Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/9682 E. , 2023/6903 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/9682
Karar No : 2023/6903
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- …
2- … Bakanlığı / …
VEKİLİ : I. Huk. Müş. Yrd. V. …
DAVANIN_KONUSU : Türk vatandaşı iken, (Mülga) 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca 28/12/1993 tarih ve 93/5162 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verilen davacı tarafından, aynı Kanun'un 8. maddesi uyarınca yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 16/03/1995 tarih ve 95/6627 sayılı Bakanlar Kurulu kararının kendisine ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, uzun yıllardır Avusturya'da yaşadığı, Avusturya vatandaşı olabilmesi amacıyla tarafına 28/12/1993 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla çıkma izni verildiği ve 08/04/1994 tarihli vatandaşlıktan çıkış belgesi ile Türk vatandaşlığından çıkarak Avusturya vatandaşı olduğu, Viyana Eyalet Hükümet Dairesi Göçmenlik ve Vatandaşlık Departmanınca tarafına gönderilen 21/05/2019 tarihli yazıda, 16/03/1995 tarih ve 95/6627 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile tekrar Türk vatandaşlığına alındığı ve Avusturya Vatandaşlık Kanunu'nca istisnalar hariç çifte vatandaşlığa izin verilmediğinden bahisle Avusturya vatandaşlığından çıkarılacağının bildirildiği, yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin karardan haberdar olmadığı, söz konusu karara dayanak olarak talep dilekçesi gösterilse dahi isteminin devamına yönelik iradesi olmadığı ve kararın tarafına tebliğ edilmediği, yaşamına Avusturya'da devam ettiği ve sağlık problemleri nedeniyle Avusturya vatandaşlığından çıkarılmasının kendisi açısından ciddi mağduriyet oluşturacağı belirtilerek dava konusu Bakanlar Kurulu kararında hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir.
DAVALI İDARELERİN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verilen davacının 14/07/1994 tarihinde çıkma belgesini teslim alarak Türk vatandaşlığını kaybettiği, ancak Viyana Büyükelçiliğinin 15/07/1994 tarihli yazısı ile gönderilen, davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına yönelik başvurusu üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığını yeniden kazandığı, davacıya Türk vatandaşlığını yeniden kazandığı hususunda bilgilendirme yapılmasının Viyana Büyükelçiliğinden istendiği, davaya konu Bakanlar Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ve davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu kararın iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ :Dava; 28.12.1993 gün ve 1993/5162 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Türk Vatandaşlığından çıkmasına izin verilen davacının 14.07.1994 tarihindeki başvurusu üzerine yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 16.03.1995 gün ve 95/6627 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 16.03.1995 gün ve 95/6627 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının, davacıya tebliğine ilişkin dosyada bir bilgi ve belge bulunmadığından dava konusu kararın öğrenilmesinden itibaren kanunda öngörülen sürede açılan davada süre aşımı bulunmamaktadır.
29.5.2009 tarihinde kabul edilen 12.6.2009 gün ve 27256 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 47'nci maddesiyle yürürlükten kaldırılan, ancak dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte uygulanmakta olan Mülga 403 sayılı Kanunun 8'inci maddesinde, 35'inci madde hükmü saklı olmak koşuluyla, bu Kanuna göre Türk Vatandaşlığını kaybetmiş olanların, Bakanlar Kurulunca, ikamet şartı aranmaksızın yeniden vatandaşlığa alınabileceği, 24'üncü maddesinde de, vatandaşlığa alınmanın, ilgilinin yalan beyanı veya önemli hususları gizlemesi sonucu vukubulmuş ise, vatandaşlığa alınma kararının Bakanlar Kurulunca iptal edileceği, hükümlerine yer verilmiştir.
Öte yandan 1.7.1964 gün ve 11742 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren işlem tarihinde yürürlükte bulunan Mülga 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 12'nci maddesinin (b) bendinde, resmi izinle Türk vatandaşlığından çıkanların, yeniden vatandaşlığa alınma hakkından yararlanacakları belirtilmiş; aynı yönetmeliğin 14, 16 ve 17'nci maddelerinde de bu konudaki müracaat makamları, yapılacak işlemler ve alınan karar ve tesciline ilişkin hususlar düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen hükümlere göre, Türk yurttaşlığına alınmada, yetkili makam kararı ile vatandaşlık kazanılmasının usulleri uygulanmakla birlikte, ilgilinin, Türk vatandaşlığına alınması için, yetkili Türk makamlarına yazılı olarak başvuruda bulunmasının da işlemin başlatılması açısından gerekli olduğu açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, 28.12.1993 gün ve 1993/5162 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Türk vatandaşlığından çıkarılan ve Avusturya vatandaşı olan; Viyana Büyükelçiliği'ne 14.07.1994 tarihinde yapılan başvuru ile tekrar Türk vatandaşlığına alınma talebinde bulunan davacının 16.03.1995 gün ve 95/6627 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yeniden Türk vatandaşlığına alındığı, Avusturya makamlarının bu durumu öğrenmesi sonucunda, Avusturya Vatandaşlık Kanunu uyarınca bazı istisnalar haricinde çifte vatandaşlığa izin verilmediğinden bahisle Avusturya vatandaşlığından çıkarılacağının bildirilmesi üzerine, yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmakta olup; dava konusu edilen işlemin 403 sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak davacının başvurusu üzerine tesis edildiği ve ortada 24'üncü maddede yer verilen "yalan beyanda bulunma" veya "önemli hususları gizleme" suretiyle vatandaşlığın iptalini gerektiren nedenler bulunmadığı gibi, bu konuda herhangi bir iddia da ileri sürülmemiştir.
Bu itibarla, davacının 14.07.1994 tarihindeki başvurusu üzerine yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 16.03.1995 gün ve 95/6627 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, davacının Türk Vatandaşlığından çıkmak için idareye her zaman başvuruda bulunabileceği ve tesis edilecek olumsuz işleme karşı da süresi içerisinde açılan davada vatandaşlıktan çıkma talebinin "vatandaşlıktan çıkmanın koşulları" açısından hukuka uygunluğunun değerlendirilebileceği tabiidir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı tarafından, (Mülga) 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun izin almak suretiyle Türk vatandaşlığından çıkma hususunun düzenlendiği 20. maddesi uyarınca yapılan başvuru sonucu, Bakanlar Kurulu'nun 28/12/1993 tarih ve 93/5162 sayılı kararıyla davacıya Türk vatandaşlığından çıkma izni verilmiş ve davacı çıkma belgesini 14/07/1994 tarihinde teslim alarak Türk vatandaşlığından çıkmıştır.
Yine 14/07/1994 tarihinde davacı tarafından yeniden Türk vatandaşlığına alınma istemiyle Viyana Büyükelçiliğine başvuruda bulunulmuştur. Söz konusu başvuru neticesinde (Mülga) 403 sayılı Kanun'un yeniden vatandaşlığa alınma hususunun düzenlendiği 8. maddesi kapsamında Bakanlar Kurulu'nun 16/03/1995 tarih ve 95/6627 sayılı kararı ile davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına karar verilmiş, bu kararın davacıya ilişkin kısmının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu; 2. fıkrasında, bu sürelerin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, dava konusu karar tarihinde yürürlükte bulunan ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 47. maddesi ile 12/06/2009 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılan (Mülga) 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Resmi Gazete ile Yayın" başlıklı 45. maddesinde, "Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığına alınanlardan gerekli görülenler ile Türk vatandaşlığını kaybedenlerin tam hüviyetleri Resmi Gazetede yayımlanır.
Bunlardan adresi bilinmeyenler hakkında ilanen tebliğ, bu yayım tarihinden itibaren bir yıl sonra yapılmış sayılır. " hükmü yer almaktadır.
Davacı, yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 16/03/1995 tarih ve 95/6627 sayılı Bakanlar Kurulu kararından, 21/05/2019 tebliğ tarihli Viyana Eyalet Hükümet Dairesi Göçmenlik ve Vatandaşlık Departmanı yazısı üzerine haberdar olduğunu ileri sürerek 12/07/2019 tarihinde bakılmakta olan davayı açmıştır.
İdari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı kuralı, idari işlemlerin idare tarafından ilgililere açık ve anlaşılır bir biçimde duyurulması ve ilgililerin bu işlemlere karşı idari yollara veya dava yoluna başvurmalarına olanak sağlanması amacını taşımaktadır. Bununla birlikte, yazılı bildirimin yapılmadığı, dolayısıyla idari işlemin niteliğinin ve hukuki sonuçlarının davacı tarafından daha sonra öğrenildiği davalarda, kural olarak, bilgi edinmenin (ıttılanın) yazılı bildirimin sonuçlarını doğuracağı ve dava açma süresine başlangıç alınacağı Danıştay içtihatlarıyla kabul edilmiştir. Ancak bu istisnai durumun kabulü, daha açık bir ifadeyle bilgi edinmenin dava açma süresinin başlangıcına esas alınması, idari işlemin niteliği ve doğurduğu hukuki sonuç itibarıyla davacılar tarafından daha sonra öğrenildiğinin ve öğrenme tarihinin açık bir şekilde ortaya konulması koşuluna bağlı olup; bu koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği açılan idari davada ancak idari yargı merciince karara bağlanabilir. Bir başka deyişle, her tür bilgi edinmenin (ıttılanın) idari dava açma süresine başlangıç alınacağı şeklindeki genel bir kabul, Anayasa'nın 125. maddesi ve 2577 sayılı Kanunla bağdaşmayacaktır.
Vatandaşlığın Devlet ile kişi arasında kurulan karşılıklı hak ve borçlar doğuran özel bir hukuki ilişki olması nedeniyle bu hukuki ilişkiye etki eden kararların yazılı olarak bildirilmesi, Anayasa'da güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün gereğidir.
Bu çerçevede, dosyada yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde, İçişleri Bakanlığınca 12/04/1995 tarihli yazı ile davacının yeniden Türk vatandaşlığına alındığının davacıya duyurulmasının Viyana Büyükelçiliğinden istenildiği, ancak bu yazı üzerine davaya konu kararın davacıya tebliğ edilip edilmediğine yönelik herhangi bir belge sunulmadığı, ayrıca davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin kararın Resmi Gazete'de yayımlandığına ilişkin olarak da herhangi bir bilgi ve belgenin dosya içerisinde bulunmadığı, dolayısıyla davacının yeniden Türk vatandaşlığına alındığına dair davaya konu Karar'dan, dava dilekçesinde beyan edilen 21/05/2019 tarihinden önce haberdar olduğuna ilişkin dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu haliyle, davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin dava konusu 16/03/1995 tarih ve 95/6627 sayılı Bakanlar Kurulu kararının davacıya tebliğ edildiğine ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığından, davaya konu kararın davacı tarafından 21/05/2019 tarihinde öğrenildiğinin kabulüyle bu tarihten itibaren Kanunda öngörülen süre içerisinde açılan davada süre aşımının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
ESAS YÖNÜNDEN :
İlgili Mevzuat :
Dava konusu Karar tarihinde yürürlükte bulunan ve 5901 sayılı Kanun'un 47. maddesi ile 12/06/2009 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılan (Mülga) 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Genel olarak vatandaşlığa alınma " başlıklı 6. maddesinde,
"Aşağıdaki şartları taşıyan yabancılar Bakanlar Kurulu kararı İle Türk vatandaşlığına alınabilirler.
Vatandaşlığa alınmasını istiyen kişi,
a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk Kanununa göre reşit olmalıdır.
b) Müracaat tarihinden geriye doğru Türkiye'de 5 yıl ikamet etmiş olmalıdır.
c) Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışı ile teyit etmiş olmalıdır.
ç) İyi ahlâk sahibi olmalıdır.
d) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden hastalığı bulunmamalıdır.
e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmelidir.
f) Türkiye'de kendisinin ve geçimi ile yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlıyacak gelire veya mesleke sahip olmalıdır."; dava konusu karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle "Yeniden vatandaşlığa alınma" başlıklı 8. maddesinde, "Bu kanuna göre Türk vatandaşlığını kaybetmiş olanları, Bakanlar Kurulu ikamet şartı aranmaksızın yeniden vatandaşlığa alabilir. 35 inci madde hükmü saklıdır." hükmü yer almaktadır.
06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11/2/1964 tarih ve 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 01/07/1964 tarih ve 11742 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan (Mülga) 11/2/1964 tarih ve 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin davaya konu Karar tarihindeki haliyle "Karar ve tescil" başlıklı 17. maddesinde, "İçişleri Bakanlığına gelen, vatandaşlığa alınma isteklerine ait dosyalar üzerinde, Nüfus İşleri Genel Müdürlüğü Vatandaşlık Şubesince teknik incelemeler yapılır ve eksikler tamamlatıldıktan sonra Hükümetçe ve İçişleri Bakanlığınca vatandaşlığa alınma bakımından, verilmiş prensip kararları ışığı altında her türlü soruşturmayı yapmak ve yabancının Türk vatandaşlığına alınmasında sakınca bulunup bulunmadığını tesbit etmek ve düşüncesini belirtmek üzere dosya Emniyet Genel Müdürlüğüne verilir.
Gelecek karşılık üzerine İçişleri Bakanlığı ilgili yabancının Türk vatandaşlığına alınması veya isteğinin reddi teklifini Bakanlar Kurulu kararına bağlamak üzere usulü dairesinde Başbakanlığa sunar. Bakanlar Kurulundan alınacak karar ilgiliye ve müracaat makamlarına tebliğ olunur. Vatandaşlığa alınanların nüfus kütüklerinde açılacak yeni hanelere kayıtları yapılıp nüfus hüviyet cüzdanları kendilerine verilir ve pasaportları alınır." kuralına yer verilmiştir.
Dava Konusu Kararın İncelenmesi:
Vatandaşlık; genel olarak Devlet ile kişi arasında kurulan hukuki bir ilişki olarak tanımlanmaktadır. Bu ilişkiye taraf olan Devlet ile kişi arasında karşılıklı hak ve borçlar doğuran bir hukuki bağ kurulmaktadır. Vatandaşlığın; kişinin hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesindeki bu önemi nedeniyle her kişinin bir vatandaşlığa sahip olması ve bu vatandaşlıktan keyfi olarak yoksun bırakılmaması hakkı, insan hak ve özgürlükleri arasında kabul edilmiştir. Bu nedenle Anayasa ve (Mülga) Türk Vatandaşlığı Kanunu'nda, vatandaşlığın kazanılması, vatandaşlıktan çıkma veya çıkarılma belirli koşullara bağlanmış, bu hususlara ilişkin hukuki tasarruflara karşı yargı yoluna başvurabilme olanağı tanınmıştır. Bu itibarla Devletin, sözü edilen tasarruflarda bulunurken ilgili kişinin vatansızlık da dahil herhangi bir mağduriyete uğramaması için gerekli dikkat ve özeni göstermesi ve gerekirse kişiyi konuyla ilgili olarak bilgilendirmesi gerekmektedir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile dava dilekçesindeki beyanlardan da anlaşıldığı üzere, davacının Avusturya vatandaşlığını kazanmak için zorunlu olarak Türk vatandaşlığından çıkma izni isteminde bulunduğu hususunda bir duraksama bulunmamaktadır. Nitekim davacının, Türk vatandaşlığından çıktıktan ve Avusturya vatandaşlığını kazanmasından hemen sonra 14/07/1994 tarihinde yeniden Türk vatandaşlığına alınması istemiyle Viyana Konsolosluğu'na başvurduğu görülmektedir. Davacının Türk vatandaşlığından çıkması, Avusturya vatandaşlığını kazandıktan sonra yeniden Türk vatandaşlığına alınması istemiyle Konsolosluğa başvurması, Avusturya Vatandaşlık Yasası'nda yer alan bazı istisnalar dışında çifte vatandaşlığa izin verilmemesinin bir sonucudur.
İdarenin, Avusturya Vatandaşlık Yasası'nı da dikkate alarak, yeniden Türk vatandaşı olan davacının yapmış olduğu başvurunun kabul edilmesinin doğuracağı sonuçlar hakkında davacıyı bilgilendirmediği, davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınması yolundaki başvurusunu yaptığı tarih ile yeniden Türk vatandaşlığına alındığı tarih arasında sekiz aylık bir süre geçmesine rağmen, bu süre içinde davacıya herhangi bir cevap vermediği ve davacının da bu süreçte başvurusunu yenilemediği, davacının başvuru tarihindeki isteminin halen geçerli olup olmadığının öğrenilmesi yönünde bir araştırma yapılmadığı veya bu hususta davacıya yapılmış bir tebligatın da bulunmadığı dikkate alındığında, davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin davaya konu Bakanlar Kurulu kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Diğer yandan, mülga 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 8. maddesine göre, yeniden Türk vatandaşlığının kazanılabilmesi için, başvuru dilekçesi yeterli olmayıp, ilgililerin ikamet şartı hariç Kanun'un 6. maddesinde sayılan koşullara sahip olması gerektiğinden; Kanun'un 6. maddesinde sayılan koşullara davacının sahip olup olmadığı yönünde bir inceleme ve araştırma yapılmadan, sadece başvuru dilekçesine dayanılarak davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararında bu yönüyle de hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 16/03/1995 tarih ve 95/6627 sayılı Bakanlar Kurulu kararının davacıya ilişkin kısmının İPTALİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
4. Dava açılışı esnasında fazladan yatırılan … TL harcın davacının istemi halinde, posta gideri avansından artan tutarın ise kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 15/11/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!