Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/1913 E. , 2023/6186 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/1913
Karar No : 2023/6186
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ...Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. V. ...
2- ...Valiliği / ...
İSTEMLERİN_KONUSU : ...Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, müşterek çocukları ...'ün, Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi, ...Mahallesinde 20/08/2016 tarihinde düğün merasimi esnasında terör örgütünce gerçekleştirilen canlı bomba saldırısı sonucu vefat etmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık müteveffanın annesi ...için 100,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi, babası ...için 100,00 TL (miktar artırımı ile 23.961,22 TL) maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla, terör olayları nedeniyle zarara uğrayanların, uğranılan maddi ve manevi zarar nedeniyle genel hükümler uyarınca idareye başvuru hakkının bulunduğu, usul hükümlerine uyulmak kaydıyla bu şekilde genel hükümlere göre tazminat istenilen durumlarda, uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde çözümleneceği ve fakat 5233 sayılı Kanun kapsamında kişilere ödeme yapılmış olması halinde, bunu aşan gerçek ve gerçekleşmiş zararların genel hükümler çerçevesinde tazmini sırasında, 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan bu ödemelerin zarar hesabından düşüleceği ve uyuşmazlıkların kendi usul hükümleri çerçevesinde çözümleneceği, uyuşmazlık konusu olayda, davacıların terör eylemi sonucu özel ve olağandışı bir zarara uğradığı, bu çerçevede olayda idarenin hizmet kusuru saptanamamakla birlikte, meydana gelen zararın kusursuz sorumluluk ilkesinin bir türü olan sosyal risk ilkesi uyarınca tazmini gerektiği sonucuna varıldığından, davacıların maddi ve manevi zararların tespit ve takdiri gerektiği, maddi tazminat talebi yönünden, destekten yoksun kalma tazminatının tespiti amacıyla aktüerya bilirkişisi aracılığı ile dava dosyası üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişi raporunda özetle, ...'ün sulhname ile ödenen tutar da nazara alındığında destekten yoksun kalma alacağının bulunmadığı ve Resul Gürbüz'e ödenmesi gereken destek tazminatı tutarının 23.961,22 TL olarak hesaplandığı, anılan rapora yönelik itirazların yerinde görülmediği, bu durumda, davacılar çocuğunun ölümüne neden olayda davalı idarelerin sosyal risk ilkesi uyarınca kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, davacılar çocuğunun ise herhangi bir kusurunun bulunmadığı dikkate alındığında, bilirkişi raporuyla anne Halime'nin sulhname ile ödenen tutar da nazara alındığında destekten yoksun kalma alacağının bulunmadığı dikkate alındığından, davacılardan ...'ün 100,00 TL'lik talebinin reddi ve ...için 23.961,22 TL maddi tazminat isteminin kabülü gerektiği sonucuna varıldığı, davacıların manevi tazminat istemine gelince, dava konusu uyuşmazlıkta, tazminat istemine konu olan terör olayının oluş şekli, davacıların vefat eden çocuklarının yaşı ve davacıların sosyo ekonomik durumu dikkate alındığında, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek, idarenin sorumluluğunu ortaya koyacak ve aynı zamanda zenginleşmeye de sebebiyet vermeyecek düzeyde bir manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği gözetilerek, her bir davacı için 75.000,00 TL manevi tazminatın kabulü gerektiği gerekçesiyle, maddi tazminat isteminin ...için 23.961,22 TL kısmının kabulüne, Halime Gürbüz için talep edilen 100,00 TL'lik kısmının reddine, kabul edilen maddi tazminatın 100,00 TL'lik kısmına idareye başvuru tarihi olan 02/03/2017 tarihinden, 23.861,22 TL'lik kısmına ise miktar arttırım dilekçesinin davalı idarelere tebliğ tarihi olan 02/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce davacılara ödenmesine, davacılardan ...için 75.000,00 TL, ...için 75.000,00 TL olmak üzere toplam 150.000,00 TL manevi tazminat talebinin kabulü ile idareye başvuru tarihi olan 02/03/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat ve faiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, davalı idarelerin maddi tazminat yönünden kararın kaldırılması yolundaki istinaf başvuruları bakımından, anılan kısmın hukuka ve usule uygun olduğu, tarafların manevi tazminat yönünden kararın aleyhe olan kısımlarının kaldırılması yolundaki istinaf başvurularına gelince, davacıların çocukları olan ...'ün toplumun bütününe yönelik gerçekleştirilen terör eyleminde vefat etmesi sonucu yaşadıkları elem ve ızdırap nedeniyle maruz kaldıkları özel ve olağanüstü nitelikteki manevi zararlarının sosyal risk ilkesi gereğince karşılanması gerekmekte olup, bu yönüyle istinafa konu İdare Mahkemesi kararının gerekçesi yerinde görülmüş ise de, zarara yol açan olayın oluş şekli, davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunmaması (tazminat sorumluluğunun nedeninin sosyal risk ilkesi olması), davacıların iktisadi ve toplumsal durumları ile ölen kişilere olan yakınlıkları birlikte değerlendirildiğinde, hükmedilen manevi tazminatın sebepsiz zenginleşmeye yol açacak şekilde yüksek belirlendiği, buna göre, manevi tazminatın amaç ve niteliği ile belirtilen ölçütler dikkate alındığında, ...'ün vefatı nedeniyle duyulan acı, üzüntü ve manevi sarsıntının kısmen de olsa karşılanması amacıyla anne ve babası olan davacıların herbiri için ayrı ayrı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminat takdir edilerek, belirlenen bu tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacılara ödenmesi gerektiği, fazlaya ilişkin tazminat talebinin ise reddi gerektiği, davacı tarafın her bir davacı için ayrı ayrı vekalet ücreti hesaplanması gerektiği ileri sürülerek hükmedilen vekalet ücreti yönünden kararın kaldırılması yolundaki istinaf başvurusuna gelince, kararın anılan kısmının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davalı idarelerin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasına, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 02/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacılara ödenmesine, davacıların fazlaya ilişkin manevi tazminat talepleri ve vekalet ücretinin bakımından yaptıkları istinaf başvuruları ile davalı idarelerin kabul edilen maddi ve manevi tazminat tutarına yönelik istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, olayın özel koşulları da dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğu, her bir davacı için ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken toplam değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinde usul hükümlerine uyarlık bulunmadığı iddialarıyla; davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, terör saldırısı ile ilgili olarak önceden alınan istihbari bir bilginin bulunmadığı, olay nedeniyle idarelerinin kusurlu ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, olayın terör eylemi olduğu, sosyal riskin yasalaşmış hali olan 5233 sayılı Kanunda manevi tazminat düzenlenmediğinden manevi tazminatın karşılanma olanağı bulunmadığı, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme aracı haline getirilemeyeceği iddialarıyla; davalı Gaziantep Valiliği tarafından ise, olay nedeniyle idarelerinin kusurlu ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, olayın terör eylemi olduğu, sosyal riskin yasalaşmış hali olan 5233 sayılı Kanunda manevi tazminat düzenlenmediğinden manevi tazminatın karşılanma olanağı bulunmadığı, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme aracı haline getirilemeyeceği iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacılar ve diğer davalı Gaziantep Valiliği tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davacıların temyiz isteminin reddi, davalı idarelerin temyiz istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi ile temyize konu kararın davacıların manevi tazminat istemlerine yönelik kısmının onanması, maddi tazminat istemlerine yönelik kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden, davacılar tarafından, müşterek çocukları ...'ün, Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi, ...Mahallesinde 20/08/2016 tarihinde düğün merasimi esnasında terör örgütünce gerçekleştirilen canlı bomba saldırısı sonucu vefat etmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın karşılanması amacıyla yapılan başvuru üzerine Gaziantep Valiliği Zarar Tespit Komisyonu'nun 07/02/2017 tarihli kararı ile 5233 sayılı Kanun hükümleri uyarınca 33.620,30 TL tutarında ödeme yapılmasına karar verildiği, davacılar vekili Av. ...tarafından imzalanan sulhname ile söz konusu tutarın fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla kabul edildiği, bu defa 02/03/2017 tarihli dilekçe ile olay nedeniyle uğranılan zararların hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkeleri uyarınca genel hükümler kapsamında tazmini istemiyle davalı İçişleri Bakanlığı'na başvuruda bulunulduğu, anılan başvurunun, İçişleri Bakanlığı tarafından işlem yapılmak üzere gönderildiği Gaziantep Valiliği'nin ...tarih ve ...sayılı işlemi ile maddi tazminatın 5233 sayılı Kanun kapsamında ödendiği, manevi tazminatın ise 5233 sayılı Kanun kapsamında yer almadığı gerekçesiyle reddi üzerine olay nedeniyle meydana gelen zararlarının hizmet kusuru, kusursuz sorumluluk ve sosyal risk ilkeleri uyarınca davalı idareler tarafından tazmini istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un, 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 8. maddesinin 1. fıkrasında, ''7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.''; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Cumhurbaşkanı, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.''; 12. maddesinde, "Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.'' hükümleri bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize Konu Kararın Davacıların Manevi Tazminat İstemlerine Yönelik Kısımının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın belirtilen kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize Konu Kararın Davacıların Maddi Tazminat İstemlerine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi, ... Mahallesinde 20/08/2016 tarihinde düğün merasimi esnasında terör örgütünce gerçekleştirilen canlı bomba saldırısının kamu düzenini bozmayı amaçlayan bir terör eylemi olduğunda duraksama bulunmamaktadır.
Bu durumda, davacılar tarafından, terör örgütünce gerçekleştirilen saldırı sonucu müşterek çocuklarının vefatı nedeniyle oluşan zararın genel hükümlere göre tazmininin istenilmesi karşısında, olayda öncelikle idarenin hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.
Nitekim, Dairemizin yerleşik içtihadı da; terör eylemi sonucu bir zarar ortaya çıkması durumunda, öncelikle söz konusu olayın meydana gelmesinde idareye atf-ı kabil bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk halinin bulunup bulunmadığının ortaya konulması, idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk halinin olayda bulunmaması durumunda 5233 sayılı Kanun kapsamında gerekli inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiği yönündedir.
Bu nedenle idarenin olay öncesi genel güvenlik hizmetlerine ilişkin kusurlu / kusursuz sorumluluğunun tespiti için olay öncesinde olaya ilişkin ihbar veya istihbari bilgi ve belge olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Olay öncesinde ve olaya özgü istihbari bilgi- belge var ise idarenin bu konuda özel bir önlem almaması neticesinde oluşan zarardan hizmet kusuru ilkesi uyarınca sorumlu tutulacağı açıktır.
Dava dosyası ile aynı saldırı nedeniyle açılan diğer dava dosyalarında bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden olaya özgü olarak davalı idarelere ulaşan herhangi ihbar ve istihbari bilginin bulunmadığı göze alındığında idarelerinin hizmet kusuru sorumluluğundan söz edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Ayrıca idari eylem ile davacının uğradığı zarar arasında illiyet bağı bulunmaması; bir başka ifadeyle zararın, idareye tümüyle yabancı üçüncü kişiler olan terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilmesi karşısında; davalı idarenin kusursuz sorumluluğundan da söz edilemeyeceği görülmektedir.
Bu itibarla, her ne kadar davacılar tarafından dava konusu olay nedeniyle uğradığı maddi zararların genel tazminat hukuku ilkeleri kapsamında sosyal risk ilkesine dayanılarak karşılanması gerektiği ileri sürülmüşse de; 5233 sayılı Kanun'un yürürlüğünden sonra meydana gelen ve idarenin kusur ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı terör olaylarında da anılan Kanun uygulanarak, uyuşmazlığın maddi tazminat istemine yönelik kısmının 5233 sayılı Kanun kapsamında çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu olaya ilişkin davacılar adına vekilleri Av. ... tarafından sulhname imzalandığı ve bu sulhnamenin 09/02/2017 tarihinde Vali tarafından onaylandığı görülmektedir.
Yukarıda anılan 5233 sayılı Kanun'un 12. maddesinin gerekçesinde "... Hukukumuzda feragat, kabul ve sulh gibi işlemler, görülmekte olan davaları sona erdiren işlemlerdir. Sulh işlemi, dava öncesi yapılmışsa dava açılmasını engelleyici özelliktedir. Sulh işlemine rağmen dava açılırsa bu durum itiraz olarak ileri sürülebilir ve dava ortadan kaldırılır. Böylece dostane bir çözüm şekli olan sulh bağlayıcı niteliktedir." açıklamalarına yer verilmiştir.
5233 sayılı Kanun'un yukarıda aktarılan amacına, gerekçesine ve 12. madde metnine göre terör eylemlerinden doğan maddi zararlar yönünden sulhnamenin imzalanmasından sonra maddi tazminat istemiyle dava açılmasına hukuki olanak bulunmamaktadır.
Bu doğrultuda, davacının söz konusu olaydan sonra Gaziantep Valiliği Zarar Tespit Komisyonu'na başvurduğu, başvurusu neticesinde vefat nedeniyle komisyon ve davacılar vekili arasında sulhname imzalandığı, sulhname ile davacıların uğradığı maddi zararların tazmin edilmek suretiyle uyuşmazlığın maddi tazminat açısından ortadan kalktığı, tarafları bağlayıcı nitelik taşıyan ve imzalama aşamasında davacıların iradesini fesada uğratan herhangi bir hususun bulunmadığı görülen sulhname sonucu uyuşmazlığın tekrar yargıya taşınmasının mümkün olmadığı sonucuna varıldığından davacıların maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, 5233 sayılı Kanun hükümleri göz ardı edilerek genel hükümler uyarınca maddi tazminata hükmedilmesinde ve temyize konu karar ile bu kısma karşı yapılan istinaf başvurularının reddine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin reddine, davalı idarelerin temyiz istemlerinin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,
2. Temyize konu ...Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının manevi tazminat istemlerine yönelik kısmının ONANMASINA, maddi tazminat istemlerine yönelik kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ...Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 31/10/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!