WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/8075 E.  ,  2023/8397 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/8075
Karar No : 2023/8397

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Bakanlığı / ANKARA
VEKİLLERİ : Huk. Müş. Av. ...
Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, 15/06/2009 tarihinde geçirdiği trafik kazası nedeniyle tedavi gördüğü Süleyman Demirel Üniversitesi Hastanesinden taburcu olduktan sonra başlayan ağrı şikayetleriyle başvurduğu Burdur Devlet Hastanesindeki hatalı tıbbi uygulamalar sonucunda sağ ayağının kesildiği iddiasıyla, davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdüğü zararlarına karşılık 5.000,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi tazminatın 11/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ...Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesince; davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Süleyman Demirel Üniversitesi Hastanesinden taburcu olduktan sonra başlayan ağrıları nedeniyle birçok kez Burdur Devlet Hastanesine başvurmasına rağmen, trafik kazası geçirip tedavi gören ve dolaşım bozukluğu riski bulunan bir hastaya uygulanması gereken tetkik ve tedavilerin uygulanmadığı, Adli Tıp Kurumu raporunda Burdur Devlet Hastanesine yapmış olduğu başvuruların değerlendirilmediği, Burdur'da ikamet etmesi nedeniyle Isparta'da bulunan Süleyman Demirel Üniversitesi Hastanesine başvurmadığı, aynı şekilde sağlık hizmeti sunan Burdur Devlet Hastanesine başvurduğu için kendisine kusur atfedilemeyeceği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden;
Davacının, geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle Süleyman Demirel Üniversitesi Hastanesine kaldırıldığı, burada dolaşım bozukluğuna yönelik takibi yapıldıktan sonra bacağındaki kırıklara yönelik cerrahi ve konservatif tedavi uygulanarak taburcu edildiği, taburcu olduktan sonra bacağında ağrı şikayeti başlaması üzerine birçok kez Burdur Devlet Hastanesine başvurduğu, daha sonra ilk tedavinin gerçekleştirildiği Süleyman Demirel Üniversitesi Hastanesine başvurduğunda bacağında dolaşım bozukluğu meydana geldiğinin tespit edildiği ve bacağının ampüte edilmesine karar verildiği, kabul etmeyip taburcu olduktan sonra başvurduğu Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde sağ bacağının diz üstünden ampüte edildiği,
Davacı tarafından, ağrı şikayetiyle birçok kez Burdur Devlet hastanesine başvurmasına rağmen dolaşım bozukluğuna yönelik tetkik ve tedavilerin yapılmamış olması nedeniyle bacağının ampute edildiğinden bahisle, davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdüğü zararlarının tazmini için bakılmakta olan davanın açıldığı,
Uyuşmazlık konusu olaya ilişkin olarak Isparta Cumhuriyet Başsavcılığınca bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ...tarih ve ...karar numaralı raporda, "Müştekinin motosiklet kazası sonrası politravma sebebiyle 16.06.2009 tarihinde yatırıldığı Süleyman Demirel Üniversitesi Hastanesinde ortopedik girişimler yapıldığı, başlangıçta hastanın sağ bacağında dolaşım problemi olduğu düşünülerek Kalp Damar Cerrahisi konsültasyonu istendiği ve Kalp Damar Cerrahisi Yoğun Bakıma yatırılıp 2-3 gün izlendiği, damara yönelik cerrahi girişim düşünülmeyerek tıbbi tedavi ve takip önerildiği, ortopedi servisine nakledilip sol femur kırıkları nedeniyle ameliyat edildiği, sağ tibia plato kırığına konservatif yaklaşıldığı, ortopedi servisinde yattığı dönemde hastada dolaşım problemi saptanmadığı ve 27.07.2009 tarihinde taburcu edildiği, taburculuk sonrası muhtemel kronik olarak gelişen arter intimal lezyonu nedeniyle sağ bacakta dolaşımın bozulduğu, ancak bu dönem içinde hastanın, tedavisini gerçekleştiren hastane ve hekimlere başvurmadığı ve gecikmiş olarak başvurduğu, bu sırada yapılacak tetkik ve tedavilerin olumlu bir sonuç elde edilmesinin güç olduğu, nihayet dizüstü amputasyonla sonuçlanmış olduğu, hastanın tedavisini gerçekleştiren hekimlere atfı kabil kusur ya da ihmal tespit edilmediği" yönünde görüş bildirildiği; uyuşmazlık konusu olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla İdare Mahkemesince bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genel Kurulu tarafından düzenlenen ...tarih ve ...karar numaralı raporda da, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ...tarih ve ...karar numaralı rapordaki değerlendirmelerin birebir aynısına yer verildiği,
İdare Mahkemesince, dosya muhteviyatı ve Adli Tıp Kurumu raporları birlikte değerlendirildiğinde, davacıya yapılan tedavi ve uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğu, bu bağlamda, sağlık hizmetinin kötü veya geç işlemesinin söz konusu olmadığı, davalı idarenin maddi ve manevi tazminatla sorumlu tutulabilmesi için gereken koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği; Bölge İdare Mahkemesince de davacının istinaf başvurusunun reddedildiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; aynı Kanun'un 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; 281. maddesinin 1. fıkrasında, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
Öte yandan, 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu; 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumu'nun, Mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen Adli Tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu; 15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı, sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiştir. 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 4 No'lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2., 3. ve 16. maddelerinde yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlık incelendiğinde; davacı tarafından, Süleyman Demirel Üniversitesi Hastanesinden taburcu olduktan sonra başlayan ağrıları nedeniyle başvurduğu Burdur Devlet Hastanesinde dolaşım bozukluğuna yönelik herhangi bir tetkik ve tedavi uygulanmamış olması nedeniyle bacağının ampüte edildiğinin iddia edildiği görülmekle birlikte, Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca düzenlenmiş olan her iki bilirkişi raporunda da davacının başvurmuş olduğu Burdur Devlet Hastanesindeki tıbbi uygulamalara yönelik herhangi bir değerlendirilme yapılmamıştır.
Bu haliyle, uyuşmazlık konusu olaya ve davacının iddialarına ilişkin olarak herhangi bir değerlendirme içermemesi nedeniyle eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hazırlandığı açık olan bilirkişi raporlarının hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Uyuşmazlık konusu olayda hükme esas alınabilecek nitelikteki bir bilirkişi raporunun ise; davacının Burdur Devlet Hastanesine yapmış olduğu başvurulara yönelik tıbbi kayıtlar ile hasta dosyaları ayrıntılı bir şekilde incelenmek ve özellikle geçirmiş olduğu trafik kazası sonrasında tedavi görmüş olduğu göz önünde bulundurulmak suretiyle, Burdur Devlet Hastanesinde uygulanan muayene, tetkik ve tedavilerin tıbben uygun olup olmadığı, Burdur Devlet Hastanesinde dolaşım bozukluğu tespit edilerek bu duruma yönelik tedavi uygulanmasının gerekip gerekmediği, dolaşım bozukluğu tespit edilerek tedavi uygulanmış olması halinde bacağının ampüte edilmeden kurtarılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı, Burdur Devlet Hastanesinde uygulanan tıbbi işlemler nedeniyle davalı idarenin sağlık hizmetini kusurlu işlettiği tespit edilirse, davacının bacağının ampüte edilmesinin bu hizmet kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususları değerlendirilerek hazırlanması gerekmektedir.
Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemesince, yukarıda belirtilen değerlendirmeleri içeren ve davacının iddialarını karşılayan bir bilirkişi raporu alınmak suretiyle davacının istinaf başvurusu hakkında karar verilmesi gerektiğinden; hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı açık olan bilirkişi raporları uyarınca verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik verilen temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin ...İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ...Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 14/12/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.