WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/9601 E.  ,  2023/5353 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/9601
Karar No : 2023/5353

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
VEKİLLERİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLLERİ : ...

DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER : 1- ...
VEKİLİ : Av. ...
2- ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 12/10/2010 tarihinde Doğubayazıt Devlet Hastanesinde doğan bebeklerinin solunum sıkıntısı nedeniyle sevki esnasında hizmetin kötü işletilmesi nedeniyle bir gün sonra vefat ettiği ileri sürülerek, ... için 100,00 TL (miktar artırımı ile birlikte 40.191,14 TL) maddi, 70.000,00 TL manevi; ... için 100,00 TL (miktar artırımı ile birlikte 55.153,55 TL) maddi, 70.000,00 TL manevi tazminatın ve 3.000,00 TL (miktar artırımı ile birlikte 3.900,00 TL) defin ve taziye giderinin olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayla ilgili olarak Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunca düzenlenen rapor ve ... Asliye Ceza Mahkemesince verilen karar doğrultusunda; sağlık hizmetlerini yerine getirmekle görevli idarenin, üstlendiği kamu hizmetini gereği gibi yerine getirmek, hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli teşkilatı kurmak, bireylerin can ve mal güvenliğinin korunmasına yönelik her türlü araç ve olanağı hizmete hazır bulundurmakla yükümlü olduğu göz önüne alındığında, bu yükümlülüklerini yerine getirmeyerek bebeğin kuvöze konulmaksızın ambulansla sevk edilmesi sonucu ölmesine neden olan davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, hizmet kusuru nedeniyle davacılarda meydana gelen maddi ve manevi zararların davalı idarece tazmin edilmesi gerektiği; defin ve taziye giderleri nedeniyle uğranılan zararların araştırılması amacıyla 26/05/2017 ve 15/06/2017 tarihli ara kararlarına verilen cevaplar ve destekten yoksun kalma tazminatının belirlenmesine ilişkin bilirkişi raporu davacılar vekiline tebliğ edilmesine karşın 13/07/2017 tarihli bilirkişi raporuna ilişkin beyan dilekçesinde herhangi bir itirazlarının olmadığının belirtildiği ve miktar artırımı talebinde bulunulmadığı, davacıların 09/10/2017 tarihli miktar artırımı dilekçesi karar tarihinden sonra dosyaya sunulduğundan işbu kararda dikkate alınma imkanı bulunmadığı gerekçesiyle taleple bağlılık ilkesi gereğince davanın kabulü ile cenaze giderlerine karşılık 3.000,00 TL'nin davacılara ödenmesine, toplam 200,00 TL maddi, 140.000,00 TL manevi tazminatın ise idareye başvuru tarihi olan 28/09/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, miktar artırımı talebinin kabul edilmesi gerektiği; davalı idare tarafından, olayda hizmet kusurunun bulunmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu, faizin hüküm tarihinden itibaren işletilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacıların bebeğinin 12/10/2010 tarihinde Doğubayazıt Devlet Hastanesinde kordon dolanması sonrası mekonyumlu olarak doğduğu, solunum sıkıntısı nedeniyle önce Ağrı Devlet Hastanesine daha sonra da Erzurum Nenehatun Kadın Doğum Hastanesine sevk edildiği, düzenlenen ölüm belgesine göre burada tedavisi devam ederken şiddetli asfiksi ve hipotermi nedeniyle 13/10/2010 tarihinde vefat ettiği, müdahiller hakkında verilen mahkumiyet kararının ardından, bebeğin ölümünün hizmet kusurundan kaynaklandığı iddiasıyla, maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayla ilgili olarak, ceza kovuşturması kapsamında Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunca düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporda, bebeğin transport kuvözünde sevk edilmemesinin uygun olmadığı, Ağrı Devlet Hastanesinde görev yapan müdahil hekimlerin ifadeleri arasında çelişki bulunduğu, sevk işlemini gerçekleştiren hekimin kusurlu olduğu, ancak hangi hekimin kusurlu olduğu hususunun adli tahkikatla aydınlatılmasının uygun olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
İdare Mahkemesince, anılan rapor doğrultusunda olayda hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna varılarak hesap bilirkişisi incelemesi yaptırılmış, %20 oranında yetiştirme gideri hesabı yapılmasının fazla olduğu sonucuna varılarak ek hesap raporu alınmış, 14/06/2017 tarihinde dosyaya sunulan söz konusu raporda davacı ... 'ın 40.191,14 TL, ... 'ın 55.153,55 TL destek zararının bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca Doğubayazıt Belediye Başkanlığınca olay tarihi itibarıyla cenaze gideri 3.900,00 TL olarak belirlenmiştir. Bunun üzerine davacılar vekili tarafından 13/07/2017 tarihinde kayda giren dilekçeyle, ek hesap raporuna itirazlarının bulunmadığı ifade edilmiş ve Mahkemece 19/09/2017 tarihinde taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
İdare Mahkemesi kararının ardından davacılar tarafından 14/10/2017 tarihinde miktar artırımı dilekçesi verilmiş, karar tarihinden sonra dosyaya sunulan bu dilekçenin dikkate alınmasının mümkün olmadığı yönünde gerekçeye yer verilen İdare Mahkemesi kararına karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulmuş, davacıların bu aşamada miktar artırımına ilişkin olarak ikinci kez verdikleri dilekçenin de dikkate alınmaması suretiyle istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Diğer taraftan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminat İstemlerinin Kabulüne İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, manevi tazminat istemlerinin kabulüne yönelik İdare Mahkemesi kararına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı idare tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi:
I. Destekten yoksun kalma tazminatının hesabı amacıyla düzenlenen hesap raporu yönünden:
Davacılar tarafından, bebeklerinin ölümünde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla davalı idare aleyhine açılan işbu tam yargı davasında olayla ilgili Adli Tıp Kurumunca düzenlenen rapor dikkate alındığında olayda hizmet kusurunun bulunduğu açıktır.
Bununla birlikte, İdare Mahkemesince, davacılar yönünden destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı 14/06/2017 tarihli hesap raporunda, aşağıda belirtilen hususlara uyulmaksızın maddi zarar hesabı yapıldığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, anılan hesap raporu hükme esas alınabilecek nitelikte olmayıp, davacıların destek kaybından kaynaklanan maddi zararları yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle aşağıda belirtilen hususlar dikkate alınarak hesaplanmalıdır:
Öncelikle, muhtemel yaşam sürelerinin ülkemize özgü olan ve güncel verilere göre hazırlanan TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenmesi gerekmekte olup, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda PMF 1931 hayat tablosunun esas alınması yerinde görülmemiştir. Vefat eden bebeğin ölüm belgesinde cinsiyetinin kadın olarak gösterildiği dikkate alındığında ileride askere gideceği varsayımıyla hesaplama yapılması da isabetli değildir.
Ayrıca; yerleşik yargı uygulamalarında, destek yaşasaydı evleninceye kadar gelirinden anne ve babanın her birine %25, evlendikten sonra %16, ilk çocuk olduktan sonra %14, ikinci çocuk olduktan sonra %12,5 oranında pay ayıracağı kabul edilmiştir.
Yeniden yapılacak hesaplamada davacı annenin gelir getirici bir işte çalışıp çalışmadığı da araştırılmak suretiyle davacı anne ve babanın her ikisinin de çalışıyor olması halinde, paylarına düşen tazminat miktarından asgari ücretin %5'i oranında, davacı annenin gelir getirici bir işte çalışmadığının tespiti halinde ise yalnızca babanın payına düşen destekten yoksun kalma tazminatından yine asgari ücretin %5'i oranında yetiştirme gideri indirilmelidir.
II. Talep edilen maddi tazminat miktarının artırılması ve hükmedilen tazminat miktarına işletilecek faizin başlangıç tarihi yönünden:
Tazminatın amacı uğranılan gerçek zararın tazmin edilmesini sağlamaktır. Bu nedenle tazminat, zarar görenin zenginleşmesi veya zarar verenin cezalandırılması sonucuna yol açmamalıdır. Dolayısıyla hesaplanacak tazminatın azami miktarı, gerçek zarar ile sınırlıdır.
Dinamik bir yapıya sahip olan tazminat hukuku çerçevesinde zarar ve yarar kalemleri belirlenirken, tazminat tutarının hesaplanabilmesi, yerleşik yargı uygulamasında da kabul edildiği üzere, hukuk bilimi dışında özel bilgi gerektirmektedir. Bu itibarla, tam yargı davalarında, uğranılan zararın gerçek miktarı, ancak hükme esas alınma niteliğini haiz bir bilirkişi raporuyla net bir şekilde ortaya çıkacağından, başka bir ifadeyle, hatalı hesaplama içeren ve hükme esas alınmayan raporlarla gerçek zarar miktarı ortaya çıkmış sayılamayacağından, davacıların da 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasında tanınan miktar artırım hakkını kullanmış ve tüketmiş kabul edilemeyeceği, bu çerçevede Mahkeme tarafından, gerçek zararın tespitini sağlama konusunda yeterli olduğu sonucuna ulaşılan ve hükme esas alınacağına kesin olarak kanaat getirilen son hesap bilirkişisi raporunun tebliği suretiyle miktar artırımı hakkının kullanılması için süre verilmesi ve yapılacak miktar artırım talebinin de değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Bu durumda, İdare Mahkemesince, davacılar yönünden yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenecek ve hükme esas alınabilecek raporun tebliği ile miktar artırım hakkının kullandırılması koşulunun sağlanması ve buna göre maddi tazminat istemi hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, -yukarıda bahsedilen Belediye Başkanlığı yazısıyla olayın gerçekleştiği 2010 yılı itibarıyla 3.900,00 TL olarak belirlenen- cenaze giderleri yönünden de dava dilekçesinde olay tarihinden itibaren faiz işletilmesinin talep edildiği görülmektedir. Bu nedenle, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırımı suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, cenaze giderleri ve diğer zarar kalemleri yönünden artırılan miktarlar da dahil olmak üzere hükmedilecek tüm maddi tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi bakımından davacıların idareye başvurduğu tarihin esas alınması gerektiği açıktır.
Bu itibarla, hükme esas alınacak yeterlilik ve nitelikte bulunmayan hesap raporuna dayalı olarak, İdare Mahkemesi kararı tarihinden sonra verilen miktar artırımı dilekçelerinin dikkate alınmaması suretiyle tarafların istinaf başvurularının reddi yolunda verilen temyize konu kararda hukuki isabet görülmemiştir.
C) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Kabulüne Karar Verilen Manevi Tazminat Nedeniyle Hükmedilen Vekalet Ücretine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
02/01/2017 tarih ve 29936 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve İdare Mahkemesi kararı tarihi itibarıyla uyuşmazlığa uygulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Manevi tazminat davalarında ücret" başlıklı 10. maddesinde, "(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir...." düzenlemesi yer almaktadır.
Anılan Tarife'nin üçüncü kısmında belirtilen oranlara göre kabul edilen 140.000,00 TL manevi tazminat için 13.950,00 TL vekalet ücretinin davacılara ödenmesine karar verilmesi gerekirken, 11.200,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, davacıların temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. Davanın kabulüne ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminata ve kabulüne karar verilen manevi tazminat nedeniyle hükmedilen vekalet ücretine ilişkin kısımlarının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 10/10/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.