WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Temmuz 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/8858 E.  ,  2023/6907 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/8858
Karar No : 2023/6907

DAVACI : ... Odası
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN_KONUSU : 06/04/2019 tarih ve 30737 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Asansör İşletme ve Bakım Yönetmeliği"nin 13. maddesinin 4. fıkrasının iptali istenilmektedir.

DAVACININ_İDDİALARI : Asansör servis sorumlusunun 1 makine ve 1 elektrik bölümü meslek alanlarında toplam 2 mühendislik mensubundan oluşması gerektiği, zira asansörün teknik yapısı gereği hem makine hem de elektrik alanında mühendislerin ortak uzmanlık alanına girdiği, düzenlemenin, insanların can güvenliği ve sağlığına olumsuz etki edip telafisi güç, hatta imkansız zararlara neden olacak nitelikte olduğu, asansör bakım formundan da anlaşılacağı üzere, asansöre ilişkin yapılacak kontrolün sadece “makine mühendisi” veya sadece “elektrik mühendisinin” tek başına yapabileceği nitelikte olmadığı, Danıştay Onuncu Dairesinin E:2009/771 ve E:2009/772 sayılı dosyalarında verilen kararların gerekçelerine bakıldığında; asansörlere yönelik proje, montaj, bakım ve tadilatın mesleki yeterliliğini belgelendiren "elektrik/elektronik ve makine mühendisleri" eliyle yapılmasının kamu yararına ve hizmetin gereklerine uygun olduğuna karar verildiği, ayrıca 14/06/2017 tarih ve 30096 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Asansörlerin Tasarımına İlişkin Usul ve Esaslara İlişkin Tebliğ’in 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, asansör uygulama projesinin elektrik mühendisi veya elektrik-elektronik mühendisi ve makine mühendisi tarafından müştereken hazırlanacağının belirtildiği, yine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde de asansör uygulama projelerinin elektrik mühendisi veya elektronik mühendisi ve makine mühendisince birlikte hazırlanacağının düzenlendiği belirtilerek dava konusu düzenlemenin emsal kararlara, Anayasaya ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ_SAVUNMASI : Dava konusu Yönetmeliğin, asansörlerin piyasaya arzından sonraki süreç içerisinde güvenli bir şekilde kullanımlarının sağlanabilmesi bakımından aylık bakımları ile ilgili usul ve esasları belirlediği, bu süreç içerisinde tasarım ve tasarıma uygunluk kontrollerinin söz konusu olmadığı halde davacı tarafından öne sürülen örnek mevzuat ve kararların tamamında asansörlerin proje ve tasarım aşamalarındaki yetkili mühendislerden bahsedildiği, kaldı ki 14/06/2017 tarih ve 30096 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Asansörlerin Tasarımına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Tebliğ’de de görüleceği üzere asansörün tasarımı ve projelendirilmesi ile ilgili konularda her iki mühendislik alanının da bulunması gerektiği kuralına yer verildiği, ayrıca dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesi incelendiğinde; bakımın özellikle asansörün tasarımını, temel güvenlik aksamlarını ve kumanda sistemlerinin değiştirilmesi gibi önemli konuları kapsamadığının görüleceği, yine asansör monte edenin hizmetlerinin, tasarım, imalat, garanti taahhütleri ve garanti dışında asansörün bakım, onarım vb. hizmetlerden oluştuğu, yetkili servislerin ise asansör monte edenlerin yapısında kurulan ve tasarım ile imalata ilişkin sorumlulukları bulunmayan organlar olduğu, bu nedenle yetkili servislerin doğrudan mühendislik hizmeti sunmalarının söz konusu olmadığı, diğer taraftan, bakım firmalarının servis teknik sorumlusu olarak en az 2 mühendis istihdam etmesinin ekonomik anlamda ortaya çıkarabileceği durumların da değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek davaya konu düzenlemenin hukuka uygun olduğu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava; 6.4.2019 tarih ve 30737 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Asansör İşletme ve Bakım Yönetmeliğinin 13'üncü maddesinin 4'üncü fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 124'üncü maddesinde; "Cumhurbaşkanlığı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilirler." hükmüne yer verilmiştir.
10.7.2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 388'inci maddesinin 1'inci fıkrasının e bendine, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun ve 1705 sayılı Ticarette Tağşişin Men'i ve İhracatın Murakabesi ve Korunması Hakkında Kanun hükümlerine dayanılarak 6.4.2019 tarih ve 30737 sayılı Resmi Gazetede Asansör İşletme ve Bakım Yönetmeliği yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anılan Yönetmelikle, asansörlerin insan can ve mal güvenliğini tehdit etmeyecek şekilde kullanımlarını sağlamak ve çevreyi korumak üzere tescili, işletilmesi, bakımı, garanti ve satış sonrası hizmetleri ile hizmet denetimi ve iyileştirilmesiyle ilgili uyulması gereken kurallar düzenlenmiştir.
Uyuşmazlığa konu Asansör İşletme ve Bakım Yönetmeliğinin 13'üncü maddesinin 4'üncü fıkrasında, "Servis teknik sorumlusunun", makina veya elektrik veya elektronik veya elektrik-elektronik veya elektronik ve haberleşme veya mekatronik alanlarında mühendislik/teknoloji fakültelerinin birinden mezun olma şartı getirilmiştir.
Kamu hizmetinin etkin ve verimli şekilde yürütülmesi için gerekli önlemleri almakla ve bu kapsamda günümüzde yüksek yapıların artmasıyla, insanların ve/veya yüklerin taşınmasında kullanımına ihtiyaç duyulan ve özellikle içerisinde bulunduğumuz küresel salgın döneminde hayati öneme sahip olan asansörlere ilişkin genel düzenleyici işlemler ihdas etme ile yükümlü olan idare tarafından; 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, 4703 sayılı Kanun ve 1705 sayılı Kanun hükümlerine dayanılarak çıkartılan dava konusu düzenlemede, hukuka, hizmet gereklerine, üst normlara aykırılık ve iptali gerektirecek bir husus bulunmadığı anlaşıldığından; davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Dava, 06/04/2019 tarih ve 30737 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Asansör İşletme ve Bakım Yönetmeliğinin 13. maddesinin 4. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır.
Bununla birlikte, davacı tarafından dava konusu edilen 4. fıkranın 2. cümlesine yönelik olarak herhangi bir hukuka aykırılık iddiası ileri sürülmediğinden, inceleme, davacının iddiaları ile sınırlı olarak fıkranın yalnızca 1. cümlesi yönünden yapılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE :
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
1705 sayılı Ticarette Tağşişin Men'i ve İhracatın Murakabesi ve Korunması Hakkında Kanunun 1. maddesinde, "Gıda maddeleri hariç olmak üzere dahili ve harici ticaret menfaatlarını korumak ve ticaret malları üzerinde tağşiş ve hilelere mani olmak üzere menşei nebati, hayvani, madeni bilumum mevat ile bunların mamul ve mamullerini veyahut bunların terkibinden husule gelen mevaddın ihrazına, imaline, tathirine muayyen sınıf ve nevilere tefrikına, ambalajlarına, zarflarına, alım satım ve nakil ve muhafazalarına ve bu hususlarda tabi olacakları usul ve şartlara ve bu gibi mevat için hususi veya milli muayyen alamet ve izahat istimali mecburiyetine müteallik tedbirler almaya Sanayi ve Ticaret Bakanlığı mezundur." hükmü yer almaktadır.
Dava konusu düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 29/06/2001 tarihli ve 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun
'un 3. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "ürün", piyasaya arz edilmesi hedeflenen tüm ürünler olarak; (j) bendinde, "teknik düzenleme", bir ürünün, ilgili idarî hükümler de dahil olmak üzere, özellikleri, işleme ve üretim yöntemleri, bunlarla ilgili terminoloji, sembol, ambalajlama, işaretleme, etiketleme ve uygunluk değerlendirmesi işlemleri hususlarından biri veya birkaçını belirten ve uyulması zorunlu olan her türlü düzenleme olarak; (l) bendinde, "yetkili kuruluş", ürünlere ilişkin mevzuat hazırlamaya ve yürütmeye yasal olarak yetkili bulunan ve bu Kanun hükümlerini kendi görev alanına giren ürünler itibarıyla uygulayacak olan kamu kurum veya kuruluş olarak; (m) bendinde, "uygunluk değerlendirmesi", ürünün, ilgili teknik düzenlemeye uygunluğunun test edilmesi, muayene edilmesi ve/veya belgelendirilmesine ilişkin her türlü faaliyet şeklinde; (s) bendinde, "piyasa gözetimi ve denetimi", yetkili kuruluşlar tarafından, ürünün piyasaya arzı veya dağıtımı aşamasında veya ürün piyasada iken ilgili teknik düzenlemeye uygun olarak üretilip üretilmediğinin, güvenli olup olmadığının denetlenmesi veya denetlettirilmesi şeklinde tanımlanmış; 4. maddesinde, ürünlere ilişkin teknik düzenlemelerin yetkili kuruluşlar tarafından hazırlanacağı; yetkili kuruluşların, teknik düzenlemeleri insan sağlığının, can ve mal güvenliğinin, çevrenin, hayvan ve bitki sağlığının veya tüketicinin korunması veya enerji verimliliğinin sağlanması gibi bir kamu yararını gözeterek, rekabeti engellemeyecek şekilde ve gözettiği amacın ötesine geçmeyen, uygun, orantılı, açık ve uygulanabilir hükümler koyarak hazırlayacağı; 10 maddesinde de, piyasa gözetimi ve denetiminin, ilgili teknik düzenlemelerde belirtilen usul ve esasalar çerçevesinde yapılacağı, bunlara ilişkin idari düzenlemelerin yetkili kuruluşlarca hazırlanacağı hükme bağlanmıştır.
12/03/2021 tarihinde yürürlüğe giren ve aynı tarih itibarıyla 4703 sayılı Kanun'u yürürlükten kaldıran 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu'nun "Teknik düzenlemeler" başlıklı 4. maddesinin 3. fıkrasında da, mülga 4703 sayılı Kanun'un yukarıda aktarılan hükümlerine paralel düzenlemelere yer verilmiştir.
10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 388. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin dava konu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihteki halinde, "Sanayi ürünlerine ilişkin teknik düzenlemeleri uyumlaştırmak, teknik mevzuatı ve ilgili standart listelerini hazırlamak ve uygulamaya koymak, teknik düzenlemesi ve standardı bulunmayan sanayi ürünlerinin denetimine esas olacak özelliklerini tespit etmek veya ettirmek," Sanayi ve Verimlilik Genel Müdürlüğünün (yeni adıyla Sanayi Genel Müdürlüğünün) görevleri arasında sayılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiş olup, Anayasa Mahkemesi kararlarında hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini gerçekleştiren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, eylem ve işlemleri yargı denetimine açık olan devlet olarak tanımlanmıştır.
Bir hiyerarşik kurallar sistemi olan hukuk düzeninde alt düzeydeki kuralların, dayanak ve meşruiyetlerini üst düzeydeki kurallardan aldığı kuşkusuzdur. Kurallar hiyerarşisinin en üstünde genel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta ve daha sonra gelen kanunlar dayanağını Anayasa'dan, yönetmelikler ise kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinden almaktadır. Dolayısıyla bir kuralın, kendisinden daha üst konumda bulunan bir kurala aykırı veya bunu değiştirici nitelikte hükümler getirmesine imkân bulunmamaktadır.
Nitekim Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilecekleri kurala bağlanmıştır.
Buna göre kanun koyucu, düzenleyeceği konularda genel prensipleri belirler ve bunun uygulamasını yürütmeye, başka bir ifadeyle idareye bırakır. Bu, aslî düzenleme yetkisinin yasama organına ait olmasının doğal bir sonucudur.
Sözlük anlamı ile "düzenli hâle koymak, düzen vermek, tanzim ve tertip etmek" olarak tanımlanan "düzenleme", kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlıdır. Kural ise; sürekli, soyut, nesnel, genel (kişilik dışı) durumları belirleyen ve gösteren norm olarak tanımlanmaktadır. (ÖZAY İl Han, Günışığında Yönetim, 2017, İstanbul, s. 426).
İdarenin düzenleyici işlem tesis etme yetkisinin "yasama yetkisinin devredilmezliği" ilkesinin bir sonucu olarak ikincil nitelikte bir kural koyma yetkisi olduğu göz önüne alındığında, söz konusu yetkinin kanunların çizdiği çerçeve içinde kalması ve kanunlara uygun olarak kullanılması zorunludur.
Bu itibarla, dava konusu Yönetmeliğin iptali istenilen maddesinin hukuka uygunluk denetiminin belirtilen açıklamalar çerçevesinde yapılması gerekmektedir.
Öncelikle, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca davalı Bakanlığın, sanayi ürünlerine ilişkin teknik düzenlemeleri uyumlaştırmak, teknik mevzuatı ve ilgili standart listelerini hazırlamak ve uygulamaya koymak, teknik düzenlemesi ve standardı bulunmayan sanayi ürünlerinin denetimine esas olacak özelliklerini tespit etmek veya ettirmek, sanayi ürünlerinin ürün güvenliğine ve teknik mevzuatına uygunluğuna yönelik piyasa gözetimi ve denetimi yapmak, dolayısıyla sanayi ürünlerine ilişkin teknik düzenlemeler kapsamında ürünlerin üretiminden piyasaya arz koşullarına ve uygunluk değerlendirmesine, ürünün kullanımı, işletilmesi ve bakımından garanti sonrası hizmetlere kadar her süreçteki ilke, standart ve sorumlulukları tespit etmek, söz konusu hizmetleri verecek yetkili servisleri ve bunların taşıması gereken nitelikleri belirlemek konusunda görevli olduğu dikkate alındığında; verilen görev ve yetki kapsamında anılan mevzuatın uygulanmasını sağlamaya ilişkin olarak davalı Bakanlığın yönetmelik ile düzenleme yapma yetkisi olduğu açıktır. Bu itibarla, 1705 sayılı Kanun uyarınca "madeni mevadın bileşiminden oluşan", 6948 sayılı Kanun uyarınca da "sanayi ürünü kapsamında bulunan" asansörlerin, insan can ve mal güvenliğini tehdit etmeyecek şekilde kullanımlarını sağlamak ve çevreyi korumak üzere tescili, işletilmesi, bakımı, garanti ve satış sonrası hizmetleri ile hizmet denetimi ve mevcut asansörlerin iyileştirilmesiyle ilgili uyulması gereken kuralları belirlemek amacıyla düzenlemeler getiren dava konusu Yönetmelikte, yetki unsuru yönüyle hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Asansör İşletme ve Bakım Yönetmeliğinin dava konusu 13. maddesinin 4. fıkrasının ilk cümlesinde, "servis teknik sorumlusu"nun, makina veya elektrik veya elektronik veya elektrik-elektronik veya elektronik ve haberleşme veya mekatronik alanlarında mühendislik/teknoloji fakültelerinin birinden mezun olmasının gerekli olduğu kurala bağlanmıştır.
Davacı tarafından, asansörün teknik yapısı gereği hem makine hem de elektrik alanında mühendislerin ortak uzmanlık alanına girdiği, asansör bakım hizmetinin makine mühendisi veya elektrik mühendisinin tek başına yapabileceği nitelikte olmadığı, servis teknik sorumlusunun makine ve elektrik bölümü meslek alanlarından mezun olmuş 2 mühendislik mensubundan oluşması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davacının iddiasını dayandırdığı mevzuat hükümlerine bakıldığında;
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin "Yapı projeleri" başlıklı 57. maddesinin 7. fıkrasının, dava konusu düzenleme tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan halinde, mekanik tesisat projesine dahil olan "asansör uygulama projeleri", elektrik mühendisi veya elektrik elektronik mühendisi ve makina mühendisince birlikte hazırlanan projeler olarak tanımlanmış; bilahare anılan kuralın Danıştay Altıncı Dairesinin 03/02/2021 tarihli ve E:2017/4839, K:2021/1122 sayılı kararıyla, elektronik mühendislerine yer verilmemesine yönelik eksik düzenlemenin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptali ile bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/6/2022 tarihli ve E:2021/2819, K:2022/2141 sayılı kararıyla onanması üzerine yeniden yapılan düzenleme sonrası fıkradaki tanım, elektrik mühendisi veya elektronik mühendisi ya da elektrik-elektronik mühendisi veyahut elektronik ve haberleşme mühendisi ile makine mühendisi veya mekatronik mühendisi tarafından birlikte hazırlanan proje şeklinde yenilenmiştir.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası Asansörlere Ait Elektrik Mühendisliği Hizmetleri Yönetmeliği ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Makina Mühendisleri Odası Asansörlere Ait Makina Mühendisliği Hizmetleri Yönetmeliği'nde, "asansör avan projesi", binaya tesis edilecek olan asansörün kulanım amacına göre kapasite, hız ve kullanım şekli gibi temel özelliklerin belirlenmesi için hazırlanan proje; "asansör elektrik uygulama projesi", binaya tesis edilecek olan asansörün avan projede belirlenen asgari koşullar dikkate alınarak nasıl yapılacağını detaylı olarak tarif eden açıklama, çizim, teknik özellikler, hesaplar ve diğer tamamlayıcı dokümanlardan oluşan proje; "asansör mekanik uygulama projesi", binaya tesis edilecek olan ve avan projede asgari koşulları belirlenen asansörün tasarım sonucu imalat ve montaj detay bilgilerinin ve hesaplamalarının yer aldığı proje olarak tanımlanmış; asansör avan ve uygulama projesinin "mekanik" kısmının makina mühendislerince, "elektrik" kısmının ise elektrik, elektronik, elektrik-elektronik mühendislerince hazırlanacağı kurala bağlanmıştır.
Bu düzenlemelere paralel olarak, 14/06/2017 tarihli ve 30096 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Asansörlerin Tasarımına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Tebliğ (SGM: 2017/18)'in 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "asansör uygulama projesi", binalarda ve inşaatlarda kalıcı olarak hizmet vermek amacıyla monte edilecek olan ve avan projede asgari gereklilikleri belirlenen asansörün tasarım sonucu imalat ve montaj detay bilgileri, çizim, teknik özellikler ile hesaplamalardan oluşan ve elektrik mühendisi veya elektrik-elektronik mühendisi ve makina mühendisi tarafından müştereken hazırlanan mekanik tesisat projesi şeklinde tanımlanmıştır.
Görüleceği üzere; davacının iddiasını dayandırdığı, ilgili kurallarına yukarıda yer verilen dört farklı düzenlemede de, elektrik mühendisi/ elektronik mühendisi/ elektrik-elektronik mühendisi/ elektronik ve haberleşme mühendisi ile makine mühendisi/mekatronik mühendisi tarafından birlikte hazırlanması öngörülen konunun, avan ve uygulama projeleri ile sınırlı olduğu; daha açık bir anlatımla, yalnızca her iki mühendislik dalının da uzmanlığını gerektiren, asansörün kapasite, hız ve kullanım şekli gibi temel özelliklerin belirlendiği asgari koşullar ile bu koşulların nasıl binaya uygulanacağını detaylı olarak tarif eden projeler yönünden birlikte hazırlama zorunluluğunun getirildiği görülmektedir.
Dava konusu Yönetmelik ise, asansörlerin tescili, işletilmesi, bakımı, garanti ve satış sonrası hizmetleri ile hizmet denetimi ve mevcut asansörlerin iyileştirilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemekte olup; dava konusu cümlede de, asansörlerde bakım, onarım ve servis hizmetinin yürütülebilmesi için asansör monte edenin kendi adına kurduğu servis istasyonu veya gerekli olduğu durumlarda sorumluluğu kendinde olmak üzere sözleşme ile yetki verdiği gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanan "yetkili servis"in, merkez veya bölge teşkilatı bünyesinde tam zamanlı olarak istihdam etmesi zorunlu olan "servis teknik sorumlusu"nun sahip olması gereken mezuniyet koşulu kurala bağlanmıştır. Dolayısıyla, dava konusu cümlede düzenlenen servis teknik sorumlusunun görev ve yetki alanı; bakım, onarım ve servis hizmeti ile sınırlı bulunmaktadır.
Nitekim, dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrasında, asansörlerin bakımının asansör monte eden veya onun yetkili servisi tarafından yapılacağı; 9. maddesinin 2. fıkrasında, bakımın; yağlama ve temizlemeyi, kontrolleri, kurtarma çalışmalarını, ayarlama işlemlerini, kullanıma veya yıpranmaya bağlı olarak meydana gelebilen bileşen onarımını veya değişimini kapsadığı; ancak asansörün yerinin değiştirilmesini, tahrik ünitesi, askı sistemi, taşıyıcı/kabin, durak kapısı ve/veya asansör güvenlik aksamlarının değişimini, asansör kumanda sisteminde yapılan değişiklikleri, itfaiye tarafından yapılan kurtarma çalışmalarını, asansör kuyusunun dış bölümlerinin temizlenmesini, taşıyıcı/kabin iç kısmının temizlenmesini kapsamadığı belirtilmiş; dolayısıyla asansörün tasarımı, temel güvenlik aksamları ve kumanda sisteminin değiştirilmesi gibi esaslı ve proje değişikliği gerektiren konular asansör bakımı kapsamında kabul edilmemiş, Yönetmelikte öngörülen kapsamı haiz asansör bakım, onarım ve servis hizmetinin ise, yukarıda aktarılan iki mühendislik dalından herhangi birinde uzmanlığa sahip mühendislerce yerine getirilmesi, bilimsel ve teknik yetkinlik bakımından yeterli görülmüştür.
Esasen, dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan asansörlere ilişkin diğer mevzuata bakıldığında; 04/05/2018 tarihli ve 30411 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Asansör Periyodik Kontrol Yönetmeliği'nde de benzer prensiplere yer verildiği; bir başka ifadeyle proje değişikliğini içermeyen, yalnızca asansörün güvenli kullanımı ve işletme yönünden uygun çalışıp çalışmadığına dair yaptırılacak muayene niteliğindeki periyodik kontrolleri yapmak üzere görevlendirilecek teknik yönetici ve muayene elemanının (13/09/2022 tarihli değişiklikle muayene mühendisinin), makina veya elektrik veya elektronik veya elektrik-elektronik veya elektronik ve haberleşme veya mekatronik alanlarında mühendislik/teknoloji fakültelerinin herhangi birinde yükseköğrenimini tamamlamış olmasının yeterli görüldüğü anlaşılmaktadır. 29/06/2016 tarihli ve 29757 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Asansör Yönetmeliği (2014/33/AB) ile 27/01/2016 tarihli ve 29606 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Asansör Piyasa Gözetimi ve Denetimi Yönetmeliği'nde ise konuya ilişkin kurallar yer almamıştır.
Belirtilen açıklamalar çerçevesinde, davacının iddiasını dayandırdığı düzenlemelerin, -dava konusu Yönetmelikle normlar hiyerarşisi bakımından eş düzey ya da daha alt düzey düzenlemeler olmasının yanı sıra- asansörün tasarımı ve projelendirilmesine ilişkin olduğu, dava konusu Yönetmeliğin ise, asansörlerin piyasaya arzından sonraki süreç içerisinde güvenli bir şekilde kullanımlarının sağlanabilmesi açısından yapılması gereken bakım faaliyetlerine ilişkin olduğu, asansörün tasarımı, temel güvenlik aksamları ve kumanda sisteminin değiştirilmesi gibi esaslı ve proje değişikliği gerektiren konuların ise asansör bakımı kapsamında bulunmadığı, yetkili servisin teknik sorumluluğu görevinin elektrik/ elektronik/ elektrik-elektronik/ elektronik ve haberleşme mühendisi ile makina/mekatronik mühendisi tarafından müştereken gerçekleştirilmesini zorunlu kılan bir mevzuat kuralının bulunmadığı gibi bu görevin ifasında anılan mühendislik dallarından herhangi birinin mesleki formasyon bakımından yeterli olduğu anlaşıldığından; sanayi ürünlerine ilişkin teknik düzenlemeleri ve standart listelerini hazırlamak konusunda yetkili bulunan davalı idare tarafından, mevzuatla kendisine verilen görev ve yetki çerçevesinde çıkarılan Yönetmeliğin dava konusu 13. maddesinin 4. fıkrasının birinci cümlesinde hukuka ve üst hukuk kurallarına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davacının diğer iddiaları ise dava konusu düzenlemeyi kusurlandırıcı mahiyette görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 15/11/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.