WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Temmuz 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2020/525 E.  ,  2023/6573 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/525
Karar No : 2023/6573

DAVACI : ... Odası
VEKİLİ : Av. ...

DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı
VEKİLİ : ...
2- ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN_ÖZETİ : 11/07/2012 tarih ve 28350 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genel Sağlık Sigortası Verilerinin Güvenliği ve Paylaşımına İlişkin Yönetmeliğin 5. maddesindeki ''Sağlık verilerinin paylaşımında Anayasada, kanunlarda ve uluslararası sözleşmelerde yer alan özel hayatın gizliliğine ve ticari sır niteliğindeki verilerin korunmasına ilişkin hükümler esas alınır." ibaresinin, 6. maddesinin üçüncü fıkrasının, 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "ilgili mevzuatla izin verilen haller dışında veya kişilerin açıkça rızası olmaksızın" ibaresi ile "kişiyi doğrudan ve dolaylı olarak tanımlamayan genel ve anonim veriler paylaşılabilir" ibaresinin, 8., 9., 10., 11., 12., 13., 14. ve 15. maddelerinin ve bunların hukuka aykırılığının saptanması halinde Yönetmeliğin tamamının iptali istenilmiştir.

DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu düzenlemeler ile Sosyal Güvenlik Kurumunun verilerin paylaşılması için veri tabanı oluşturacağı, Yönetmeliğe dayanak gösterilen 5510 sayılı Kanun’un 78. ve 100. maddelerinin verilerin korunması ile ilgili olduğu, hatta 78. maddesinin ikinci fıkrasında paylaşıma açılamayacak kişilerin tespitinden bahsedildiği, bunların Sosyal Güvenlik Kurumu nezdindeki verilerin korunmasıyla ilgili olduğu, bu nedenle Yönetmeliğin yasal dayanağının olmadığı, Anayasa Mahkemesinin 06/02/2013 tarih ve E:2011/150 sayılı kararıyla 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin bilgi toplama, işleme ve paylaşma yetkisi başlıklı 47. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarının iptal edildiği, dava konusu düzenlemelerin de benzer nitelikte olduğu, dava konusu hükümlerin kamu yararına aykırı olduğu, insan sağlığının, ilaç endüstrisinin üzerinde stratejik planlar yapabileceği serbest piyasa alanı olamayacağı, dava konusu düzenlemelerin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.

DAVALILARIN SAVUNMALARI :
Davalı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından, davacı Odanın dava açmakta menfaatinin olmadığı ve davanın süreaşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiği, Yönetmeliğin dayanağı Kanun hükümlerine uygun olduğu, Yönetmeliğin "Düzenleme yetkisi" başlıklı 16. maddesine dayanılarak "Sosyal Güvenlik Kurumu Genel Sağlık Sigortası Verilerinin Güvenliği ve Paylaşımına İlişkin Usul ve Esasları"nın Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulu Kararı ile uygun görülerek Kurum web sayfasında yayımlandığı, 2007 yılından itibaren Türkiye'deki tüm sağlık kuruluşlarını kapsayan MEDULA hastane sistemine geçildiği, bu sistemde hastanın adı, soyadı, yaş, cinsiyet, kimlik no, bilgileri yanında hastaya yapılan tetkik, tahlil, tedavi işlemleri, bunları yapan sağlık tesisinin unvanı, adresi, reçeteyi yazan doktorun adı gibi bilgilerin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından güvenilir şekilde kayıt altında tutulduğu, dava konusu Yönetmelik ile MEDULA sisteminde yer alan bilgilerle kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerin sağlık alanında istatistik, maliyet çalışması, politika belirlenmesi gibi çalışmalar yapılmasına imkân sağlanacağı, 5., 6., 7., 8. ve 9. maddelerin içeriklerine bakıldığında, Sosyal Güvenlik Kurumuna, sağlık hizmet sunucularına, bunların yazılım işlerine yapan firmalara, MEDULA sisteminde yer alan verileri sistemden alacak olan Sosyal Güvenlik Kurumu personeline sorumluluk yükleyen düzenlemelere yer verildiği ve dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı, davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından, Yönetmeliğin amacının, genel sağlık sigortası verilerinin güvenliği ve paylaşımının herhangi bir suistimale mahal verilmeden hukuki bir zemine oturtulup verilerin paylaşım esaslarının düzenlenmesi olduğu, Yönetmeliğin bu verilerin korunmasına ilişkin hükümler de ihtiva ettiği, Anayasa'da "Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir." denilmesine rağmen bu konuda herhangi bir düzenleme bulunmamakla birlikte bilgi sistemlerini yaygın olarak kullanan Kurumlarınca bilgi sistemlerinin güvenliği ve kişisel mahremiyetin korunması için düzenleme yapma ihtiyacının duyulduğu, Veri Paylaşım Kurulunun uygun görüşü ile veri paylaşım sözleşmesi imzalanan kuruluşlarla paylaşılan ilaç verilerinde hiçbir gerçek ve tüzel kişiye ait kişisel bilginin yer almadığı, bu sistemde güvenilir şekilde kayıt altında tutulan bilgilerin kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından sağlık alanında istatistik, maliyet çalışması, politika belirlenmesi amaçlarıyla talep edildiği, paylaşılacak ve paylaşılmayacak verilerin 5510 sayılı Kanun'da açıkca düzenlenmemesi nedeniyle 78. ve 100. maddelere dayanılarak hazırlanan Yönetmeliğin dava konusu edilen hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı, davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı üzerine davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ...
DANIŞTAY SAVCISI : Dava 11/07/2012 günlü, 28350 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Genel Sağlık Sigortası Verilerinin Güvenliği ve Paylaşımına İlişkin Yönetmeliğin 5. maddesindeki ''Sağlık verilerinin paylaşımında Anayasada, kanunlarda ve uluslararası sözleşmelerde yer alan özel hayatın gizliliğine ve ticari sır niteliğindeki verilerin korunmasına ilişkin hükümler esas alınır."' ibaresinin; 6. maddesinin 3. fıkrasının; 7. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "ilgili mevzuatla izin verilen haller dışında veya kişilerin açıkca rızası olmaksızın" ibaresi ile "kişiyi doğrudan ve dolaylı olarak tanımlamayan genel ve anonim veriler paylaşılabilir" ibaresinin; 8., 9., 10., 11., 12., 13., 14. ve 15. maddelerin tamamının ve bunların hukuka aykırılığının saptanması halinde yönetmeliğin tamamının iptali istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlığa konu Yönetmelik, 28/08/2015 günlü, 29459 (3. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Genel Sağlık Sigortası Verilerinin Güvenliği ve Paylaşımına İlişkin Yönetmeliğin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığından, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 24/05/2017 tarih ve E:2013/9499, K:2017/2964 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/09/2019 tarih ve E:2017/3010, K:2019/3805 sayılı kararıyla bozulması üzerine, işin gereği yeniden görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava konusu Genel Sağlık Sigortası Verilerinin Güvenliği ve Paylaşımına İlişkin Yönetmelik 11/07/2012 tarih ve 28350 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Davacı İstanbul Eczacı Odası, 09/01/2013 tarihinde, anılan Yönetmeliğin veri paylaşımına dair kurallarının iptali için davalı idarelerden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına başvuruda bulunmuştur. Bu başvurunun zımnen reddi üzerine 29/03/2013 tarihinde bakılmakta olan dava açılmıştır.
Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 24/05/2017 tarih ve E:2013/9499, K:2017/2964 sayılı kararı ile 5510 sayılı Kanun'un 78. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinin ve 17/04/2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun'un 66. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ile eklenen son cümlesinin Anayasa'ya aykırı olduklarından iptaline karar verildiği, bu nedenle, yasal dayanağı Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen Yönetmelik maddelerinde hukuka uyarlık bulunmadığı, kaldı ki, Anayasa Mahkemesince iptal istemi reddedilen 78. maddenin diğer hükümleri ve 100. maddedeki düzenlemelerin de Anayasa'nın 20. maddesinde öngörülen kişisel verilerin korunmasına ilişkin usul ve esasların ancak kanunla düzenlenebileceğine ilişkin güvenceyi sağlamaktan uzak olduğu gerekçesiyle Yönetmeliğin tamamının iptaline karar verilmiştir.
Daire kararının, davalı idarelerden Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/09/2019 tarih ve E:2017/3010, K:2019/3805 sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarına karşı Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunca idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların temyizen inceleneceği hükme bağlanmış; 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin dördüncü fıkrasında ise, Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde ısrar olanağı tanınmamıştır.
Buna göre, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak dava hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun,
"Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde,
"1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.
...
4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz." hükmüne;
"İdari makamların sükutu" başlıklı 10. maddesinde, -davanın açıldığı tarihteki haliyle-
"1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler.
2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı,isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler." hükmüne;
"Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde ise, -davanın açıldığı tarihteki haliyle-
"1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.
2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.
3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca, ilgililerin, altmış günlük dava açma süresi içerisinde doğrudan dava açmak yerine işlemi tesis eden idarenin hiyerarşik olarak üstü olan makama veya üst makam yoksa işlemi tesis eden makama başvurarak işlemin düzeltilmesini isteme hakkına sahip oldukları açık olup; Kanunkoyucu tarafından, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca yapılacak başvuruya konu edilebilecek işlemin niteliği bakımından düzenleyici ya da bireysel işlem ayrımı gibi bir ayrıma gidilmemiş, 11. maddenin kapsamı salt bireysel işlemlerle sınırlandırılmamıştır.
Bu itibarla, düzenleyici işlemlerin ilan edildiği tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlayan altmış günlük dava açma süresi içerisinde idareye yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine, düzenleyici işlemin ilan edildiği tarih ile 11. madde kapsamında başvuruda bulunulduğu tarih arasında geçen süre de dikkate alınmak suretiyle kalan dava açma süresi içerisinde açılan davalarda süre aşımı bulunmadığının, öte yandan, altmış günlük dava açma süresi geçtikten sonra düzenleyici işlemlerin değiştirilmesi, düzeltilmesi, kapsamının genişletilmesi gibi istemlerle yapılan ve 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayan başvuruların, cevap verilmek suretiyle ya da zımnen reddi yolundaki işlemlerin iptali istemiyle sendika, dernek ya da birlik tarafından açılan davalar yönünden ise uygulama işlemi olarak kabulüne olanak bulunmadığından, bu davalarda süre aşımı bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu Yönetmelik 11/07/2012 tarih ve 28350 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Buna göre, en geç, 11/07/2012 tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayan altmış günlük dava açma süresinin son gününde yapılacak başvurunun reddi üzerine dava açma süresi içerisinde dava açılması gerekirken, davacı Dernek tarafından, bu tarihten çok sonra 09/01/2013 tarihinde, veri paylaşımına dair kuralların iptali istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine 29/03/2013 tarihinde dava açılmış olup, süresinde yapılmayan 09/01/2013 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin davacı Oda yönünden uygulama işlemi olarak kabulüne olanak bulunmadığından, davada süre aşımı bulunduğu sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davanın süre aşımı nedeniyle REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ... TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 07/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.