Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/7854 E. , 2023/623 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/7854
Karar No : 2023/623
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adına asaleten … adına velayeten …(…)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, …'ın eşi …'ın babası olan …'ın burun tıkanıklığı şikayetiyle başvurduğu Körfez Devlet Hastanesinde 19/07/2012 tarihinde yapılan burun ameliyatı sonrası komaya girmesi ve yaklaşık 7 ay komada kalması sonrası 08/02/2013 tarihinde vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık …(…) için 1.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi; …için 1.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 52.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporların tetkikinden, müteveffa …'a uygulanan tetkik ve tedavileri gerçekleştirilen doktor ve yardımcı sağlık personeline atfedilebilecek bir hizmet kusuru bulunmadığı, anestezi sonrası derlenme(uyanma) odasının bulunmamasının oluşan sonuca katkısının olmadığı anlaşıldığından, Adli Tıp Kurumu raporlarında komplikasyon olarak nitelendirilen ölüme bağlı olarak davacılara tazminat ödenmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, bozma kararında Adli Tıp Genel Kurulundan rapor düzenlenmesi istenildiği halde Adli Tıp Üst Kurulundan rapor alındığı, raporda müteveffanın solunum cihazından erken ayrılıp ayrılmadığı, bunun ölüm olayıyla ilgisinin bulunup bulunmadığının irdelenmediği, soruşturma dosyasındaki tanık beyanlarının dikkate alınmadığı, ameliyat sonrası ayılması beklenmeden hastanın ameliyathaneden çıkartılarak servise getirildiği ve ailesine teslim edilerek yalnız bırakıldığı, saat 12.05’te solunumunun yüksek olduğu, buna rağmen ameliyat sonrası solunumunun takibi için pulse oksimetre takılmadığı, anestezi teknisyeninin ayılana kadar hastanın başında beklemediği, hastanın serviste sağlık çalışanından değil temizlik firması çalışanından teslim alındığı, yatağına alındıktan 10-15 dakika sonra hemşirenin çağrıldığı, hemşirenin kanamanın normal olduğunu belirterek hastanın başından ayrıldığı, hastanın refakatinde sağlık personelinin bulunmadığı, hemşirelerin hasta tam derlenmeden, yatar vaziyette iken hastayı temizlik görevlisine teslim edip öğlen yemeğine gittikleri, hemşire 20 dakika sonra çağrıldığında ise hastalarının arrest olduğu, anestezi teknisyenin çağrıldığı ancak saat 13.00 sularında ilk müdahalenin yapılabildiği, hastane koşullarındaki yetersizliğin raporda görüşülmediği, hemşire gözlem notunda yeterli solunum sağlandığı belirtilmişse de bu kaydın durumu kurtarmaya yönelik olduğu, ameliyat öncesi ve sonrası normal olmayan tetkiklerin irdelenmediği, vantilatör arızasına yönelik değerlendirme yapılmadığı iddialarıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen reddi, kısmen kabulü ile temyize konu kararın maddi tazminata yönelik kısmının onanması, manevi tazminata yönelik kısmının ise bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılar yakını müteveffa …, Körfez Devlet Hastanesinde 19/07/2012 tarihinde saat 10:00 sularında burun tıkanıklığı şikayeti ile septorinoplasti (burun eğriliğinin düzeltilmesi) ameliyatına alınmış, saat 11:30 sularında ameliyat sona ermiş, hasta solunum cihazından ayrılarak derlenme odasına alınmış, yaklaşık 20 dakika derlenme odasında bekletildikten sonra 11:55 sularında servisteki odasına çıkarılmış, saat 12:50 sularında solunumunda durma tespit edilmesi üzerine, ilk müdahalede bulunularak sağlık personeli eşliğinde Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmiş, bu merkezde yoğun bakıma alınmış, sevkten yaklaşık yedi ay sonra 08/02/2013 tarihinde vefat etmiş, davacılar tarafından olay nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararın tazmini talebiyle 12/12/2013 tarihinde davalı idareye başvuruda bulunulmuş, talebin zımnen reddi üzerine de bakılmakta olan dava açılmıştır.
Ceza yargılaması esnasında …Asliye Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararına konu olan Adli Tıp Kurumu raporunda; anestezi öncesi muayene, anestezi tekniğinin seçimi, kullanılan ilaçlar, dozları ve anestezinin tıp kurallarına uygun olduğu, anestezi uzmanı doktor ve anestezi teknisyenlerinin işlemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu cihetle atf-ı kabil kusur bulunmadığı yününde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
İdare Mahkemesince dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilmesi üzerine anılan Kurumun … İhtisas Kurulu tarafından konuya ilişkin hazırlanan …tarih ve …karar numaralı raporda özetle; "...kişinin ölümünün rinoplasti ameliyatı sonrası nedeni bilinemeyen solunum ve dolaşım durmasına bağlı hipoksik iskemik ensefalopati ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu, ameliyat endikasyonunun uygun olduğu cihetle KBB Hastalıkları uzmanı Dr. …ameliyathane hemşiresi …ve servis hemşiresi …'a atf-ı kabil kusur bulunmadığı; hastanın preop anestezi öncesi tetkiklerinin yapıldığı, anestezi uzmanı tarafından hastanın görüldüğünün belirtildiği, kan tetkiklerinin ve kanama pıhtılaşma tetkiklerinin normal olduğu, anestezi öncesi muayene, anestezi tekniğinin seçimi, kullanılan ilaçlar, dozları ve anestezinin tıp kurallarına uygun olduğu, Uz. Dr. …ve anestezi teknisyenleri …ve …'nin işlemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu cihetle atf-ı kabil kusur bulunmadığı..." yönünde bildirilen görüş ve kanaate yer verilmiştir.
Bozma kararı sonrası …'ın ameliyat öncesi yapılan rutin tetkikleri ve muayenesinde herhangi bir eksiklik bulunup bulunmadığı, hastanın ameliyat sonrası solunum cihazından ilgili sağlık personelince erken ayrılıp ayrılmadığı, bu olayın ölüm olayıyla bir illiyet bağının bulunup bulunmadığı hususlarının Adlî Tıp Genel Kurulu aracılığıyla tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilmesi sonrası anılan Kurumun … Üst Kurulu tarafından konuya ilişkin hazırlanan …tarih ve …karar numaralı raporda özetle; "...ameliyat endikasyonunun uygun olduğu cihetle KBB Hastalıkları uzmanı Dr. …ameliyathane hemşiresi …ve servis hemşiresi ….'a atf-ı kabil kusur bulunmadığı; hastanın preop anestezi öncesi tetkiklerinin yapıldığı, anestezi uzmanı tarafından hastanın görüldüğünün belirtildiği, kan tetkiklerinin ve kanama pıhtılaşma tetkiklerinin normal olduğu, anestezi öncesi muayene, anestezi tekniğinin seçimi, kullanılan ilaçlar, dozları ve anestezinin tıp kurallarına uygun olduğu, Uz. Dr. … ve anestezi teknisyenleri …ve …'nin işlemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu cihetle atf-ı kabil kusur bulunmadığı, adli dosyada kayıtlı bilgiler ile tıbbi belgeler birlikte değerlendirildiğinde sorulduğu üzere ameliyat öncesi yapılan rutin tetkikleri ve muayenesinde herhangi bir eksiklik bulunduğunun ve hastanın ameliyat sonrası solunum cihazından ilgili sağlık personelince erken ayrıldığının tıbbi delillerinin bulunmadığı, anestezi sonrası derlenme(uyanma) odasının bulunmamasının oluşan sonuca katkısının olmadığı, ölüm olayında Körfez Devlet Hastanesi İdaresi’ne atf-ı kabil kusur bulunmadığı" şeklinde görüş bildirilmiştir.
Anılan raporlar hükme esas alınarak, İdare Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; kamu hizmetinin işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. İdare mahkemelerince, idarenin sorumluluğuna gidilirken de; hizmet kusurunun varlığı açıkça ortaya konulduktan sonra, uğranılan maddi ve manevi zararın miktarının belirlenmesi gerekmektedir.
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyiz İstemine Konu Mahkeme Kararının Maddi Tazminat İsteminin Reddine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bu kısmı usul ve hukuka uygun olup, davacıların dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyiz İstemine Konu Mahkeme Kararının Manevi Tazminat İsteminin Reddine Yönelik Kısmının İncelenmesi;
Olayda, hasta yakınları davacılar tarafından istenilmeyen sonucun hastanın derlenme odasında tam olarak kendine gelmeden servise çıkarılmasından kaynaklandığı konusunda şüphe duyulduğu, ancak dosyada sağlık personelinin hastanın tam olarak kendine gelip servise çıkarıldığı yönünde kanaat oluşturmaya yeterli olmayan beyanları dışında bu hususa dair bir bilgi ve belge bulunmadığı, bunun neticesinde hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda da davacıların bu iddialarının aydınlatılmadığı görülmektedir.
Davacıların yakınının vefatının bu husustan kaynaklandığı ileri sürülemese ve bu durum genel bir uygulama olsa dahi, bu husus açık bir şekilde ortaya konulamadığından davacılarda sağlık hizmetinin bu yönüyle gereği gibi işlemediği yönünde şüphe oluştuğu ve nihayetinde acı ve elem duydukları da dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacılarda, hastanın derlenme odasında tam olarak kendine gelmeden servise çıkarıldığı konusunda şüphe oluşması nedeniyle, her ne kadar ölüm olayının bu sebeple gerçekleştiği sabit olmadığından davacılara destekten yoksun kalma tazminatı ödemesine imkan bulunmamakta ise de, bu şüphenin giderilememiş olması nedeniyle davacıların duyduğu acı ve elemlere karşılık olmak üzere manevi tazminat ödenmesi gerektiği kanaatine varılmış olup, istemleriyle sınırlı olarak eş …(…) için 25.000,00 TL ve çocuk …için 25.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi gerekirken, manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin kısmen REDDİNE, kısmen KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin temyize konu …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmının ONANMASINA, manevi tazminat isteminin reddine yönelik kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/02/2023 tarihinde maddi tazminat isteminin reddi yönünden oy birliğiyle, manevi tazminat isteminin reddi yönünden oy çokluğuyla karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Temyizen incelenen karar hukuk ve usule uygun olup, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen bozma nedenleri bulunmadığından, davacıların temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının da onanması gerektiği oyuyla Daire kararına bu kısım yönünden katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!