurusu dosyasının açılarak serbest ikamet izni verilmesi veya ikincil koruma kapsamında serbest ikamet izni verilmesi veyahutta üçüncü bir ülkeye gidebilmesi için 5683 sayılı Yabancıların Türkiye'de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun'un 23. maddesi kapsamında salıverilmesi istenilmiş, bu başvurunun ... tarih ve ... sayılı davalı idare işlemi ile reddedilmesi üzerine de anılan işlemin iptali ve 10.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Diğer taraftan 09/06/2013 tarihli olay tutanağında, davacı ve Dairemizin E:2021/3576 sayısına kayıtlı dava dosyasındaki davacı Kazakistan uyruklu ...'un Edirne Yabancılar Şube Müdürlüğü geri gönderme merkezinden izinsiz olarak ayrıldıkları görülmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın "Kişi hürriyeti ve güvenliği" başlıklı 19. maddesinde, "Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz..." hükmü yer almaktadır.
29/08/1961 tarih ve 359 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme ve Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin 1967 Protokolü'nün 1. maddesi uyarınca bu Sözleşmenin; ırkı, dini, milliyeti, belirli bir toplumsal gruba üyeliği veya siyasi düşünceleri nedeniyle takibata uğrayacağından haklı olarak korktuğu için vatandaşı olduğu ülke dışında bulunan ve vatandaşı olduğu ülkenin himayesinden istifade edemeyen veya korkudan dolayı istifade etmek istemeyen ya da uyruğu yoksa ve önceden ikamet ettiği ülke dışında bulunuyorsa oraya dönmeyen veya korkusundan dolayı dönmek istemeyen her şahsa uygulanacağı kuralı öngörülmüştür. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Sözleşmenin 1. maddesine çekince koyarak, yalnızca Avrupa'dan gelenlere mülteci statüsü tanımakta olup; Avrupa dışından gelenlere ise sığınmacı statüsü tanımaktadır.
Aynı Sözleşmenin 3. maddesi ile bu Sözleşme hükümlerini mültecilere, ırk, din veya geldikleri ülke bakımından ayırım yapmadan uygulama yükümlülüğü taraf devletlere verilmiş; 12. maddesi ile her mültecinin hukuki statüsünün, daimi ikametgahının bulunduğu ülkenin yasalarına veya eğer daimi ikametgahı yoksa, bulunduğu ülkenin yasalarına tabi olduğu; 31. maddesinde, taraf devletlerin, hayatlarının veya özgürlüklerinin, 1. maddede gösterilen şekilde tehdit altında bulunduğu bir ülkeden doğruca gelerek izinsizce kendi topraklarına giren veya bu topraklarda bulunan mültecilere, gecikmeden yetkili makamlara başvurarak yasadışı girişlerinin veya bulunuşlarının geçerli nedenlerini göstermeleri koşuluyla, yasadışı yollardan girişleri veya bulunuşlarından dolayı ceza vermeyecekleri, bu mültecilerin hareketlerine gerekli olanların dışında kısıtlama uygulamayacakları ve bu kısıtlamaların ancak, ülkedeki statüleri belirleninceye veya bir başka ülkeye kabulleri sağlanıncaya kadar uygulanacağı, taraf devletlerin, bu mültecilerin diğer bir ülkeye kabullerini sağlamak için makul bir süre ve gerekli bütün kolaylıkları sağlayacağı; 32. maddesinin 1. fıkrasında, taraf devletlerin, ülkelerinde yasal olarak bulunan bir mülteciyi, ulusal güvenlik veya kamu düzeni ile ilgili sebepler dışında sınır dışı edemeyecekleri; 33. maddesinde, hiçbir taraf devletin, bir mülteciyi, ırkı, dini, tâbiiyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatı ya da özgürlüğü tehdit altında olacak ülkelerin sınırlarına, her ne şekilde olursa olsun geri göndermeyeceği veya iade etmeyeceği kurala bağlanmıştır.
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşmenin uygulanması amacıyla 30/11/1994 tarih ve 22127 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türkiye'ye İltica Eden veya Başka Bir Ülkeye İltica Etmek Üzere Türkiye'den İkamet İzni Talep Eden Münferit Yabancılar İle Topluca Sığınma Amacıyla Sınırlarımıza Gelen Yabancılara ve Olabilecek Nüfus Hareketlerine Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 3. maddesinde mültecinin, Avrupa'da meydana gelen olaylar sebebiyle ırkı, dini, milliyeti, belirli bir toplumsal gruba üyeliği veya siyasi düşünceleri nedeniyle takibata uğrayacağından haklı olarak korktuğu için vatandaşı olduğu ülke dışında bulunan ve vatandaşı olduğu ülkenin himayesinden istifade edemeyen veya korkudan dolayı istifade etmek istemeyen ya da uyruğu yoksa ve önceden ikamet ettiği ülke dışında bulunuyorsa oraya dönmeyen veya korkusundan dolayı dönmek istemeyen yabancıyı; sığınmacının, ırkı, dini, milliyeti, belirli bir toplumsal gruba üyeliği veya siyasi düşünceleri nedeniyle takibata uğrayacağından haklı olarak korktuğu için vatandaşı olduğu ülke dışında bulunan ve vatandaşı olduğu ülkenin himayesinden istifade edemeyen veya korkudan dolayı istifade etmek istemeyen ya da uyruğu yoksa ve önceden ikamet ettiği ülke dışında bulunuyorsa oraya dönmeyen veya korkusundan dolayı dönmek istemeyen yabancıyı ifade ettiği hükme bağlanmış; aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise, Türkiye'ye iltica eden veya başka bir ülkeye iltica etmek üzere Türkiye'den ikamet izni talep eden münferit yabancıların taleplerinin, 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Cenevre Sözleşmesi ile Mültecilerin Hukuki Statüsüne ilişkin 31 Ocak 1967 tarihli Protokol ve bu Yönetmelik gereğince İçişleri Bakanlığı'nca karara bağlanacağı, talebi kabul edilen yabancının, İçişleri Bakanlığı'nca uygun görülecek bir misafirhanede barındırılacağı veya İçişleri Bakanlığı'nca gösterilecek bir yerde serbest ikamet edebileceği, talebi kabul edilmeyen yabancının bu karara karşı 15 gün içerisinde isterse ilgili valiliğe itiraz edebileceği, itiraz süresinin kararın daha hızlı verilebilmesi için gerekli görülen durumlarda İçişleri Bakanlığı'nca daha kısa olarak belirlenebileceği, itirazın, İçişleri Bakanlığınca sonuçlandırılacağı ve nihai kararın yabancıya tebliğ edileceği, itirazları nihai olarak reddedilenlerin durumunun, yabancılarla ilgili genel hükümler çerçevesinde değerlendirileceği, yabancılarla ilgili genel hükümler çerçevesinde de ikamet izni verilmesi uygun görülmeyen yabancılara idarece belirlenen süre içerisinde Türkiye'yi terk etmeleri gerektiğinin bildirileceği, ülkeyi terk etmeyen yabancıların, İçişleri Bakanlığının talimatı üzerine valiliklerce veya doğrudan karar verme yetkisinin valiliklere devredildiği hallerde, valilikler tarafından re'sen Türkiye'den çıkartılacakları hükme bağlanmaştır.
Mülga 5683 sayılı Yabancıların Türkiye'de İkamet Ve Seyahatleri Hakkında Kanun’un “Muzır şahıslar” başlıklı 19. maddesinde, “İçişleri Bakanlığınca memlekette kalması umumi güvenliğe, siyasi ve idari icaplara aykırı sayılan yabancıların verilecek muayyen müddet zarfında Türkiye'den çıkmaya davet olunacağı, bu müddetin sonunda Türkiye'yi terketmiyenlerin sınır dışı edilebileceği”; 23. maddesinde de, “Memleket dışına çıkartılmalarına karar verilipte pasaport tedarik edemediklerinden veya başka sebeplerden dolayı Türkiye'yi terkedemiyenlerin İçişleri Bakanlığının göstereceği yerde oturmağa mecbur olduğu" kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda açık metinlerine yer verilen mevzuat hükümlerinden görüleceği üzere; iltica veya sığınma isteminde bulunan yabancıların statüsünün belirlenmesine veya üçüncü bir ülke tarafından kabul edilmesine kadar Türkiye'de ikamet edecekleri yerin tespiti, İçişleri Bakanlığı'nın takdir yetkisindedir.
Bakılan davada; davacının Kazakistan tarafından iade edilmesinin istenilmesi üzerine .. Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile iade talebinin, davacının üzerine atılı suçun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 18/1-b maddesi kapsamında bulunduğu ve iade şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği; kendisine gidebileceği üçüncü bir ülke bulamadığı/bulunmadığı ve en son Edirne ilindeki gönderme merkezinde bulunmakta iken 09/06/2013 tarihinde buradan kaçtığı görülmektedir.
Bu durumda; hakkında yurda giriş yasağı sınırlaması bulunan davacının, Kazakistan tarafından iadesinin istenilmesi üzerine söz konusu iade isteminin reddedildiği, davacının gidebileceği üçüncü bir ülke bulamaması/bulunamaması, kendisinin Mısır'da eğitim aldığı ve İran'da 3 sene kaldığını ifade ettiği hususu ile istihbarat birimlerince elde edilen bilgilerde dikkate alındığında, dava konusu işlemde kamu yararına, mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava konusu işlem işbu karar ile hukuka uygun bulunduğundan, davacının manevi tazminat isteminin de reddine karar vermek gerekmektedir.
Sınır dışı edilme işleminde yasal dayanak gösterilmediği ve yargı yolu ve süresi hakkında da bilgi verilmediği ileri sürülmüş ise de belirtilen bu durumlar bir hakkın kullanımı ya da kazanımına etkide bulunan herhangi bir sonuç doğurmadığından, dava konusu idari işlemi kusurlandırıcı nitelikte görülmemiştir.
Sonuç olarak, İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının bozulması, redde ilişkin kısmının ise yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerekmektedir.
Öte yandan, açılan davanın tümüyle reddedilmesi sonucu ortaya çıktığından, davacının karar düzeltme istemi hakkında ayrıca bir karar verilmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE, davacının temyiz isteminin REDDİNE,
2. Dava konusu işlemin kısmen iptaline, davanın kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptale ilişkin kısmının BOZULMASINA, redde ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
06/12/2023 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY:
Hukuka ve mevzuata uygun olan Daire kararının düzeltilmesi istemlerinin reddi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!