Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/3953 E. , 2023/5852 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/3953
Karar No : 2023/5852
DAVACI : ... Özel Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Dal Merkezi Medikal Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı
VEKİLLERİ : ...
DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5.,9.,15.,21. maddelerinin dilekçede belirtilen hukuka aykırılık iddiaları ile; 23. maddesinin ise, asıl Yönetmeliğin Ek-9 sayılı listesinde değişikliğe gidilerek daha evvel B ve C tipi tıp merkezlerinde yapılabilmekte olan cerrahi işlemlerin kısıtlanmış olması sebebiyle hukuka aykırı olduğu iddia edilerek iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından,
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesi bakımından, Şirketlerinin B tipi tıp merkezi işlettiği, dava konusu düzenleme ile tıp merkezlerinin faaliyetlerine devam edebilmelerinin önünün kapatıldığı, tıp merkezine dönüşebilmek için on uzman hekim kadro şartını sağlama zorunluluğu getirildiği, halihazırdaki tıp merkezlerinin başka bir tıp merkezi ile birleşmeden bu şartı sağlayabilmelerinin fiilen mümkün olmadığı, birleşme yoluyla dahi bu şartın sağlanamayabileceği, on uzman hekim kadrosunun hangi kıstaslar ölçüt alınarak belirlendiğinin belirli olmadığı, kadro devrinde maliyetlerin çok yüksek olduğu, tıp merkezlerinin bu maliyetin altından kalkamayacağı, dava konusu maddelerin tamamı değerlendirildiğinde tıp merkezlerinin birleşmeye zorlandığının ve asıl amacın tıp merkezlerinin kapatılması olduğunun görüldüğü;
9. maddesi bakımından, iki bin metrekare şartını sağlamanın tıp merkezleri için büyük bir mali külfet olduğu, bu şartlarda A, B ve C tipi tıp merkezlerinin, tıp merkezine dönüşebilmelerinin mümkün olmadığı, bu durumun Anayasa'nın 48. maddesi hükmüne aykırı olduğu;
15. maddesi bakımından, bu madde ile asıl Yönetmeliğin 19. maddesinin 4. fıkrasında değişikliğe gidildiği, uygulamada dönemsel olarak hekim temininde sıkıntı yaşandığının bilindiği, özellikle küçük şehirlerde on uzman hekim şartının sağlanmasının mümkün olmadığı, özel hastaneler dört uzman hekimle çalışabiliyorken tıp merkezlerinin on uzman hekim kadrosunun altına düşmesi sebebiyle iki bin metrekare alanda yeni tıp merkezi açmak zorunda bırakılmasının adil bir yaklaşım olmadığı, değişiklik ile A, B ve C tipi tıp merkezleri arasındaki farkın kaldırıldığı, A, B, C tipi tıp merkezi ve tıp merkezi olmak üzere ikili ayrıma gidildiği, böylece A, B ve C tipi tıp merkezlerinin gelişmesinin ve büyümesinin önünün kapatıldığı, kazanılmış hakların ihlal edildiği;
21. maddesi bakımından, bu madde ile asıl Yönetmeliğin geçici 3. maddesinin değiştirildiği, A, B ve C tipi tıp merkezlerinin mevcut halleri ile faaliyetlerine devam etmeleri halinde yeni ünite, birim ve uzman hekim kadrosu ilave edilemeyeceği yönündeki düzenlemenin tıp merkezlerinin faaliyetlerine devam edebilmelerinin önünü kapadığı, tıp merkezlerinin birleşmeye zorlandığı;
23. maddesi bakımından, maddede asıl Yönetmeliğin eki Ek-9'daki cerrahi işlemler listesinde değişikliğe gidildiği, önceden B ve C tipi tıp merkezlerinde yapılabilen cerrahi işlemlerin kısıtlandığı, (*) ile işaretlenmiş olan işlemlerin B ve C tipi tıp merkezlerinde yapılmasının engellendiği, acil sezaryen, kolesistektomi laparoskopik, tıbbi nedenli tahliye, minör replantasyonlar, küçültme mamoplasti iki taraf gibi cerrahi işlemlerin B ve C tipi tıp merkezlerinde yapılmasının engellendiği, aynı işlemlerin A tipi tıp merkezleri veya hastanede yapılabiliyorken B ve C tipi tıp merkezlerinde yapılamamasının İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve 1219 sayılı Kanun'a aykırı olduğu, kısa süre önce C tipi tıp merkezinden B tipi tıp merkezine dönüşebilmek için müstakil bir binaya taşındıkları ve bu yatırım için borçlandıkları, ancak son değişiklik ile C ve B tipi tıp merkezleri arasında fark kalmadığı, B tipi tıp merkezine dönüşen merkezlerinin Ek-9'da yer alan (*) işaretli işlemleri yapamayacakları, yatırımlarının yok sayılmasının kazanılmış hakların ihlali anlamına geldiği iddia edilerek anılan düzenlemelerin iptali istenilmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından,
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesi bakımından, bu madde ile asıl Yönetmeliğin 6. maddesinin değiştirildiği, maddede tıp merkezlerinin dönüşümüne veya birleşmelerine ilişkin bir hükme yer verilmediği gibi davacı tarafından hükmün ikinci fıkrası dışındaki kısımlarına yönelik iptal sebebi öne sürülmediği, bu nedenle bu kısımlara yönelik iptal isteminin reddi gerektiği, etkin, verimli ve kesintisiz sağlık hizmetinin nitelikli kuruluşlar eliyle verilebileceğinden hareketle tıp merkezlerinin en az iki farklı uzmanlık alanında en az on uzman hekim kadrosuyla açılmasının öngörüldüğü, böylece önceki düzenlemeye göre A tipi, B tipi, C tipi pek çok tıp merkezinin bünyesinde anestezi, tıbbi biyokimya, tıbbi mikrobiyoloji, radyoloji gibi klinik olmayan uzmanlık dalları bulunduğu dikkate alınarak uzmanlık dallarının klinisyen uzmanlık dallarından olması şartı kaldırılarak kolaylık sağlandığı, asıl Yönetmeliğin geçici 3. maddesi ile önceki düzenlemeden kaynaklanan durumların belirli şartlar altında ya aynen korunduğu ya da sağlık kuruluşunun durumu ve sahiplerinin iradelerine bağlı olarak yeni hukuki duruma intibakı sağlayıcı geçiş hükümlerinin getirildiği, bu şekilde tanınan seçimlik hak ve sağlanana kolaylıklar karşısında davacının menfaatinin olumsuz etkilenmesinin söz konusu olmayacağı, idarelerin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını göstermek üzere ve bunlara aykırı olmamak kaydıyla düzenleyici işlemler yapabileceği, bu düzenlemelerde değişen koşulları dikkate alarak daha önceki düzenlemeler ile doğmuş bulunan objektif hukuki durumları, ileriye yönelik olarak yürürlükten kaldırma yetkisine sahip olduğu;
9. maddesi bakımından, tıp merkezlerininin ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşlarına ilişkin ilk düzenlemenin yürürlüğe konulduğu 09/03/2000 tarihinden beri gerek alt yapı özellikleri, gerek sunulan sağlık hizmetleri, personelin sayısı ve niteliği itibarıyla en nitelikli sağlık kuruluşları olduğu, bu Yönetmelik döneminde dahi cerrahi müdahalelerin müstakil binada kurulan tıp merkezleri ve tıp dal merkezlerinde yapılmasına izin verildiği, yaklaşık 20 yıl öncesinden beri tıp merkezlerinin ayakta teşhis ve tedavi verilen özel sağlık kuruluşları arasında en üst düzey şartlara sahip olması gerektiğinin bilinebilir ve öngörülebilir olduğu, mevzuat hükümlerinin hiç değiştirilmemesinin beklenmesinin hiç kimse için, bilhassa tacirler açısından haklı bir beklenti olarak kabul edilemeyeceği, davacı tarafından fıkranın tamamının iptali istenilmesine rağmen tıp merkezlerinin müstakil binalarda kurulabilmesine yönelik ilk cümlesine ilişkin hukuka aykırılık iddiasının olmadığı, bu nedenle davanın bu kısmının incelenmeksizin reddinin gerektiği, Yönetmeliğin geçici 3. maddesi ile mevcut durumun korunduğu, 3. fıkrada mevcut tıp merkezlerine mevcut yerlerinde, bu Yönetmelikte yer alan tıp merkezleri için gerekli olan şartları sağlamak kaydıyla, yeni tıp merkezi ruhsatının düzenleneceği ve bu kuruluşların en az iki bin metrekare şartından muaf olduğunun açıkça belirtildiği, buna göre dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesi ile değişik 1. fıkrasının davacı hakkında uygulanmasının söz konusu olmadığı, bu fıkraya yönelik iptal isteminin ehliyet yönünden reddi gerektiği, düzenlemenin tıp merkezlerinin daha kompleks ve donanımlı fiziki yapıya sahip binalarda sağlık hizmeti sunması amacına yönelik olduğu;
15. maddesi bakımından, davacının bu düzenlemenin de hangi sebeple ve ne şekilde menfaatini ihlal ettiğini ortaya koymadığı, bu düzenlemeye yönelik iptal isteminin de ehliyetten reddi gerektiği, maddede 01/10/2019 tarihli değişiklik ile açılış için öngörülen hekim sayısı şartının faaliyetin devamı sırasında da aranacağının öngörüldüğü ve bunun son derece tabi bir durum olduğu, hekim sayısında azalma sebebiyle derhal faaliyetten men veya ruhsat iptali gibi bir yaptırım uygulanmayarak, faaliyetteki tıp merkezlerinin çalışan hekim sayısının onun altına düşmesi halinde üç ay içerisinde uzman eksikliğini gidermesi, bu süre zarfında da giderememesi halinde üç ay daha ek süre verilmesi, verilen ek süre sonunda da uzman eksikliğinin giderilememesi halinde ruhsatnamenin en fazla iki yıl süre ile askıya alınması, iki yıllık askı süresi sonunda da uzman eksikliğinin giderilememesi halinde ruhsat iptalinin öngörüldüğü, böylece işletme faaliyetinin devamı için son derece geniş imkanlar tanındığı, düzenlemenin tıp merkezlerinin lehine olduğu;
21. maddesi bakımından, dava konusu Yönetmeliğin 21. maddesi ile yeniden düzenlenen geçici 3. maddenin 3. fıkrasının 06/02/2020 tarihli Yönetmelik ile değiştirildiği, davanın bu kısmının konusunun kalmadığı, ayrıca davacının B tipi tıp merkezi işlettiği, geçici 3. maddenin A ve C tipi tıp merkezlerine ilişkin hükümlerinin iptalini istemekte menfaatinin olmadığı, geçici 3. maddenin 2. fıkrası ile, evvelce ruhsatlandırılmış olan tıp merkezlerinin, 01/10/2019 tarihindeki mevcut halleriyle faaliyetlerine devamlarına izin verildiği, davaya konu hükümle bir taraftan mevcut durumun korunduğu, diğer taraftan mevcut duruma intibakı sağlamak için yeni ünite, birim ve uzman hekim kadrosu ilavesine izin verilmediği, 3. fıkra ile A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezlerine yeni tıp merkezine dönüşme imkânı tanındığı, dönüşen tıp merkezlerine muafiyet ve kolaylık sağlanarak yeni hukuki duruma intibakı sağlayıcı geçiş hükümleri getirildiği, dava konusu Yönetmelik değişikliğinden sonra açılan tıp merkezleri için öngörülen şartların yeni tıp merkezine dönüşme durumunda da aranmasının son derece tabi olduğu, yeni tıp merkezine dönüşecek sağlık kuruluşlarının iki bin metrekare kapalı alan şartından muaf tutulmaları ve hekim kadrolarını iki yıl içinde tamamlamalarına yönelik olarak yeni hukuki duruma geçişi ölçülülük ilkesine uygun olarak zamana yayan hükümde hukuka aykırılık bulunmadığı, düzenlemenin tıp merkezlerinin lehine olduğu, planlama hükümlerine uygun olduğu, geçici 3. maddenin 4. fıkrası ile A, B ve C tipi tıp merkezlerine birleşerek dönüşme hakkının bir seçenek olarak sunulduğu, tıp merkezlerini birleşmeye zorlayan bir husus bulunmadığı;
23. maddesi bakımından, bu madde ile asıl Yönetmeliğin eki Ek-9 sayılı listenin değiştirildiği, davacının işlettiği tıp merkezinin hasta kabul ve tedavi edeceği uzmanlık dallarının fizik tedavi ve rehabilitasyon ile kardiyoloji olduğu, davacı ile ilgisi bulunmayan tıbbi uygulamaların iptalini istemekte kişisel ve güncel bir menfaatinin olmadığı, davanın bu kısmının subjektif ehliyet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği, ... Derneği ile yapılan çalışmalar sonrası oluşturulan işlem listesine yönelik, ... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, ... Derneğinden görüş alındığı, alınan görüşlerin Yönetmeliğin 23. maddesi hükmü kapsamında değerlendirildiği, farklı standartlara sahip olan tıp merkezlerinin bu nitelikleri dikkate alınarak Ek-9'un Liste-1, Liste-2 ve Liste-3 olarak oluşturulduğu, böylece tıp merkezlerinde yapılabilecek ve yapılamayacak işlemlerin belirlendiği, tıp merkezleri ve polikliniklerin, komplikasyonu olmayan, genel durumu stabil, karmaşık olmayan vakaların tedavi ediliği merkezler olduğu, bu nedenle karmaşık vakalar ile bu merkezlerde tanı konulamayan zorluk derecesi yüksek vakaların yataklı sağlık tesisleri ile üçüncü basamak sağlık tesislerinde çözüme kavuşturulduğu, bu vakaların çözüme kavuşturulabilmesi için yüksek maliyetli testlere, multidisipliner bir yaklaşım sergilenmesine ihtiyaç duyulabildiği, bu bağlamda sağlık tesislerinin hizmet rollerine göre zorluk derecesi düşük küçük cerrahi işlemlerin yapılmasına izin verildiği, cerrahi işlemlerin zorluk derecesine göre zordan kolaya doğru A1, A2, B, C, D, E olarak sınıflandırıldığı, D ve E grubu işlemlerin bazı özel işlemler dışında tıp merkezlerinde yapılabileceğinin öngörüldüğü, Sağlık Uygulama Tebliği Ek-2/C listesinde yer alan B ve C grubu işlemlerden, tıp merkezlerinde yapılması uygun görülenlerin ise Liste 1’de belirtildiği, tıp merkezlerinin teknik donanım ve kapasitesi dikkate alınarak bazı işlemlerin B ve C tipi tıp merkezlerinde yapılmasının uygun görülmediği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Kısmen davanın reddine, kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Davacı tarafından, 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5., 9., 15., 21. maddelerinin dilekçede belirtilen hukuka aykırılık iddiaları ile; 23. maddesinin ise, asıl Yönetmeliğin Ek-9 sayılı listesinde değişikliğe gidilerek daha evvel B ve C tipi tıp merkezlerinde yapılabilmekte olan cerrahi işlemlerin kısıtlanmış olması sebebiyle hukuka aykırı olduğu iddia edilerek iptali istemiyle açılmıştır.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun, "Temel Esaslar" başlıklı 3. maddesinde, Sağlık hizmetleriyle ilgili temel esaslar arasında; a) bendinde; "Sağlık kurum ve kuruluşları yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak planlanır, koordine edilir, mali yönden desteklenir ve geliştirilir.", c) bendinde; "Bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılması esastır. Sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesi bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenlenir. Bu düzenleme ilgili Bakanlığın görüşü alınarak yapılır. Gerek görüldüğünde özel sağlık kuruluşlarının her türlü ücret tarifeleri sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca onaylanır. Kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık kuruluşları veya sağlık işletmelerinde verilen her türlü hizmetin fiyatları Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca tespit ve ilan edilir." hükmü yer almış, aynı Yasanın "Yönetmelikler" başlıklı 9. maddesinin c) bendinde; Bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususlar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, çıkarılacak yönetmelikle tespit edilir." hükmü getirilmiştir.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi' nin, "Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü" başlıklı 355. maddesinde; "(1) Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri; a) Her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak, c) Kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek, h) Sağlık hizmetlerinde kalite ve akreditasyon kuralları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak, l) Mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek," olarak sıralanmıştır.
Anılan Mevzuat hükümleri ile davalı idareye tanınan yetkiye istinaden, 1219 sayılı, 3359 sayılı, 3153 sayılı, 992 sayılı Kanunlar ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 355 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri ile 508 inci maddesine dayanılarak, Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik, hazırlanmış ve yürürlüğe konulmuştur.
Dava konusu yönetmeliğin 5. maddesiyle Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesi başlığıyla birlikte değiştirilmiş,“Tıp merkezlerinin temel özellikleri ve kadroları başlıklı 6. maddesinde, “ (1) Tıp merkezleri bu Yönetmelikte asgari olarak öngörülen bina, hizmet ve personel standartlarına haiz olmak kaydıyla, sekiz saatten az olmamak üzere ruhsatlarında belirlenen sürede veya yirmi dört saat süreyle sürekli ve düzenli olarak hizmet verir.
(2) Tıp merkezleri en az iki farklı uzmanlık dalında olmak üzere en az on uzman hekim kadrosuyla açılır.
(3) Tıp merkezlerinin uzman hekim kadroları, Bakanlıkça oluşturulan elektronik sisteme kaydedilir. Bu merkezlere verilecek yeni kadrolar, hekim ayrılış ve başlayışları bu sistem üzerinden yürütülür.
(4) Tıp merkezlerinin uzman tabip kadroları, Bakanlıkça belirlenen sağlık hizmet bölgelerine göre sağlık tesisi, sağlık insan gücü, tabip/uzman tabip sayısı ile hizmet ihtiyacı dikkate alınarak yapılan planlamalara göre Bakanlıkça belirlenir ve ilan edilir.
(5) Tıp merkezleri Bakanlığın izni ile; planlama kapsamındaki ünite ve merkezleri ilgili mevzuatına uygun olmak kaydıyla başka bir tıp merkezine veya özel hastaneye devredebilir. Tıp merkezleri kendi aralarında veya özel hastaneler ile karşılıklı kadro değişimi yapabilir. Ancak il dışına ünite ve merkez devri ile karşılıklı kadro değişimi, Bakanlık planlamalarına uygun bulunması halinde yapılabilir. " hükmü yer almış; aynı yönetmeliğin 9. Maddesiyle değişik ana yönetmeliğin 12 nci maddesinin birinci fıkrasında," Tıp merkezi müstakil binalarda kurulur. Ancak tıp merkezi binasının toplam kapalı alanı iki bin metrekareden küçük olamaz.” hükmü yer almış: aynı yönetmeliğin 15. Maddesiyle değişik esas yönetmeliğin 19 uncu maddesinin (4). fıkrasında," Çalışan uzman tabip sayısı 10 (on)’un altına düşen tıp merkezinin üç ay içinde uzman eksikliğini giderememesi halinde üç ay daha ek süre verilir. Verilen ek süre sonunda uzman eksikliğinin giderilememesi halinde ruhsatnamesi en fazla iki yıl süreyle askıya alınır. Bu süre sonunda uzman eksikliğini gideremeyen tıp merkezinin ruhsatnamesi iptal edilir. Askı süresi içerisinde veya süre sonunda işletenin talebi halinde kuruluş polikliniğe çevrilebilir. Askıya alınma tarihinden itibaren iki yıl içinde uzman eksikliği giderilir ise tıp merkezi yeniden faaliyete geçirilir. Ruhsatın askıya alınması ve tekrar faaliyete geçirilmesi işlemi müdürlükçe yapılır ve Bakanlığa bilgi verilir" hükmü yer almış; anılan yönetmeliğin 21. Maddesiyle Aynı Yönetmeliğin mülga geçici 3 üncü maddesi yeniden düzenlenmiş“ (1) Bu maddede geçen;
a) A tipi tıp merkezi, 11/7/2013 tarihli ve 28704 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik sonrası Bakanlıkça A tipi tıp merkezi olarak ruhsatlandırılmış olup faaliyetlerine devam eden tıp merkezlerini,
b) B tipi tıp merkezi, 11/7/2013 tarihli ve 28704 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik sonrası Bakanlıkça B tipi tıp merkezi olarak ruhsatlandırılmış olup faaliyetlerine devam eden tıp merkezlerini,
c) C tipi tıp merkezi, 9/3/2000 tarihli ve 23988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan mülga Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe göre açılarak faaliyet gösteren tıp merkezlerini, ifade eder.
(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Bakanlıkça ruhsatlandırılmış A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihteki mevcut halleriyle faaliyetlerine devam ederler. Bu kuruluşlara mevcut halleriyle devam ettikleri müddetçe yeni ünite, birim ve uzman hekim kadrosu ilavesine izin verilmez.
(3) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ruhsatlandırılmış A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezlerine mevcut yerlerinde bu Yönetmelikte yer alan tıp merkezi için gerekli olan şartları sağlamak kaydıyla yeni tıp merkezi ruhsatı düzenlenir. Ancak bu kuruluşlar en az iki bin metrekare toplam kapalı alana sahip olma şartından muaf olup, iki yıl içerisinde en az iki uzmanlık dalında on uzman hekim kadro şartını sağlamak zorundadırlar. Gerekli asgari uzman tabip kadrolarını sağlamak için, aynı il içinde bulunan diğer özel sağlık kuruluşlarından ya da uzman tabip dağılımı yönünden daha yüksek yoğunluklu illerden daha az yoğunluklu illere olacak şekilde farklı bir ilden uzman tabip kadrosu devir alınmasına izin verilir. Ancak uzman hekim kadrosunu devretmek isteyen özel sağlık kuruluşunun kadro devri sonrası uzman hekim kadro sayısının dördün altına düşmesi durumunda uzman hekim kadro devrine izin verilmez.
(4) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ruhsatlandırılmış B tipi ve C tipi tıp merkezlerinden en az ikisi bu Yönetmelikte tıp merkezi için gerekli olan asgari bina ve personel şartlarını birleşerek sağlamaları halinde tıp merkezine dönüşebilir. Birleşme işlemi tamamlanan özel sağlık kuruluşları tekrar ayrılma talebinde bulunamaz. Birleşerek dönüşmesi Bakanlıkça uygun görülen tıp merkezi, iki yıl içerisinde ön izin belgesi almak ve ön izin tarihinden itibaren üç yıl içerisinde ruhsat almak zorundadır. Bu süre içerisinde sağlık kuruluşu, faaliyetine mevcut haliyle devam edebilir veya faaliyetini askıya alabilir ve Müdürlüğe tebligat adresi bildirerek kuruluş binasını boşaltabilir. Dönüşen tıp merkezine mevcut uzman hekim kadrosuna ilave olarak, birleştirilen ruhsat sayısı kadar Bakanlıkça planlama kapsamında uygun görülen uzman hekim kadrosu ruhsatlandırma aşamasında verilir.
(5) Bu madde kapsamında yeniden ruhsat düzenlenecek tıp merkezlerinden bir defaya mahsus ruhsat harcı alınmaz.” hükmü yer almış, 23. Maddesiyle Aynı Yönetmeliğin eki Ek-9 değiştirilmiştir.
Davacı tarafından; dava konusu düzenleme ile tıp merkezlerinin faaliyetlerine devam edebilmelerinin önünün kapatıldığı, tıp merkezine dönüşebilmek için on uzman hekim kadro şartını sağlama zorunluluğu getirildiği, halihazırdaki tıp merkezlerinin başka bir tıp merkezi ile birleşmeden bu şartı sağlayabilmelerinin fiilen mümkün olmadığı, iki bin metrekare şartını sağlamanın tıp merkezleri için büyük bir mali külfet olduğu, iki yıl içinde en az iki uzmanlık dalında on uzman hekim kadro şartı getirilmesinin kazanılmış haklara aykırı olduğu, geçici 3. Maddesinde yer alan, A, B ve C tipi tıp merkezlerinin mevcut halleri ile faaliyetlerine devam etmeleri halinde yeni ünite, birim ve uzman hekim kadrosu ilave edilemeyeceği yönündeki düzenlemenin tıp merkezlerinin faaliyetlerine devam edebilmelerinin önünü kapadığı, tıp merkezlerinin birleşmeye zorlandığı, asıl Yönetmeliğin Ek-9 sayılı listesinde değişikliğe gidilerek daha evvel B ve C tipi tıp merkezlerinde yapılabilmekte olan cerrahi işlemlerin kısıtlanmış olması sebebiyle hukuka aykırı olduğu iddialarıyla bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
01/10/2019 tarihli ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin; 5. , 9. ve 21. maddesinin incelenmesinden,
Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile tarafların iddia ve savunmaları değerlendirildiğinde, davalı idareye tanınan yetkiye istinaden, kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın, ülke düzeyinde dengeli, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşlarının yapılandırılmaları, ruhsatlandırma işlemleri, faaliyetleri ve faaliyetlerine son verilmesi, denetimleri ve diğer hususlar ile ilgili usûl ve esasları düzenlemek amacıyla dava konusu yönetmeliğin çıkarıldığı, etkin, verimli ve kesintisiz sağlık hizmeti verilmesi gayesiyle tanı ve tedavi merkezlerinin Yönetmelikle yeniden sınıflandırıldığı, bu sınıflandırma gözetilerek tıp merkezlerinin en az iki farklı uzmanlık alanında en az on uzman hekim kadrosuyla açılmasının öngörüldüğü, böylece önceki düzenlemeye göre A tipi, B tipi, C tipi pek çok tıp merkezinin bünyesinde anestezi, tıbbi biyokimya, tıbbi mikrobiyoloji, radyoloji gibi klinik olmayan uzmanlık dalları bulunduğu dikkate alınarak uzmanlık dallarının klinisyen uzmanlık dallarından olması şartının kaldırılarak kolaylık sağlandığı, idarelerin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını göstermek üzere ve bunlara aykırı olmamak kaydıyla düzenleyici işlemler yapabileceği, bu düzenlemelerde değişen koşulları dikkate alarak daha önceki düzenlemeler ile doğmuş bulunan objektif hukuki durumları, ileriye yönelik olarak yürürlükten kaldırma yetkisine sahip olduğu, dava konusu Yönetmeliğin 21. maddesi ile yeniden düzenlenen asıl Yönetmeliğin geçici 3. maddesi ile, iş bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden önce ruhsatlandırılmış tıp merkezlerinin 01/10/2019 tarihindeki mevcut halleriyle faaliyetlerine devam edeceklerinin hüküm altına alındığı, önceki düzenlemeden kaynaklanan durumların belirli şartlar altında ya aynen korunduğu ya da sağlık kuruluşunun durumu ve sahiplerinin iradelerine bağlı olarak yeni hukuki duruma intibakı sağlayıcı geçiş hükümlerinin getirildiği görülmekle anılan düzenlemelerde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Davanın anılan yönetmeliğin 15. maddesi ile değiştirilen esas Yönetmeliğin 19. maddesinin 4. Fıkrasının incelenmesinden,
01/10/2019 tarihli değişiklik ile faaliyetteki tıp merkezlerinin çalışan hekim sayısının onun altına düşmesi halinde üç ay içerisinde uzman eksikliğini gidermesi, bu süre zarfında da giderememesi halinde üç ay daha ek süre verilmesi, verilen ek süre sonunda da uzman eksikliğinin giderilememesi halinde ruhsatnamenin en fazla iki yıl süre ile askıya alınması, iki yıllık askı süresi sonunda da uzman eksikliliğinin giderilememesi halinde ruhsat iptalinin öngörüldüğü, bu hükümle açılış için belirlenen hekim sayısı şartının faaliyetin devamı sırasında da aranacağının öngörüldüğü anlaşılmıştır
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleriyle davalı idareye, bütün tıp merkezlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemek görevinin ve yetkisinin tanındığı açıktır. Bu görev ve yetki, sözü edilen tüm bu faaliyetleri denetlemeyi, dolayısıyla bu alana ilişkin idari düzeni korumak ve sürdürmek için, mevzuatta sözü edilen geçici durdurma ve iptal şeklindeki idari yaptırımları uygulamayı da kapsamaktadır. Bu bağlamda, söz konusu alanı düzenlemekle yetkili olan idarenin, getirdiği kurallara aykırılığı saptaması durumunda kimi ihlallerde öncelikle ihtar, ardından geçici durdurma yaptırımına girişebileceğinin kabulü gerekmekte olup, iptali istenilen idari yaptırımların belirlenmesinde ölçülülük ilkesinin de gözetildiği sonucuna varıldığından, işletme faaliyetinin devamı için son derece önemli bir hüküm olduğu anlaşılan davalı idarenin yetkisi alanında yapılan anılan düzenlemede de hukuka aykırılık görülmemiştir.
Davanın anılan yönetmeliğin 23. maddesi ile değiştirilen Ek-9 sayılı Listenin incelenmesinden;
01/10/2019 tarihli ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 23. maddesi ile değiştirilen Ek-9 sayılı Liste,12/05/2021 tarihli ve 31482 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilerek yeniden yayımlanmış ise de, davacı tarafından söz konusu değişiklik ile bir kısım cerrahi işlemin tüm tıp merkezlerinde yapılamayacağı, bir kısım cerrahi işlemin ise B ve C tipi tıp merkezlerinde yapılamayacağının düzenlendiği, değişikliğin bilimsel dayanağının bulunmadığı, A tipi tıp merkezi ile B tipi tıp merkezi arasındaki tek farkın müstakil bina şartı olduğu, bu iki tıp merkezinin tıbbi standartlarının aynı olduğu, önceki düzenlemede cerrahi işlemler bakımından tıp merkezleri arasında ayrım gözetilmediği, dava konusu düzenlemenin kamu yararı amacı taşımadığı iddiası ile anılan düzenlemenin iptali istenildiğinden değişiklikle aynı ayrımın yapıldığı görülmekle işin esası incelendi;
Dava konusu değişiklik ile yeniden oluşturulan Ek-9 nolu ekinin, Yönetmeliğin 23. maddesi hükmü baz alınarak ve özel tıp merkezleri temsilcisi olan ... Derneği ile yapılan çalışmalar sonrası belirlendiği ve liste hazırlanırken ... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, Türk Göğüs Cerrahisi Derneği, ... Derneği, ... Derneği, ... Derneği, ... Derneğinden görüş alındığı, alınan görüşlerin değerlendirildiği, tıp merkezleri ve polikliniklerin, komplikasyonu olmayan, genel durumu stabil, karmaşık olmayan vakaların tedavi ediliği merkezler olduğu, bu nedenle karmaşık vakalar ile bu merkezlerde tanı konulamayan zorluk derecesi yüksek vakaların yataklı sağlık tesisleri ile üçüncü basamak sağlık tesislerinde çözüme kavuşturulduğu, bu vakaların çözüme kavuşturulabilmesi için yüksek maliyetli testlere, multidisipliner bir yaklaşım sergilenmesine ihtiyaç duyulabildiği, bu bağlamda sağlık tesislerinin hizmet rollerine göre zorluk derecesi düşük küçük cerrahi işlemlerin yapılmasına izin verildiği, cerrahi işlemlerin zorluk derecesine göre zordan kolaya doğru A1, A2, B, C, D, E olarak sınıflandırıldığı, D ve E grubu işlemlerin bazı özel işlemler dışında tıp merkezlerinde yapılabileceğinin öngörüldüğü, tıp merkezlerinin teknik donanım ve kapasitesi dikkate alınarak bazı işlemlerin B ve C tipi tıp merkezlerinde yapılmasının sakıncalı olduğunun değerlendirildiği, dava konusu düzenlemelerin hasta sağlığı ve hasta güvenliği öngörülerek, tıbbi işlemlerin niteliği ve merkezlerin teknik imkân ve özellikleri nazara alınarak yapıldığı, Yönetmeliğin iptale konu düzenlemesinin hizmet gereklerine ve üst hukuk normalarına uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi yolunda karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin bazı maddelerinde 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile birtakım değişiklikler yapılması üzerine davacı tarafından bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa’nın 56. maddesinde, Devletin; herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak, insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlardan yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği düzenlenmiştir.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; (g) bendinde, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, sağlık ve yardımcı sağlık personelinin yurt düzeyinde dengeli dağılımını sağlamak üzere istihdam planlaması yapılacağı; 9. maddesinin (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (k) bendinde, sağlık insan gücü planlaması yapmak, sayı ve nitelik olarak ihtiyaca uygun insan gücü yetiştirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak; (l) bendinde ise, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir.
Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak; kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın ülke düzeyinde dengeli, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşlarının yapılandırılmaları, ruhsatlandırma işlemleri, faaliyetleri ve faaliyetlerine son verilmesi, denetimleri ve diğer hususlar ile ilgili usûl ve esasları düzenlemek amacıyla Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hazırlanmış ve 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Anılan Yönetmeliğin "Sağlık kurum ve kuruluşlarının planlanması" başlıklı 9. maddesinde, "(1) Bakanlıkça aşağıdaki amaçlar doğrultusunda muayenehaneler hariç, faaliyetine ihtiyaç duyulan sağlık kurum ve kuruluşları ile bunlara ait sağlık insan gücü, tıbbi hizmet birimleri ve nitelikleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz dağılımı alanlarında kamu ve özel sektörü kapsayacak şekilde planlama yapılır:
a) Sağlık hizmetlerinin, demografik yapı ve epidemiyolojik özellikler de göz önünde bulundurulmak suretiyle kaliteli, hakkaniyete uygun ve verimli şekilde sunulması,
b) Sağlık kurum ve kuruluşlarının hizmet kapasiteleri, sağlık insan gücü ile çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülke düzeyinde dengeli dağılımının sağlanması,
c) Koruyucu sağlık ve acil sağlık hizmetleri gibi işbirliği halinde hizmet sunumunun gerekli olduğu alanlarda uygun kapasitenin oluşturulması,
ç) Kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaması.
(2) Özel sağlık kuruluşu açmak isteyenler, Bakanlıkça yapılan planlamada ihtiyaç gösterilen yerleşim bölgelerinde faaliyette bulunmak üzere başvurabilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
A) Yönetmeliğin 6. maddesinin, 19. maddesinin 4. fıkrasının ve geçici 3. maddesinin incelenmesi :
15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin "Tıp merkezi kadroları" başlıklı 6. maddesi, "(1) Tıp merkezi kadroları, Bakanlıkça belirlenen sağlık hizmet bölgelendirmesine göre planlanan tabip/uzman sayısı ve hizmet ihtiyacı dikkate alınarak Bakanlıkça belirlenir ve yatırım listesinde ilan edilir.
(2) A ve B tipi tıp merkezleri Bakanlıkça belirlenen kadrolarında en az dört klinisyen uzmanla açılır ve faaliyete geçtikleri tarihten itibaren iki yıl içinde kadrolarını tamamlayabilirler.
(3) Sağlık kuruluşlarının kadroları, Bakanlıkça Sağlık Kuruluşları Yönetim Sistemine kaydedilir. İlan edilecek dönemlerde verilecek yeni kadrolar bu sistemde tanımlanır ve tıp merkezlerinin hekim ayrılış ve başlayışları ile poliklinik ve muayenehanelerin açılış işlemleri sistem üzerinden yürütülür. Kadro ilaveleri, planlama çerçevesinde Bakanlıkça ilan edilecek dönemlerde tıp merkezleri ve polikliniklerin tipleri dikkate alınarak yapılır.
(4) Bakanlık tarafından ilan edilecek uzmanlık dallarından olmak üzere bu kadrolar için belirlenen kriterlere uygun olmak kaydıyla ve A veya B tipi tıp merkezinin bildireceği kadro iptal edilerek Bakanlıkça kadro değişimi yapılır." şeklinde iken; 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 5. maddesi ile, maddenin başlığı "Tıp merkezlerinin temel özellikleri ve kadroları" şeklinde, anılan madde ise, "(1) Tıp merkezleri bu Yönetmelikte asgari olarak öngörülen bina, hizmet ve personel standartlarına haiz olmak kaydıyla, sekiz saatten az olmamak üzere ruhsatlarında belirlenen sürede veya yirmi dört saat süreyle sürekli ve düzenli olarak hizmet verir.
(2) Tıp merkezleri en az iki farklı uzmanlık dalında olmak üzere en az on uzman hekim kadrosuyla açılır.
(3) Tıp merkezlerinin uzman hekim kadroları, Bakanlıkça oluşturulan elektronik sisteme kaydedilir. Bu merkezlere verilecek yeni kadrolar, hekim ayrılış ve başlayışları bu sistem üzerinden yürütülür.
(4) Tıp merkezlerinin uzman tabip kadroları, Bakanlıkça belirlenen sağlık hizmet bölgelerine göre sağlık tesisi, sağlık insan gücü, tabip/uzman tabip sayısı ile hizmet ihtiyacı dikkate alınarak yapılan planlamalara göre Bakanlıkça belirlenir ve ilan edilir.
(5) Tıp merkezleri Bakanlığın izni ile; planlama kapsamındaki ünite ve merkezleri ilgili mevzuatına uygun olmak kaydıyla başka bir tıp merkezine veya özel hastaneye devredebilir. Tıp merkezleri kendi aralarında veya özel hastaneler ile karşılıklı kadro değişimi yapabilir. Ancak il dışına ünite ve merkez devri ile karşılıklı kadro değişimi, Bakanlık planlamalarına uygun bulunması halinde yapılabilir." şeklinde değiştirilmiştir.
Ayrıca anılan Yönetmeliğin "Sağlık çalışanlarının sağlık kuruluşundan ayrılması" başlıklı 19. maddesinin 4. fıkrası, "Klinisyen uzman sayısı dördün altına düşen tıp merkezinin üç ay içinde uzman eksikliğini giderememesi halinde ruhsatnamesi en fazla iki yıl süreyle askıya alınır. Bu süre sonunda uzman eksikliğini gideremeyen tıp merkezinin ruhsatnamesi iptal edilir. Askı süresi içerisinde veya süre sonunda işletenin talebi halinde kuruluş polikliniğe çevrilebilir. Askıya alınma tarihinden itibaren iki yıl içinde uzman eksikliği giderilir ise tıp merkezi yeniden faaliyete geçirilir. Ruhsatın askıya alınması ve tekrar faaliyete geçirilmesi işlemi müdürlükçe yapılır ve Bakanlığa bilgi verilir." şeklinde iken; 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 15. maddesi ile, "Çalışan uzman tabip sayısı 10 (on)’un altına düşen tıp merkezinin üç ay içinde uzman eksikliğini giderememesi halinde üç ay daha ek süre verilir. Verilen ek süre sonunda uzman eksikliğinin giderilememesi halinde ruhsatnamesi en fazla iki yıl süreyle askıya alınır. Bu süre sonunda uzman eksikliğini gideremeyen tıp merkezinin ruhsatnamesi iptal edilir. Askı süresi içerisinde veya süre sonunda işletenin talebi halinde kuruluş polikliniğe çevrilebilir. Askıya alınma tarihinden itibaren iki yıl içinde uzman eksikliği giderilir ise tıp merkezi yeniden faaliyete geçirilir. Ruhsatın askıya alınması ve tekrar faaliyete geçirilmesi işlemi müdürlükçe yapılır ve Bakanlığa bilgi verilir." şeklinde değiştirilmiştir.
Öte yandan, söz konusu Yönetmeliğin geçici 2. maddesinde, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, 9/3/2000 tarihli ve 23988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe göre açılarak faaliyet gösteren tıp/dal merkezleri, C tipi tıp merkezi; poliklinikler B tipi poliklinik olarak kabul edilir. Bu madde yürürlüğe girmeden önce tıp/dal merkezleri ile poliklinikler için Müdürlükçe düzenlenmiş uygunluk belgeleri C tipi tıp merkezi ve B tipi poliklinik ruhsatnamesi ve faaliyet izin belgesi olarak kabul edilir. ...
(3) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren kadrolu klinisyen uzman sayısı dördün altında olan tıp/dal merkezlerinin mevcut klinisyen kadro sayısı asgari kadro sayısı olarak kabul edilir ve bu şekilde faaliyetlerine devam etmelerine izin verilir. ..." kuralına; anılan Yönetmeliğin 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 21. maddesi ile yeniden düzenlenen geçici 3. maddesinde, "(1) Bu maddede geçen;
a) A tipi tıp merkezi, 11/7/2013 tarihli ve 28704 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik sonrası Bakanlıkça A tipi tıp merkezi olarak ruhsatlandırılmış olup faaliyetlerine devam eden tıp merkezlerini,
b) B tipi tıp merkezi, 11/7/2013 tarihli ve 28704 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik sonrası Bakanlıkça B tipi tıp merkezi olarak ruhsatlandırılmış olup faaliyetlerine devam eden tıp merkezlerini,
c) C tipi tıp merkezi, 9/3/2000 tarihli ve 23988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan mülga Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe göre açılarak faaliyet gösteren tıp merkezlerini,
ifade eder.
(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Bakanlıkça ruhsatlandırılmış A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihteki mevcut halleriyle faaliyetlerine devam ederler. Bu kuruluşlara mevcut halleriyle devam ettikleri müddetçe yeni ünite, birim ve uzman hekim kadrosu ilavesine izin verilmez.
(3) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ruhsatlandırılmış A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezlerine mevcut yerlerinde bu Yönetmelikte yer alan tıp merkezi için gerekli olan şartları sağlamak kaydıyla yeni tıp merkezi ruhsatı düzenlenir. Ancak bu kuruluşlar en az iki bin metrekare toplam kapalı alana sahip olma şartından muaf olup, iki yıl içerisinde en az iki uzmanlık dalında on uzman hekim kadro şartını sağlamak zorundadırlar. Gerekli asgari uzman tabip kadrolarını sağlamak için, aynı il içinde bulunan diğer özel sağlık kuruluşlarından ya da uzman tabip dağılımı yönünden daha yüksek yoğunluklu illerden daha az yoğunluklu illere olacak şekilde farklı bir ilden uzman tabip kadrosu devir alınmasına izin verilir. Ancak uzman hekim kadrosunu devretmek isteyen özel sağlık kuruluşunun kadro devri sonrası uzman hekim kadro sayısının dördün altına düşmesi durumunda uzman hekim kadro devrine izin verilmez.
(4) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ruhsatlandırılmış B tipi ve C tipi tıp merkezlerinden en az ikisi bu Yönetmelikte tıp merkezi için gerekli olan asgari bina ve personel şartlarını birleşerek sağlamaları halinde tıp merkezine dönüşebilir. Birleşme işlemi tamamlanan özel sağlık kuruluşları tekrar ayrılma talebinde bulunamaz. Birleşerek dönüşmesi Bakanlıkça uygun görülen tıp merkezi, iki yıl içerisinde ön izin belgesi almak ve ön izin tarihinden itibaren üç yıl içerisinde ruhsat almak zorundadır. Bu süre içerisinde sağlık kuruluşu, faaliyetine mevcut haliyle devam edebilir veya faaliyetini askıya alabilir ve Müdürlüğe tebligat adresi bildirerek kuruluş binasını boşaltabilir. Dönüşen tıp merkezine mevcut uzman hekim kadrosuna ilave olarak, birleştirilen ruhsat sayısı kadar Bakanlıkça planlama kapsamında uygun görülen uzman hekim kadrosu ruhsatlandırma aşamasında verilir.
(5) Bu madde kapsamında yeniden ruhsat düzenlenecek tıp merkezlerinden bir defaya mahsus ruhsat harcı alınmaz." kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu anılan düzenlemelerden geçici 3. maddenin 3. fıkrasında, 06/02/2020, 04/12/2021 ve 06/10/2022 tarihli Resmi Gazete nüshalarında yayımlanan Yönetmelikler ile, aynı maddenin 4. fıkrasında 06/02/2020 tarihli Resmi Gazete nüshasında yayımlanan Yönetmelik ile birtakım değişiklik yapılmış olmakla birlikte, söz konusu değişiklikler davacının "dava konusu düzenlemenin tıp merkezlerinin faaliyetlerine devam edebilmelerinin önünü kapadığı" yönündeki ana iddiasına ilişkin olmadığı gibi düzenlemenin esasını da etkilemediği ve benzer yönde olduğu görüldüğünden, bu düzenleme yönünden davanın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varılarak uyuşmazlığın esasına geçilmiştir.
Öncelikle, tıp merkezlerinin sınıflandırılması yönünden mevzuat süreci incelenmiştir:
a- 15/02/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte, tıp merkezleri açısından A tipi, B tipi, C tipi tıp merkezi sınıflandırması bulunmamaktadır.
b- 11/07/2013 tarih ve 28704 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile tıp merkezlerinde A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezi sınıflandırmasına gidilmiş; 09/03/2000 tarih ve 23988 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan mülga Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe göre açılarak faaliyet gösteren tıp/dal merkezleri C tipi tıp merkezi olarak kabul edilmiş, geçiş hükümleri ile bu tıp merkezlerinin mevcut halleri ile faaliyetlerini sürdürmelerine izin verilmiştir. A ve B tipi tıp merkezleri için (A tipi tıp merkezlerinin müstakil binalarda açılması ve binanın bulunduğu alanın imar mevzuatında özel sağlık tesisi yapılabilecek yer olması gerekliliği haricinde) aynı hizmet standartları belirlenmiştir.
c- Devam eden süreçte, 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan dava konusu Yönetmelik değişikliği ile A, B ve C tipi tıp merkezi sınıflandırması sona erdirilmiş; tıp merkezlerinin kadro, bina, hizmet ve personel standartlarında bir takım değişikliğe gidilerek tek tip "tıp merkezi" uygulamasına geçilmiş, yine dava konusu geçiş hükmü ile A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezlerinin mevcut halleri ile faaliyetlerine devam etmelerine izin verilmiş, mevcut halleriyle faaliyetlerine devam ettikleri müddetçe de yeni ünite, birim ve uzman hekim kadrosu ilavesine izin verilmeyeceği öngörülmüş, bu tıp merkezlerine belli şartları sağlamaları halinde "tıp merkezi"ne dönüşebilme imkanı verilmiştir.
Davacı tarafından, 6. madde yönünden, şirketlerinin B tipi tıp merkezi işlettiği, dava konusu düzenleme ile tıp merkezlerinin faaliyetlerine devam edebilmelerinin önünün kapatıldığı, tıp merkezine dönüşebilmek için on uzman hekim kadro şartını sağlama zorunluluğu getirildiği, birleşme yoluyla dahi bu şartın sağlanamayabileceği, on uzman hekim kadrosunun hangi kıstaslar ölçüt alınarak belirlendiğinin belirli olmadığı, asıl amacın tıp merkezlerinin kapatılması olduğu iddia edilerek; 19. maddenin 4. fıkrası yönünden, uygulamada dönemsel olarak hekim temininde sıkıntı yaşandığı, özellikle küçük şehirlerde on uzman hekim şartının sağlanmasının mümkün olmadığı, özel hastaneler dört uzman hekimle çalışabiliyorken tıp merkezlerinin on uzman hekim kadrosunun altına düşmesi sebebiyle iki bin metrekare alanda yeni tıp merkezi açmak zorunda bırakılmasının adil bir yaklaşım olmadığı, kazanılmış hakların ihlal edildiği iddia edilerek; geçici 3. maddesi yönünden, A, B ve C tipi tıp merkezlerinin mevcut halleri ile faaliyetlerine devam etmeleri halinde yeni ünite, birim ve uzman hekim kadrosu ilave edilemeyeceği yönündeki düzenlemenin tıp merkezlerinin faaliyetlerine devam edebilmelerinin önünü kapadığı, tıp merkezlerinin birleşmeye zorlandığı iddia edilerek anılan düzenlemelerin iptali istenilmekte; davalı idare tarafından ise savunma dilekçesinde, etkin, verimli ve kesintisiz sağlık hizmeti verilmesi gayesiyle tanı ve tedavi merkezlerinin yeniden sınıflandırıldığı, bu sınıflandırma gözetilerek tıp merkezlerinin en az iki farklı uzmanlık alanında en az on uzman hekim kadrosuyla açılmasının öngörüldüğü, böylece önceki düzenlemeye göre A tipi, B tipi, C tipi pek çok tıp merkezinin bünyesinde anestezi, tıbbi biyokimya, tıbbi mikrobiyoloji, radyoloji gibi klinik olmayan uzmanlık dalları bulunduğu dikkate alınarak uzmanlık dallarının klinisyen uzmanlık dallarından olması şartı kaldırılarak kolaylık sağlandığı, 01/10/2019 tarihli değişiklik ile açılış için öngörülen hekim sayısı şartının faaliyetin devamı sırasında da aranacağının öngörüldüğü, bunun son derece tabii bir durum olduğu, evvelce ruhsatlandırılmış A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezlerinin, 01/10/2019 tarihindeki mevcut halleriyle faaliyetlerine devamlarına izin verildiği, yeni tıp merkezine dönüşme imkânı tanındığı, dönüşen tıp merkezlerine muafiyet ve kolaylık sağlanarak yeni hukuki duruma intibakı sağlayıcı geçiş hükümleri getirildiği belirtilmektedir.
Yukarıda yer verilen düzenlemeler birlikte ele alındığında, Sağlık Bakanlığının, sağlık kurum ve kuruluşlarını yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde planlamaya, sağlık hizmetinin bu plan çerçevesinde yürütülmesini sağlamaya, sağlık hizmet sunucularının hizmet standartlarını belirlemeye, değişen koşullara göre bunları değiştirmeye, bu hizmetler ile sunucuları sınıflandırmaya yetkili olduğu açıktır.
Buna göre, tıp merkezlerinin personel, yer seçimi, bina standartlarının, mevzuat ile Sağlık Bakanlığına tanınan planlama ve standartları belirleme yetkisi çerçevesinde, bu yetkilerin kullanılmasına yönelik ilkeler gözetilerek yeniden belirlendiği, tıp merkezlerinin fiziki özellikleri ve burada sunulan sağlık hizmetinin gerektirdiği standartlara yönelik anılan belirlemeler çerçevesinde dava konusu düzenlemelerle de A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezi ayrımına son verildiği, yeni ve tek tip "tıp merkezi" uygulamasına geçildiği, böylece hizmet standartlarının yükseltildiği, önceki düzenlemeler sebebiyle A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezi olarak faaliyette bulunanların "tıp merkezi"ne dönüşmelerinin zorunlu olmadığı, bunun bir sonucu ve gereği olarak da getirilen geçiş hükmü ile mevcut halleriyle faaliyetlerine devam etmelerine izin verilen bu kuruluşların yeni ünite, birim ve uzman hekim kadrosu ilave etmelerine olanak tanınmadığı, sağlık hizmetinin daha nitelikli şartlarda sunulmasını sağlama amacına yönelik olarak "tıp merkezi"nin yeniden yapılandırılması nedeniyle yapıldığı anlaşılan dava konusu düzenlemelerin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu sonucuna varılmaktadır.
Ayrıca, dava konusu değişiklikten önce, A ve B tipi tıp merkezleri en az dört klinisyen uzman kadrosuyla açılabiliyorken, söz konusu değişiklik ile, yeni tip tıp merkezlerinin en az iki farklı uzmanlık dalında olmak üzere en az on uzman hekim kadrosuyla açılmaları öngörülmüştür.
Yeni "tıp merkezi"nin kuruluş kadrosunun (en az iki farklı uzmanlık dalında olmak üzere) en az on uzman hekim kadrosu olması, bu kadroların klinik uzmanlık dallarından olması gibi bir koşula bağlanmaması ve daha önce A, B ve C tipi tıp merkezlerinde sunulan sağlık hizmetinden kapasite, kalite ve nitelik olarak daha üst seviyede bir sağlık hizmetinin "tıp merkezi"nde sunulması suretiyle hasta sağlığının korunmasının amaçlanması karşısında dava konusu düzenlemeler bu yönden de hukuka aykırı bulunmamıştır.
Ayrıca, 19. maddenin 4. fıkrasında yer verilen, tıp merkezleri faaliyetine devam ederken oluşan uzman hekim eksikliğinin giderilmesi süreci, davalı idarece yapılan planlamanın işlevsiz kalmasının önlenmesi adına kurala bağlanmış, üç ay içinde uzman eksikliğinin giderilmemesini takiben üç ay daha ek süre verilmesi, devamında ruhsatnamenin iki yıl süreyle askıya alınması, ancak bu aşamalardan sonra eksikliğin giderilmemesi halinde ruhsatnamenin iptal edilmesi öngörülmüş, bununla birlikte kuruluşlara, askı süresi içinde veya süre sonunda polikliniğe dönüşme suretiyle sağlık sistemindeki varlıklarını devam ettirme imkanı da tanınmıştır.
Buna göre, 10 uzman hekim kadrosuyla kurulan tıp merkezlerinin, çalışan uzman hekim sayısının 10'un altına düşmesi ve uzman hekim eksikliğinin giderilmemesi halinin, kademeli olarak ruhsat iptali yaptırımına bağlanması işin doğasından kaynaklanmaktadır.
Bununla birlikte, A, B ve C tipi tıp merkezi olarak ruhsatlandırılmış ve mevcut haliyle faaliyetine devam edecek olanlardan, "tıp merkezi" için öngörülen (en az iki farklı uzmanlık dalında olmak üzere) en az on uzman hekim kadrosunun bulunması koşulunu sağlamalarının istenilmediği, dolayısıyla düzenlemenin küçük kapasiteli tıp merkezlerini olumsuz etkilemesinin söz konusu olmadığı, bu merkezlere, Yönetmelikte yer alan "tıp merkezi" için (asgari toplam kapalı alan şartı hariç) gerekli olan şartları sağlamak kaydıyla mevcut yerlerinde de yeni tıp merkezi ruhsatı düzenlenebildiği, kadro şartının sağlanması için iki yıllık süre dahi tanındığı, uzman tabip kadrosu devir alınmasına izin verildiği dikkate alındığında, düzenlemelerde bu yönden de hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davacı tarafından, özel hastaneler için aranan şartlara bakıldığında düzenlemelerin adil olmadığı iddia edilmekte ise de, özel hastane ile tıp merkezinin temel özellikleri ile burada sunulan sağlık hizmetinin nitelikleri ve kapasiteleri birbirinden farklı olduğu, bu itibarla uyuşmazlıkta eşitlik ilkesi yönünden değerlendirme yapmanın koşullarının oluşmadığı, kaldı ki 27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 5. maddesinin 2. fıkrası ile geçici 13. maddesine göre, özel hastanelerin, en az 100 hasta yatağıyla kurulabildiği ve kadrosunda (100/3=) 33 hekimin bulunmasının gerektiği görülmektedir. Ayrıca, davacının, kazanılmış hakların ihlal edildiği yönündeki iddiasına, dava konusu düzenlemelerin kamu sağlığını ilgilendirmesi, hizmetin niteliğinin artırılmasına yönelik öngörülmesi ve yeni tip "tıp merkezi"ne dönüşümün zorunlu tutulmaması, A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezi olarak ruhsatlandırılmış kuruluşların mevcut halleriyle faaliyetlerine devam etmelerine izin verilmesi karşısında itibar edilmemiştir.
B) Yönetmeliğin 12. maddesinin 1. fıkrasının incelenmesi :
Dava konusu Yönetmeliğin "Bina durumu" başlıklı 12. maddesinin 1. fıkrası, "A tipi tıp merkezi müstakil binalarda kurulur. Ancak B tipi tıp merkezleri binanın girişinden itibaren tüm bölümleri asansör ve merdiven kullanımı dahil bütünlük ve müstakiliyet arz eden kısmında da kurulabilir. Bu durumda, yangın kaçış merdivenlerine ulaşıma dair uygunluk aranır. Cerrahi uygulama yapacak tıp merkezlerinin A ve B tipi olması zorunludur." şeklinde iken; 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 9. maddesi ile, "(1) Tıp merkezi müstakil binalarda kurulur. Ancak tıp merkezi binasının toplam kapalı alanı iki bin metrekareden küçük olamaz." şeklinde değiştirilmiştir.
Dava konusu düzenlemede, 06/10/2022 tarih ve 31975 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişiklik yapılmış ise de, bu değişikliğin davacının iddiasını karşılamadığı gibi düzenlemenin esasını etkilemediği ve benzer yönde olduğu görüldüğünden, bu düzenleme yönünden davanın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varılarak uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçilmiştir.
Dava konusu değişiklikten önce, A tipi tıp merkezlerinin, müstakil binalarda kurulmasının zorunlu olduğu düzenlenmiş, A, B ve C tipi tıp merkezlerinde asgari toplam kapalı alana yönelik herhangi bir koşula yer verilmemiş iken; dava konusu değişiklik ile, yeni "tıp merkezleri"nin, müstakil binalarda ve asgari toplam kapalı alanı iki bin metrekareden küçük olmayacak şekilde kurulması öngörülmüştür.
Buna göre, tıp merkezlerinde sunulan sağlık hizmetinin nitelik ve kapasitesinin artırılması, bu merkezlerin daha donanımlı fiziki yapıya sahip olmalarının sağlanması amacıyla, yeni "tıp merkezleri"nin müstakil binalarda kurulması koşulunun öngörüldüğü, davalı idarece tıp merkezi binasının toplam kapalı alanının ne kadar olması gerektiğine yönelik tespit yetkisinin, yeni tıp merkezlerinin hizmet birimleri ve standartları da göz önünde bulundurularak kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle, dava konusu düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu sonucuna varılmaktadır.
C) Yönetmeliğin Ek-9 sayılı listesinin incelenmesi :
Dava konusu Yönetmeliğin Ek-9 sayılı eki, 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 23. maddesi, 10/10/2019 tarihli ve 30914 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi, 12/05/2021 tarih ve 31482 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi, 22/05/2021 tarih ve 31488 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi, en son 06/10/2022 tarih ve 31975 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile değiştirilerek yeniden düzenlenmiştir.
Dava açıldıktan sonra dava konusu düzenlemenin birden çok kez değiştirilmesi ve işin esasını etkileyecek şekilde tamamıyla yeniden düzenlenmesi, davacının haklarını ihlâl eder nitelikte tesis edilen herhangi bir bireysel işlemin de dava konusu edilmemesi karşısında, bu düzenleme yönünden dava hakkında karar verilmesine olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda, Yönetmeliğin Ek-9 sayılı eki yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 15/02/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 23. maddesi ile değiştirilen Ek-9 sayılı listesinin iptali istemi yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Yönetmeliğin dava konusu diğer düzenlemeleri yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Netice itibarıyla kısmen davanın reddine, kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve dava konusu Yönetmeliğin Ek-9 sayılı eki yönünden davanın açılmasına davalı idarenin sebebiyet verdiği göz önünde bulundurulduğunda, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin ... TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, geriye kalan ... TL'sinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, aynı Tarife uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/10/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!