WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/2517 E.  ,  2023/7442 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/2517
Karar No : 2023/7442

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR):
1- …
2- …
3- …
VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'ün 20/10/2016 tarihinde Tokat Devlet Hastanesinde geçirdiği burun ameliyatı sonrasında yataklı servisteki tedavisi sırasında hatalı enjeksiyon yapıldığı ve bu nedenle meydana gelen işgöremezlik ve vücudunda oluşan zararda idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek, ... için 18.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi, eşi ... için 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, oğlu ... için 1.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 20.000,00 TL maddi ve 280.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi ve bu amaçla idareye yapılan 09/02/2018 tarihli başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu olay kapsamında düzenlenen Adli Tıp Kurumu raporunda davacıda meydana gelen hasarın bir komplikasyon olduğu, bahse konu komplikasyonun tanı ve tedavisine yönelik gerekli girişimlerin yapılmış olduğu, komplikasyon yönetiminin uygun olduğu, enjeksiyonu uygulayan sağlık personeli F.A'nın eyleminin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu belirlendiğinden olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davacıların maddi tazminat istemlerinin reddine, Adli Tıp Kurumu raporunda davacıda gelişen arazın enjeksiyon uygulamalarının komplikasyonu olarak kabul edilmesi karşısında, maddi tazminata hükmedilmesinin koşulları oluşmamakla birlikte, enjeksiyon uygulamasından önce risklerin anlatılıp davacıdan yazılı onamın alınmamış olması, mevzuat hükümleri uyarınca davacının aydınlatılma ve onay verme hakkının elinden alınmış olacağı ve yürütülen sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği konusunda davacılarda endişe ve üzüntüye yol açacağı gerekçesiyle davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile ... için 35.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 09/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, manevi tazminat isteminin geri kalan kısmı (235.000,00 TL) yönünden davanın reddine, maddi ve manevi tazminat istemli idareye yapılan 09/02/2018 tarihli başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali istemine ilişkin kısım yönünden davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, davacı ...'e ameliyat öncesi imza edilerek alınan ameliyata ilişkin hazırlanmış onam formunun, hastanın ameliyat sonrasında serviste yatmaktayken uygulanacak enjeksiyona ilişkin olarak aydınlatılarak rızasının alındığını göstermeyeceği, yürütülen sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği konusunda, tıbbi müdahaleden dolayı sağlığı etkilenen davacı ... ile birlikte eşi ve çocuğunda da endişe ve üzüntüye uğrayacağı, davacı ... (çocuğu) yönünden de manevi tazminat hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, İdare Mahkemesi kararının ...'ün manevi tazminat isteminin reddinin 5.000,00 TL'ye ilişkin kısmının kaldırılmasına, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ...'e ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından; idarenin hizmet kusuru sebebiyle davacının uğradığı maddi ve manevi tazminat talebinin karşılanması gerektiği, davacının bir ayağını kalıcı olarak kullanamaz hale geldiği, enjeksiyon işleminin başlı başına ayrı bir tıbbi müdahale olarak değerlendirilmesinin gerektiği, davalı idare tarafından; davacının idareye başvurusu ile dava dilekçesindeki talep miktarlarının farklı olduğu ve bunun mahkemece gözetilerek ayrı bir idari başvuru olarak değerlendirilmesi gerektiği, enjeksiyon uygulamalarının büyük ameliyei cerrahiye olmadığı ve yazılı onam alınması zorunluluğu olmadığı ileri sürülerek Bölge İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar ve davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
A) Temyiz İstemine Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Maddi ve Manevi Tazminat İsteminin Reddi Yolundaki İdare Mahkemesi Kararına Karşı Davacılar Tarafından Yapılan İstinaf Başvurusun Reddine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminat ve manevi tazminat isteminin reddi yolundaki, İdare Mahkemesi kararına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyiz İstemine Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminat İsteminin Kabulü Yolundaki İdare Mahkemesi Kararına Karşı Davalı İdare Tarafından Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Kısmı ile İdare Mahkemesi Kararının Davacı ...'ün Manevi Tazminat İsteminin Reddinin 5.000,00 TL'lik Kısmına Karşı Davacılar Tarafından Yapılan İstinaf Başvurusunun Kabulüne İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
20/10/2016 tarihinde, Tokat Devlet Hastanesinde davacı ...'e Septum Deviasyonu (Burun Bölmesi Eğriliği) ameliyatı yapılmıştır.
Davacı ameliyat olduktan sonra yataklı servise alınmış, serviste kalçasına hemşire tarafından iğne yapılmıştır.
Davacı, enjeksiyon sonrasında sağ ayağının sakat kaldığını ileri sürmektedir.
Tokat Devlet Hastanesinden alınan 25/09/2018 tarihli Durum Bildirir Sağlık Raporunda ''sağ siyatik sinir lezyonu rahatsızlığı mevcut olup uzun süreli ayakta durmayı ve ağır efor gerektiren işlerde çalışması uygun değildir'' tespitlerine yer verilmiştir.
Bunun üzerine davacılar tarafından, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla bakılan dava açılmıştır.
Dava konusu olaya ilişkin olarak … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Adli Tıp Kurulu Başkanlığı 7. Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan … tarih ve … sayılı raporda; "...20/10/2016 tarihinde Tokat Devlet Hastanesinde dicloron enjeksiyonu yapıldığı, sonrasında sağ bacağında ağrı ve uyuşukluk hissettiği, yürüyemediği ve 23/11/2016 tarihli EMG incelemesinde sağ siyatik sinirin biceps femoris kası kısa başı innervasyonu proksimalinde peroneal dalının total, tibial dalının hafif derecede etkilendiği; belirgin reinnervasyon göstermeyen (akut) parsiyel lezyonu tespit edildiği anlaşılmakla; enjeksiyon uygulamalarında enjekte edilen ilaçların doku içi yayılımı ile nadir de olsa sinir hasarına neden olabildiklerinin tıbben bilindiği, bu durumun enjeksiyonun tekniğine uygun yapılması durumunda da her türlü özene rağmen gelişebildiği, dava konusu olayda enjeksiyon tekniğinin yanlışlığına ya da uygulanan bölgenin uyumsuzluğuna dair herhangi bir tıbbi delil tanımlanmadığı, enjeksiyon işlemi sonrası ortaya çıkan sinir hasarının klinik ve laboratuvar verileri birlikte değerlendirildiğinde enjeksiyon nöropatisi olduğunun anlaşıldığı, bu durumun her türlü özene rağmen komplikasyon olarak nitelendirildiği, bahse konu komplikasyonun tanı ve tedavisine yönelik gerekli girişimlerin yapılmış olduğu cihetle komplikasyon yönetiminin uygun olduğu, tüm bulgular bir arada değerlendirildiğinde enjeksiyonu uygulayan sağlık personeli F.A.'nın eyleminin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu..." tespitlerine yer verilmiştir.
İlk derece mahkemesince, olay kapsamında düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yukarı belirtilen gerekçelerle davanın, maddi tazminat istemi yönünden reddine, manevi tazminat istemi yönünden kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, istinaf aşamasında ise anılan Mahkeme kararına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine, davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun kısmen reddine, kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün hizmet kusuruna dayanması asli prensip olmakla beraber, zararın idarenin de dahil olduğu bir faaliyet sırasında meydana gelmesi ve öncesinde ya da sonrasında aksayan bazı durumların tespiti de önem arz etmektedir.
Özellikle de sağlık hizmeti gibi bünyesinde risk unsuru taşıyan hizmet alanlarında, sağlıktan sorumlu olan idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Esasen Anayasa'nın 56. maddesi de "Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemekle ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirmekle" ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinin devlete yüklediği pozitif yükümlülükler, devlet tarafından, özel ya da kamu hastanelerine hastaların yaşamını koruyacak nitelikteki tedbirleri alma zorunluluğu getiren yasal ve düzenleyici çerçevenin konulmasını gerektirmektedir. Bu yükümlülük, hastaları, tıbbi müdahalelerin bu bağlamda meydana getirebileceği ağır sonuçlardan mümkün olabildiğince koruma gerekliliğine dayanmaktadır. Böylelikle, taraf devletler, bu yükümlülük uyarınca, hekimlerin, uygulanması düşünülen tıbbi müdahalenin hastaların fiziksel bütünlüğüyle ilgili olarak meydana getirebileceği öngörülebilir sonuçlar hakkında sorgulanmaları ve hastalarını aydınlatarak, rıza göstermelerini sağlayacak şekilde kendilerini bu tıbbi müdahale hakkında önceden bilgilendirmeleri amacıyla gereken düzenleyici yasal tedbirleri almakla yükümlüdürler (Codarcea/Romanya, No. 31675/04, 2 Haziran 2009).
11/04/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 70. maddesinde "Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar. Büyük ameliyei cerrahiyeler için bu muvafakatin tahriri olması lazımdır. (Veli veya vasisi olmadığı veya bulunmadığı veya üzerinde ameliye yapılacak şahıs ifadeye muktedir olmadığı takdirde muvafakat şart değildir.) Hilafında hareket edenlere ikiyüzelli Türk Lirası idarî para cezası verilir." hükmü yer almaktadır.
5013 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan 16/03/2004 tarih ve 2004/7024 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan "Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi)"nin "Amaç ve konu” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Sözleşmenin Tarafları, tüm insanların haysiyetini ve kimliğini koruyacak ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayrım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına alacaklardır.”; "Mesleki standartlar" başlıklı 4. maddesinde; “Araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin, ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir.” kurallarına yer verilmiştir. Sözleşme, iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiş olup, anılan düzenlemede her türlü tıbbi müdahalenin mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olması benimsenmiştir.
Sözleşmenin "Muvafakat" başlıklı (II) numaralı bölümünde yer alan 5. maddesinde “muvafakat” konusu düzenlenmiş ve “Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir. Bu kişiye, önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir. İlgili kişi muvafakatini her zaman serbestçe geri alabilir.” düzenlemesiyle muvafakatin kapsamı belirlenmiştir.
01/08/1998 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği'nin davacıya tıbbi müdahale yapıldığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle 15. maddesinde, “Hasta; sağlık durumunu, kendisine uygulanacak tıbbi işlemleri, bunların faydaları ve muhtemel sakıncaları, alternatif tıbbi müdahale usulleri, tedavinin kabul edilmemesi halinde ortaya çıkabilecek muhtemel sonuçları ve hastalığın seyri ve neticeleri konusunda sözlü veya yazılı olarak bilgi istemek hakkına sahiptir. ...", 22. maddesinin birinci fıkrasında, “Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse, rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz.", “Rızanın Kapsamı” başlıklı 31. maddesinde de, “Rıza alınırken hastanın veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılması esastır. Hastanın, uygulanacak tıbbi müdahale için verdiği rıza, bu müdahalenin gerektirdiği sair tıbbi işlemleri de kapsar. Ancak, tıbbi işlemlerin uygulanmasında, bu Yönetmelik'te ve diğer mevzuatta belirlenen hakların ihlal edilmemesi için azami ihtimam gösterilir.” düzenlemeleri yer alır.
Anılan düzenlemeler özetle, herhangi bir tıbbi müdahaleye başlamadan önce kişilerin yapılacak işlemlerin riskleriyle ilgili olarak aydınlatılması ve rızalarının alınmasını gerektirmekte olup, aydınlatma ve rızanın alınmaması hali, sağlık hizmetinin kusurlu yürütüldüğü sonucunu doğurmaktadır.
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp, idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu olayda, davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açıkça ortaya konulamadığından maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamıştır. Davacıdan enjeksiyon işlemine rıza gösterdiğine dair yazılı ve imzalı aydınlatılmış onam alınmamışsa, manevi tazminat talebinin, olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek değerlendirilmesi gerekmekle birlikte, dosyanın incelenmesinden, davacıya yapılan burun ameliyatı için, ameliyattan önce davacıdan, yazılı ve imzalı aydınlatılmış onamın (19/10/2016 tarihli ''T.C Sağlık Bakanlığı Tokat Devlet Hastanesi Septum Deviasyonu Rıza Belgesi" başlıklı) davalı idareye bağlı hastane tarafından alındığı görülmektedir. Hastanede bir operasyon geçiren hastadan, davalı idarenin, yapacağı her müdahale için onam alması beklenemeyeceğinden, ameliyat öncesi verilen onamın ameliyattan hemen sonra davacının ağrılarını gidermek amacıyla aynı gün yapılan enjeksiyon için de geçerli olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu durumda, davacıda meydana gelen siyatik sinir zedelenmesine ait istenmeyen sonuç nedeniyle davalı idarenin tazmin sorumluluğundan bahsedebilmek için hizmet kusurunun varlığının tespiti ile sağlık hizmetinin sunumunda eksikliğin olması gerektiği, mevcut tablonun komplikasyon olduğu, yukarıda değerlendirildiği üzere de davacıdan aydınlatılmış onamın da alınarak cerrahi müdahale öncesi aydınlatma yükümlülüğünün idarece yerine getirildiği görüldüğünden, davalı idarenin hizmet kusurundan söz etmek olanaklı olmadığından davalı idarenin tazmin sorumluluğunun bulunmadığı açık olup temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararının, manevi tazminat isteminin kabulü yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı ile İdare Mahkemesi kararının davacı ...'ün manevi tazminat isteminin reddinin 5.000,00 TL'lik kısmına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin REDDİNE, davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun kısmen reddi, kısmen kabulü, davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, maddi ve manevi tazminat isteminin reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusun reddine ilişkin kısmının ONANMASINA oy birliğiyle, manevi tazminat isteminin kabulü yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı ile İdare Mahkemesi kararının davacı ...'ün manevi tazminat isteminin reddinin 5.000,00 TL'lik kısmına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kısmının BOZULMASINA oy çokluğuyla,
3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 23/11/2023 tarihinde kesin olarak karar verildi.

(X) - KARŞI OY:
Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, manevi tazminat isteminin kabulü yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı ile İdare Mahkemesi kararının davacı ...'ün manevi tazminat isteminin reddinin 5.000,00 TL'lik kısmına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kısmının da onanması gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararının bu kısmına katılmıyoruz.