WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2020/507 E.  ,  2024/312 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/507
Karar No : 2024/312

DAVACI : … adına vasisi …

DAVALI : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : … Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan davacı ... adına vasisi ... tarafından, 02/09/2012 tarih ve 28399 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin, 18/08/2016 tarih ve 29805 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 6. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu Yönetmelik ile getirilen düzenlemenin Anayasa'nın 10. maddesine aykırı olduğu belirtilerek iptali gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, kamu düzeninin sağlanması ve firarın engellenmesi amacıyla hükümlüler arasında infaz rejimi bakımından suç türleri yönünden ayrım yapılmasında hukuka aykırılık olmadığı, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümlerine uygun olarak anılan Kanun'un uygulanmasını sağlamak üzere düzenlenen Yönetmelik hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu edilen 02/09/2012 tarih ve 28399 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin, 18/08/2016 tarih ve 29805 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik, 6. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi ile "86/3-a" ibaresi hariç (b) bendinin iptali istemi yönünden davanın usul yönünden reddi, 6. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "86/3-a" ibaresinin iptali istemi yönünden davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI: …
DÜŞÜNCESİ : Dava; … Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü bulunan davacı tarafından, 02/09/2012 tarih ve 28399 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin 6'ncı maddesinin 2'nci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin değiştirilmesine ilişkin 18/08/2016 tarih ve 29805 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin iptali istemiyle açılmıştır.
Davacı hükümlü tarafından verilen dava dilekçesinde, 18/08/2016 tarih ve 29805 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin tümünün iptalinin istenildiği belirtilmiş olmakla birlikte; dilekçenin içeriğinden hukuka aykırılık iddialarının, eşe karşı işlenen suçlarla ilgili 1'inci madddenin b bendinin " eşe karşı işlenen 449/1, 456 ve 457/1 maddelerinden mahkum olanlar"ibaresine yönelik olduğu anlaşıldığından, istem bu maddeye hasren incelenmiştir.
Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usûl ve esasları düzenlemek amacıyla yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 14'üncü maddesinin 2'nci fıkrasında, "Hükümlülerin açık cezaevlerine ayrılmalarına ilişkin esas ve usûller yönetmelikte gösterilir." hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan; 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava Ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un Geçici 3'üncü maddesinin 2'nci fıkrasıyla; "Terör suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar hariç olmak üzere; a) Kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanların, b) Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olanların, c) Adli para cezasının infazı sürecinde tazyik hapsine tabi tutulanların, cezaları doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilir. Bu fıkra hükümleri 3l/l2/2017 tarihine kadar uygulanır." hükmü getirilmiştir.
Ayrıca, 5275 sayılı Kanunun 14'üncü maddesinin 2'nci fıkrası 14/04/2020 tarih ve 7242 sayılı Kanunun 18'inci maddesi ile değiştirilmiş, anılan fıkra" aşağıdaki hâllerde hükümlüler hakkında verilen cezalar doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilir: a) Terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar ile ikinci defa mükerrir olanlar ve koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle cezası aynen infaz edilenler hariç olmak üzere, kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanlar. b) Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olanlar. c) Adlî para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilenler. d) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu gereğince tazyik hapsine tabi tutulanlar." şeklinde düzenlenmiş; 02/07/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun geçici 3'üncü maddesinin 2'nci fıkrası 14/04/2020 tarih ve 7242 sayılı Kanunun 67'nci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
5275 sayılı Kanunun 107'nci maddesinde; "(1) Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir."; 107'nci maddesinin 2'nci fıkrasında; "Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar yirmidört yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının yarısını infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. (Ek cümleler:14/4/2020-7242/48 md.) Ancak, Türk Ceza Kanununun;(...), cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Ayrıca, suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olan çocuklar ile 01/01/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak uygulanır."; 4'üncü fıkrasında; "Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler." hükmü getirilmiştir.
Yasakoyucu tarafından yukarıda yer verilen hükümle, koşullu salıverilmede, suçun niteliğine ve ceza süresine göre bir ayrıma gidilerek, cezaevindeki iyi hal dikkate alınmıştır.
Yasa koyucunun tanıdığı yetkiye istinaden hazırlanarak yürürlüğe konulan dava konusu Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin 6'ncı maddesinin 1'inci fıkrasının (c) bendinde; "Cezaları yüksek güvenlikli kapalı kurumlar veya diğer kapalı kurumların yüksek güvenlikli bölümlerinde infaz edilenlerden toplam cezalarının üçte birini bu kurumlarda iyi hâlli olarak geçiren ve koşullu salıverilme tarihine üç yıl veya daha az süre kalanlar, açık kurumlara ayrılabilir." kuralı, aynı maddenin 2'nci fıkrasında; "Açık kurumlara ayrılabilmek için, ayrıca; a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 142, 148, 149, 188 ve 190 ıncı maddeleri ile 1/3/1926 tarihli ve mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 403, 404, 491/3-4, 492, 493, 494, 495, 496, 497, 498 ve 499 uncu maddelerinden mahkûm olanların koşullu salıverilme tarihine beş yıldan az süre kalması, b) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 ve 103 üncü maddeleri ile eşe karşı işlenen 82/1-d, 86/3-a ve 96/2-b maddeleri ve 1/3/1926 tarihli ve mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 414, 416/1, 418/1 maddeleri ile eşe karşı işlenen 449/1, 456 ve 457/1 maddelerinden mahkûm olanlar ile adli suçlardan hükümlü olup yabancı uyrukluların koşullu salıverilme tarihine üç yıldan az süre kalması,”, c) 29/07/2003 tarihli ve 4959 sayılı Topluma Kazandırma Kanunu, 30/07/1999 tarihli ve mülga 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleri ile Mücadele Kanununun 14 üncü maddesi ve 5237 sayılı Kanunun 221 inci maddesinden yararlananların koşullu salıverilme tarihine iki yıldan az süre kalması, ç) Terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup, mensup oldukları örgütten ayrıldıkları idare ve gözlem kurulu kararıyla tespit edilenlerin koşullu salıverilme tarihine bir yıldan az süre kalması, şartı aranır." kuralı, "Açık kuruma ayrılamayacak hükümlüler" başlıklı 8'inci maddesinin 1'inci fıkrasının ç) bendinde; Kapalı kurumlarda bulunan hükümlülerden; terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup, 6'ncı maddenin ikinci fıkrasının (c) ve (ç) bentleri dışında kalanlar, açık kurumlara ayrılamaz." kuralı yer almıştır.
Yukarıda yer verilen hükümlere göre, hükümlülerin; ceza ve güvenlik tedbirleri idarece alınmış kurumlarda, suçun niteliğine göre idarece belirlenen yer ve sürelerde cezalarının infaz edileceği açıktır. Bu kapsamda; kısa süreli ceza alan suçluların toplumdan çok fazla kopmadan cezasını çekmesi ve kapalı cezaevi şartlarının zorluğu, basit suçlardan ceza alan kişilerin kapalı cezaevi şartlarına maruz kalmasının engellenmesi gibi sebeblerle oluşturulan açık cezaevi infaz kurumlarında, iyi hali görülen ve cezasının infazının bitmesine belli bir süre kalan hükümlülerin iyileştirilmesi kapsamında çalıştırılmasına ve meslek edindirilmesine öncelik verilmektedir.
Bu durumda yasayla yapılan düzenlemede, suçun niteliği ve ceza süresi esas alınarak açık ceza kurumlarına ayrılma ve koşullu salıverilme düzenlenmiştir. Yalnızca ceza süresi üzerinden bir düzenlemenin dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan Yasada bulunmadığı dikkate alındığında, Yönetmeliğin 6'ncı maddesinin 2'nci fıkrası b bendinde yer verilen "eşe karşı işlenen 449/1, 456 ve 457/1 maddelerinden mahkum olanlar" ibaresinde idarenin takdir yetkisine, kamu yararına ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Ayrıca; Davacı tarafından, düzenlemenin, Anayasanın 10'uncu maddesine aykırılık oluşturduğu gibi; verilen hakkında geri alınmasına sebebiyet verdiği yönünde ileri sürülen iddiada da yasal isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, davanın reddine karar verilmesinin ugun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Dosyanın incelenmesinden;
- Davacı ... hakkında, eşe karşı yaşamını tehlikeye sokan bir duruma ve vücutta kemik kırığına sebep olacak şekilde kasten yaralama suçundan … Asliye Ceza Mahkemesin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/1, 86/3-a, 87/1-d maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası verildiği ve bu kararın temyiz kanun yolu aşamasından geçmek suretiyle 20/09/2018 tarihinde kesinleştiği,
- Davacı hakkında daha önce başka suçlar nedeniyle verilen mahkumiyet ilamlarının toplanması amacıyla … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve D.İş.No:… sayılı kararıyla, davacı ... hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan, özel belgede sahtecilik, parada sahtecilik ve resmi belgede sahtecilik suçları nedeniyle verilmiş olan cezalar ile yukarıda aktarılan eşe yönelik işlediği suç nedeniyle verilen 4 yıl 2 aylık hapis cezası toplanarak toplam cezasının 13 yıl 4 ay hapis olarak belirlendiği,
- … Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda cezası infaz edilen davacı ... tarafından, açık ceza infaz kurumuna ayrılma istemiyle 25/11/2019 tarihinde ceza infaz kurumu idaresine başvuru yapıldığı,
- … Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının … tarih ve … sayılı kararıyla, infazı gerçekleştirilen cezaları içerisinde (TCK 86/3-a maddesi uyarınca) eşe karşı yaşamını tehlikeye sokan bir duruma ve vücutta kemik kırığına sebep olacak şekilde kasten yaralama suçundan almış olduğu 4 yıl 2 aylık hapis cezasının da bulunduğu, Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102 ve 103 üncü maddeleri ile eşe karşı işlenen 82/1-d, 86/3-a ve 96/2-b maddeleri ve mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 414,416/1, 418/1 maddeleri ile eşe karşı işlenen 449/1, 456 ve 457/1 maddelerinden mahkum olanların koşullu salıverilme tarihine üç yıldan az süre kalması şartının arandığı, davacının koşullu salıverilme tarihinin 12/11/2028 olduğu ve 13/11/2025 tarihinde açık ceza infaz kurumlarına ayrılabileceği belirtilerek, davacının başvurusunun reddedildiği,
- Afyonkarahisar İnfaz Hakimliğinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla da, davacının açık ceza infaz kurumuna ayrılma istemiyle yapmış olduğu başvurusunun reddine yönelik karara karşı yaptığı itirazın reddedildiği,
- Bunun üzerine, davacı ... tarafından bakılmakta olan davanın açıldığı görülmektedir.

İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı ve davada süre aşımı bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığının veya davanın süresinde açılmadığının anlaşılması halinde davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir.
İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören kanun koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak getirmiştir.
İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir.
İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemle doğrudan, meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur. Aksi halde, her idari işlemle dolaylı da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmek, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğurur.
Uyuşmazlıkta, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan, özel belgede sahtecilik, parada sahtecilik ve resmi belgede sahtecilik suçları ile birlikte eşe karşı yaşamını tehlikeye sokan bir duruma ve vücutta kemik kırığına sebep olacak şekilde kasten yaralama suçundan hakkında hapis cezaları verilen ve bu cezalarının infazı için … Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan davacı tarafından, 02/09/2012 tarih ve 28399 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin, 18/08/2016 tarih ve 29805 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değişik 6. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin iptali istenilmektedir.
Yönetmeliğin 6. maddesinin 2. fıkrasının dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle dava konusu (a) bendinde, "26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 142, 148, 149, 188 ve 190 ıncı maddeleri ile 1/3/1926 tarihli ve mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 403, 404, 491/3-4, 492, 493, 494, 495, 496, 497, 498 ve 499 uncu maddelerinden mahkûm olanların koşullu salıverilme tarihine beş yıldan az süre kalması," düzenlemesine; (b) bendinde, "5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 ve 103 üncü maddeleri ile eşe karşı işlenen 82/1-d, 86/3-a ve 96/2-b maddeleri ve 1/3/1926 tarihli ve mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 414, 416/1, 418/1 maddeleri ile eşe karşı işlenen 449/1, 456 ve 457/1 maddelerinden mahkûm olanlar ile adli suçlardan hükümlü olup yabancı uyrukluların koşullu salıverilme tarihine üç yıldan az süre kalması," düzenlemesine yer verilmiş olup, davacının (a) bendinde sayılan maddelerden herhangi biri kapsamında mahkumiyetinin bulunmadığı, (b) bendinde eşe karşı işlenen suçlara yönelik sayılan maddelerden ise yalnızca 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "86/3-a" maddesi kapsamında mahkumiyetinin bulunduğu, davacı hakkında tesis edilen işlemin de (b) bendinde yer alan "86/3-a" maddesi kapsamındaki mahkumiyetine dayandığı anlaşıldığından, dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin bütünüyle, (b) bendinin ise "86/3-a" ibaresi dışındaki kısımlarının davacıya uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı ve davacının kişisel menfaatini doğrudan etkilemesinin söz konusu olmadığı, bu haliyle söz konusu maddeye yönelik iptal istemine ilişkin olarak davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği; kaldı ki, davacının açık ceza infaz kurumuna ayrılmaya yönelik talebinin dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "86/3-a" ibaresine istinaden reddedildiği dikkate alındığında, davanın, anılan ibare dışında kalan kısımlarının, Yönetmelik değişikliğinin Resmi Gazete'de yayım tarihi olan 18/08/2016 tarihinden itibaren 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde öngörülen 60 günlük süresinde de açılmadığı, bu itibarla davanın anılan kısmının usul yönünden reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 2. maddesinde, "infazın temel ilkesi", ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kuralların hükümlülerinin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanması; 3. maddesinde, "infazın temel amacı", öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olarak açıklanmıştır.
Anılan Kanun'un, "Kapalı ceza infaz kurumları" başlıklı 8. maddesinde, "kapalı ceza infaz kurumları", iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, firara karşı teknik, mekanik, elektronik veya fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasın olanaklı bulunduğu, yeterli düzeyde güvenlik sağlanmış ve hükümlünün gereksinimine göre bireysel, grup hâlinde veya toplu olarak iyileştirme yöntemlerinin uygulanabileceği tesisler olarak; "Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları" başlıklı 9. maddesinde, "yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları", iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesisler olarak tanımlanmış; dava konusu Yönetmeliğin Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe girdiği tarihteki haliyle "Açık ceza infaz kurumları" başlıklı 14. maddesinde, "(1) Açık ceza infaz kurumları, hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlardır. Açık ceza infaz kurumları ihtiyaca göre ayrıca;
a) Kadın açık ceza infaz kurumları,
b) Gençlik açık ceza infaz kurumları,
Şeklinde kurulabilir.
(2) Hükümlülerin açık cezaevlerine ayrılmalarına ilişkin esas ve usûller yönetmelikte gösterilir..." hükmü; "Koşullu salıverilmede iyi hâlin saptanması" başlıklı 89. maddesinde, "(1) Hükümlünün, Kanunun 107 nci maddesinde öngörülen süreleri, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara içtenlikle uyarak, haklarını iyi niyetle kullanarak, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirerek geçirmiş ve uygulanan iyileştirme programlarına göre de toplumla bütünleşmeye hazır olduğunun disiplin kurulunun görüşü alınarak idare kurulunca saptanmış bulunması gerekir." hükmü; "Koşullu salıverilme" başlıklı 107. maddesinde ise, "(1) Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir.
(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar yirmidört yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.
(3) Koşullu salıverilme için infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre;
a) Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuzaltı,
b) Birden fazla müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuz,
c) Bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuzaltı,
d) Bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuz,
e) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla yirmisekiz,
Yıldır.
(4) Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının dörtte üçünü infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Ancak, bu süreler;
a) Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde kırk,
b) Birden fazla müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuzdört,
c) Bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla kırk,
d) Bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuzdört,
e) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuziki,
Yıldır. Bu fıkra hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz..." hükmü yer almaktadır.
05/07/2012 tarih ve 28344 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un, dava konusu Yönetmeliğin Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte olan Geçici 3. maddesinin 2. fıkrasında, "...(2)Terör suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar hariç olmak üzere;
a) Kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanların,
b) Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olanların,
c) Adli para cezasının infazı sürecinde tazyik hapsine tabi tutulanların,
cezaları doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilir. Bu fıkra hükümleri 31/12/2017 tarihine kadar uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
5275 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 2. fıkrası ile 6352 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinin 2. fıkrasına dayanılarak hazırlanan ve 02/09/2012 tarihli ve 28399 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin, dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle "Kapalı kurumdan açık kuruma ayrılacak hükümlüler" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında, "Hükümlülerden;...
a) Toplam cezalarının onda birini kurumlarda infaz edip, iyi hâlli olan ve koşullu salıverilme tarihine yedi yıl veya daha az süre kalanlar,
b) Müebbet hapis cezasına mahkûm olup, koşullu salıverilme tarihine beş yıl veya daha az süre kalanlar,
c) Cezaları yüksek güvenlikli kapalı kurumlar veya diğer kapalı kurumların yüksek güvenlikli bölümlerinde infaz edilenlerden toplam cezalarının üçte birini bu kurumlarda iyi hâlli olarak geçiren ve koşullu salıverilme tarihine üç yıl veya daha az süre kalanlar,
açık kurumlara ayrılabilir." kuralı; dava konusu 18/08/2016 tarih ve 29805 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değiştirilen 2. fıkrasında, "(2) Açık kurumlara ayrılabilmek için, ayrıca;
a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 142, 148, 149, 188 ve 190 ıncı maddeleri ile 1/3/1926 tarihli ve mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 403, 404, 491/3-4, 492, 493, 494, 495, 496, 497, 498 ve 499 uncu maddelerinden mahkûm olanların koşullu salıverilme tarihine beş yıldan az süre kalması,
b) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 ve 103 üncü maddeleri ile eşe karşı işlenen 82/1-d, 86/3-a ve 96/2-b maddeleri ve 1/3/1926 tarihli ve mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 414, 416/1, 418/1 maddeleri ile eşe karşı işlenen 449/1, 456 ve 457/1 maddelerinden mahkûm olanlar ile adli suçlardan hükümlü olup yabancı uyrukluların koşullu salıverilme tarihine üç yıldan az süre kalması,
...
şartı aranır." kuralı yer almaktadır.
Hukuki Değerlendirme:
Dava Konusu Yönetmeliğin 6. Maddesinin 2. Fıkrasının (b) Bendinde Yer Alan "86/3-a" İbaresinin İncelenmesi:
Dava konusu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihteki haliyle Anayasa'nın 124. maddesinde, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Ancak, bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Kanun koyucunun, 5275 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 2. fıkrasında, hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarına ayrılmalarına ilişkin esas ve usullerin yönetmelikle gösterileceği yolunda kural sevk etmek suretiyle davalı Adalet Bakanlığına açık ceza infaz kurumuna ayrılma kriterlerini tespit noktasında takdir yetkisi tanıdığı açıktır. Bununla birlikte, Danıştayın yerleşik içtihatlarına göre, takdir yetkisinin kullanımı sınırsız olmayıp hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun bulunmak zorundadır.
Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin 6. maddesinin 1. fıkrasında, genel kural belirlenerek hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarına ayrılması; iyi halli olmaları, hapis cezalarının belirli bir süresini kapalı ceza infaz kurumunda geçirmiş olmaları ve koşullu salıverilme tarihlerine belirli bir süre kalmış olması şartlarının birlikte gerçekleşmesine bağlanmış; kapalı ceza infaz kurumunda geçirilecek hapis cezasının süresi ile koşullu salıverilme tarihine kalan sürenin tayini ise, hükümlülerin işledikleri suçun niteliğine ve mahkum oldukları hapis cezasının süresine göre yapılmıştır. Maddenin 2. fıkrasında, ilk fıkrada düzenlenen genel kural dışında belirli suç türleri yönünden ek koşullar getirilmiş; bu kapsamda, fıkranın, dava konusu (b) bendinde, davacının da mahkum olduğu eşe karşı işlenen suçlardan mahkum olanların açık ceza infaz kurumuna ayrılması için koşullu salıverilme tarihine üç yıldan az süre kalmış olması şartı getirilmiş, böylece bu bent kapsamında olan hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılışları genel kural kapsamındaki hükümlülere nazaran zorlaştırılmıştır.
5275 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen hükümlerinin incelenmesinden görüleceği üzere; “açık ceza infaz kurumları”, hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlar olarak; “kapalı ceza infaz kurumları”, iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, firara karşı teknik, mekanik, elektronik veya fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasın olanaklı bulunduğu, yeterli düzeyde güvenlik sağlanmış ve hükümlünün gereksinimine göre bireysel, grup hâlinde veya toplu olarak iyileştirme yöntemlerinin uygulanabileceği tesisler olarak; "yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları" ise, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesisler olarak tanımlanmıştır. Buna göre, açık ceza infaz kurumları, çağdaş ceza infaz sistemlerine uygun olarak, hapis cezasının infazı bakımından, hükümlünün suçluluk nedeni, suç sicili, fizik ve ruhsal yeteneği ve sınırları, kişisel doğası, arz edebileceği tehlike hâli ve hapis cezasının süresi de dikkate alınarak, iş ve çalışma esasına dayalı olarak kurulmuş olup, bu kurumlarda, hükümlülerin çalışmaları suretiyle iyileştirilmeleri ve meslek edinmeleri sağlanarak topluma yeniden kazandırılmaları amaçlanmıştır. Dolayısıyla, anılan ceza infaz kurumlarında kalacak hükümlülerin durumunun, bu kurumların niteliğiyle bağdaşır şekilde olması, hizmetin doğal sonucu ve gereğidir.
Ayrıca, koşullu salıverilme şartlarını düzenleyen kanun koyucu (5275 sayılı Kanun madde 107), hükümlülerin anılan haktan yararlanabilmeleri için iyi halli olmalarının yanı sıra işlenen suçun niteliğine ve mahkum olunan hapis cezasının süresine göre belirlenen asgari sürelerin kapalı ceza infaz kurumunda geçirilmesi şartlarını birlikte aramış; böylece, genel olarak, hükümlülerin toplumsal hayata katılım sağlamaları anlamına gelen koşullu salıverilmelerini, 5275 sayılı Kanun’un 3. maddesinde ifade edilen infazın temel amacı doğrultusunda, hükümlünün yeniden suç işlemeyeceği, kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı bulunduğu, özetle ıslah olduğu kanaatinin oluşması koşuluna bağlamıştır.
Buna göre, cezalarını açık ceza infaz kurumunda çekebilecek hükümlülerin tespiti aşamasında, açık ve kapalı ceza infaz kurumlarının nitelik ve koşullarının yanı sıra hükümlülerin işledikleri suçun niteliğinin, mahkum oldukları hapis cezasının süresinin ve ceza infaz kurumundaki tutumlarının (ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara içtenlikle uyup uymadıkları, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadıkları ve yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmedikleri, özetle suç işleme psikolojisinden uzaklaşarak kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılılık, toplumsal hayata uyumluluk yönleriyle iyileşme ve iyi hal gösterip göstermedikleri hususlarının) da göz önünde bulundurulması, 5275 sayılı Kanun'un lafzına ve amacına uygun olduğu gibi, açık ceza infaz kurumlarında firara karşı engellerin ve dış güvenlik görevlisinin bulunmadığı dikkate alındığında, kamu yararı ve hizmetin de gereğidir.
Başka bir ifadeyle, mevcut hak ve şartlarının iyileşmesi (açık görüş hakkı vb.) sonucunu doğurması sebebiyle hükümlüler yönünden ek bir hak olarak kabul edilen açık ceza infaz kurumuna ayrılmanın, koşullu salıverilerek toplumsal hayata katılım sağlanmadan önceki aşamalardan biri olduğu da gözetildiğinde, açık ceza infaz kurumuna ayrılma kriterlerinin tespitinde, 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesine paralel olarak, iyi halli olma, kapalı ceza infaz kurumunda geçirilen süre ve koşullu salıverilme tarihine kalan süre ölçütlerinin esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "86/3-b" ibaresinin; daha açık bir anlatımla, kasten yaralama suçunun eşe karşı işlenmiş olması nedeniyle kişi hakkında verilecek cezanın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendi uyarınca yarı oranında artırılarak verilmiş olması halinde açık ceza infaz kurumuna ayrılmanın, Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasında yer alan ana kuraldan ayrı tutularak koşullu salıverilme tarihine 7 yıl yerine 3 yıldan az süre kalmış olması şeklindeki ek koşula bağlanmasının; Anayasayla Devlete verilen "kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak" görevinin gereği olarak kadına karşı şiddetin önlenmesi amacıyla alınan tedbirler kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Nitekim aynı amaçla Anayasanın 10. maddesinde, 7/5/2010 tarih ve 5982 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle Devletin kadın ve erkekler arasındaki eşitliğin yaşama geçmesini sağlamak amacıyla alacağı tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamayacağı kabul edilmiş; yine 20/03/2012 tarih ve 28239 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ile şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiş; ayrıca dava konusu düzenleme tarihinden sonra yapılmış olmakla birlikte, 02/03/2021 tarihinde kamuoyuna açıklanan İnsan Hakları Eylem Planı'nda kadına karşı şiddetin önlenmesi amacına yönelik daha geniş kapsamlı tedbir ve hedeflere yer verilmiş; bu çerçevede 14/07/2021 tarih ve 31541 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7331 sayılı Kanun'un 6 ila 9. maddeleri ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 82., 86., 96. ve 109. maddelerinde değişiklik yapılarak madde metinlerine "boşandığı eş/eşe" ibareleri eklenmiş ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten öldürme, kasten yaralama, eziyet gibi suçların kişinin boşandığı eşine karşı işlenmesi hali de ağırlaştırıcı neden olarak kabul edilmiş, 27/05/2022 tarih ve 31848 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7406 sayılı Kanun'un 2 ila 6. maddeleri ile 5237 sayılı Kanun'un 82. maddesinde değişiklik, 86., 94. 96. ve 106. maddelerine ise ekleme yapılarak kasten öldürme, kasten yaralama, işkence, eziyet ve tehdit gibi suçların kadına karşı işlenmesi hali ağırlaştırıcı sebep olarak düzenlenmiş, aynı Kanun'un 8. maddesiyle 5237 sayılı Kanun'un 123. maddesine eklenen 123/A maddesi ile de "ısrarlı takip" fiili ayrı bir suç olarak kabul edilmiştir.
Bu itibarla, 5275 sayılı Kanunun 14. maddesinin 2. fıkrasında davalı idareye verilen takdir yetkisine dayanılarak ve yukarıda aktarılan Anayasal görev ile yürürlükteki kanun hükümleri dikkate alınarak, işlenen suçun niteliği dikkate alınmak suretiyle açık ceza kurumlarına ayrılmaya ilişkin getirilen dava konusu düzenlemede hukuka ve kamu yararına aykırılık bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, davacı tarafından, iptali istenen Yönetmelik kurallarıyla getirilen düzenlemede eşitlik ilkesinin gözetilmemesi nedeniyle Anayasanın 10. maddesine aykırılık bulunduğu ileri sürülmekte ise de; Anayasanın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin “kanun önünde eşitliği” ifade ettiği, bunun ise aynı durumda bulunan kişilerin kanunla aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere kanunlar karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemek anlamına geldiği, başka bir ifadeyle durum ve konumlardaki özellikler nedeniyle kişi ya da toplulukların değişik kurallara bağlı tutulmasının Anayasanın öngördüğü eşitlik ilkesini ihlal etmeyeceği Anayasa Mahkemesinin yerleşik kararlarında ifade edilmiştir. (AYM Kararı, 31.10.2013 tarihli, E:2013/23, K: 2013/123). Dolayısıyla, Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin eşe karşı işlenen suçlardan hükümlü olanlara yönelik kural sevk eden 6. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "86/3-b" ibaresi ile başka suç türleri, mahkumiyet süreleri gibi kriterlere göre farklı düzenlemeler içeren 6. maddesinin diğer fıkra ve bentleri arasında, farklı konum ve durumlarda bulunan hükümlülere yönelik düzenleme getirilmesi nedeniyle, eşitlik ilkesine aykırı bir yön görülmemiştir. Kaldı ki, yukarıda ifade edildiği üzere, Anayasanın 10. maddesinde, 7/5/2010 tarih ve 5982 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle Devletin kadın ve erkekler arasındaki eşitliğin yaşama geçmesini sağlamak amacıyla alacağı tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamayacağı kabul edilmiştir. Bu nedenle, davacının söz konusu iddiasına itibar edilmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 02/09/2012 tarih ve 28399 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin, 18/08/2016 tarih ve 29805 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 6. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi ile "86/3-a" ibaresi hariç (b) bendinin iptali istemi yönünden 2577 sayılı Kanun'un 14/3-c ve 15/1-b maddeleri uyarınca DAVANIN USUL YÖNÜNDEN REDDİNE,
2. 02/09/2012 tarih ve 28399 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin, 18/08/2016 tarih ve 29805 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 6. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "86/3-a" ibaresinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden dava açılırken yatırılmamış olan toplam … TL yargılama giderinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 21/02/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.