Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/2936 E. , 2024/321 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/2936
Karar No : 2024/321
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
3- ...
4- ...
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. …
2- … Valiliği / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'un 13/03/2016 tarihinde Ankara Kızılay Güvenpark mevkiinde meydana gelen bombalı saldırıda yaşamını yitirmesi nedeniyle uğranılan zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini için yapılan başvuru sonucunda Ankara Valiliği Zarar Tespit Komisyonu'nun 32.640,65 TL ödeme yapılmasına yönelik 21/07/2016 tarih ve 209 sayılı kararının iptali ile genel hükümler kapsamında müteveffanın annesi ... için 50.000,00 TL (miktar artırımı ile 214.211,86 TL), babası ... için 50.000,00 TL (miktar artırımı ile 173.557,30 TL) maddi, ayrı ayrı 500.000,00 TL manevi, diğer davacılar olan kardeşleri ... ve ... için ayrı ayrı 250.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacıların destekten yoksun kalmak suretiyle uğradığı maddi zararın ve duyulan ızdırap ve elemin ağırlığı ölçüsünde manevi zararın sosyal risk ilkesine göre tazmin edilmesi gerektiği, maddi tazminat talepleri yönünden, ikinci kez alınan raporda ... için 97.072,39 TL, ... için 69.973,54 TL destekten yoksun kalma tazminatı hak edildiği görüşüne yer verildiği, ikinci bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek yeterlilikte olduğu, manevi tazminat istemine gelince, olayın meydana geliş şekli dikkate alındığında patlama olayı neticesinde vefat eden ...'un annesi ... için 75.000,00 TL, babası ... için 75.000,00 TL, kız kardeşleri ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 10/05/2016 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacılara ödenmesi gerektiği, Ankara Valiliği Zarar Tespit Komisyonu'nun 32.640,65 TL ödeme yapılmasına yönelik 21/07/2016 tarihli kararının iptali istemine gelince, davacıların 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları başvuru üzerine terör olayından kaynaklı ölümün vuku bulmuş olması sebebiyle davalı idarelerden Ankara Valiliği'nce idareye herhangi bir takdir yetkisi tanımayan 5233 sayılı Kanun'da belirtilen katsayılar üzerinden yine Kanun'da belirlenen formülasyona göre yapılan hesaplama neticesinde 32.640,65 TL ödeme yapılmasına yönelik alınan 21/07/2016 tarihli kararda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle Ankara Valiliği Zarar Tespit Komisyonu'nun 32.640,65 TL ödeme yapılmasına yönelik 21/07/2016 tarihli kararı yönünden davanın reddine, ...'un maddi tazminat talebinin 97.072,39 TL olarak kabulüne, kabul edilen maddi tazminatının 50.000,00 TL'lik kısmına idareye başvuru tarihi olan 10/05/2016 tarihinden itibaren, kalan 47.072,39 TL kısmına miktar artırım dilekçesinin davalı idarelere tebliğ tarihi olan 21/10/2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine; davacı ...'un maddi tazminat talebinin 69.973,54 TL olarak kabulüne, kabul edilen maddi tazminatının 50.000,00 TL'lik kısmına idareye başvuru tarihi olan 10/05/2016 tarihinden itibaren, kalan 19.973,54 TL kısmına miktar artırım dilekçesinin davalı idarelere tebliğ tarihi olan 21/10/2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, ... için 75.000,00 TL, ... için 75.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL ve ... için 50.000,00 TL manevi tazminat talebinin kabulüne, kabul edilen manevi tazminata idareye başvuru tarihi olan 10/05/2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; İdare Mahkemesince, maddi tazminata ve davacılar ...'a ve ...'a yönelik manevi tazminata ilişkin kurulan hükümde usul ve yasaya aykırılık görülmediği, anılan İdare Mahkemesi kararının ... ve ...'a yönelik manevi tazminat istemlerinin incelenmesine gelince, olayın oluş şekli, davacıların sosyo-ekonomik durumu, zararın niteliği, olay nedeniyle yaşanılan elem ve acının büyük olması nazara alınarak vefat edenin annesi ...'a takdiren 150.000,00 TL, babası Mehmet Nuri Akkuş'a ise takdiren 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarece ödenmesi yoluna gidildiği gerekçesiyle davalı idarelerin istinaf istemlerinin reddine, davacıların istinaf isteminin kısmen reddine, kısmen kabulüne, kararın maddi tazminata ve ... ile ...'un manevi tazminat istemine yönelik kısımlarının onanmasına, ... ve ...'un manevi tazminat istemlerine yönelik kısmı ile Ankara Valiliği Zarar Tespit Komisyonu'nun 32.640,65 TL ödeme yapılmasına yönelik 21/07/2016 tarihli kararı yönünden davanın reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına, manevi tazminat istemi yönünden yeniden incelenen davada, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, takdiren davacı ...'un manevi tazminat isteminin 150.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, kabul edilen tazminatın idareye başvuru tarihi olan 10/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, takdiren davacı ...'un manevi tazminat isteminin 100.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, kabul edilen tazminatın idareye başvuru tarihi olan 10/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, emsal olarak gösterilebilecek davalarda daha yüksek manevi tazminata hükmedildiği, maddi tazminat hesabı yapılırken asgari ücret yerine müteveffanın önceki eğitim hayatı ve okuduğu okul gözetilerek yaşasaydı elde edeceği gelirin baz alınması gerektiği iddialarıyla; davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, maddi tazminat isteminin 5233 sayılı Kanun kapsamında çözüme kavuşturulması gerektiği, olay nedeniyle kusurlu ya da kusursuz sorumluluklarının bulunmadığı, olayın terör eylemi olduğu, manevi tazminata hükmedilmesinin şartlarının oluşmadığı, manevi tazminat 5233 sayılı Kanunda düzenlenmediğinden 5233 sayılı Kanun kapsamında çözüme kavuşturulması gereken uyuşmazlıkta manevi tazminata hükmedilemeyeceği, hükmedilen manevi tazminatına sebepsiz zenginleşme niteliğinde olduğu, manevi tazminata faiz işletilemeyeceği, idarelerinin harçtan muaf olduğu iddialarıyla; davalı Ankara Valiliği tarafından ise olayda ihmal ya da kusurlarının bulunmadığı, maddi tazminatın 5233 sayılı Kanun kapsamında hesaplanması gerektiği, manevi tazminat yönünden idarelerinin sorumluluğu bulunmadığından hasım mevkiine alınasının hukuka aykırı olduğu, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vermemesi gerektiği, manevi tazminatın 5233 sayılı Kanunda düzenlenmediği, idarelerinin harçtan muaf olduğu iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kısmen kabulü kısmen reddi ile temyize konu kararın davacılar ... ve ...'un manevi tazminat istemine yönelik kısmının onanması, ... ve ...'un maddi ve manevi tazminat istemlerine yönelik kısımlarının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden, davacılar ... ve ... tarafından, müşterek çocukları ...'un 13/03/2016 tarihinde Ankara Kızılay Güvenpark mevkiinde meydana gelen bombalı saldırıda yaşamını yitirmesi nedeniyle uğranılan zararın karşılanması amacıyla 10/05/2016 tarihinde Ankara Valiliğine başvuru yapıldığı, bunun yanında genel hükümler uyarınca tüm davacılar tarafından manevi tazminat istemiyle 10/05/2016 tarihinde İçişleri Bakanlığına da başvuru yapıldığı, başvurunun Ankara Valiliği'ne yönlendirildiği, Ankara Valiliği 1 No'lu Zarar Tespit Komisyonu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile 5233 sayılı Kanunun 9. maddesinin uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin 21. maddesi uyarınca 32.640,65 TL'nin yaşamını yitiren adına yasal mirasçılarına ödenmesi önerisinde bulunulduğu, söz konusu tutarın kabul edilmemesi sonucu 24/08/2016 tarihinde davalı idare ile müteveffanın annesi ve babası arasında uyuşmazlık tutanağı imzalandığı, bunun üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
Yine, Anayasa'nın 2. maddesinde, Devletin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış; 5. maddesinde, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmış olup, "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu vurgulanmıştır.
Bu düzenlemelerden, tüm vatandaşların yaşama haklarının, devlet güvencesi ve onun pozitif yükümlülüğü kapsamı içinde koruma altında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, 17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un, 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 8. maddesinin 1. fıkrasında, ''7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.''; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Cumhurbaşkanı, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.''; 12. maddesinde, "Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.'' hükümleri bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize Konu Kararın Davacılar ... ve ...'un Manevi Tazminat İstemlerine Yönelik Kısımının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın belirtilen kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize Konu Kararın Davacılar ... ve ...'un Manevi Tazminat İstemlerine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Manevi zarar; kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir. Kendisinin veya yakınlarının uğradığı tecavüz, saldırı veya meydana gelen bir ölüm olayı sonucunda; fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın ve tam yargı davalarında takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.
Bölge İdare Mahkemesince, aynı olayda hayatını kaybeden kişilerin yakınlarının açmış olduğu davalarda, aynı derecede yakınlık bağı bulunan kişiler için farklı miktarlarda manevi tazminata hükmedildiği görülmektedir.
Bakılan uyuşmazlıkta, Bölge İdare Mahkemesince ... için hükmedilen 150.000,00 TL ile ... için hükmedilen 100.000,00 TL manevi tazminat tutarlarının yukarıda izah edilen nedenlerle Dairemiz içtihatlarına göre yüksek olması nedeniyle manevi tazminatın amaç ve niteliği de dikkate alınarak yeniden takdiren belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Nitekim, aynı olayda yakınları vefat eden kişiler tarafından açılan başka bir tazminat davasında, müteveffanın annesi ve babası için ayrı ayrı 75.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, tarafların anılan kısma yönelik istinaf istemlerinin reddi ve sonrasında temyiz istemlerinin reddi neticesinde Danıştay Onuncu Dairesinin 21/02/2024 tarih ve E:2023/2896, K:2024/329 sayılı kararı ile hükmedilen manevi tazminatın onanarak kesinleştiği görülmektedir.
C) Temyize Konu Kararın Davacılar ... ve ...'un Maddi Tazminat İstemlerine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Davacılar tarafından, terör örgütünce gerçekleştirilen bombalı saldırı sonucu yakınlarının vefatı sebebiyle oluşan zararlarının genel hükümlere göre tazmininin istenilmesi karşısında, olayda öncelikle idarenin hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.
Nitekim, Dairemizin yerleşik içtihadı da; terör eylemi sonucu bir zarar ortaya çıkması durumunda, öncelikle söz konusu olayın meydana gelmesinde idareye atf-ı kabil bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk halinin bulunup bulunmadığının ortaya konulması, idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk halinin olayda bulunmaması durumunda 5233 sayılı Kanun kapsamında gerekli inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiği yönündedir.
Bu nedenle idarenin olay öncesi genel güvenlik hizmetlerine ilişkin kusurlu / kusursuz sorumluluğunun tespiti için olay öncesinde olaya ilişkin ihbar veya istihbari bilgi ve belge olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Olay öncesinde ve olaya ilişkin istihbari bilgi- belge var ise idarenin bu konuda özel bir önlem almaması neticesinde oluşan zarardan hizmet kusuru ilkesi uyarınca sorumlu tutulacağı açıktır.
Dava dosyası ile uyuşmazlık konusu olay ile ilgili olarak açılan diğer dava dosyalarında bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; ... İdare Mahkemesinin E:… sayılı esasına kayıtlı dosyada verilen ara kararına Ankara Valiliği tarafından sunulan cevabi yazıda; 01/11/2016-31/03/2016 tarihleri arasında Ankara ilinde alınan emniyet tedbirlerinin ve meydana gelen olayların liste halinde sunulduğu, 20/02/2016 tarihinde Başkent Güvenlik Eylem Planı’nın hazırlandığının ve 09/03/2016 tarihinde yürürlüğe girdiğinin belirtildiği, aynı dosyada İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 06/07/2017 tarihli yazısında; olay öncesinde istihbari bilgi elde edilemediği, olayla ilgili somut duyum bulunmadığı, yine İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 11/07/2017 tarihli yazısında; Ocak-Şubat-Mart aylarında emniyete ulaşan ve gerekli birimlerle paylaşılan genel nitelikteki muhtemel eylemlere ilişkin yazıların sunulduğu, ... İdare Mahkemesinin E:… sayılı esasına kayıtlı dosyada bulunan Ankara Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü’nün 12/10/2016 tarihli yazısında; olaya ilişkin ihbarın bulunmadığının belirtildiği, ayrıca olay sonrası İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişi ve Polis Başmüfettişi tarafından hazırlanan Araştırma Raporunda; yaşanan terör olaylarının engellenmesinin sadece bir ilin sınırları içinde alınacak tedbirlerle sağlanamayacağı, ülke içinde ve sınırlarımız dışında alınması gereken önlemler olduğu, olaya ilişkin ön inceleme yapılmasına gerek olmadığı, disiplin soruşturmasına gerek olmadığı, idari ve mali yönden herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığı yönünde tespitlerde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle sorumlu tutulabilmesinin, olay öncesinde olaya ilişkin istihbari bilginin yer, zaman, kişi unsurlarından bir ya da bir kaçının belirli olacak şekilde idarece bilinmesi ve idarenin bu bilgiye rağmen gerekli önlemi almaması halinde söz konusu olacağı değerlendirildiğinde; dava konusu olayda emniyet birimlerinde olay öncesinde olaya ilişkin herhangi bir ihbarın bulunmadığına ilişkin yazılar da göz önünde tutularak idarenin bu yönden hizmet kusurunun bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Olaya sebebiyet veren canlı bomba olan şahsın, Balıkesir'de eğitim görürken Diyarbakır BDP Gençlik Şöleni'ne katıldıktan sonra Suriye'ye gidip PKK-KCK terör örgütüne katıldığı, ailesinin kayıp başvurusunda bulunduğu, terör örgütüne üye olma suçundan hakkında arama kararı bulunduğu, olayda kullanılan araçla ilgili istihbari bilgi-belge olmadığı, idarenin ilgili şahsa yönelik hukuki ve idari tüm işlemleri yaptığı, bir süre yurt dışında da bulunan şahsın yasa dışı yollarla ülkeye giriş yaptığı dikkate alındığında, bu yönden de idareye atfedilecek bir kusur bulunmamaktadır.
Ayrıca idari eylem ile davacıların uğradığı zarar arasında illiyet bağı bulunmaması; bir başka ifadeyle zararın, idareye tümüyle yabancı üçüncü kişiler olan terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen canlı bomba eylemi sonucu meydana gelmesi karşısında; davalı idarenin kusursuz sorumluluğundan da söz edilemeyeceği görülmektedir.
Her ne kadar davacılar tarafından dava konusu olay nedeniyle uğranılan maddi zararların genel tazminat hukuku ilkeleri kapsamında karşılanması gerektiği ileri sürülmüşse de; 5233 sayılı Kanun'un yürürlüğünden sonra meydana gelen ve idarenin kusur ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı terör olaylarında da anılan Kanun uygulanarak, zarar miktarının 5233 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesine göre hesaplanması gerekmektedir.
5233 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği'nin 21. maddesinde, (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın, ölüm halinde 50 katı tutarında nakdi ödeme yapılacağı; söz konusu hesaplamalarda ödemeye ilişkin valinin veya bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamlarının esas alınacağı kurala bağlanmıştır.
Elazığ İdare Mahkemesinin, 5233 sayılı Kanun'un bazı madde ve ibarelerinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle yaptığı başvuru üzerine Anayasa Mahkemesince verilen 25/06/2009 tarih ve E:2006/79, K:2009/97 sayılı kararda; "Gösterge ve katsayı rakamlarının her yıl artış göstermesi nedeniyle, son işlem tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamlarının esas alınmasının, tazminat alacaklısının lehine bir uygulama olduğu açıktır." tespit ve gerekçesine yer verilmiş olup, bu husus Dairemiz kararlarında da benimsenmiştir.
Buna göre, Zarar Tespit Komisyonu tarafından hesaplanan tazminatlarda, miktarın hak sahibi tarafından kabul edilmeyip uyuşmazlık tutanağı imzalanarak dava açılması halinde Mahkemece yapılacak hesaplarda son işlem tarihi olarak uyuşmazlık tutanağı tarihinin esas alınması gerekmektedir.
Bu doğrultuda uyuşmazlık tutanağının düzenlendiği 24/08/2016 tarihindeki memur aylık kat sayısı ile (7000) gösterge rakamının çarpımı sonucunda bulunan miktarın Yönetmeliğin 21. maddesinin (c) bendine göre elli katı tutarında belirlenecek maddi tazminatın hak sahipleri tespit edilmek suretiyle miras payları oranında ödenmesine karar verilmesi gerekirken, genel hükümler kapsamında sosyal risk ilkesi uyarınca maddi tazminata hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan temyize konu karar ile İdare Mahkemesi kararının Ankara Valiliği Zarar Tespit Komisyonu'nun 32.640,65 TL ödeme yapılmasına yönelik … tarih ve … sayılı kararı yönünden davanın reddine ilişkin kısmı kaldırıldıktan sonra anılan kısım hakkında yeniden hüküm kurulmadığı da dikkate alındığında işbu bozma kararı üzerine verilecek kararda dava konusu işlemin iptali isteminin değerlendirilmesi gerektiği de açıktır
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ... ve ...'un manevi tazminat istemlerine yönelik kısmının ONANMASINA, ... ve ...'un maddi ve manevi tazminat istemlerine yönelik kısımlarının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 21/02/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!