WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Temmuz 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/1766 E.  ,  2023/6473 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/1766
Karar No : 2023/6473

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...

MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : ...Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 16/04/2018 tarihinde Eskişehir Devlet Hastanesinde uygulanan enjeksiyon işleminde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğramış olduğu zararlara karşılık 1.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 201.000,00 TL tazminatın olay tarihi olan 16/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile olay kapsamında düzenlenen Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu raporu doğrtultusunda davacının bacağında meydana gelen sinir hasarının enjeksiyon uygulamalarının beklenen komplikasyonlarından olduğu ve bu hususun önceden öngörülemez nitelik arz ettiği, enjeksiyonun yapılış tekniği ve uygulanan bölgenin uyumsuzluğu yönünden tıbbi bir delil de bulunmadığı hususu dikkate alındığında, dava konusu olayda idarenin hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle maddi tazminat istemine yönelik olarak davanın reddine, enjeksiyon öncesi enjeksiyon riskleri anlatılıp davacıdan usule uygun onam alınmamış olduğu gerekçesiyle 30.000,00 TL manevi tazminatın, davacı tarafından davalı idareye yapılan başvurunun tebliğ tarihi olan 20/05/2019 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemine yönelik olarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ...İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat yönünden hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine, manevi tazminatın hükmedilecek paranın zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olduğu, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği belirtilerek davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulü, kısmen reddi ile manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye yapılan başvurunun tebliğ tarihi olan 20/05/2019 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından; %20 oranında engelli hale geldiği, savcılık tarafından alınan raporun hükme esas almaya elverişli olmadığı, yeni bir bilirkişi raporu alınması gerektiği, idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, idari faaliyet ile oluşan zarar arasında illiyet bağı oluştuğu, mesleği olan garsonluğu artık yapamayacak olduğu, davalı idare tarafından; Adli Tıp Kurumu raporunun kendilerine kusur izafe etmediği bu sebeple tazminat yükümlülüğüne sahip olmadıkları, hastaya enjeksiyon öncesi ve sonrasında gereken özenin gösterildiği, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek Bölge İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemine konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

A) Temyiz İstemine Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminat İsteminin Reddi Yolundaki İdare Mahkemesi Kararına Karşı Davacılar Tarafından Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminat isteminin reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) Temyiz İstemine Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminata İlişkinin Kısmının İncelenmesi:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacıya 16/04/2018 tarihinde, Eskişehir Devlet Hastanesi acil servisinde enjeksiyon (intramüsküler olarak dikloron) yapılmıştır.
Davacı, enjeksiyon sonrasında sağ ayağının sakat kaldığını ileri sürmektedir.
Eskişehir Devlet Hastanesinin 15/05/2018 tarihli EMG raporunda, ''siyatik sinirin biceps femorisin proksimalinde aksonal ağırlıklı inkomplent hasarı ile uyumlu bulgular saptandığı, nörofizyolojik takip önerildiği'' tespitlerine yer verilmiştir.
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim dalının 11/02/2019 tarihli raporunda ''24/01/2019 tarihinde çekilen EMG'si sağda siyatik sinirin tibialis posterior dalında komplet aksonal lezyonun varlığı ile uyumlu olduğu'' tespitlerine yer verilmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla bakılan dava açılmıştır.
Olayla ilgili olarak Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulunca hazırlanan ...tarih ve ...sayılı raporda; "... 16.04.2018 tarihinde ameliyat sonrası baş ağrısı şikayeti ile acil servise başvuran hastaya intramüsküler enjeksiyon (dikloron) yapıldığı, söz konusu enjeksiyonun endikasyonu bulunduğu, enjeksiyon sonrası gelişen klinik tablonun enjeksiyon nöropatisi ile uyumlu olduğu, bu tip enjeksiyon uygulamalarında enjekte edilen ilaçların (dikloron vb.) doku içi yayılımı ile sinir hasarına neden olabileceklerinin tıbben bilindiği, bu durumun enjeksiyonun tekniğine uygun yapılması halinde de her türlü özene rağmen gelişebilecek komplikasyon olarak nitelendirildiği, dava konusu olayda enjeksiyon tekniğinin yanlışlığına ya da uygulanan bölgenin uyumsuzluğuna dair herhangi bir tıbbi delil de tanımlanmadığı, tüm bulgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde tedaviyi düzenleyen hekimin ve enjeksiyonu uygulayan sağlık personelinin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatasının tespit edilemediği..." görüşüne yer verilmiştir.
İdare Mahkemesince, yukarıda anılan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, anılan karara karşı taraflarca yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Temyiz konusu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla dava konusu olay nedeniyle davacının 200.000,00 TL'lik manevi tazminat isteminin 10.000,00 TL'lik kısmı kabul edilmiş ise de; manevi tazminatın ilgililerin duyduğu elem ve üzüntünün kısmen giderilmesini sağlayan manevi bir tatmin aracı olduğu gözetildiğinde, dava konusu olayın davacının üzerinde yarattığı etki ve hayatı süresince yaşayacağı sıkıntılar göz önünde bulundurulduğunda; Bölge İdare Mahkemesince davacı için takdir edilen manevi tazminat miktarının, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı görülmektedir.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, davacının manevi tazminat isteminin, dava konusu olayın, oluşan zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak şekilde makul bir kısmının kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz istemin REDDİNE, davacının temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin ...İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak taraflarca yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki temyize konu ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, maddi tazminat isteminin reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, manevi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ...Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 06/11/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.