Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/7508 E. , 2023/6902 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/7508
Karar No : 2023/6902
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ...
2- ... Bakanlığı
VEKİLİ : ...
DAVANIN_KONUSU : Türk vatandaşı iken, (Mülga) 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca 24/01/1992 tarih ve 92/2663 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verilen davacı tarafından, aynı Kanun'un 8. maddesi uyarınca yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 20/10/1995 tarih ve 95/7467 sayılı Bakanlar Kurulu kararının kendisine ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, uzun yıllardır Avusturya'da yaşadığı, Avusturya vatandaşı olabilmesi amacıyla müracaatı üzerine tarafına 24/01/1992 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile çıkma izni verildiği, Türk vatandaşlığından çıkarak yasal sürecin tamamlanmasından sonra Avusturya vatandaşı olduğu, yaşamına Avusturya'da devam ettiği, Türk vatandaşlığından çıkmasından sonra yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin hiçbir başvurusu ve talebi olmamasına rağmen yeniden Türk vatandaşlığına alındığı, çifte vatandaşlık durumunun Avusturya resmi kurumlarınca tespit edilmesi üzerine tarafına 12/11/2018 tarihli yazı ile Avusturya vatandaşlığını kaybettiğinin bildirildiği, bunun üzerine Avusturya yargısı nezdinde kararın iptali için dava açtığı belirtilerek dava konusu Bakanlar Kurulu kararında hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir.
DAVALI İDARELERİN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verilen davacının 09/02/1995 tarihinde çıkma izin belgesini teslim alarak Türk vatandaşlığını kaybettiği, ancak Viyana Büyükelçiliğinin 09/02/1995 tarihli yazısı ile gönderilen, davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına yönelik başvurusu üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığını yeniden kazandığı, davaya konu Bakanlar Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ve davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu kararın iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, davacı ... vekili Av. ... tarafından, 24/01/1992 tarih ve 2663 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verilen davacının, yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 20/10/1995 tarih ve 7467 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, dava dilekçesi ekinde yer alan Nüfus Kayıt Örneğindeki bilgilere göre Tunceli ili, Nazımiye ilçesi Dereova nüfusuna kayıtlı Türk vatandaşı iken mülga 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca 24/01/1992 tarih ve 2663 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verilen davacının akabinde Avusturya vatandaşlığına geçtiği, daha sonra 20/10/1995 tarih ve 7467 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığına geri döndüğü ve aynı zamanda Avusturya vatandaşlığının devam ettiği, çifte vatandaşlığı devam ederken 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 25. Maddesi uyarınca İçişleri Bakanlığının 15/02/2018 tarih ve 2018/7 sayılı kararı ile Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verildiği ve Avusturya vatandaşlığına geçtiğinden dolayı Türk vatandaşlığından çıkma belgesini teslim aldığı 16/03/2018 tarihinden itibaren Türk vatandaşlığını kaybettiği anlaşılmaktadır.
Davacının Türk vatandaşlığından ilk çıkma kararından sonra tekrar vatandaşlığa alınma talebinin olmadığı, kendi adına yapılan başvurulardaki imza ve yazıların kendisine ait olmadığı halde hakkında yeniden vatandaşlığa alınma işleminin tesis edildiği, bu durumun Avusturya vatandaşlığının da sona erdirilmesine sebep olduğu, Avusturya Cumhuriyetinin vatandaşlıktan çıkarmaya ilişkin işleminin iptali için Avusturya yargısı nezdinde dava açılacağı, öncesinde yeniden Türk vatandaşlığına alınma işleminin kendi rızası ve bilgisi dışında yapıldığı iddiasıyla bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı idarece dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden davacının yeniden Türk Vatandaşlığını kazanması yolunda bir başvurusunun bulunmadığı ve buna rızasının bulunmadığı görüldüğünden dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı tarafından, (Mülga) 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun izin almak suretiyle Türk vatandaşlığından çıkma hususunun düzenlendiği 20. maddesi uyarınca yapılan başvuru sonucu, Bakanlar Kurulu'nun 24/01/1992 tarih ve 92/2663 sayılı kararı ile davacıya Türk vatandaşlığından çıkma izni verilmiş ve davacı çıkma izin belgesini 09/02/1995 tarihinde teslim alarak Türk vatandaşlığından çıkmıştır.
Viyana Büyükelçiliğinin 09/02/1995 tarihli yazısı ile davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınması yönünde talebinin olduğunun bildirilmesi üzerine (Mülga) 403 sayılı Kanun'un yeniden vatandaşlığa alınma hususunun düzenlendiği 8. maddesi kapsamında Bakanlar Kurulu'nun 20/10/1995 tarih ve 95/7467 sayılı kararı ile davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına karar verilmiş, çifte vatandaşlık durumunun Avusturya resmi kurumlarınca tespit edilmesi üzerine davacıya 12/11/2018 tarihli yazı ile Avusturya vatandaşlığını kaybettiği bildirilmiş, bunun üzerine davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının davacıya ilişkin kısmının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu; 2. fıkrasında, bu sürelerin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, dava konusu karar tarihinde yürürlükte bulunan ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 47. maddesi ile 12/06/2009 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılan (Mülga) 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Resmi Gazete ile Yayın" başlıklı 45. maddesinde, "Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığına alınanlardan gerekli görülenler ile Türk vatandaşlığını kaybedenlerin tam hüviyetleri Resmi Gazetede yayımlanır.
Bunlardan adresi bilinmeyenler hakkında ilanen tebliğ, bu yayım tarihinden itibaren bir yıl sonra yapılmış sayılır. " hükmü yer almaktadır.
Davacı, yeniden Türk vatandaşlığına alındığından bahisle Avusturya vatandaşlığını kaybettiğinin bildirilmesine yönelik Steiermark Devleti Vatandaşlık Şubesinin 12/11/2018 tarihli yazısı üzerine 11/12/2018 tarihinde bakılmakta olan davayı açmıştır.
İdari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı kuralı, idari işlemlerin idare tarafından ilgililere açık ve anlaşılır bir biçimde duyurulması ve ilgililerin bu işlemlere karşı idari yollara veya dava yoluna başvurmalarına olanak sağlanması amacını taşımaktadır. Bununla birlikte, yazılı bildirimin yapılmadığı, dolayısıyla idari işlemin niteliğinin ve hukuki sonuçlarının davacı tarafından daha sonra öğrenildiği davalarda, kural olarak, bilgi edinmenin (ıttılanın) yazılı bildirimin sonuçlarını doğuracağı ve dava açma süresine başlangıç alınacağı Danıştay içtihatlarıyla kabul edilmiştir. Ancak bu istisnai durumun kabulü, daha açık bir ifadeyle bilgi edinmenin dava açma süresinin başlangıcına esas alınması, idari işlemin niteliği ve doğurduğu hukuki sonuç itibarıyla davacılar tarafından daha sonra öğrenildiğinin ve öğrenme tarihinin açık bir şekilde ortaya konulması koşuluna bağlı olup; bu koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği açılan idari davada ancak idari yargı merciince karara bağlanabilir. Bir başka deyişle, her tür bilgi edinmenin (ıttılanın) idari dava açma süresine başlangıç alınacağı şeklindeki genel bir kabul, Anayasa'nın 125. maddesi ve 2577 sayılı Kanunla bağdaşmayacaktır.
Vatandaşlığın Devlet ile kişi arasında kurulan karşılıklı hak ve borçlar doğuran özel bir hukuki ilişki olması nedeniyle bu hukuki ilişkiye etki eden kararların yazılı olarak bildirilmesi, Anayasa'da güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün gereğidir.
Bu çerçevede, dosyada yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde, İçişleri Bakanlığınca 29/11/1995 tarihli yazı ile davacının yeniden Türk vatandaşlığına alındığının davacıya duyurulmasının Viyana Büyükelçiliğinden istenildiği, ancak bu yazı üzerine davaya konu Karar'ın davacıya tebliğ edilip edilmediğine yönelik herhangi bir belge sunulmadığı, ayrıca davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin kararın Resmi Gazete'de yayımlandığına ilişkin olarak da herhangi bir bilgi ve belgenin dosya içerisinde bulunmadığı görülmektedir.
Bununla birlikte dosya kapsamında yer alan davacıya ilişkin nüfus kayıt örneği incelendiğinde, davacının 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca İçişleri Bakanlığı'nın 15/02/2018 tarihli kararı ile Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verildiği ve 16/03/2018 tarihinde çıkma izin belgesini teslim alarak Türk vatandaşlığını kaybettiği, Avusturya Cumhuriyeti vatandaşlığına geçtiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacının en geç 15/02/2018 tarihi itibarıyla yeniden Türk vatandaşlığına alındığından haberdar olduğu iddia edilebilirse de dava dilekçesinde yer alan davacının Viyana Büyükelçiliği nezdindeki vatandaşlık dosyasını inceleyemediği ve hakkında yapılan bir işlem olup olmadığını göremediği beyanı ile birlikte dava konusu Bakanlar Kurulu kararının davacıya tebliğ edildiğine ilişkin bir bilgi ve belge de bulunmadığı, yazılı bildirimin yapılmadığı durumlarda idari işlemin niteliğinin ve doğurduğu hukuki sonuçların daha sonra öğrenildiği tarihin dava açma süresine başlangıç teşkil edeceği hususları dikkate alındığında, 15/02/2018 tarihi itibarıyla dava konusu kararın tam ve kesin olarak bilinemeyebileceği gibi doğuracağı hukuki sonuçların da henüz ortaya çıkmadığı anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle, davacının yeniden Türk vatandaşlığına alındığına dair davaya konu Karar'ın ve doğuracağı sonuçların bu tarih itibarıyla değil, dava konusu Karar nedeniyle davacının Avusturya vatandaşlığını kaybettiğinin bildirilmesine ilişkin 12/11/2018 tarihli yazı ile net bir şekilde öğrenildiği kanaatine ulaşılmaktadır.
Bu haliyle, davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin dava konusu 20/10/1995 tarih ve 95/7467 sayılı Bakanlar Kurulu kararının, niteliği ve doğurduğu hukuki sonuçların davacı tarafından net bir şekilde 12/11/2018 tarihinde öğrenildiğinin kabulüyle bu tarihten itibaren Kanunda öngörülen süre içerisinde açılan davada süre aşımının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
Dava konusu Karar tarihinde yürürlükte bulunan ve 5901 sayılı Kanun'un 47. maddesi ile 12/06/2009 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılan (Mülga) 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Genel olarak vatandaşlığa alınma " başlıklı 6. maddesinde,
"Aşağıdaki şartları taşıyan yabancılar Bakanlar Kurulu kararı İle Türk vatandaşlığına alınabilirler.
Vatandaşlığa alınmasını istiyen kişi,
a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk Kanununa göre reşit olmalıdır.
b) Müracaat tarihinden geriye doğru Türkiye'de 5 yıl ikamet etmiş olmalıdır.
c) Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışı ile teyit etmiş olmalıdır.
ç) İyi ahlâk sahibi olmalıdır.
d) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden hastalığı bulunmamalıdır.
e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmelidir.
f) Türkiye'de kendisinin ve geçimi ile yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlıyacak gelire veya mesleke sahip olmalıdır."; dava konusu karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle "Yeniden vatandaşlığa alınma" başlıklı 8. maddesinde, "Bu kanuna göre Türk vatandaşlığını kaybetmiş olanları, Bakanlar Kurulu ikamet şartı aranmaksızın yeniden vatandaşlığa alabilir. 35 inci madde hükmü saklıdır." hükmü yer almaktadır.
06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11/2/1964 tarihli ve 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 01/07/1964 tarih ve 11742 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan (Mülga) 11/2/1964 tarih ve 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin davaya konu Karar tarihindeki haliyle "Karar ve tescil" başlıklı 17. maddesinde, "İçişleri Bakanlığına gelen, vatandaşlığa alınma isteklerine ait dosyalar üzerinde, Nüfus İşleri Genel Müdürlüğü Vatandaşlık Şubesince teknik incelemeler yapılır ve eksikler tamamlatıldıktan sonra Hükümetçe ve İçişleri Bakanlığınca vatandaşlığa alınma bakımından, verilmiş prensip kararları ışığı altında her türlü soruşturmayı yapmak ve yabancının Türk vatandaşlığına alınmasında sakınca bulunup bulunmadığını tesbit etmek ve düşüncesini belirtmek üzere dosya Emniyet Genel Müdürlüğüne verilir.
Gelecek karşılık üzerine İçişleri Bakanlığı ilgili yabancının Türk vatandaşlığına alınması veya isteğinin reddi teklifini Bakanlar Kurulu kararına bağlamak üzere usulü dairesinde Başbakanlığa sunar. Bakanlar Kurulundan alınacak karar ilgiliye ve müracaat makamlarına tebliğ olunur. Vatandaşlığa alınanların nüfus kütüklerinde açılacak yeni hanelere kayıtları yapılıp nüfus hüviyet cüzdanları kendilerine verilir ve pasaportları alınır." kuralına yer verilmiştir.
Dava Konusu Kararın İncelenmesi:
Vatandaşlık; genel olarak Devlet ile kişi arasında kurulan hukuki bir ilişki olarak tanımlanmaktadır. Bu ilişkiye taraf olan Devlet ile kişi arasında karşılıklı hak ve borçlar doğuran bir hukuki bağ kurulmaktadır. Vatandaşlığın; kişinin hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesindeki bu önemi nedeniyle her kişinin bir vatandaşlığa sahip olması ve bu vatandaşlıktan keyfi olarak yoksun bırakılmaması hakkı, insan hak ve özgürlükleri arasında kabul edilmiştir. Bu nedenle Anayasa ve (Mülga) Türk Vatandaşlığı Kanunu'nda, vatandaşlığın kazanılması, vatandaşlıktan çıkma veya çıkarılma belirli koşullara bağlanmış, bu hususlara ilişkin hukuki tasarruflara karşı yargı yoluna başvurabilme olanağı tanınmıştır. Bu itibarla Devletin, sözü edilen tasarruflarda bulunurken ilgili kişinin vatansızlık da dahil herhangi bir mağduriyete uğramaması için gerekli dikkat ve özeni göstermesi ve gerekirse kişiyi konuyla ilgili olarak bilgilendirmesi gerekmektedir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile dava dilekçesindeki beyanlara göre; davacının Avusturya vatandaşlığını kazanmak için zorunlu olarak Türk vatandaşlığından çıkma izni isteminde bulunduğu hususunda bir duraksama bulunmamaktadır. Ancak davacının, 24/01/1992 tarih ve 92/2663 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığından çıkma izni verilmesi üzerine, gerek yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 20/10/1995 tarihli Bakanlar Kurulu kararına kadar geçen süreçte gerekse daha sonraki bir dönemde yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına yönelik herhangi bir başvurusu bulunmamaktadır.
Her ne kadar idarelerce, davacının bu yönde bir talebinin olduğu iddia edilmiş ve Viyana Büyükelçiliğinin dosyaya sunulan ... tarih ve ... sayılı yazısıyla davacının Türk vatandaşlığına yeniden kabul edilme isteğinin olduğu İçişleri Bakanlığına bildirilmişse de, davalı idarelerce bu yönde bir başvurunun sunulmadığı ve dosya kapsamında yer almadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri göz önüne alındığında, bir kimsenin Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığına alınabilmesi için Türk vatandaşlığına alınma yönünde bir başvurusu-istemi olması gerektiği açıkça anlaşılmaktadır.
Bu haliyle uyuşmazlıkta, davacıya 24/01/1992 tarih ve 92/2663 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığından çıkma izni verilmesi üzerine, Türk vatandaşlığını yeniden kazanabilmek amacıyla davacı tarafından yapılmış herhangi bir müracaat veya talep olmaksızın (Mülga) 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına dair kararın alındığı ve davacının dava konusu Karar'ın alınmasına yönelik iradesinin herhangi bir dönemde mevcut olmadığı dikkate alındığında, davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin davaya konu Bakanlar Kurulu Kararında, belirtilen hususlar nedeniyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 20/10/1995 tarih ve 95/7467 sayılı Bakanlar Kurulu kararının davacıya ilişkin kısmının İPTALİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 15/11/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!