WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/7337 E.  ,  2023/8546 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/7337
Karar No : 2023/8546

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adına asaleten … adına vesayeten

VEKİLLERİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
2- … Üniversitesi Rektörlüğü/ …
VEKİLİ : Av. Dr. …
3- … Üniversitesi Rektörlüğü / …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin .. tarih ve E:.., K:… sayılı kararının, davacılar tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 31/01/2007 tarihinden itibaren başvurdukları davalı idarelere ait hastanelerde İdil Sayrak'a gerekli tetkiklerin eksik yapılması neticesinde yanlış teşhis konulduğu ve bundan dolayı yanlış tedavi uygulandığı, bu nedenle doğru tanı konulana kadarki süreçte yıprandıklarından bahisle, uğranıldığı iddia edilen manevi zarara karşılık babası Hakan Sayrak ve İdil Sayrak için ayrı ayrı 290.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren kamu alacaklarına işletilecek en yüksek faizle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesinin .. tarih ve E:.., K:… sayılı kararıyla; başvurulan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen Adli Tıp Kurumu raporunda; davacıya konulan teşhis ve uygulanan tedavilerde kusur bulunmadığının belirtildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu …. İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, uyuşmazlıkta sağlık hizmetinin işletilmesinde davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğu iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN_SAVUNMALARI : Davalı İstanbul Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi tarafından, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı Sağlık Bakanlığı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :
Davacı İdil Sayrak, artan iç sıkıntısı, hayattan zevk alamama ve mutsuzluk şikayetiyle 31/01/2007 tarihinde Marmara Üniversitesi Çocuk Psikiyatrisi Ana Bilim Dalı Polikliniği'ne başvurmuş, burada yapılan muayene sonucunda davacıya "Obsesif Kompulsif Bozukluk-Major Depresyon" tanısı konulmuş ve "Prozac" ve "Rispedral" adlı ilaçlar reçete edilmiştir. Gerçekleştirilen ruhsal durum muayenesinde, kendisinde intihar düşüncesi bulunduğunun görülmesi üzerine yataklı serviste tedavisinin uygun olacağı düşüncesiyle, 16/02/2017 tarihinde, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne sevk edilmiştir. 19/03/2007 tarihinde davacı ...Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne başvurmuş, kendisine "Prozac" ve "Diazem" ilaçları reçete edilmiştir.
Daha sonra, ...şikayetlerinin devam etmesi üzerine 13/05/2008 tarihinde başvurduğu İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Psikiyatri Servisi'ne yatırılmış, akut stres bozukluğu, "obsesif kompulsif bozukluk", "psikotik bozukluk" tanılarıyla burada bir müddet yatarak tedavi görmüş ve taburcu edilmiştir.
13/01/2009 tarihinde davacı bu kez yüksekten düşme şikayetiyle, Göztepe Eğitim Araştırma Hastanesine başvurmuş, boynunda meydana gelen kırıklar dolayısıyla da adı geçen hastanede tedavi görmüştür. Davacılar bu olayın, ...'ın kullandığı ilaçlar sebebiyle intihara kalkışmasından kaynaklandığını belirtmektedir.
Davacılar, anlatılan süreçte (iç sıkıntısı, hayattan zevk alamama ve mutsuzluk şikayetiyle gidilen ve davalı idarelere ait) başvurulan hastanelerde ...'a tanı konulmasında ve uygulanan tedavilerde eksiklik bulunduğu düşüncesindedir. Bu düşüncelerini de, 2009 yılının Mart ayında başvurdukları Doç. Dr. ... tarafından gerçekleştirilen tetkikler (EEG vs.) sonucunda …'e psikiyatrik ilaçlar değil de, epilektik ilaçların verilmesiyle ...'in düzelmeye başlamasına dayandırmaktadır. Ve davacılara göre, eğer zamanında nörolojik tetkikler yapılmış olsaydı tanı ve tedavi daha kolay olacak, ... söz konusu süreçte yıpranmamış olacaktı.
Davacılar yukarıda anlatılan iddialarını dayanak göstererek 16/12/2011 tarihinde ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları manevi tazminat davasında verilen görevsizlik kararı üzerine 10/12/2014 tarihinde bakılan davayı açmıştır.
Yine, davacıların iddiasına göre davanın açıldığı tarihte ... iyi durumdadır ve Üniversite eğitimine devam etmektedir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup; bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
İdare ve Bölge İdare Mahkemesince hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'nca düzenlenen bilirkişi raporunda; davalı idarelere ait farklı hastanelerde davacı ...'e konulan tanı ve uygulanan tedavilerde kusur bulunmadığı belirtilmiş ise de, raporu düzenleyen Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu heyetinde, uyuşmazlık konusu olayda, davacıların iddiasının; "...'in şikayetlerinin nörolojik olmasına rağmen, psikiyatrik tedavi uygulanması neticesinde daha da arttığı, şikayetlerinin kaynağının araştırılması yönünde gerekli tetkik ve incelemelerin eksik yapıldığı" yönünde olmasına rağmen, bu hususlarda ayrım yapması mümkün, konuya ilişkin uzmanlığı bulunan Nöroloji uzmanının yer almadığı görülmekte olup, bu haliyle mevcut heyetin ve bu heyetçe düzenlenen raporun özel ve teknik bilgi içerdiğini söylemek mümkün bulunmamaktadır.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, belirtilen eksikliğin giderilmesine yönelik olarak alınacak bilirkişi raporu uyarınca davanın esası hakkında karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik, davacıların istinaf istemlerinin reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin .. tarih ve E:.., K:… sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 19/12/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.