Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/8188 E. , 2023/6517 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/8188
Karar No : 2023/6517
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
4- …
5- …
6- …
7- …
8- …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E: …, K: … sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, Diyarbakır Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde 06/10/2012 tarihinde gerçekleştirilen doğumdaki tıbbi uygulama hataları nedeniyle meydana gelen omuz takılması neticesinde ...'nun sağ kolunda hareket kısıtlılığı meydana geldiği iddiasıyla, davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdükleri zararlarına karşılık toplam 400,00 TL maddi ve 210.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, doğumdan önce ultrason çekilerek çocuğun boyuna ve kilosuna bakılmadığından doğumun sezaryen yöntemiyle gerçekleştirilmediği ve omuz takılmasının doğumun normal yollarla gerçekleştirilmesine bağlı olarak meydana gelmiş olduğu, kendilerince alınmış olan İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalınca hazırlanmış olan rapor ile dosyadaki bilirkişi raporlarının çeliştiği ve çelişkinin giderilmesine yönelik yeni rapor alınması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden;
Davacılardan ...'nun düzenli olarak Diyarbakır Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde gebelik takiplerini yaptırdığı, doğumdan önce en son 28/09/2012 tarihinde yapılan muayenede bakılan ultrasonografide 40 hafta 4 günlük gebeliğinin olduğu, ancak tahmini fetal ağırlık ölçümünün sonuç vermediği,
06/10/2012 tarihinde saat 13.05'te 7 cm açıklıkla Diyarbakır Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine başvurduğu, tam açıklık oluşması üzerine ebeler tarafından doğum masasına alındığı, baş çıktıktan sonra omuz takılması meydana gelmesi üzerine haber verilen uzman doktorun manevraları ile saat 13.13'te 5.300 gr. ağırlığında ve 55 cm uzunluğunda bir erkek bebeğin (davacılardan ...) doğurtulduğu,
Sonraki süreçte, davacılardan … 'nun doğumda meydana gelen omuz takılması nedeniyle Diyarbakır Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi ile Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde takip ve tedavilerinin gerçekleştirildiği, Diyarbakır Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinden alınan 23/09/2013 tarihli Özürlü Sağlık Kurulu Raporuyla davacılardan … 'nun sağ brakial pleksus paralizisi tanısı ile %40 oranında engelli olduğunun belirlendiği,
Davacılardan tarafından, … 'nun engelinin Diyarbakır Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde gerçekleştirilen doğumdaki tıbbi uygulama hatalarından kaynaklandığından bahisle, hizmet kusurundan kaynaklandığı ileri sürdükleri zararlarının tazmini için davalı idareye yapmış oldukları başvurunun zımnen reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı,
Olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 02/09/2016 tarih ve 5933 karar numaralı raporda, "1980 doğumlu ...'nun 06/10/2012 tarihinde Diyarbakır Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine miadında ağrılı gebe olarak başvurduğu, 6.gebeliği olduğu, saat 13.05 de yapılan vajinal muayenede kollum açıklığı 7 cm,ÇKS (+) olduğu, saat 13.13 de rahim ağzı tam açık, gebe doğum masasına alındığı, apgarı 1/3 olan 5300 gr. ağırlığında canlı bir bebek doğurtulduğu, baş çıktıktan sonra omuz takılması geliştiği, uzman hekime haber verildiği, doğan bebek aspire edildiği, PBV uygulandığı, entübe edildiği, YYBÜ yatırıldığı, 21/03/2013 tarihinde sağ Brakial Pleksus Zedelenmesı tanısı ile ameliyat olduğu, mevcut tıbbi belgelere göre ebe travay takibi ve normal doğum yaptırabileceği, annenin 06/10/2012 tarihinde müracaatında travayın (doğum eyleminin) ileri sayfasında olması, kişinin hastaneye başvuru saati olan 13.05 den 10 dakika sonra kısa bir sürede doğumun gerçekleşmesi, annenin 5 normal doğum yapmış olması, ayrıca travayda olan bir gebenin USG ile intrauterin fetal ağırlık tahmini zor olması, ayrıca rahim ağzı tam açık olan bir gebenin sezaryen ile gebeliğinin sonlandırılması durumunda anne ve bebek için daha komplike sonuçlar doğurabileceği dikkate alındığında, normal doğum kararının doğru olduğu, baş çıktıktan sonra omuz takılması normal doğumun bir komplikasyonu olduğu cihetle, doğum eylemine katılan, doğumdan sonra bebeğin takip ve tedavisini yapılan ilgili hekimlere, yardımcı sağlık personeline ve hastaneye atfı-kabil kusur bulunmadığı" yönünde görüş bildirildiği,
İdare Mahkemesince; Adli Tıp Kurumu raporunda belirtildiği üzere davalı idareye yüklenebilecek bir hizmet kusuru bulunmadığından, davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin karşılanmasına hukuken imkan bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği,
Bölge İdare Mahkemesince, doğumdan bir hafta kadar önce de davacılardan … 'nun aynı hastaneye kontrol amaçlı başvurması, 40 hafta 4 günlük gebeliği bulunan ve 5.300 gram ağırlığında bebek dünyaya getiren ...'ya yönelik olarak sezeryan planlaması yapılmayıp eve gönderilmesi, öte yandan önceki gelişinde hastanedeki teknik yetersizlikler nedeniyle tahmini fetal ağırlık ölçümü yapılamadığının hastane personeli tarafından ifade edilmesi, Adli Tıp Kurumu raporunda 5.000 gramın üzerindeki bebeklerde riskin 4,5 kat arttığının açıkça ifade edilmesine karşın bu hususlara yönelik olarak herhangi bir değerlendirmeye yer verilmemesi nedeniyle Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen … tarih ve … karar numaralı raporun hükme esas alınabilecek nitelikte bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşıldığı belirtilerek; Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalından, 40 hafta 4 günlük gelişime ulaşmış ve 5.000 gramın üzerinde olduğu görülen bir gebelikte normal doğum yönteminin tercih edilmesinin doğru yöntem olup olmadığı ve mutlaka sezeryan planlaması yapılmasının gerekip gerekmediği, 5.300 gram olarak doğan bir bebeğin doğumunun ebe tarafından yaptırılmasının tıbben doğru olup olmadığı hususları ile genel olarak dosya kapsamında bulunan davacı iddiaları ve davacılardan ...'nun %40 oranında engelli hale gelmesine sebep olan omuz takılması ile neticelenen doğuma yönelik olarak hizmetin kurulumu ve işletiminde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının ve varsa kusur oranının ne olduğunun belirlenmesi amacıyla bilirkişi raporu tanzim edilmesinin istenildiği,
Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalında görevli üç öğretim üyesi tarafından düzenlenen 29/06/2018 kayıt tarihli bilirkişi raporunda, "-1980 doğumlu ... adındaki hastanın 6. gebeliği sebebiyle 28.09.2012 tarihinde Diyarbakır Kadım Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvurduğu ve yapılan gebelik ultrasonografisinde 40 hafta 4 günlük cesametle gebeliği olduğu ve bakılan ultrasonografi cihazının tahmini fetal ağırlık ölçümü sonucu vermediği, -Hastanın 06.10.2012 tarihinde saat 13.05'te "7 cm açıklıkla" başvurduğu ve ebeler tarafından doğum masasına alındığı, baş çıktıktan sonra omuz takılması olunca görevli Uzman Doktor … 'e haber verildiği ve Dr. … 'ün hemen müdahale ederek omuz takılmasında yapılması gereken doğum manevralarını gerçekleştirdiği, -Bu manevralar sonucunda 06.10.2012 tarihinde saat 13.13'te APGAR skoru 1/3 olan 5300 gr ağırlığında, 55 cm uzunluğunda bir adet erkek bebek (…) doğurtulduğu, -Bebek … "nun 06.10.2012 tarihinde dek Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesi yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatırıldığı ve ilk muayenesinmde sağ koldu Moro ve yakalama refleksinin olmadığı, 16.10.2012 tarihinde taburcu edildiği, -Üniversal Diyarbakır Hastanesi'nde 10.01.2015 tarihindeki EMG Taporunda sağ brakial pleksusun üst ve orta trunkusunda totale yakın, altrunkusunda ise total, henüz rejenerasyonu başlamamış erken dönem aksonal dejenerasyon (panpleksopati) saptandığı, -...'nun 21.03.2014 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalında opere edildiği, -Durumunda tam bir iyileşme olmadığı için “sağ brakial pleksus paralizisi" tanısı ile Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesi Özürlü Sağlık Kurulu raporunda % 40 oranında özürlü olduğuna dair rapor verildiği anlaşılmaktadır. Görüş; Doğum öncesi yapılan ultrasonografi muayenesinde anne rahmindeki fetüsün ağırlığı kısmen tahmin edilebilmektedir. Bu tahminde de 700 gram civarında yanılma payı olmaktadır. Özellikle doğum eylemi esnasında çocuğun başının doğum kanalına girmesi nedeniyle doğru ölçüm olasılığı da ayrıca azalmaktadır. Hasta ...'nun daha önce 5 kez normal vajinal yolla doğum yapması ve doğum eyleminin ilerlemiş bir aşamasında tam açıklığa yakın açıklıkla başvurması nedeniyle bu hastaya hemen sezaryen kararı vermek ve doğumun son aşamasındaki bir bebeğe ultrasonografi ile ağırlık tayini yapmak tıbben uygun olmayacaktır. Bebeğin ağırlığı kesin olarak ancak doğum sonrası bebeğin tartılması ile mümkün olmaktadır. Ultrasonografi ile ancak tahminde bulunulabilir. Bu hasta doğum eyleminin son safhasında başvurmuş ve ultrasonograli ile uygun bir değerlendirme şansını yitirmiştir. Doğumda omuz takılması öngörülemez ve engellenemez bir komplikasyondur. Omuz takılıması olan doğumların yarısından fazlasında bebeğin doğum ağırlığı 4000 gramın altındadır (Ek: Committee on Practice Bulletins-Obstetrics. Practice Bulletin No 178: Shoulder Dystocia. Obstet Gynecol. 2017:129:e123-e133). Sonuç olarak; 1. Bebeğin ağırlığının kesin olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığından daha önce 5 defa normal vajinal yolla doğum yapmış bir kadında normal doğum denenmesi yanlış değildir ve mutlaka sezaryen planlanması tıbben gerekli değildir. 2. Bebeğin ağırlığı doğum öncesinde net olarak öngörülemediğinden böyle bir doğumun ebe tarafindan yaptırılmasında tıbben bir sakınca yoktur. Ayrıca bebeğin başı çıktıktan sonra omuz takılması komplikasyonuna Uzman Dr. ...tarafından hemen müdahale edilmiş ve doğum 8 dakika içerisinde gerçekleşmiştir. Dosya kapsamında bulunan omuz takılması bir doğum komplikasyonudur. Bu komplikasyonun yönetimi tıp kurallarına uygun olup ebe ve hekimin bir kusuru ve ihmali bulunmadığı kanaatindeyiz. Bu doğum komplikasyonunda davalı idarenin hizmet kurulumu ve işletiminde hizmet kusuru bulunmamaktadır." yönünde görüş bildirildiği,
Bölge İdare Mahkemesince, davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verildiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; aynı Kanun'un 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; 281. maddesinin 1. fıkrasında, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosya incelendiğinde; davacılardan ...'nun gebelik takiplerinin düzenli olarak Diyarbakır Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde gerçekleştirildiği, doğumdan önceki en son kontrol olan 28/09/2012 tarihindeki muayenede yapılan ultrasonografi ile tahmini fetal ağırlığın tespit edilemediği ve normal doğuma bırakılan ...'nun doğum eylemi başlamış bir şekilde 06/10/2012 tarihinde başvurması üzerine görevli ebeler tarafından kısa süre içerisinde doğumunun gerçekleştirildiği, doğumda meydana gelen omuz takılması üzerine müdahalede bulunan ilgili uzmanın manevraları ile doğumun sonlandırıldığı, 5.300 gr. ağırlığında ve 55 cm uzunluğunda dünya gelen davacılardan ...'nun omuz takılmasına bağlı olarak engelli hale geldiği anlaşılmaktadır.
Davacılar tarafından sunulan İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalınca hazırlanmış olan tıbbi görüş yazısında, doğumdan önceki en son kontrol olan 28/09/2012 tarihindeki muayenede yapılan ultrasonografi ile bebeğin iri bebek olduğunun anlaşıldığı ve bu duruma yönelik tedbirlerin alınmasının gerektiği belirtilmiştir.
Öte yandan; Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanmış olan Doğum ve Sezaryen Eylemi Yönetim Rehberinde de tahmini fetal ağırlığı 4.000 gr. ve üzerinde olan bebeklerin iri bebek olduğu, tahmini fetal ağırlığı 5.000 gr. üzerinde olan bebeklerde ise her halükarda sezaryen yöntemiyle doğumun gerçekleştirilmesinin gerektiği belirtilmektedir.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulunca düzenlenmiş olan bilirkişi raporunun Bölge İdare Mahkemesince hükme esas alınamayacak nitelikte bulunması üzerine Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalında görevli üç öğretim üyesinden alınan bilirkişi raporunda ise, doğum öncesi yapılan ultrasonografi muayenesinde anne rahmindeki fetüsün ağırlığının kısmen tahmin edilebildiği, bu tahminde de 700 gram civarında yanılma payının bulunduğu, özellikle doğum eylemi esnasında çocuğun başının doğum kanalına girmesi nedeniyle doğru ölçüm olasılığının da ayrıca azaldığı, ...'nun daha önce 5 kez normal vajinal yolla doğum yapması ve doğum eyleminin ilerlemiş bir aşamasında tam açıklığa yakın açıklıkla başvurması nedeniyle, doğumun son aşamasındaki bir bebeğe ultrasonografi ile ağırlık tayini yapmanın ve hemen sezaryen kararı vermenin tıbben uygun olmayacağı, daha önce 5 defa normal vajinal yolla doğum yapmış bir kadında normal doğumun denenmesinin yanlış olmadığı ve mutlaka sezaryen planlanmasının tıbben gerekmediği, bebeğin ağırlığı doğum öncesinde net olarak öngörülemediğinden doğumun ebe tarafindan yaptırılmasında tıbben bir sakınca bulunmadığı belirtilmiş olmakla birlikte; doğumdan önceki en son kontrol olan 28/09/2012 tarihindeki muayenede yapılan ultrasonografi ile tahmini fetal ağırlık belirlenememiş olsa da, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalınca hazırlanmış olan tıbbi görüş yazısında anılan bu ultrasonografinin raporu incelenmek suretiyle bebeğin iri bebek olduğunun belirtilmiş olduğu ve ...'nun gebelik takiplerinin düzenli olarak doğumun gerçekleştirildiği hastanede yapıldığı göz önüne alındığında, daha önceki bir süreçte doğumun sezaryen yöntemiyle gerçekleştirilmesine yönelik bir planlama yapılmasının, bu şekilde bir planlama yapılması tıbben makul bir yaklaşım değilse bile, en azından hasta dosyasına iri bebek olabileceğine yönelik kayıt düşülmesi suretiyle normal yolla gerçekleştirilen doğumun en başından beri ilgili uzmanların kontrolüne bırakılmasının ve bu duruma yönelik sair tıbbi tedbirlerin alınmasının daha doğru bir yaklaşım olup olmadığı, daha doğru bir yaklaşım olması halinde ise gerekli tedbirlerin alınmamasının meydana gelen zarar üzerindeki etkisinin ne olduğu değerlendirilmemiştir.
Bu haliyle, Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalında görevli üç öğretim üyesince hazırlanan bilirkişi raporunun da, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olması nedeniyle, hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemesince, taraflarca sunulan tıbbi mütalaaların, dosya kapsamında daha önce alınmış olan bilirkişi raporlarının ve Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanmış olan Doğum ve Sezaryen Eylemi Yönetim Rehberinin bir bütün olarak incelendiği ve özellikle yukarıda belirtilen hususlarda değerlendirme içeren bir ek bilirkişi raporu alınmak suretiyle davacıların istinaf başvurusu hakkında karar verilmesi gerekmekte iken; hükme esas alınamayacak nitelikteki bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmiş olmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin ...İdare Mahkemesi kararına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ...Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 07/11/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!