WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Temmuz 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2020/5038 E.  ,  2023/7143 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/5038
Karar No : 2023/7143

DAVACI: … Birliği
VEKİLİ: Av. …

DAVALILAR:
1- … Bakanlığı
VEKİLİ: Huk. Müş. Av. …

2- … Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …

DAVANIN_KONUSU: 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin 2.2. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "Özel polikliniklerce ve ağız ve diş sağlığı hizmeti veren özel sağlık kuruluşlarınca verilen sağlık hizmetleri ve düzenlenen reçete bedelleri Kurumca karşılanmaz." cümlesinin, 2.4.1.B-1 maddesinin tümünün ve 2.4.1.B-2 maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Ancak ödeme tutarı; tedavinin yapıldığı ilde o işlem için fatura edilen en düşük fatura tutarını geçemez." cümlesinin iptali istenilmiştir.

DAVACININ İDDİALARI: Dava konusu düzenlemelerin bireylerin sağlık hakkına erişmelerinin önüne engel olacak nitelikte olduğu, kamu yararına uygun amaç ve hedefin bulunmadığı, Sağlık Bakanlığına bağlı ağız ve diş sağlığı merkezleri ve diş sağlığı hastanlerinin sayısı yeterli değilken hastaların özel sağlık kurum ve kuruluşlarından ağız ve diş sağlığı hizmeti alabilmeleri için mutlak biçimde Sağlık Bakanlığına bağlı ağız ve diş sağlığı merkezlerine sevk edilmiş olmaları gerekliliğinin hukuka ve hizmet gereklerine aykırı olduğu, çocukların ağız ve diş sağlığının korunabilmesi için, sağlık hizmetlerine erişimlerini kolaylaştıracak düzenlemelerden vazgeçilmesinin hiçbir sebebinin bulunmadığı, 5-15 yaş arası ağız ve diş sağlığı sorunlarının giderilmesiyle ilgili pozitif herhangi bir düzenleme getirilmemiş olması sebebiyle Tebliğ'in 2.4.1.B-1 maddesinin eksik düzenlendiği, öte yandan, diş tedevilerinde ödeme tutarının, tedavinin yapıldığı ilde o işlem için fatura edilen en düşük fatura tutarını geçemeyeceği yönünde getirilen düzenleme uyarınca diş tedavisinde ödenecek bedelin belirsiz hale getirildiği, zorunluluk sebebiyle tedavisini kamu sağlık tesisi dışında yaptıran kişiye ek mali külfet yüklenemeyeceği, düzenlemelerin hukuka aykırı olduğu ve iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALILARIN_SAVUNMALARI: Davalı idareler tarafından, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 63. maddesinde Kurumun, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usûl ve esaslarını Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkili olduğu, bu amaçla komisyonlar kurabileceği, ulusal ve uluslararası tüzel kişilerle işbirliği yapabileceği, 72. maddesinde de, finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedellerini, sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi dikkate alınmak suretiyle, her sınıf için tek tek veya gruplandırarak belirlemeye Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunun yetkili olduğu, 73. maddesinde ise, sağlık hizmetlerinin, Kurum ile yurt içindeki veya yurt dışındaki sağlık hizmeti sunucuları arasında yapılan sözleşmeler yoluyla ve/veya bu Kanun hükümlerine uygun olarak genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularından satın aldıkları sağlık hizmeti giderlerinin ödenmesi suretiyle sağlanacağının belirtildiği, anılan düzenlemelere dayanılarak tesis edilen dava konusu düzenleyici işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak bozulan kısım hakkında davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI: …
DÜŞÜNCESİ: Dava, 24.3.2013 tarih ve 28597 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin 2.2 maddesinin 6. bendinde yer alan "Özel polikliniklerce ve ağız ve diş sağlığı hizmeti veren özel sağlık kuruluşlarınca verilen sağlık hizmetleri ve düzenlenen reçete bedelleri Kurumca karşılanmaz." cümlesinin, 2.4.1.B-1 maddesinin tümünün ve 2.4.1.B-2 maddesinin 1. bendindeki " Ancak ödeme tutarı; tedavinin yapıldığı ilde o işlem için fatura edilen en düşük fatura tutarını geçemez." cümlesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Dava konusu düzenlemenin dayanağını oluşturan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun "Finansmanı Sağlanan Sağlık Hizmetleri ve Süresi" başlıklı 63. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumunun, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usûl ve esaslarını Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkili olduğu belirtilmiştir.
Tebliğin 2.4.1.B-2 maddesinin 1. bendinde, diş tedavileri ödeme işlemleriyle ilgili hususlar düzenlenerek, "SUT eki EK-2/Ç Listesinde yer alan “Diş Tedavileri Puan Listesi” nde yer alması koşuluyla özel sağlık hizmeti sunucularında uygulanan ortodontik tedaviler dışındaki ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin bedelleri, “Ağız Diş Sağlığı Muayene ve Tedavi Ücretleri Rehber Tarifesi’’nde yer alan fiyatlar tavan olmak kaydıyla, fatura tutarı üzerinden ödenir. Ancak ödeme tutarı; tedavinin yapıldığı ilde o işlem için fatura edilen en düşük fatura tutarını geçemez. En düşük tutarın SUT eki EK-2/Ç Listesinde yer alan tutardan az olması halinde bu tutar en düşük tutar hesabında dikkate alınmaz." kuralına yer verilmiştir.
Buna göre ortodontik tedaviler dışındaki tedavi bedellerinin rehber tarifede yer alan fiyatlar tavan olmak üzere fatura bedeli üzerinden ödeneceği, ancak tedavinin yapıldığı ilde aynı işlem için daha düşük bir bedelin tespit edilmesi halinde fatura tutarı üzerinden değil bu tutar üzerinden ödeme yapılacağı belirtilmiştir.
Sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı, bir ekonomik ve sosyal haktır. Bu yönüyle kamuya ya da Anayasada geçen biçimiyle devlete belli yükümlülükler öngörür. Devlet bu ödevleri altına imza attığı "Ekonomik, Sosyal, Kültürel Haklar Sözleşmesi"nin de bir gereği olarak yerine getirmek ve herkesin sağlık hizmetlerinden yararlanması için gerekli tedbirleri almak, kişilerin sağlık hizmetlerinden gecikmeksizin yararlanmasını sağlamak durumundadır.
Bu nedenle sağlık hizmetinin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılacak düzenlemelerin, Anayasa'da belirlenen temel ilkelere uygun olması zorunludur. Dolayısıyla Anayasa'nın 65. maddesinde Devletin, Anayasa ile belirlenen görevlerini mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getireceği yolundaki hükmün, en önemli sosyal haklardan biri olan ve doğrudan insan yaşamını ilgilendiren sağlık hakkına ulaşılmasına ve bu haktan en iyi biçimde yararlanılmasına engel oluşturacak biçimde yorumlanmasının, sağlık hakkının özünün zedelenmesine yol açabilecek uygulamalara neden olabileceği açıktır.
Bu bağlamda, Tebliğin dava konusu edilen bu kısmının, hastalar yönünden sağlık hakkına ulaşımı ve dolayısıyla tedavilerinin zamanında yapılmasını engellediği sonucuna varıldığından, hukuka uygunluk görülmemiştir
Dava konusu Tebliğin 2.4.1. B-1 maddesine gelince; anılan maddede sevk işlemleri düzenlenmiş olup, buna göre hastaların, özel sağlık hizmeti sunucuları ile Kurumla sözleşmesi olmayan resmi sağlık hizmeti sunucularındaki diş ünitelerinde yapılan diş tedavilerinin ödenebilmesi için Sağlık Bakanlığı'na bağlı ağız ve diş sağlığı merkezleri (ADSM), ağız ve diş hastaneleri, ağız ve diş sağlığı eğitim ve araştırma hastaneleri tarafından tedavinin sağlanamaması nedeniyle sevk edilmiş olmalarının zorunlu olduğu yolunda düzenleme getirilmiştir.
Maddede sayılan sağlık kurum ve kuruluşları sınırlı sayıda yerde mevcut olup kişiler tarafından bu sağlık merkezlerine erişim konusunda güçlükler yaşanabilmektedir. Bu durum hastaların tedavilerinin zamanında yapılmasını, dolayısıyla sağlık hakkına ulaşımı engelleme sonucu doğurabileceğinden özel sağlık kuruluşlarınca yapılan tedavilerin bedellerinin ödenmesini sadece Sağlık Bakanlığı'na bağlı ağız ve diş sağlığı merkezleri (ADSM), ağız ve diş hastaneleri, ağız ve diş sağlığı eğitim ve araştırma hastaneleri tarafından sevk edilme koşuluna bağlayan dava konusu düzenlemede de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Dava konusu Tebliğin diğer düzenlemelerinde ise kamu yararına, hizmet gereklerine ve hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 24.3.2013 tarih ve 28597 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin 2.4.1.B-2 maddesinin 1. bendindeki " Ancak ödeme tutarı; tedavinin yapıldığı ilde o işlem için fatura edilen en düşük fatura tutarını geçemez." ibaresi ile 2.4.1.B-1 maddesinin iptaline, davanın 2.2 maddesinin 6. bendinde yer alan "Özel polikliniklerce ve ağız ve diş sağlığı hizmeti veren özel sağlık kuruluşlarınca verilen sağlık hizmetleri ve düzenlenen reçete bedelleri Kurumca karşılanmaz." cümlesine yönelik kısmının ise reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 06/11/2015 tarih ve E:2013/8373, K:2015/7076 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/02/2019 tarih ve E:2016/2304, K:2019/681 sayılı kararıyla kısmen onanması, kısmen bozulması üzerine, bozulan kısım hakkında Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ:
Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği, 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Dava, anılan Tebliğ'in 2.2. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "Özel polikliniklerce ve ağız ve diş sağlığı hizmeti veren özel sağlık kuruluşlarınca verilen sağlık hizmetleri ve düzenlenen reçete bedelleri Kurumca karşılanmaz." cümlesinin, 2.4.1.B-1 maddesinin tümünün ve 2.4.1.B-2 maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Ancak ödeme tutarı; tedavinin yapıldığı ilde o işlem için fatura edilen en düşük fatura tutarını geçemez." cümlesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 06/11/2015 tarih ve E:2013/8373, K:2015/7076 sayılı kararıyla; dava konusu Tebliğin 2.2 maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "Özel polikliniklerce ve ağız ve diş sağlığı hizmeti veren özel sağlık kuruluşlarınca verilen sağlık hizmetleri ve düzenlenen reçete bedelleri Kurumca karşılanmaz." cümlesi yönünden davanın reddine; 2.4.1.B-1 maddesinin tümünün ve 2.4.1.B-2 maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Ancak ödeme tutarı; tedavinin yapıldığı ilde o işlem için fatura edilen en düşük fatura tutarını geçemez." ibaresinin ise iptaline karar verilmiştir.
Anılan kararın iptaline ilişkin kısmının davalı Sosyal Güvenlik Kurumunca temyiz edilmesi üzerine İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından, Daire Kararının, Tebliğin 2.4.1.B-2 maddesinin birinci fıkrasındaki "Ancak ödeme tutarı; tedavinin yapıldığı ilde o işlem için fatura edilen en düşük fatura tutarını geçemez." ibaresi ile 2.4.1.B-1 maddesinin birinci fıkrasının iptaline ilişkin kısmının onanmasına, 2.4.1.B-1 maddesinin birinci fıkrası dışında kalan kısmı bakımından ise, davacının Tebliğin 2.4.1.B-1 maddesinin iptaline ilişkin isteminin birinci fıkraya yönelik olduğu, bunun yanında anılan maddenin 5-15 yaş arasındaki çocukların ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişimlerini kolaylaştıracak bir hükme yer verilmediğinden eksik düzenleme nedeniyle tamamının iptalinin istenildiği, Daire kararında, maddenin hukuki denetiminin birinci fıkra yönünden yapılmasına ve eksik düzenleme iddiasına yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmamasına rağmen, Tebliğin 2.4.1.B-1 maddesinin toplamda altı fıkradan oluştuğu hususu dikkate alınmadan, maddenin tümünün iptaline karar verildiği, bu durumda, kararların, hüküm fıkrası ve hükmün dayandığı gerekçe ile bir bütün olduğu, gerekçesiz karar verilmesinin mümkün olmadığı açık olduğuna göre hukuka uygunluk denetimi yapılmaksızın, yani uyuşmazlıkla ilgili herhangi bir gerekçeye yer verilmeksizin dava konusu Tebliğin 2.4.1.B-1 maddesinin tamamının iptaline karar verilmiş olduğundan, bu kısımlara yönelik Daire kararında usul ve hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle Tebliğin 2.4.1.B-1 maddesinin birinci fıkrası dışında kalan kısmının iptaline ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasına karar verilmiştir.
Anılan karara karşı davalı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların İdari Dava Daireleri Kurulunca temyizen inceleneceği hükme bağlanmış; 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinin dördüncü fıkrasında ise, Danıştay dava dairelerine, ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararların temyizen bozulması halinde ısrar olanağı tanınmamıştır.
Bu itibarla, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyulmak suretiyle 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin dava konusu 2.4.1.B-1 maddesinin birinci fıkrası dışında kalan kısmı hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:
İlgili Mevzuat:
Anayasanın 2. maddesinde, Devletin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış; 5. maddesinde, Devletin temel amaç ve görevleri sayılarak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak görevine yer verilmiş; 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtilmiş; "Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması" başlıklı 56. maddesinde, Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak, insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlardan yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği öngörülmüş; "Sosyal güvenlik hakkı" başlıklı 60. maddesinde, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu ve Devletin, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alacağı ve teşkilatı kuracağı kuralına yer verilmiş; "Devletin iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırları" başlıklı 65. maddesinde de, "Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Anılan madde hükümlerinden, tüm yurttaşların yaşama haklarının, devlet güvencesi ve onun pozitif yükümlülüğü kapsamı içinde koruma altında olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen "yaşama hakkı" yalnızca yaşamını sürdürmek anlamında değil "sağlıklı yaşama hakkı"na da sahip olmak anlamındadır. Kişilerin sağlıklı olma hakkı bir kamusal korumaya tabi olduklarını ortaya koymaktadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 1. maddesine göre bu Kanunun amacı, sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına almak; bu sigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma şartları ile finansman ve karşılanma yöntemlerini belirlemek; sosyal sigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemektir.
Anılan Kanun'un 63. maddesinde, Kurum tarafından finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri ile bu hizmetlerin süresine dair usul ve esaslara yer verilmiş; -dava konusu düzenlemenin tesis edildiği tarihteki haliyle- ikinci fıkrasında da, Kurumun, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile (f) bendinde belirtilen sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usûl ve esaslarını Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkili olduğu; Kurumun, bu amaçla komisyonlar kurabileceği, ulusal ve uluslararası tüzel kişilerle işbirliği yapabileceği ve Komisyonların çalışma usûl ve esaslarının Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurumca belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun'un 72. maddesinde de, 65. madde gereği ödenecek gündelik, yol, yatak ve yemek giderlerinin Kurumca ödenecek bedellerini belirlemeye Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunun yetkili olduğu; Komisyonun, tıp eğitimini, hizmet basamağını, alt yapı ve kaynak kullanımı ile maliyet unsurlarını dikkate alarak sağlık hizmeti sunucularını fiyatlandırmaya esas olmak üzere ayrı ayrı sınıflandırabileceği; 63. madde hükümlerine göre finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedellerini, sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi dikkate alınmak suretiyle, her sınıf için tek tek veya gruplandırarak belirlemeye yetkili olduğu belirtilmiştir.
Buna göre, Sosyal Güvenlik Kurumunca sağlık yardımları karşılanan kişilerin, sağlık kurum ve kuruluşlarında yapılan tedavilerine ait ücretler ile tedavi yardımlarının verilmesine ilişkin usul ve esasların belirtildiği sağlık uygulama tebliğleri yayımlanmaktadır.

Hukuki Değerlendirme:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri çerçevesinde, davalı Sosyal Güvenlik Kurumunun; finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemlerini, türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usûl ve esaslarını Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye ve genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri, yol, gündelik ve refakatçi giderlerinden yararlanma esas ve usulleri ile bu hizmetlere ilişkin Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlenen ödenecek bedelleri göstermek amacıyla Sağık Uygulama Tebliğini yayımlamaya yetkili olduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır.
Bununla birlikte Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri, yol, gündelik ve refakatçi giderleri için ödenecek bedellerin belirlenmesinde, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunun, 5510 sayılı Kanun'un 72. maddesinde sayılan, sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, mâliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi gibi kriterlerin dikkate alınması suretiyle karar verilmesi de yasal bir zorunluluktur.
Sağlık yardımları Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanan ve kapsamdaki kişilerin Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri, yol, gündelik ve refakatçi giderlerinden yararlanma esas ve usulleri ile bu hizmetlere ilişkin Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlenen Kurumca ödenecek bedellerin bildirilmesine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
Anılan Tebliğ'in bazı tetkik ve tedavi yöntemlerinin usul ve esaslarının belirlendiği 2.4. maddesi altında, 2.4.1 numaralı maddesinde diş tedavilerinin ödeme usul ve esasları belirlenmiş, "Kurum ile sözleşmeli/protokollü olmayan sağlık kurum ve kuruluşlarında yapılacak diş tedavileri" başlıklı 2.4.1-B numaralı maddesinde 5510 sayılı Kanun'un 60/c-1, 60/c-3 veya 60/c-9 bentlerinde sayılan kişiler hariç olmak üzere Kurumun kapsamındaki diğer kişilerin özel sağlık hizmeti sunucuları ile Kurumla sözleşmesi/protokolü olmayan resmi sağlık hizmeti sunucuları diş ünitelerindeki ağız ve diş sağlığı hizmetlerine ilişkin tedavi giderlerinin Kurumca karşılanabilmesi için usulüne uygun sevk ve rapor düzenlenmesi gerektiği kurala bağlandıktan sonra, aynı başlık altında Tebliğ'in 2.4.1.B-1 numaralı maddesinde diş tedavileri sevk işlemleri düzenlenmiştir.
Anılan maddede "(1) %40 ve üzerinde özürlü kişiler hariç olmak üzere kapsamdaki kişilerin özel sağlık hizmeti sunucuları ile Kurumla sözleşmesi olmayan resmi sağlık hizmeti sunucularındaki diş ünitelerinde yapılan diş tedavilerinin ödenebilmesi için; Sağlık Bakanlığına bağlı ağız ve diş sağlığı merkezleri (ADSM), ağız ve diş sağlığı hastaneleri, ağız ve diş sağlığı eğitim ve araştırma hastaneleri tarafından tedavinin sağlanamaması nedeniyle sevk edilmiş olmaları zorunludur.
(2) %40 ve üzerinde özürlü kişilerin özel sağlık hizmeti sunucuları ile Kurumla sözleşmesi olmayan resmi sağlık hizmeti sunucularındaki diş ünitelerinde yapılan diş tedavilerinin ödenebilmesi için özürlülük durumunu belgelendirmek kaydıyla müracaat ettikleri Kurumla sözleşmeli ağız ve diş sağlığı hizmeti verilen sağlık hizmeti sunucularında tedavilerinin sağlanamaması nedeniyle sevk edilmiş olmaları zorunludur.
(3) Başta zihinsel özürlü olmak üzere iletişim kurulamayan veya algılama güçlüğü yaşanan özürlü kişilerin diş tedavileri, sınırlı uyuşturma altında gerçekleştirilemiyorsa ve genel anestezi altında müdahale gerekmesi durumunda genel anestezi bedelinin ödenebilmesi için; tedavinin anesteziyoloji ve reanimasyon uzman hekiminin sorumluluğunda genel anestezi altında cerrahi müdahale uygulanabilen, asgari tıbbi malzeme ve ilaçların bulunduğu genel anestezi ile müdahale birimi olan sağlık hizmeti sunucularında yapıldığının belgelendirilmesi gerekmektedir.
(4) 14.01.2012 tarihli ve 28173 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 'Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik' hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş raporun bir örneği düzenlenerek faturaya eklenir.
5) Özel sağlık hizmeti sunucuları ile Kurumla sözleşmesi olmayan resmi sağlık hizmeti sunucularındaki diş ünitelerine yapıalacak sevkler, SUT eki EK-2/Ç-2 Listesinde yer alan 'Diş Tedavileri Sevk Formu' düzenlenmek suretiyle yapılacak olup sevk tarihinden itibaren 10 işgünü içerisinde tedaviye başlanması gerekmektedir. Ortodontik tedavi gereksinimi olan hastalar için sevk koşulu aranmaz. Bu hastalar; Sağlık Bakanlığına bağlı ağız ve diş sağlığı merkezleri (ADSM), ağız ve diş sağlığı hastaneleri, ağız ve diş sağlığı eğitim ve araştırma hastaneleri veya üniversitelerin diş hekimliği fakültelerince en az bir ortodonti uzmanının/ortodonti konusunda doktoraya sahip diş hekiminin yer aldığı üç diş hekimi tarafından sağlık kurulu raporu düzenlenmesi halinde özel sağlık hizmeti sunucuları ile Kurumla sözleşmesi olmayan resmi sağlık hizmeti sunucularındaki diş ünitelerine başvurabilirler. Tedavinin başlanacağı il sınırları içerisinde, ortodonti uzmanının/ortodonti konusunda doktoraya sahip diş hekiminin bulunmaması halinde sağlık kurulu üç diş hekiminden oluşur. Sağlık kurulu raporunda yapılan tedavinin estetik amaçlı olmadığı ve maloklüzyon tipi açıkça belirtilir. Sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarihten itibaren 6 ay içinde tedaviye başlanılması gerekmektedir.
(6) Özel sağlık hizmeti sunucuları ile Kurumla sözleşmesi olmayan resmi sağlık hizmeti sunucularınca yapılan diş tedavileri sonrasında, SUT eki EK-2/Ç-2 Listesinde yer alan 'Diş Tedavileri Sevk Formu' ve/veya ortodontik tedavilerde SUT eki EK-2/Ç-3 Listesinde yer alan 'Tanıya Dayalı Ortodontik Tedavi Kontrol Formu'nda yer alan tedavinin yapıldığına dair bölümün diş ünitesi bulunan protokollü resmi sağlık hizmeti sunucusunda görevli diş hekimi tarafından onaylanması gerekmektedir." kuralına yer verilmiştir.
Davacı tarafından Tebliğin 2.4.1.B-1 numaralı maddesinin birinci fıkrasının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla iptali istemi yanı sıra anılan maddenin 5-15 yaş arasındaki çocukların ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişimlerini kolaylaştıracak bir hükme yer verilmediğinden bahisle eksik düzenleme nedeniyle iptali istenilmektedir.
Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin tamamına bakıldığında, geri ödeme usul ve esasları belirlenirken kural olarak yaş grupları bakımından bir ayrıma gidilmediği, dava konusu Tebliğ hükmünde, Tebliğ kapsamında bulunan her yaştaki hastanın, diş hekimince bir başka sağlık hizmeti sunucusuna sevk edilme olanağı bulunduğu ve davalı idarenin yalnızca diş tedavileri bakımından 5-15 yaş grubu hastalar için özel ve ayrıksı bir düzenleme yapmaya zorlanamayacağı görüldüğünden, dava konusu maddede eksik düzenleme yapıldığını söylemeye olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda, davacının iddiaları doğrultusunda, dava konusu Tebliğin 2.4.1.B-1 maddesinin birinci fıkrası dışında kalan kısmının kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu, iptalini gerektirecek bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin 2.4.1.B-1 maddesinin birinci fıkrası dışında kalan kısmı yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. İlk karardan önce yapılan yargılama giderlerine ilişkin olarak anılan kararda hüküm kurulmuş olması ve davanın netice olarak kısmen iptal, kısmen ret kararı ile sonuçlanmış olması nedeniyle anılan yargılama giderleri yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, temyiz aşamasında davalı idarelerden Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan … TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan idareye verilmesine, karar düzeltme aşamasında davalı idarelerden Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan … TL yargılama giderinin anılan idare üzerinde bırakılmasına,
3. Yeniden vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemleri halinde taraflara iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 21/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.