WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Temmuz 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2020/4365 E.  ,  2023/7010 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/4365
Karar No : 2023/7010

KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının onanmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 17/12/2019 tarih ve E:2019/6240 K:2019/10426 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 28/08/2007 tarihinde Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde sezaryenle gerçekleştirilen doğum sırasında sağ böbreği ile idrar kesesi arasına bir aparatın takıldığı, bu aparatın en fazla 3 veya 4 ay sonra vücuttan alınması gerekirken bu durumun kendilerine söylenmediği operasyon sırasında tutulan raporda yer almadığı, aradan 3 yıl kadar bir zaman geçtikten sonra davacının dayanılmaz ağrılarla doktora gittiği, film çekilince aparatın vücutta fazla kalması sonucu böbreğin deforme olduğunun anlaşıldığı, DJ stentin çıkarıldığı ancak böbreğin eski durumuna gelmesinin mümkün olmadığı ileri sürülerek çalışma gücü kaybı nedeniyle 175.000,00 TL maddi, duyduğu acı ve elem karşılığı 175.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…; K:… sayılı kararıyla, dava konusu olayda zararın doğumuna neden olduğu iddia edilen, sağ üretere takılan DJ stentin hangi hastanede ve kim tarafından takıldığının tespit edilememiş olması ve bu haliyle davalı idarenin ağır hizmet kusurunun ortaya konulamamış olması dikkate alındığında, idare hukuku ilkesi olarak benimsenmiş ve Danıştay içtihatlarıyla da kabul edilmiş olan, bünyesinde risk taşıyan hizmetlerden olan sağlık hizmetinden yararlananın zarara uğraması halinde bu zararın tazmininin ancak idarenin ağır hizmet kusurunun varlığı halinde mümkün olacağı şartının somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Davacının temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onuncu Dairesince, temyize konu karar hukuk ve usule uygun bulunarak kararın onanmasına karar verilmiştir.
KARAR DÜZELTME
TALEP EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, 25/08/2007 tarihinde Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde sezaryenle doğum yaptırıldığı, doğum sırasında sağ böbreği ile idrar kesesi arasına bir aparat takıldığı ve bu aparatın en fazla 3 veya 4 ay içinde alınması gerekirken bu durumun ne kendisine ne de yakınlarına anlatılmadığından o şekilde hastaneden taburcu edildiği, bu hususta tutulan 04/09/2010 tarihli saat 10:23'te yazılmış olan Hasta Epikriz Raporuna göre 2007 yılında Sağ DJ Stent takıldığı, bu stentin sağ böbreği deforme ettiği, bu sebeple hastanın servise yatırıldığının belli olduğu, raporun 7. sayfasında 2007 yılında sezaryen sonrası üriner kateterin takıldığı, kateterin uzun bir süre arada kaldıktan sonra ilgili kliniğe şikayet ile başvurulduğu, çekilen grafilerde kateterin çıkarılması gerektiğinin yazıldığı, doğumdan 3 yıl kadar bir zaman geçtikten sonra ağrılara dayanamayarak doktora gittiği ancak ne olduğunun anlaşılamadığı, daha sonra ağrıların böbrekten geldiği anlaşılınca film çekildiği, böylece çıkması gereken aparatın çıkarılmadığının ortaya çıktığı, aparatın vücutta fazla kalması sonucu böbreğin deforme olduğunun anlaşıldığı, sadece Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde ameliyat olduğu, başka hiçbir yerde ameliyat olmadığı, DJ Stentin bu hastanede kendisine takıldığı ve yine aynı hastanede çıkarıldığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, düzeltilmesi istenen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin kabulü ile Daire kararının kaldırılarak Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 17/12/2019 tarih ve E:2019/6240, K:2019/10426 sayılı kararı kaldırılarak davacının temyiz istemi yeniden incelendi:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacının 24/08/2007 tarihinde Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne yatırıldığı, 2005 yılında da sezaryen operasyonu geçirmiş olması nedeniyle 25.08.2007 tarihinde saat 08.45 itibarıyla mükerrer sezaryen ve gebeliğe bağlı tansiyon yükselmesi tanılarıyla sezaryen yöntemiyle doğumun gerçekleştirildiği, aradan 4 yıl kadar bir zaman geçtikten sonra davacının böbrek ağrısı şikayetiyle doktora gittiği, ilk başta durumunun anlaşılamadığı ve ancak film çekilince davacının sağ böbreği ile idrar kesesi arasına bir aparatın takıldığının tespit edildiği, 31/08/2010 tarihinde Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde sağ DJ stent çıkarılması + sağ PNL ve sağ URS uygulandığı, davacıda oluşan çalışma gücü kaybı nedeniyle 175.000,00 TL maddi, duyduğu acı ve elem karşılığı 175.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 350.000,00 TL tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesince, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunca düzenlenen 02/04/2014 tarih ve 2348 karar numaralı raporda; "Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi ve kişinin tedavi gördüğü diğer hastanelere ait tıbbi belgelerinin incelendiği, kişiye DJ stent takıldığına dair tıbbi belgenin dosyada bulunmadığı, davacı vekilinin dilekçesinde 2007 yılında takıldığı iddia edilen ve sonrasında 31.08.2010 tarihinde Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde çıkarılan sağ üretere takılan DJ stentin hangi hastanede ve kim tarafından takıldığının adli tahkikat ile aydınlatılabileceği, dosyada mevcut tıbbi belgelere göre Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde kişiye yapılan uygulamaların tıp bilimince genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu ve kişinin tedavisinde görev alan sağlık çalışanlarına atfı kabil kusur tespit edilmediği" yönünde görüş bildirilmiştir.
İdare Mahkemesince, anılan rapor doğrultusunda olayda hizmet kusurunun bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının 28/08/2007 tarihinde Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde sezaryenle gerçekleştirilen doğum sırasında sağ böbreği ile idrar kesesi arasına bir aparatın takıldığı, bu aparatın en fazla 3 veya 4 ay sonra vücuttan çıkarılması gerekirken bu durumun kendilerine söylenmediği operasyon sırasında tutulan raporda yer almadığı, aradan 3 yıl kadar bir zaman geçtikten sonra davacının dayanılmaz ağrılarla doktora gittiği, film çekilince aparatın vücutta fazla kalması sonucu böbreğin deforme olduğunun anlaşıldığı, DJ stentin çıkarıldığı ancak böbreğin eski durumuna gelmesinin mümkün olmamasının davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan davada; davalı idarenin tazmin yükümlülüğünün tespiti için bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca düzenlenen raporda "kişiye DJ stent takıldığına dair tıbbi belgenin dosyada bulunmadığı, davacı vekilinin dilekçesinde 2007 yılında takıldığı iddia edilen ve sonrasında 31.08.2010 tarihinde Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde çıkarılan sağ üretere takılan DJ stentin hangi hastanede ve kim tarafından takıldığının adli tahkikat ile aydınlatılabileceği" hususu belirtilmiştir.
Bilindiği üzere tıbbi bilgi ve belgelerin kayıt altına alınıp saklanması idarenin yükümlülüğü altındadır. Zira, sağlık hizmetine ilişkin bir uygulamanın kusurlu olup olmadığı da bu tıbbi belgelerin incelenmesi neticesinde ortaya çıkacaktır.
Bu haliyle, zararlı sonucunun meydana gelmesinin davalı idare bünyesindeki sağlık kuruluşunda davacıya DJ stent takılıp takılmadığının tıbbi kayıt eksikliği nedeniyle tespit edilemediği anlaşıldığından; tıbbi kayıtları düzenli tutmayarak sağlık hizmetinin işletilmesinde kusurlu davrandığı açık olan davalı idarenin maddi ve manevi tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Hal böyle olunca; İdare Mahkemesince, davacının maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden bir değerlendirme yapılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Bu itibarla, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 16/11/2023 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
Danıştay dava daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verilen kararları hakkında, ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmaya devam edilen) 54. maddesinde yazılı nedenlerle kararın düzeltilmesi istenebilir. Kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar ise, anılan maddede yazılı nedenlerden hiçbirine uymamaktadır.
Bu nedenle, davacının karar düzeltme isteminin reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.