Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/2983 E. , 2023/6185 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/2983
Karar No : 2023/6185
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...adına velayeten ...
2- ...adına vesayeten ...
3- ...
4- ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ...Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. V. ...
2- ...Valiliği / ...
İSTEMLERİN_KONUSU : ...Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ... (...)'ın Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi, ...Mahallesinde 20/08/2016 tarihinde düğün merasimi esnasında terör örgütünce gerçekleştirilen canlı bomba saldırısı sonucu vefat etmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık müteveffanın babası ...için 100,00 TL (miktar artırımı ile 37.574,58 TL) maddi ve 100.000,00 TL manevi, annesi ...için 100,00 TL (miktar artırımı ile 55.101,77 TL) maddi ve 100.000,00 TL manevi, kardeşi ...için 75.000,00 TL manevi, yeğeni ...için 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla, davacılar yakının vefatına neden olan olayın terör olayı olduğu, terör saldırısıyla ilgili olarak önceden alınan istihbari bir bilginin bulunmadığı, vefat eden davacılar yakının da terör örgütü ile bir ilgisinin bulunmadığı, terör saldırısından zarar gören olduğu, davacılar yakınının ölümüne neden olan olayla ilgili herhangi istihbari bir bilginin davalı idarelerin uhdesinde bulunmaması ve kusurlandıracak başkaca bilginin de dosyada mevcut olmaması nedeniyle davalı idarelerin kusur sorumluluğundan bahsetmeye hukuken olanak bulunmadığı, zararın özel ve olağan dışı niteliği de dikkate alınarak terör olaylarını önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemeyen idarelerce sosyal risk ilkesine göre topluma pay edilmesi suretiyle tazmininin hakkaniyete ve sosyal devlet ilkesine uygun olacağı, davacıların anılan olay nedeniyle uğradıkları maddi zararın tespiti amacıyla hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, genel hükümlere göre ...'a ödenebilecek destekten yoksun kalma tazminatının 55.101,77 TL, ...'a ödenebilecek destekten yoksun kalma tazminatının ise 37.574,58 TL olarak hesaplandığı, bu tutarın tazminat olarak davalı idarelerce davacılar ... ve ...'a ödenmesi gerektiği, davacıların manevi tazminat istemine ilişkin kısmına gelince, manevi değerlerinde meydana gelen eksilme ile duyulan acı, üzüntü ve sarsıntı karşılığı olarak, takdiren muteveffanın babası ...için 50.000,00 TL, annesi ... için 50.000,00 TL, kardeşi ... için 25.000,00 TL, yeğeni ... için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 130.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, gerekçesiyle davanın maddi tazminat yönünden tamamının kabulüne, davalı idareler tarafından davacı ...'a 55.101,77TL ve ...'a 37.574,58 TL olmak üzere toplam 92.676,35 TL maddi tazminatın ödenmesine, kabul edilen maddi tazminatın 200,00 TL'lik kısmının idareye başvuru tarihinden, 92.476,35 TL'lik kısmının ise miktar arttırım dilekçesinin davalı idarelere tebliğ tarihi olan 17/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce davacılar ... ve ...'a ödenmesine, manevi tazminat isteminin, ...için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL, kardeş ... için 25.000,00 TL, yeğen ... için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 130.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin kısmının ise reddine, kabul edilen toplam 130.000,00 TL'nin davalı idareye başvurdukları tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, başvuru tarihlerinden önceki döneme ilişkin yasal faiz işletilmesi taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, davalı idarelerin ve davacıların maddi tazminat yönünden kararın kaldırılması yolundaki istinaf başvuruları bakımından, kararın anılan kısmının hukuka ve usule uygun olduğu, tarafların manevi tazminat yönünden kararın aleyhe olan kısımlarının kaldırılması yolundaki istinaf başvurularına gelince, kararın davacılar ..., ... ve ... bakımından gerekçesi ve hükmedilen tazminat mikarı yerinde görülmüş olup, istinaf başvurularına konu kararın bu davacılar açısından kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı, bunun yanında müteveffanın yeğeni olan davacılardan ...'ın 20.000,00 TL manevi tazminat istemine gelince, her ne kadar halası ... (... )'ın vefatı nedeniyle davacının manevi acı duyduğu kabul edilse de, davacı ile müteveffa arasındaki 3. dereceli akrabalık bağının tek başına manevi tazminatı gerektirmediği açık olup, aksi düşünce ölen kişi ile akrabalık bağı olan herkesin manevi tazminat talep etme hakkının doğmasına neden olacağı, bunun da ağır derecedeki menevi acı ve üzüntüyü bir nebze olsun gidermeyi amaçlayan manevi tazminat müessesesinin amacına aykırı olması nedeniyle, bahsi geçen davacılar yönünden ortada tazmini gereken manevi bir zararın bulunmadığı sonucuna ulaşılmakla, davacılardan ölenin yeğeni olan ...'ın için 5.000,00 TL manevi tazminata hükmeden İdare Mahkemesinin kararının bu kısmında hukuki isabet görülmediği, gerekçesiyle davalı idarelerin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile kararın manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasına, tarafların maddi tazminata ilişkin aleyhlerine olan kısmının kaldırılmasına yönelik istinaf başvurularının reddine, davacılardan ..., ... ve ...'ın manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile toplam 125.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacılara ödenmesine, davacı ..., ... ve ...'ın fazlaya ilişkin tazminat talepleri ile diğer davacı ...'ın tazminat talebinin ve istinaf başvurusunun reddine, davalı idarelerin de kabul edilen manevi tazminat tutarına yönelik istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu, müteveffanın yeğeni ... için de manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, hükmedilen tüm tazminat tutarı için faiz başlangıcının idareye başvuru tarihi olması gerektiği iddialarıyla; davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, terör saldırısı ile ilgili olarak önceden alınan istihbari bir bilginin bulunmadığı, olay nedeniyle idarelerinin kusurlu ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, olayın terör eylemi olduğu, sosyal riskin yasalaşmış hali olan 5233 sayılı Kanunda manevi tazminat düzenlenmediğinden manevi tazminatın karşılanma olanağı bulunmadığı, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme aracı haline getirilemeyeceği, manevi tazminata faiz işletilemeyeceği, bilirkişi raporuna yapılan itirazların dikkate alınmadığı iddialarıyla; davalı Gaziantep Valiliği tarafından ise, olay nedeniyle idarelerinin kusurlu ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, olayın terör eylemi olduğu, sosyal riskin yasalaşmış hali olan 5233 sayılı Kanunda manevi tazminat düzenlenmediğinden manevi tazminatın karşılanma olanağı bulunmadığı, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme aracı haline getirilemeyeceği iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacılar ve diğer davalı Gaziantep Valiliği tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Tarafların temyiz istemlerinin kısmen kabulü kısmen reddi ile temyize konu kararın ..., ...ve ...'ın manevi tazminat istemlerine yönelik kısmının onanması, ...'ın manevi tazminat istemine yönelik kısmı ile ... ve ...'ın maddi tazminat istemlerine yönelik kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden, davacılar tarafından, yakınları ... (... )'ın Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi, ... Mahallesinde 20/08/2016 tarihinde düğün merasimi esnasında terör örgütünce gerçekleştirilen canlı bomba saldırısı sonucu vefat etmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın karşılanması amacıyla 03/07/2017 tarihinde İçişleri Bakanlığı'na başvuruda bulunulduğu, anılan başvurunun, İçişleri Bakanlığı tarafından işlem yapılmak üzere gönderildiği Gaziantep Valiliği'nin ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddi üzerine olay nedeniyle meydana gelen zararlarının genel hükümler uyarınca davalı idareler tarafından tazmini istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararına göre ... 'un mirasçılarının eşi ... ile çocukları ... ve ... olduğu tespit edilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
Yine, Anayasa'nın 2. maddesinde, Devletin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış; 5. maddesinde, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmış olup, "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu vurgulanmıştır.
Bu düzenlemelerden, tüm vatandaşların yaşama haklarının, devlet güvencesi ve onun pozitif yükümlülüğü kapsamı içinde koruma altında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, 17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un, 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 8. maddesinin 1. fıkrasında, ''7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.''; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Cumhurbaşkanı, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.''; 12. maddesinde, "Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.'' hükümleri bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize Konu Kararın ..., ...ve ...'ın Manevi Tazminat İstemlerine Yönelik Kısımının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın belirtilen kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize Konu Kararın Davacı ...'ın Manevi Tazminat İstemine Yönelik Kısımının İncelenmesi:
Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.
Temyize konu karar ile müteveffanın yeğeni ...'ın manevi tazminat isteminin reddine karar verilmişse de dava konusu olay nedeniyle halasını kaybeden ...'ın da manevi varlığında zarar oluştuğunun kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, yukarıda yer verilen ölçütlere riayet edilerek ...'ın manevi tazminat istemi hakkında karar verilmesi gerekirken manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
Nitekim, aynı olayda yakınları vefat eden kişiler tarafından açılan başka bir tazminat davasında, Bölge İdare Mahkemesince, müteveffanın yeğeni için manevi tazminata hükmedildiği, tarafların temyiz istemi neticesinde Danıştay Onuncu Dairesinin 31/10/2023 tarih ve E:2021/1333, K:2023/6166 sayılı kararı ile hükmedilen manevi tazminatın onanarak kesinleştiği görülmektedir.
C) Temyize Konu Kararın ... ve ...'ın Maddi Tazminat İstemlerine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi, ... Mahallesinde 20/08/2016 tarihinde düğün merasimi esnasında terör örgütünce gerçekleştirilen canlı bomba saldırısının kamu düzenini bozmayı amaçlayan bir terör eylemi olduğunda duraksama bulunmamaktadır.
Bu durumda, davacılar tarafından, terör örgütünce gerçekleştirilen saldırı sonucu müşterek çocuklarının vefatı nedeniyle oluşan zararın genel hükümlere göre tazmininin istenilmesi karşısında, olayda öncelikle idarenin hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.
Nitekim, Dairemizin yerleşik içtihadı da; terör eylemi sonucu bir zarar ortaya çıkması durumunda, öncelikle söz konusu olayın meydana gelmesinde idareye atf-ı kabil bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk halinin bulunup bulunmadığının ortaya konulması, idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk halinin olayda bulunmaması durumunda 5233 sayılı Kanun kapsamında gerekli inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiği yönündedir.
Bu nedenle idarenin olay öncesi genel güvenlik hizmetlerine ilişkin kusurlu / kusursuz sorumluluğunun tespiti için olay öncesinde olaya ilişkin ihbar veya istihbari bilgi ve belge olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Olay öncesinde ve olaya özgü istihbari bilgi- belge var ise idarenin bu konuda özel bir önlem almaması neticesinde oluşan zarardan hizmet kusuru ilkesi uyarınca sorumlu tutulacağı açıktır.
Dava dosyası ile aynı saldırı nedeniyle açılan diğer dava dosyalarında bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden olaya özgü olarak davalı idarelere ulaşan herhangi ihbar ve istihbari bilginin bulunmadığı göze alındığında idarelerinin hizmet kusuru sorumluluğundan söz edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Ayrıca idari eylem ile davacının uğradığı zarar arasında illiyet bağı bulunmaması; bir başka ifadeyle zararın, idareye tümüyle yabancı üçüncü kişiler olan terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilmesi karşısında; davalı idarenin kusursuz sorumluluğundan da söz edilemeyeceği görülmektedir.
Bu itibarla, her ne kadar davacılar tarafından dava konusu olay nedeniyle uğradığı maddi zararların genel tazminat hukuku ilkeleri kapsamında sosyal risk ilkesine dayanılarak karşılanması gerektiği ileri sürülmüşse de; 5233 sayılı Kanun'un yürürlüğünden sonra meydana gelen ve idarenin kusur ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı terör olaylarında da anılan Kanun uygulanarak, uyuşmazlığın maddi tazminat istemine yönelik kısmının 5233 sayılı Kanun kapsamında çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
Bu doğrultuda, 5233 sayılı Kanun kapsamında çözülmesi gereken uyuşmazlıkta, müteveffanın babası ...ve annesi ...'ın maddi tazminat isteminin, Kanunda yalnızca vefat edenin mirasçılarına ödeme yapılmasının öngörüldüğü, anılan davacıların ise ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı veraset ilamından da görüleceği üzere müteveffa... 'un mirasçısı sıfatlarının bulunmadığı gerekçesiyle reddi gerekirken, 5233 sayılı Kanun hükümleri göz ardı edilerek genel hükümler uyarınca maddi tazminata hükmedilmesinde ve temyize konu karar ile bu kısma karşı yapılan istinaf başvurularının reddine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının ..., ...ve ...'ın manevi tazminat istemlerine yönelik kısmının ONANMASINA, ...'ın manevi tazminat istemine yönelik kısmı ile ... ve ...'ın maddi tazminat istemlerine yönelik kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 31/10/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!