Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/8999 E. , 2023/7111 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/8999
Karar No : 2023/7111
DAVACI: …
VEKİLİ: Av. …
DAVALILAR:
1- … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri …
2- … Kurumu
VEKİLİ: 1. Huk. Müş. Av. …
DAVANIN_KONUSU: 12/04/2014 tarih ve 28970 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrası ile geçici 1. maddesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Davacı tarafından, sağlık kurum ve kuruluşu bulunan bina ile müştemilatında, serbest eczane açmak için mevzuat kapsamında gerekli ruhsat ve izinlerin alınarak açılmış ve halen faal olan eczanelerin iki yıllık süre sonunda faaliyetlerinden men edilmesine ilişkin düzenlemenin kazanılmış haklara saygı ilkesine aykırı olduğu belirtilerek düzenlemelerde hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN_SAVUNMASI: Sağlık Bakanlığı tarafından, dava konusu edilen hükümlerin ilk defa bu Yönetmelikle getirilmediği, eczanelerin açılışıyla alakalı olan 1992 yayım tarihli Eczacılar ve Eczane Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 9. maddesinin 5. fıkrasında davaya konu 20/8. madde hükmünün maksadına ve daha sonraki Yönetmelik değişiklikleriyle lafzına paralel hükümler getirildiği; hükmün maksadının, sağlık kurum veya kuruluşu ile aynı arsada veya binada bulunan eczaneler ile daha uzakta açılmış eczaneler arasında haksız rekabete sebebiyet verilmemesi ile bu yerlerdeki eczanelerin sağlık kurum veya kuruluşu ile aynı aidiyet içerisinde olduğu intibaının uyandırılmaması olduğu, haksız açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından, dava konusu Yönetmeliğin yürürlükten kaldırdığı 13/10/1992 tarih ve 21374 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Eczaneler ve Eczane Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin değişik 9. maddesinin 5. fıkrasında da aynı hükmün yer aldığı, bu hükmün yürürlüğe girdiği 02/11/2007 tarihinden sonra sağlık kuruluşu bulunan bina ve müştemilatında eczane açılmasına izin verilmediği, bu tarihten önceki sağlık kurum ve kuruluşu bulunan bina ve müştemilatında bulunan eczanelerin faaliyetlerini devam ettirebilecekleri ancak devrinin söz konusu olamayacağı, geçici 1. madde hükmünden, davacı gibi içinde sağlık kurum ve kuruluşu bulunan binalarda 02/11/2007 tarihinden önce eczanesi bulunan eczaneler bakımından kazanılmış haklarına son verileceği, faaliyetinin durdurulacağı anlamının çıkarılmasının mümkün olmadığı; eczane işletelenlerin hak ve menfaatlerinin korunması ve rekabet haklarının ihlal edilmesinin önüne geçilmesi amacı gözetilerek çıkarılan dava konusu Yönetmelik ile sağlık kurum ve kuruluşunun bulunduğu maddede sayılı yerlerde eczane açılmaması yolundaki düzenlemenin, hem eczane hizmetlerinden yararlanacak vatandaşlar tarafından sağlık kuruluşu-eczane arasındaki aidiyet konusunda yanlış anlaşılmayı önlemek hem de eczaneler arasındaki haksız rekabeti önlemek amacını taşıdığı, haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma kararına uyularak davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: …
DÜŞÜNCESİ: Dava, 12.4.2014 tarih ve 28970 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrası ile geçici 1. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
2.11.2011 tarih ve 28103 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 663 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Kuruluşların Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin "Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu" başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında, Bakanlık politika ve hedeflerine uygun olarak ilaçlar, ilaç üretiminde kullanılan etken ve yardımcı maddeler, ulusal ve uluslararası kontrole tabi maddeler, tıbbî cihazlar, vücut dışı tıbbî tanı cihazları, geleneksel bitkisel tıbbî ürünler, kozmetik ürünler, homeopatik tıbbî ürünler ve özel amaçlı diyet gıdalar hakkında düzenleme yapmakla görevli, Bakanlığa bağlı, özel bütçeli, kamu tüzel kişiliğini haiz, Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu kurulduğu belirtilmiş; aynı maddenin Kurumun görev, yetki ve sorumluluklarının belirtildiği 2. fıkrasının (a) bendinde, "Görev alanına giren ürünlerin ruhsatlandırılması, üretimi, depolanması, satışı, ithalatı, ihracatı, piyasaya arzı, dağıtımı, hizmete sunulması, toplatılması ve kullanımları ile ilgili kural ve standartları belirlemek, bu faaliyetleri yürütecek kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere izin vermek, ruhsatlandırmak, denetlemek ve gerektiğinde yaptırım uygulamak, laboratuvar analizlerini yapmak veya yaptırmak." anılan kurumun görev ve yetkileri arasında sayılmış; 40. maddesinde ise, "Bakanlık ve bağlı kuruluşlar görev, yetki ve sorumluluk alanına giren ve önceden kanunla düzenlenmiş konularda idarî düzenlemeler yapabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan düzenlemelere dayanılarak çıkarılan ve 12.4.2014 tarihli ve 28970 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmelikle, eczacıların görev, yetki ve sorumluluklarının belirlenmesi, eczanelerin açılması, işletilmesi, nakli, devri ve kapanması ile eczanelerin özellikleri ve eczacılık hizmetlerinin yürütülmesine dair usul ve esaslar düzenlenmiştir.
Yönetmeliğin "Eczane olarak kullanılacak yerin özellikleri" başlıklı 20. maddesinin dava konusu 8. fıkrasında " Muayenehaneler ile sadece tahlil ve görüntüleme hizmeti veren laboratuvar tanı merkezleri hariç olmak üzere, içinde sağlık kurum ve kuruluşu bulunan bina ve bahçesi ile müştemilatında serbest eczane açılamaz. Havaalanları, otogarlar ile tren garları ve limanlarda bu kısıtlama uygulanmaz." kuralına; geçici 1. maddesinde ise, "Bu Yönetmelik yürürlüğe girmeden önce eczane ruhsatnamesi almış eczacılar ile eczane açmak, nakletmek veya devretmek üzere yapılmış başvuruları henüz sonuçlandırılmamış olan eczacılar, 20. maddenin 1., 2. ve 4. fıkraları hükmü hariç olmak üzere, Yönetmeliğin diğer hükümleri ile öngörülen gerekleri en geç yirmi dört ay içerisinde yerine getirmek zorundadır. Aksi takdirde, durumlarının bu Yönetmeliğe uymadığı yapılacak kontrol ve denetim neticesinde anlaşılan eczanelerin faaliyetleri durdurulur." kuralına yer verilmiştir.
Eczacılık mesleğinin sağlık hizmetine ilişkin olması nedeniyle, hizmetin sunumunun toplum sağlığı dikkate alınarak, kamu düzeni ve kamu yararına uygun düzenlenmesini gerektirmesinin yanı sıra, ticari bir faaliyet olması nedeniyle de, eczane işletenlerin hak ve menfaatlerinin korunması ve rekabet esaslarının ihlal edilmesinin önüne geçilmesini gerektirmektedir.
Özel ve resmi sağlık kuruluşu olan sağlık tesislerinin bulunduğu binalarda ve müştemilatında bulunan eczanelerin yüksek bir reçete potansiyeline sahip olacağı ve aynı zamanda eczacılık hizmetinden yararlanacak vatandaşlar tarafından sağlık kuruluşu-eczane arasındaki aidiyet konusunda bir ilişki olduğuna yönelik yanlış anlaşılma olabileceği açıktır.
Dava konusu Yönetmeliğin yürürlükten kaldırdığı 13.10.1992 tarih ve 21374 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan mülga Yönetmeliğin 9. maddesinin 5. fıkrasında da benzer şekilde, "Mülkiyeti özel idare, özel hastane, vakıf veya herhangi bir kamu kurum ve kuruluşuna ait ve içerisinde özel ve resmi sağlık kuruluşu olan arsalarda, söz konusu kurumlarca gelir almak amacı ile inşa ettirilen iş yerlerinde eczane açılamaz" kuralı yer almış; anılan Yönetmelik kuralı 25.11.1999 tarihli ve 23887 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikle, "Mülkiyeti özel hastane, vakıf, dernek, özel idare, belediye veya herhangi bir kamu kurum ve kuruluşuna ait olup içinde sağlık kurumu veya kuruluşu bulunan yerlerde eczane açılamaz" halini, 2.11.2007 tarih ve 26688 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikle ise "Muayenehaneler ile sadece tahlil ve görüntüleme hizmeti veren laboratuvar tanı merkezleri hariç olmak üzere, içinde sağlık kurum ve kuruluşu bulunan bina ve bahçesi ile müştemilatında serbest eczane açılamaz." halini almıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasında yer alan kuralın, ilk defa yürürlüğe konulan bir kural olmayıp yıllar itibariyle farklı Yönetmelik kuralları ile istikrar kazandığı; söz konusu hüküm ile eczacılık mesleğinin sağlık hizmeti kapsamında bulunmasının yanı sıra aynı zamanda ticari bir faaliyet olması nedeniyle, eczane işletenlerin hak ve menfaatlerinin korunmasının ve sağlık kurum ve kuruluşlarının bulunduğu bina ve müştemilat ile bu yapıların bulunduğu bahçe sınırları içerisinde serbest eczane açılmasına imkan tanınmamakla, eczane hizmetinden faydalanacak vatandaşlar tarafından sağlık kuruluşu-eczane arasındaki aidiyet konusunda bir ilişki olduğu yönünde yanlış anlaşılmanın ve eczaneler arasındaki haksız rekabetin önlenmesinin amaçlandığı açıktır.
Yönetmeliğin geçici 1. maddesi ile de mevcut durumları Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasına uygun olmayan eczanelerin durumlarını Yönetmeliğe uygun hale getirmeleri için 24 ay süre tanınmış olup bu süre, eczane sahiplerinin gerekli düzenlemeleri yapabilmesi için yeterli görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle, hukuka uygun bulunan dava konusu Yönetmelik kurallarının iptali istemiyle açılan davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 18/05/2016 tarih ve E:2014/5907, K:2016/3683 sayılı, dava konusu 12/04/2014 tarih ve 28970 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmeliğin geçici 1. maddesinin iptali, 20. maddesinin 8. fıkrası yönünden davanın reddi yolundaki kararının iptale ilişkin kısmının davalı idarelerce temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/11/2018 tarih ve E:2016/3778, K:2018/5181 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozulan kısma hasren yapılan inceleme sonucu gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ:
12/04/2014 tarih ve 28970 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrası ile geçici 1. maddesinin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 18/05/2016 tarih ve E:2014/5907, K:2016/3683 sayılı kararı ile anılan Yönetmeliğin geçici 1. maddesinin iptaline, 20. maddesinin 8. fıkrası yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı idarelerce iptale ilişkin kısmının temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/11/2018 tarih ve E:2016/3778, K:2018/5181 sayılı kararıyla, Daire kararının, temyize konu iptale ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiştir. Anılan karara karşı karar düzeltme kanun yoluna da başvurulmamıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların İdari Dava Daireleri Kurulunca temyizen inceleneceği hükme bağlanmış; 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, Danıştay dava dairelerine, ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararların temyizen bozulması halinde ısrar olanağı tanınmamıştır.
Buna göre, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
İlgili Mevzuat:
6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun'un 20. maddesinde; eczane binalarının kaç kısımdan mürekkep olacağı ve laboratuvarların vasıf ve şartları ve içerlerinde bulunması lazımgelen alet ve saire ve eczanenin dahili hizmetlerinin Sağlık ve Sosyal Yardım Vekaletince tayin ve tesbit olunacağı hükmü yer almaktadır.
Dava konusu işlem tarihindeki adıyla 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin yine işlem tarihinde yürürlükte olan 27. maddesinin 1. fıkrasında, Bakanlığın politika ve hedeflerine uygun olarak ilaçlar, ilaç üretiminde kullanılan etken ve yardımcı maddeler, ulusal ve uluslararası kontrole tabi maddeler, tıbbî cihazlar, vücut dışı tıbbî tanı cihazları, geleneksel bitkisel tıbbî ürünler, kozmetik ürünler, homeopatik tıbbî ürünler ve özel amaçlı diyet gıdalar hakkında düzenleme yapmakla görevli, Bakanlığa bağlı, özel bütçeli, kamu tüzel kişiliğini haiz, Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu'nun kurulduğu hüküm altına alınmış; 2. fıkrasının (a) bendinde ise, görev alanına giren ürünlerin ruhsatlandırılması, üretimi, depolanması, satışı, ithalatı, ihracatı, piyasaya arzı, dağıtımı, hizmete sunulması, toplatılması ve kullanımları ile ilgili kural ve standartları belirlemek, bu faaliyetleri yürütecek kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere izin vermek, ruhsatlandırmak, denetlemek ve gerektiğinde yaptırım uygulamak, laboratuvar analizlerini yapmak veya yaptırmak Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu'nun görev, yetki ve sorumlulukları arasında sayılmıştır.
6197 sayılı Kanun'un 5, 20 ve geçici 4. maddesi ile 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 40. maddesine dayanılarak eczacıların görev, yetki ve sorumluluklarının belirlenmesi, eczanelerin açılması, işletilmesi, nakli, devri ve kapanması ile eczanelerin özellikleri ve eczacılık hizmetlerinin yürütülmesine dâir usûl ve esasları düzenlemek amacıyla dava konusu Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmelik, 12/04/2014 tarih ve 28970 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur.
Anılan Yönetmeliğin;
-"Eczane olarak kullanılacak yerin özellikleri" başlıklı 20. maddesinde;
"(1) Eczane olacak yerlerin bodrum, asma katları, varsa merdiven boşlukları, merdiven altı kısımları, kolonları, ara duvarları hariç, lavabo ve tuvalet alanı dâhil olmak üzere asgari 35 metrekare olması; Kanunun 14 üncü maddesinin (A) ve (B) bentlerine göre açılacak eczanelerin depo hariç asgari 20 metrekare olması şarttır. Bu Yönetmeliğin yayımlanmasından önce ruhsat almış eczanelerin devredilmesi hâlinde bir defaya mahsus olmak üzere herhangi bir metrekare kısıtlaması uygulanmaz. Ancak mevcut eczanenin başka bir yere naklinde yukarıdaki hükümlere göre işlem yapılır.
(2) Eczane olarak kullanılacak binanın yapı kullanım izin belgesi veya yapı ruhsatının bulunması gerekir. Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce başvuru yapılmış veya ruhsatlandırılmış eczanelerde ve bunların devrinde bu madde hükmü uygulanmaz.
...
(4) Serbest eczaneler halkın serbestçe girip çıkabildiği yerlerde açılır. Eczanelerin bağımsız dükkânlarda açılması ve faaliyet göstermesi, havaalanları, limanlar, otogarlar ve tren garlarında açılanların dışında cephesinin ve kapılarının belediyelere ait cadde ve sokak üzerinde bulunması zorunludur. Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce başvuru yapılmış veya ruhsatlandırılmış eczanelerde ve bunların devrinde bu madde hükmü uygulanmaz.
...
(8) Muayenehaneler ile sadece tahlil ve görüntüleme hizmeti veren laboratuvar tanı merkezleri hariç olmak üzere, içinde sağlık kurum ve kuruluşu bulunan bina ve bahçesi ile müştemilatında serbest eczane açılamaz. Havaalanları, otogarlar ile tren garları ve limanlarda bu kısıtlama uygulanmaz." kuralına yer verilmiştir.
-"Mevcut eczaneler" başlıklı dava konusu Geçici 1. maddesinde ise; bu Yönetmelik yürürlüğe girmeden önce eczane ruhsatnamesi almış eczacılar ile eczane açmak, nakletmek veya devretmek üzere yapılmış başvuruları henüz sonuçlandırılmamış olan eczacıların, 20. maddenin 1., 2. ve 4. fıkraları hükmü hariç olmak üzere, Yönetmeliğin diğer hükümleri ile öngörülen gerekleri en geç yirmi dört ay içerisinde yerine getirmek zorunda oldukları, aksi takdirde, durumlarının bu Yönetmeliğe uymadığı yapılacak kontrol ve denetim neticesinde anlaşılan eczanelerin faaliyetlerinin durdurulacağı düzenlenmiştir.
Hukuki Değerlendirme:
Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin nitelikleri arasında sayılan "hukuk devleti"nin gereklerinden olan "hukuki güvenlik" ilkesi uyarınca idare tarafından idare edilenlerle ilgili olarak tesis edilecek işlemlerin, önceden "belirli" ve "bilinir" olması gerekmektedir. Hukukî güvenlik, öngörülebilirlik ve belirlilik ilkelerinin gereği olarak ilgililerin, hukuk düzeninin öngördüğü bir yükümlülüğü yerine getirebilmeleri için bu yükümlülüğün kendileri açısından açıkça bilinmesi gerekmektedir. Yine bu ilkenin bir sonucu olarak idarenin işlemlerinde istikrarı ve idarenin güvenilirliği ilkesini gözetmesi, çelişkili uygulamalara meydan vermeyerek takdir yetkisine sahip olduğu durumlarda da bu yetkisini belirtilen hususları dikkate alarak kullanması gerekmektedir.
Yukarıda aktarılan Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmeliğin dava konusu Geçici 1. maddesi ile eczanelerin fiziki koşullarında değişiklik öngören maddeler muaf tutularak halihazırda faaliyette bulunan eczanelerin Yönetmelik'te yer verilen yükümlülükleri yerine getirmeleri için yirmi dört aylık bir sürenin öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
Yönetmelik'te eczanelerin yükümlülüklerinin maddeler halinde yer aldığı, bu yükümlülüklere dava konusu Geçici 1. maddede ayrıca yer verilmesinin bir eksiklik olarak kabul edilemeyeceği gibi bu şekilde yükümlülükleri tekrar saymanın mevzuat yapma tekniği açısından da davalı idareden beklenemeyeceği, mevcut eczanelerin muaf tutulduğu gerekliliklere ise açıkça yer verilmek suretiyle de farklı ve keyfi uygulamaların önlenmeye çalışıldığı, bu haliyle mevcut eczaneler açısından geçiş süreci öngören dava konusu Geçici 1. maddede hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Ayrıca dava konusu maddede; mevcut eczanelerin Yönetmelik'te açıkça yer verilen gereklilikleri yerine getirebilmeleri için "yirmi dört ay"lık süre öngörülerek Yönetmeliğe uyum sürecinin sağlandığı, ülkemizde sağlık otoritesi olan ve eczaneler hakkında düzenleme yetkisini haiz idarelerce takdir yetkisi kullanılarak belirlenen sürenin de makul olduğu görüldüğünden, dava konusu maddede bu yönden de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Dava konusu Geçici 1. madde, Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrası ile birlikte değerlendirildiğinde;
Öncelikle Yönetmeliğin yukarıda aktarılan 20. maddesinin 8. fıkrası incelendiğinde; söz konusu fıkrada; içinde sağlık kurum ve kuruluşlarının bulunduğu bina ve müştemilatı ile bu yapıların bulunduğu bahçe sınırları içerisinde serbest eczane açılamayacağı kurala bağlanarak, özel ve resmi sağlık kuruluşu olan sağlık tesislerinin bulunduğu binalarda ve müştemilatında bulunan eczanelerin yüksek bir reçete potansiyeline sahip olmaları nedeniyle eczaneler arasındaki doğabilecek haksız rekabetin ve eczacılık hizmetinden yararlanacak vatandaşlar tarafından sağlık kuruluşu-eczane arasındaki aidiyet konusunda yanlış anlaşılmaların önlenmesinin amaçlandığı görülmektedir.
Dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı 12/04/2014 tarihinden önceki düzenlemelere bakıldığında; 13/10/1992 tarih ve 21374 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan mülga Eczane Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 9. maddesinin 5. fıkrasında, "Mülkiyeti özel idare, özel hastane, vakıf veya herhangi bir kamu kurum ve kuruluşuna ait ve içerisinde özel ve resmi sağlık kuruluşu olan arsalarda, söz konusu kurumlarca gelir almak amacı ile inşa ettirilen iş yerlerinde eczane açılamaz." düzenlemesine yer verildiği; 25/11/1999 tarih ve 23887 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan değişiklikle, "Mülkiyeti özel hastane, vakıf, dernek, özel idare, belediye veya herhangi bir kamu kurum ve kuruluşuna ait olup içinde sağlık kurumu veya kuruluşu bulunan yerlerde eczane açılamaz"; 02/11/2007 tarih ve 26688 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan değişiklikle ise "Muayenehaneler ile sadece tahlil ve görüntüleme hizmeti veren laboratuvar tanı merkezleri hariç olmak üzere, içinde sağlık kurum ve kuruluşu bulunan bina ve bahçesi ile müştemilatında serbest eczane açılamaz." düzenlemelerine yer verildiği, dava konusu maddeden önce de sağlık kurum ve kuruluşlarının bulunduğu bina ve müştemilatı ile bu yapıların bulunduğu bahçe sınırları içerisinde serbest eczane açılmasına imkan tanınmadığı görülmektedir.
Davacı tarafından dava konusu Geçici 1. maddede; mevcut eczanelerin Yönetmeliğin 20. maddesinin 1,2 ve 4. fıkralarında yer verilen gerekliliklerden muaf tutulmakla birlikte 8. fıkra yönünden böyle bir muafiyet öngörülmemesinin bu Yönetmelik yürürlüğe girmeden önce eczane ruhsatnamesi almış eczacıların kazanılmış haklarının ihlal edildiği, faaliyetinin durdurulması yaptırımının uygulanacağı ileri sürülmüş ise de 20. maddenin 8. fıkrasında; muayenehaneler ile sadece tahlil ve görüntüleme hizmeti veren laboratuvar tanı merkezleri hariç olmak üzere, içinde sağlık kurum ve kuruluşu bulunan bina ve bahçesi ile müştemilatında serbest eczane açılamayacağının düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasında yer verilen yasağın, yeni açılacak eczaneler için uygulanacağı ve dava konusu Geçici 1. maddede anılan fıkra yönünden muafiyet öngörülmemesinin, davacı gibi halihazırda faaliyetine devam eden eczanelerin tahliyesi olarak yorumlanamayacağının kabulü gerekmektedir.
Nitekim 25/05/2010 tarih ve 27591 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan mülga Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği'nin 21. maddesinin 6. fıkrasında; "Bina ve müştemilatında eczane bulunan yerlerde aile sağlığı merkezi açılamaz." kuralı düzenlenmiş iken, 25/01/2013 tarih ve 28539 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği'nin "Aile sağlığı merkezinin oluşturulması" başlıklı 25. maddesinin 6. fıkrasında da "Eczane bulunan binalarda aile sağlığı merkezi açılamaz." kuralı getirilerek içinde sağlık kurum ve kuruluşu bulunan bina ve bahçesi ile müştemilatında serbest eczane açılamayacağı kuralı ile aynı yönde düzenleme yapıldığı görülmektedir.
Bu nedenle Yönetmeliğin dava konusu Geçici 1. maddesinde, 20. maddenin 8. fıkrası açısından muafiyet öngörülmemesi yönüyle de hukuka aykırılık ve mevcut eczanelerin kazanılmış haklarını ihlal eden bir husus bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Ayrıca uyuşmazlığa konu kural, 02/11/2007 tarihinden bu yana mevzuatta yer almasına rağmen davalı idarelerce, davacının faaliyetinin durdurulması gibi bir yaptırımın da uygulanmadığı, nitekim böyle bir uygulama işleminin de dava konusu edilmediği anlaşılmaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 12/04/2014 tarih ve 28970 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmeliğin geçici 1. maddesinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Dava netice olarak retle sonuçlandığından; davacı tarafından yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Temyiz aşamasında davalı idarelerden Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumuna verilmesine,
4. Davalı idareler lehine ilk kararda hükmedilen vekâlet ücretinin kaldırılarak, işbu kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmalı işler için belirlenen … TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
5. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 20/11/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!