Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/13 E. , 2023/5604 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/13
Karar No : 2023/5604
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
3- ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının davalı idare tarafından aleyhine olan kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, ...'ın 27/02/2014 tarihinde yüksek ateş şikayetiyle başvurduğu Bağcılar Devlet Hastanesinde stajyer sağlık memuru tarafından uygulanan enjeksiyon sonucu sakat kaldığı, olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla ... için 50.000,00 TL maddi (miktar artırım dilekçesi ile 377.621,90 TL), 100.000,00 TL manevi tazminat ile anne ve babası olan diğer davacılar ... ve ... için toplam 6.000,00 TL maddi (tedavi giderleri), 100.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla; olay kapsamında bilirkişiliğine başvurulan ve hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda, davacıda oluşan arazın enjeksiyon uygulamalarının beklenebilir bir komplikasyonu olduğu belirtilerek, uygulanan tıbbi işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu yönünde görüş bildirilse de, doktor tarafından düzenlenen enjeksiyon uygulamasının yetkili bir sağlık personelince veya onun gözetimi ve denetimi altında yapılması gerekirken, bu uygulamanın denetim ve gözetim altında olmaksızın görev tanımında enjeksiyon yapma yetkisi bulunmayan acil tıp teknisyeni tarafından yapılması, ayrıca mevzuatta belirlenen kayıt tutma yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve bu sebeple de gerekli araştırma ve inceleme yapamamak suretiyle maddi gerçeği açıklığa kavuşturmayan idarece, uygulamayı yapan kişinin tam olarak tespit edilememiş olması nedeniyle sunulan sağlık hizmetinin özensiz ve denetimsiz biçimde kusurlu olarak işletildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile davacı ... için 377.621,90 TL, diğer davacılar ... ve ... için toplam 1.700,00 TL maddi tazminatın ve davacı ... için 40.000,00 TL, diğer davacılar ... ve ...'ın her biri için 5.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareden alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından; Adli Tıp Kurumu raporunda idarenin personeline atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı tespitinin yapıldığı, sağlık hizmetlerinin doğası gereği çeşitli riskler barındıran ve sonuç garantisi vermeyen bir hizmet olduğu, davaya konu edilen olayın enjeksiyon uygulamalarında beklenebilir bir komplikasyon olduğu ileri sürülerek Bölge İdare Mahkemesi kararının kabule ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
A) Temyiz İstemine Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararın, Manevi Tazminat İsteminin Kabulü Yolundaki İdare Mahkemesi Kararına Karşı Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat isteminin kabulü yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı, davalı idareye bağlı sağlık kuruluşunca hasta kayıtlarının düzenli tutulmaması, buna bağlı olarak enjeksiyonu uygulayanın tespit edilemeyerek etkili bir soruşturma yapılamaması suretiyle hizmetin bu yönden kusurlu işletilmesi karşısında, usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyiz İstemine Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararın, Maddi Tazminat İsteminin Kabulü Yolundaki İdare Mahkemesi Kararına Karşı Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı ..., 27/02/2014 tarihinde yüksek ateş şikayetiyle Bağcılar Devlet Hastanesine başvurmuş ve acil servisteki doktorun muayenesi üzerine enjeksiyon odasına sevk edilerek kalçadan intramüsküler enjeksiyon uygulanmıştır.
İğne vurulduğu esnada bacağında acı ve yanma yaşadığını, ardından bayıldığını beyan eden davacı, yeniden doktora başvurmuş ve doktor tarafından nöroloji polikliniğine sevk edilmiştir.
Enjeksiyon sonrası yürüme zorluğu çeken davacı ..., siyatik sinir lezyonu tanısıyla muayene edilmiş ve hakkında düzenlenen 10/03/2014 tarihli EMG raporunda, sol siyatik sinir peroneal divizyonunda parsiyel, tibial divizyonunda ağır düzeyde aksonal hasar tespit edilmiştir.
Olayla ilgili olarak İstanbul Valiliğinin 25/08/2015 tarih ve 46948 sayılı oluru ile başlatılan ön inceleme kapsamında düzenlenen 06/10/2015 tarihli ön inceleme raporunda; "......'a enjeksiyonun hangi yardımcı sağlık personeli tarafından yapıldığının kesin olarak anlaşılamadığı gibi enjeksiyonun doğru ya da yanlış yere yapıldığına dair tıbbi belge de bulunmamaktadır. Ancak ... bunların enjeksiyon uygulamalarının beklenebilir komplikasyonlarından olduğu da bilinmektedir..." tespitine yer verilmiştir.
Davacılar tarafından, sonradan öğrendikleri üzere, iğneyi yapan kişinin enjeksiyon odasında görevli olmayan stajyer sağlık memuru olduğu, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla bakılan dava açılmıştır.
İdare Mahkemesince bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 08/09/2017 tarih ve 6524 sayılı bilirkişi raporunda, "...enjekte edilen ilaçların doku içi yayılımı ile sinir hasarına neden olabileceklerinin tıbben bilindiği, bu durumun enjeksiyonların tekniğine uygun yapılması durumunda da daha önceden öngörülmeyecek veya önlenemeyecek arazlara sebep olabildiği, mevcut tablonun her türlü özene rağmen oluşabilecek herhangi bir kusur ve ihmalden kaynaklanmayan komplikasyon olarak nitelendirildiği, enjeksiyonun yapılış tekniği ve uygulanan bölgenin uyumsuzluğu yönünden tıbbi bir delil de tanımlanmadığından, tüm bulgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde enjeksiyon uygulayan görevliye herhangi bir kusur izafe edilemediği.." görüşüne yer verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Olayla ilgili olarak düzenlenen 06/10/2015 tarihli ön inceleme raporu ile 08/09/2017 tarihli Adli Tıp Kurumu raporlarının ve hastane kayıtlarının birlikte incelenmesinden; olay tarihinde enjeksiyon yapmakla görevli hemşire H.A. ve kan almakla görevli acil tıp teknisyeni A.Ç. olmak üzere iki erkek sağlık çalışanının görevli bulunduğu, gerek hastane kayıtlarından gerekse ön inceleme kapsamında alınan ifadelerden enjeksiyonu kimin yaptığının kesin olarak anlaşılamadığı, ancak İdare Mahkemesince davacı ...'ın enjeksiyonu uygulayanın kendisiyle akran olduğu yolundaki beyanından hareketle uygulamayı olay tarihinde 18 yaşında olan acil tıp teknisyeni A.Ç.'nin yaptığının kabulü suretiyle ve acil tıp teknisyeninin enjeksiyon uygulama yetkisi bulunmadığı, öte yandan davalı idareye bağlı sağlık kuruluşunun mevzuatta belirlenen kayıt tutma yükümlülüğünü yerine getirmemesinin ve böylece uygulamayı yapan kişinin tam olarak tespit edilememiş olmasının da hizmet kusuru teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, tıbbi kayıtların usulüne uygun olarak tutulmaması nedeniyle davacıların, enjeksiyon sonucu meydana gelen sinir hasarının tedavi sürecinin kusurlu işletilmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı noktasında ömür boyu şüphe duyacağı açıktır. Dolayısıyla, davacıların maddi gerçeğe hiçbir zaman ulaşamayacak olmaları nedeniyle uğradıkları manevi zararlarının tazmin edilmesi gerekmekle birlikte; davacı ...'a uygulanan enjeksiyonun, olay anında acil serviste görevli bulunan acil tıp teknisyeni tarafından yapılıp yapılmadığının kesin olarak ortaya konulamaması, ayrıca Adli Tıp Kurumu raporu ve ön inceleme kapsamında düzenlenen bilirkişi raporunda davacıda gelişen sinir hasarının komplikasyon olarak nitelendirilmesi karşısında, olayda maddi tazminatın ödenmesi için gerekli şartların oluşmadığı sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, maddi tazminat istemi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, maddi tazminat isteminin kısmen kabulü yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE
2. Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine İlişkin ... İdare Mahkemesi kararının kabulüne ilişkin kısmına yönelik olarak davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının ONANMASINA oy birliğiyle, maddi tazminat isteminin kısmen kabulü yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA oy çokluğuyla,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 16/10/2023 tarihinde kesin olarak karar verildi.
(X) - KARŞI OY:
Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının, İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne yönelik davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının da onanması gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararının bu kısmına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!