WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Temmuz 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/1486 E.  ,  2023/6833 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/1486
Karar No : 2023/6833

DAVACI : … Sendikası
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN_ÖZETİ: 08/03/2017 tarih ve 30001 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sağlık Hizmeti Sunucularının Faturalarının İncelenmesine ve Bedellerinin Ödenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 14. maddesinin üçüncü fıkrasının ilk cümlesinde yer alan ''oy birliği'' ibaresi ile beşinci fıkrasının son cümlesinin, 24. maddesinin sekizinci ve dokuzuncu fıkraları ve 26. maddesinin altıncı fıkrasının iptali istenilmektedir.

DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu düzenlemelerin hukuki belirsizlik içerdiği ve keyfi uygulamalara neden olabileceği, dava konusu düzenlemelerin dayanağı 5510 sayılı Kanun'a ve üst hukuk normlarına aykırı olduğu, mülkiyet hakkını ihlal niteliği taşıdığı, iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, dava konusu düzenlemelerin üst hukuk normlarına ve diğer mevzuat hükümlerine uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı üzerine bozulan kısım hakkında davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, 8.3.2017 tarih ve 30001 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Sağlık Hizmeti Sunucularının Faturalarının İncelenmesine ve Bedellerinin Ödenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 14'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasının ilk cümlesinde yer alan ''oy birliği'' ibaresinin ve 5'inci fıkrasının son cümlesinin, 24'üncü maddesinin 8 ve 9'uncu fıkralarının ve 26'ncı maddesinin 6'ncı fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin, 14'üncü maddesinde düzenlenen "Eczane itiraz değerlendirme komisyonu" ikisi idare temsilcisi, biri eczacı odası temsilcisi, diğer ise reçeteleri incelenen eczacı olmak üzere dört kişiden oluşmaktadır. Komisyon kararlarını kural olarak oybirliği ile alacak olup, oyların eşitliği halinde itiraz dosyası bir üst komisyon olan "Eczane İtiraz Değerlendirme Üst Komisyonu"na intikal ettirilmektedir. Oyların eşit olmaması halinde ise itiraz hakkında ne tür bir işlem tesis edileceği Yönetmelikte düzenlenmemiştir.
Hukukumuzda idarenin düzenleme yetkisi konu bakımından sınırlandırılmamıştır. İdareler bir kanuna dayanmak ve kanunlara ve varsa düzenleyici işlemin bir üst normuna uygun olmak şartıyla düzenleme yapabilmektedir. Anayasanın 124'üncü maddesine göre yönetmelikler, kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak ve bunlara aykırı olmamak şartıyla çıkarılabilmektedir.
Hukuk devleti ilkesi uyarınca, idari düzenlemelerin, öngörülebilir olması ve keyfiliğe neden olabilecek uygulamalara yol açmaması gerekmektedir. Düzenleyici işlemlerin açık, belirli ve öngörülebilir olması, hukuk güvenliğinin dolayısıyla hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir.
Hukuk devletinin ayırt edici vasıflarından bir diğeri de; hukuki güvenlik ilkesidir. Hukuk devletinde kişiler, kendilerine uygulanacak hukuk kurallarının neler olduğunu önceden bilme ve davranışlarını ona göre ayarlayabilme imkanına sahip olmalıdır. Kişilerin, haklarını kullanırken belli kısıtlamalara tabi olacağını önceden bilmesi ve bu kısıtlamaların da somut, objektif ve öngörülebilir nitelikte ve netlikte olması gerekmektedir.
Dava konusu düzenlemeler incelendiğinde, komisyonun dört kişiden oluştuğu, hakkında inceleme yapılan eczacının da komisyonun üyesi olduğu, ancak alınacak kararlarda oybirliği şartının arandığı görülmektedir. Düzenleyici bir işlem ile reçetesi incelenen eczacının da katıldığı komisyon toplantısından oybirliği ile karar çıkmasının öngörülmesi temel hukuk mantığıyla çelişir mahiyettedir. Komisyon kararlarında belirli bir çoğunluk şartı aranılması gerekliliği tabiidir. Ancak burada tartışılması gereken husus bu çoğunluğun ne olacağıdır. Oybirliği şartı aranması, komisyonu karar alamaz hale getirecektir.
Ayrıca, komisyonda oyların eşitliği halinde itirazın bir üst komisyona devri öngörülür iken oyçokluğu halinde itirazın kabul veya reddi hususunun açıkça düzenlenmesi gerekirken bu yönde bir düzenleme yapılmaması, hukuki belirlilik ve hukuki güvenlik ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Bu nedenle 14'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasında yer alan "oy birliği" ibaresinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Aynı şekilde, 14'üncü maddenin 3'üncü fıkrasında, komisyonun kurulması ve karar alması için üyelerinin tamamının bulunması ve kararın oybirliği ile alınması şart koşulmuş; ayrıca oyların eşitliği halinde itiraz dosyasının bir üst komisyona intikali öngörülmüşken, maddenin 5'inci fıkrasında, reçetesi incelenen eczacı veya yetkilendireceği eczacının katılmadığı toplantılarda üç kişi ile karar alınabileceği ve alınan kararların nihai karar olarak kabul edilmesi, düzenlemenin kendi içinde de çeliştiğini göstermektedir. Dava konusu düzenleme, bu haliyle hukuki güvenlik ve hukuki belirliliği sağlamaktan uzak bir mahiyette olup, dava konusu bu düzenlemenin bir bütün olarak değerlendirilerek, komisyonun toplantı ve karar nisabının, temel hukuk mantığına uygun bir şekilde yeniden belirlenmesi gerektiği anlaşıldığından, dava konusu edilen 14'üncü maddenin 5'inci fıkranın son cümlesinde de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan; yukarıda belirtilen düzenlemelerin haricinde kalan maddelerin iptali istemine gelince; 5510 sayılı Genel Sağlık Sigortası ve Sosyal Sigortalar Kanununun 97'nci maddesinin 7'nci fıkrasında; sağlık hizmet sunucularınca ilgili ay içinde sunulan sağlık hizmetine ilişkin fatura ve eki belgelerin takip eden ayın onbeşinci gününe kadar teslim edileceği, fatura teslim tarihinden itibaren incelemenin üç ay içinde neticelendirilerek avans hesabının kapatılacağı; 103'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasında da, SGK müfettişleri tarafından yapılan denetimlerde, Kurum alacağının tahsilinin riske gireceğinin öngörülmesi halinde, alacakla orantılı olacak şekilde altı ayı geçememek üzere ödemelerin durdurulabileceği fakat bu sürenin sonunda inceleme veya soruşturma sonuçlanmaz ise bu tedbirin kendiliğinden kalkacağı ve ödemelerin yapılacağı, hususları düzenlenmiştir.
Tüm bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, sözleşmesi feshedilen, yeniden sözleşme yapılmayan veya nitelikli dolandırıcılık nedeniyle sözleşmesi feshedildikten sonra tekrar sözleşme imzalanan eczanelerin, reçete ve eki belgelerin, inceleme, denetim ve itiraz süreçleri 5510 sayılı Kanun ve dava konusu Yönetmelikte belirlendiğinden, dava konusu düzenlemede bu sürelere yer verilmemiş olması bu hükümlerin uygulanmayacağı anlamına gelmemektedir.
Ayrıca; 5510 sayılı Kanun, sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortasından yararlanacak kişileri ve sağlanacak haklarını, bu haklardan yararlanma şartları ile finansman ve karşılanma yöntemlerini belirlemektedir. Anılan Kanunun 73'üncü maddesinde sağlık hizmeti sağlama yöntemi düzenlenmektedir. Buna göre, 5510 sayılı Kanuna göre sağlık hizmetleri, Kurum ile yurt içindeki veya yurt dışındaki sağlık hizmeti sunucuları arasında yapılan sözleşmeler yoluyla ve/veya bu Kanun hükümlerine uygun olarak genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularından satın aldıkları sağlık hizmeti giderlerinin ödenmesi suretiyle sağlanır.
Sağlık hizmeti sunucusunun alacaklarının ödenmesinin durdurulması tedbirinin uygulanabilmesi için gereken koşulların Yönetmelikte açık, net ve anlaşılır bir biçimde düzenlendiği ve Yönetmeliğin, sağlık hizmet sunucusunun menfaatlerini tamamen gözardı etmediği, haklarının korunması açısından da yeterli güvenceler içerdiği anlaşılmakla; iptali istenilen düzenlemelerde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Sağlık Hizmeti Sunucularının Faturalarının İncelenmesine ve Bedellerinin Ödenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 14'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasında yer alan "oy birliği" ibaresi ile 5'inci fıkrasının son cümlesinin iptali, davanın diğer kısımlarının ise reddi yönünde karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 27/11/2018 tarih ve E:2017/936, K:2018/7865 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/11/2020 tarih ve E:2019/741, K:2020/2066 sayılı kararıyla kısmen onanması, kısmen bozulması üzerine bozulan kısım hakkında işin gereği yeniden görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Sağlık Hizmeti Sunucularının Faturalarının İncelenmesine ve Bedellerinin Ödenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, 08/03/2017 tarih ve 30001 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğü girmiştir.
Söz konusu Yönetmeliğin 14. maddesinin üçüncü fıkrasının ilk cümlesinde yer alan ''oy birliği'' ibaresi ile beşinci fıkrasının son cümlesinin, 24. maddesinin sekizinci ve dokuzuncu fıkraları ve 26. maddesinin altıncı fıkrasının iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 27/11/2018 tarih ve E:2017/936, K:2018/7865 sayılı kararı ile dava konusu düzenlemelerde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu düzenlemelerin iptaline karar verilmiştir.
Daire kararının, davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/11/2020 tarih ve E:2019/741, K:2020/2066 sayılı kararı ile, dava konusu Yönetmeliğin 14. maddesinin üçüncü fıkrasının ilk cümlesinde yer alan ''oy birliği'' ibaresi ile beşinci fıkrasının son cümlesi ile 24. maddesinin sekizinci ve dokuzuncu fıkralarının iptaline ilişkin kısımının onanmasına, Yönetmeliğin 26. maddesinin altıncı fıkrasının iptaline ilişkin kısmının ise bozulmasına karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarına karşı Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunca idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların temyizen inceleneceği hükme bağlanmış; 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin dördüncü fıkrasında ise, Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde ısrar olanağı tanınmamıştır.
Buna göre, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak davanın Yönetmeliğin 26. maddesinin altıncı fıkrasına ilişkin kısmı hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

İLGİLİ MEVZUAT:
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun"Sağlık hizmetlerinin sağlanma yöntemi ve sağlık giderlerinin ödenmesi" başlıklı 73. maddesinin onikinci fıkrasında, "(Ek fıkra:10/9/2014-6552/49 md.) Kurum, fatura denetimi konusunda kriterler koymaya, alternatif geri ödeme modelleri oluşturmaya ve bu konularda tespitler ve denetimler yapmaya ve/veya yaptırmaya, buna bağlı olarak hizmet alımı yapmaya yetkilidir." hükmü;
"Zamanaşımı, hakkın düşmesi ve avans" başlıklı 97. maddesinin yedinci fıkrasında, "(Değişik yedinci fıkra: 18/2/2009-5838/2 md.) Sağlık hizmeti sunucuları, sunmuş oldukları hizmetlere ilişkin bir ay içinde düzenledikleri fatura ve eki belgeleri izleyen ayın onbeşine kadar Kuruma teslim ederler. Fatura teslim tarihi; süresi içinde teslim edilen faturalar için teslim edildiği ayın onbeşinci günü, süresi içinde teslim edilmeyen faturalar için ise teslim edildiği ayı takip eden ayın onbeşinci günü olarak kabul edilir. Fatura bedelinin tamamı, fatura teslim tarihinden itibaren, altmış gün içinde, sağlık hizmet sunucularına avans olarak ödenir. Fatura ve eki belgeler, fatura teslim tarihinden itibaren üç ay içinde incelenerek avans hesabı kapatılır. İnceleme süresinin takip eden mali yıla sirayet etmesi durumunda, avans artıkları hakkında 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 35 inci maddesindeki akreditiflere ilişkin hükümler uygulanır." hükmü;
"İdarî yaptırımlar ve fesih" başlıklı 103. maddesinde,
"(Değişik:17/4/2008-5754/61 md.) Kurumca yapılan inceleme neticesinde;
a) Sağlık hizmeti sunulmadığı halde sağlık hizmetini fatura ettiği,
b) Faturayı veya faturaya dayanak oluşturan belgeleri, gerçeğe aykırı olarak düzenlediği,
c) 64 üncü madde gereğince kapsam dışı tutulan sağlık hizmetlerini, kapsam içinde olan sağlık hizmetleri gibi gösterdiği,
d) Sağlık hizmetlerine hak kazanmayan kişilere, sağlık hizmeti sunarak Kuruma fatura ettiği,
e) 73 üncü madde gereğince belirlenen tavanın üzerinde ilave ücret aldığı,
tespit edilen sağlık hizmeti sunucuları hakkında genel hükümlere göre takip yapılır. Bu fiiller nedeniyle Kurumun yersiz ödediği tutar 96 ncı maddeye göre geri alınır. Ayrıca bu fiilleri işleyen veya sağlık hizmeti satınalınmasına ilişkin sözleşmelerde belirtilen hükümlere aykırı davrandığı tespit edilen sağlık hizmeti sunucularının Kurum ile yaptıkları sözleşmeleri feshedilebilir ve Kurumca belirlenecek süre içinde tekrar sözleşme yapılmaz.
71 inci maddede yer alan kimlik tespiti yükümlülüğünü yapmayan ve bu nedenle bir başka kişiye sağlık hizmeti sunulması nedeniyle Kurumun zarara uğramasına sebebiyet veren sağlık hizmeti sunucularından uğranılan zarar geri alınır.
(Ek fıkra: 10/9/2014-6552/54 md.) Kurum müfettişlerince yapılan inceleme veya soruşturma esnasında yapılan tespitlere bağlı olarak, oluşabilecek Kurum alacağı tahsilinin riske gireceğinin öngörülmesi hâlinde, en az üç müfettişten oluşan komisyonun uygun görüşü ve Rehberlik ve Teftiş Başkanının onayıyla altı ayı geçmemek üzere, inceleme veya soruşturma sonuçlanıncaya kadar sağlık hizmeti sunucusunun Kurum nezdindeki muaccel veya müeccel alacaklarının ödemesi, tahsili riske gireceği öngörülen alacakla orantılı olarak durdurulabilir. Altı aylık süre içinde inceleme veya soruşturma sonuçlanmaz ise durdurma kararı kendiliğinden kalkar ve bu tarihten itibaren muaccel olan alacakları ödenmeye devam olunur. Altı aylık süre sonuna kadar ödemesi durdurulan alacaklar ise inceleme veya soruşturma sonuçlanıncaya kadar ödenmez. Ancak, sağlık hizmeti sunucusunun Kurum nezdindeki muaccel olan alacaklarının her biri için 6183 sayılı Kanunun l0 uncu maddesinin birinci fıkrasının 2 nci ve 3 üncü bentlerinde sayılanlar kapsamında teminat verilmesi hâlinde durdurma kararı bu kararı uygulayan Kurum ünitesi tarafından kaldırılır ve Kurum nezdindeki alacakları ödenir.
(Ek fıkra: 10/9/2014-6552/54 md.) Kurum tarafından sözleşmesi feshedilmiş sağlık hizmeti sunucusuyla feshe neden olan fiillere bağlı olarak oluşan Kurum alacakları tahsil edilmeden ve fesih süresi tamamlanmadan yeni bir sözleşme yapılmaz. Söz konusu sağlık hizmeti sunucusunun devri hâlinde ise feshe neden olan Kurum alacakları tahsil edilmeden ve en az bir yıllık fesih süresi geçmeden devralan sağlık hizmeti sunucusu ile sözleşme yapılmaz. Sözleşme yapılmayan veya sözleşmesi feshedilen sağlık hizmeti sunucusunun muayene ve işlemlere ilişkin fatura bedelleri ödenmez.
(Ek fıkra: 10/9/2014-6552/54 md.) 5237 sayılı Kanunda belirtilen ve Kurum zararına neden olan nitelikli dolandırıcılık suçunun işlendiği kesinleşmiş mahkeme kararıyla sabit görülmesi şartıyla; söz konusu fiillerin sağlık hizmeti sunucusunun yöneticileri ve/veya ortakları tarafından işlendiği durumda aynı sağlık hizmeti sunucusuyla veya bunların daha sonra yönetici ve/veya ortak olduğu sağlık hizmeti sunucusuyla hiçbir şekilde sözleşme yapılmaz, bu fiillerin hekimler tarafından işlendiği durumda ise ilgili hekimlerle en az üç yıl süre ile sözleşme yapılmaz. Kesinleşmiş mahkeme kararının beklenmesi sağlık hizmeti satın alınmasına ilişkin sözleşmelerde belirtilen fesih sürelerinin uygulanmasına engel olmaz.
(Ek fıkra:10/9/2014-6552/54 md.) 5237 sayılı Kanunda belirtilen nitelikli dolandırıcılık fiillerini işleyen sağlık hizmeti sunucusu ve/veya ilgili hekimler hakkında ruhsat iptali de dâhil olmak üzere gerekli tüm iş ve işlemler için keyfiyet Sağlık Bakanlığına bildirilir. Nitelikli dolandırıcılık fiillerini işleyerek Kurum zararına neden olmuş hekimlerden gelen muayene ve işlemlere ilişkin fatura bedelleri en az üç yıl süre ile ödenmez." hükmü yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
5510 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen 73. maddesinin onikinci fıkrası ile davalı idare, fatura denetimi konusunda kriterler koymak, alternatif geri ödeme modelleri oluşturmak, bu konularda tespitler ve denetimler yapmak veya yaptırmak hususunda yetkili kılınmıştır.
Anılan Kanun'un 103. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, Kurum müfettişlerince yapılan inceleme veya soruşturma esnasında yapılan tespitlere bağlı olarak, oluşabilecek Kurum alacağı tahsilinin riske gireceğinin öngörülmesi hâlinde, en az üç müfettişten oluşan komisyonun uygun görüşü ve Rehberlik ve Teftiş Başkanının onayıyla altı ayı geçmemek üzere, inceleme veya soruşturma sonuçlanıncaya kadar sağlık hizmeti sunucusunun Kurum nezdindeki muaccel veya müeccel alacaklarının ödemesi, tahsili riske gireceği öngörülen alacakla orantılı olarak durdurulabileceği, altı aylık süre içinde inceleme veya soruşturma sonuçlanmaz ise durdurma kararının kendiliğinden kalkacağı ve bu tarihten itibaren muaccel olan alacakların ödenmeye devam olunacağı, altı aylık süre sonuna kadar ödemesi durdurulan alacaklar ise inceleme veya soruşturma sonuçlanıncaya kadar ödenmeyeceği, ancak, sağlık hizmeti sunucusunun Kurum nezdindeki muaccel olan alacaklarının her biri için 6183 sayılı Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrasının 2. ve 3. bentlerinde sayılanlar kapsamında teminat verilmesi hâlinde durdurma kararının bu kararı uygulayan Kurum ünitesi tarafından kaldırılacağı ve Kurum nezdindeki alacakların ödeneceği düzenlenmiştir.
08/03/2017 tarih ve 30001 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sağlık Hizmeti Sunucularının Faturalarının İncelenmesine ve Bedellerinin Ödenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "Sağlık hizmeti sunucuları değerlendirme" başlıklı 25. maddesinde, Kuruma iletilen şikâyet ve ihbar sonucu yapılan denetimler ile Kurum tarafından yapılan planlı denetim, inceleme ve soruşturmalar doğrultusunda, sağlık hizmeti sunucularının mevzuata aykırı fiil ve eylemlerinin tespit edilmesi halinde, konunun ilgili sağlık hizmeti sunucusu hakkında karar alınmak üzere Sağlık Hizmeti Sunucuları Değerlendirme Komisyonuna iletileceği belirtilmiştir.
Anılan Yönetmeliğin 26. maddesinde ise, Sağlık Hizmeti Sunucuları Değerlendirme Komisyonunun oluşumu, toplanma ve karar alma nisabı ile alınan kararlara karşı başvurulacak itiraz yoluna ilişkin hususlar düzenlenmiş ve dava konusu altıncı fıkra ile de, ödemesi durdurulacak tutarın üst sınırının, her bir ay için aylık fatura tutarının %80'ini geçmeyecek şekilde komisyon tarafından belirleneceği kuralına yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden açıkça anlaşılacağı üzere, Kurum müfettişlerince yapılan inceleme ve soruşturma esnasında yapılan tespitlere bağlı olarak, oluşabilecek Kurum alacağı tahsilinin riske gireceğinin öngörülmesi hâlinde, sağlık hizmeti sunucusunun, Kurum nezdindeki muaccel veya müeccel alacaklarının ödemesinin durdurulabileceğinde tereddüt bulunmamaktadır. Buna göre bahse konu durdurma yetkisinin, en az üç müfettişten oluşan komisyonun uygun görüşü ve Rehberlik ve Teftiş Başkanının onayı ile, altı ayı geçmemek üzere inceleme veya soruşturma sonuçlanıncaya kadar ve tahsili riske gireceği öngörülen alacakla orantılı olarak kullanılabileceği açıktır.
Yönetmeliğin 26. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan düzenleme ile Sağlık Hizmeti Sunucuları Değerlendirme Komisyonuna verilen yetkinin, sağlık hizmeti sunucularının Kurum nezdindeki alacaklarının ödenmesinin durdurulmasına ilişkin değil, 5510 sayılı Kanun'un 103. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca en az üç müfettişten oluşan komisyonun uygun görüşü ve Rehberlik ve Teftiş Başkanının onayı ile durdurulacak ödemelerin üst sınırının belirlenmesine ilişkin bir yetki olduğu anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla, 5510 sayılı Kanun'un 103. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen komisyona verilen, sağlık hizmeti sunucularının, Kurum nezdindeki alacaklarının durdurulması yetkisinin, dava konusu düzenleme ile Sağlık Hizmeti Sunucuları Değerlendirme Komisyonuna verildiğinin kabulüne imkanı bulunmamaktadır.
5510 sayılı Kanun'un 73. maddesinin onikinci fıkrası ile fatura denetimi konusunda kriterler koymak, alternatif geri ödeme modelleri oluşturmak, bu konularda tespitler ve denetimler yapmak veya yaptırmak hususunda yetkili kılınan davalı idarenin, sağlık hizmeti sunucularının, Kurum nezdinde bulunan ve ödemesi durdurulacak alacaklarının üst sınırını belirleme yetkisinin bulunduğu ve bu yetkisini de Sağlık Hizmeti Sunucuları Değerlendirme Komisyonu eliyle kullanabileceği sonucuna varıldığından dava konusu düzenlemede üst hukuk normlarına, hizmet gereklerine ve hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu Yönetmeliğin 26. maddesinin altıncı fıkrası yönünden davanın REDDİNE,
2. Sonuç itibarıyla dava kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlandığından, davacı tarafından yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin yarısına karşılık gelen … TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısına karşılık gelen … TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, temyiz aşamasında davalı idare tarafından yapılan … TL yargılama giderinin ise davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, davanın iptalle sonuçlanan ve onanarak kesinleşen kısmı için ilk kararda davacı lehine vekalet ücreti takdir edildiğinden bu kısım hakkında yeniden vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemleri halinde taraflara iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 14/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.