WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/12625 E.  ,  2023/5006 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/12625
Karar No : 2023/5006

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR):
1- …
2- …
VEKİLİ: Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI): … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN_KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacılar tarafından; oğulları …’ın İzmir Deniz Piyade Tugay Komutanlığına bağlı 2'nci Amfibi Deniz Piyade Tabur Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini ifa etmekte iken, K-9 nöbet kulesinde davalı idare emrindeki başka bir er tarafından ateşli silah ile şehit edildiğinden bahisle, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek, uğradıkları iddia edilen zararlara karşılık her bir davacı için fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 100,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 400.200,00 TL tazminatın olay tarihi olan 25/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararıyla; davacıların 09/01/2015 tarihinde davalı idareye yapmış oldukları birlik ziyareti esnasında olayın nasıl meydana geldiğinin ayrıntılı şekilde anlatıldığına ilişkin tutanak düzenlendiği, yine aynı tarihte davacıların maaş bağlanması talebiyle Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına başvuruda bulundukları, davacıların imzası bulunan söz konusu başvuruda, oğullarının "askerlik görevini yaparken 25/12/2014 tarihinde silah kazası neticesinde şehit olduğu" ibaresinin bulunduğu anlaşıldığından, davacıların olayın meydana geliş şeklini en geç bu tarihte öğrendiğinin kabulü gerektiği, 25/10/2018 tarihli başvurunun zımnen reddi üzerine açılan iş bu davada süre aşımı bulunduğundan davanın esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararı verildiği, birliği ziyaret sırasında idarece tutulan tutanağın süre hesabında dikkate alınmasının hatalı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İİNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacıların oğlu …, İzmir Deniz Piyade Tugay Komutanlığına bağlı 2'nci Amfibi Deniz Piyade Tabur Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini ifa etmekte iken, 25/12/2014 tarihinde K-9 nöbet kulesinde davalı idare emrindeki başka bir er tarafından ateşli silah ile vurulması sonucu yaşamını yitirmiştir.
Olayın hemen ardından 09/01/2015 tarihinde davacılar, olayın yaşandığı Tugay Komutanlığı Karargahına bir ziyaret gerçekleştirmiş, bu ziyaret ile ilgili olarak düzenlenen tutanakta, olay yeri olan kuleye intikal edilmek ve olaya tanık olan askerlerin ifadesine de başvurulmak suretiyle olayın bütün detaylarıyla davacılara aktarıldığı belirtilmiş, bu kapsamda tanıklığına başvurulan askerlerin ifadelerine yer verilmiştir.
Bilahare olaya ilişkin olarak düzenlenen 02/03/2015 tarihli iddianameyle, şüphelinin dolu şarjörle ve yarım dolduruşta tuttuğu nöbet esnasında, silahın kimseye doğrultulmayacağına ve tetik düşürülmeyeceğine ilişkin emirlere aykırı davranarak, silah kurma kolunu çekip silahı tam dolduruşa getirmesi, hemen iki metre mesafede bulunan davacıların oğlunun ve nöbeti devralmaya gelen arkadaşının uyarılarına rağmen, tetiğe dokunarak davacıların oğlunun yaşamını yitirmesine sebebiyet verdiği, ambulans olay yerine intikal ettiğinde nabzının çok düşük olduğu, ölüm olayının ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı olarak gerçekleştiği, atışın yapıldığı tüfeğin herhangi bir mekanik arızasının bulunmadığı, soruşturma sırasında dinlenen tanık beyanlarına göre şüpheli ile davacıların oğlu arasında herhangi bir husumet bulunmayıp, hatta yakın arkadaş oldukları anlaşıldığından şüphelinin kendine zimmetli piyade tüfeği ile tedbirsizlik ve dikkatsizlik neticesinde ölüme sebebiyet verme suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılmasına karar verilmesi talep ve iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
Davacılar, söz konusu iddianameyle … Asliye Ceza Mahkemesinin E:… sayılı esasına kayden açılan kamu davasının, talimat suretiyle ... Asliye Ceza Mahkemesince (müştekilerin beyanının alınması amacıyla) gerçekleştirilen 27/10/2017 tarihli duruşmasına müşteki sıfatıyla katılmış, bu duruşma sırasında iddianamenin okunması üzerine eylemin idariliğini ve olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğunu öğrendiklerini belirterek bu tarihten itibaren 1 yıllık süre içinde, 25/10/2018 tarihinde idareye başvurmuş, anılan başvurunun zımnen reddi üzerine de 24/01/2019 tarihinde işbu davayı açmışlardır.
Öte yandan, … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davacıların oğluna ateş eden Dz.P.Er İlker Eğe hakkında bilinçli taksirle ölüme neden olma suçundan mahkumiyet kararı verilmiş, söz konusu karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, işbu dava tarihi itibarıyla ceza yargılaması derdest bulunmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ön karar başvurusunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan haliyle "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemelerinin gerekli olduğu, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdari eylem; idarenin işlevi sırasında bir hareketi veya hareketsizliği, bir olayı, bir davranışı veya tutumu, idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem bulunmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir.
İdari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle tam yargı davasının açılabilmesi için; maddi olayın, zarara sebep olan eylemin idariliğinin ve yol açtığı zararın kesin olarak ortaya konulması zorunludur.
Eylemin idariliğinden kasıt, eylemin, bir “idari eylem” olması, bir diğer ifadeyle idareye atfedilebilir olmasıdır. Dolayısıyla zararın, zarar görenin, kamu görevlisinin ya da üçüncü kişinin kişisel kusuru veya bir mücbir sebep sonucu değil, idarenin eyleminden doğduğunun, böylelikle zarar ile idari eylem arasında illiyet bağı bulunduğunun ortaya konulmasıdır. Eylemin idariliği, daha önce eylemin idareye atfedilebilir olmadığı, idari eylem ile zarar arasında illiyet bağının kurulamadığı hallerde, bu bağın kurulabildiği ilk olgunun davacıların ıttılaına girdiği tarih itibarıyla öğrenilmiş sayılacaktır.
Bu bağlamda, idarenin hukuki sorumluluğun koşullarının, olayın meydana geldiği anda ve birlikte ortaya çıkması her zaman mümkün olamamaktadır. Zarara neden olan eylemin idariliği ve doğurduğu zarar, bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra disiplin soruşturması, ceza yargılaması gibi detaylı incelemeler ve yargılamalar veya kesin sağlık kurulu raporları sonucu da ortaya çıkabilmektedir.
Özellikle kamu görevlilerinin idari bir tasarruf yaparken, mevzuatın, üstlendiği görevin ve yürüttüğü hizmetin kural, usul ve gereklerine aykırı olarak, kendisine izafe edilebilecek boyutta ve biçimde, ancak gene de resmi yetki, görev ve olanaklardan yararlanarak, onları kullanarak hareket ettiği, bu nedenle de idaresinden tamamen ayrılmasını önleyen ve engelleyen görev kusurları nedeniyle doğan zararların tazmini istemiyle açılacak tam yargı davalarında eylemin idariliği, bazen ceza davalarıyla personelin şahsi kusuru sonucu mu, yoksa görev kusuru sonucu mu zararın ortaya çıktığının belirlenmesinden sonra saptanabilmektedir. Benzer şekilde, askeri görev sırasında meydana gelen kaybolma, ölüm, yaralanma gibi durumlarda, zarara sebebiyet veren olgunun saldırı, kaza, ihmal, dikkatsizlik ve benzeri nedenlerle gerçekleşip gerçekleşmediği çoğunlukla yapılan adli veya idari soruşturma sonucu net olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, soruşturma sırasında veya sonucunda elde edilen bilgiler, idareye karşı tazminat davası açılıp açılmayacağının ve takip edilecek usulün belirlenmesinde önemli bir yer tutmaktadır. Bir başka ifadeyle, ölüm olayının sebebine dair bilgi ve belgeler, idarenin sorumluluğuna dayalı tazminat davası açılıp açılmayacağına yönelik iradenin ortaya çıkmasında belirleyici bir etkiye sahiptir.
Aktarılan hususlar da dikkate alındığında, dava açma süresini saptarken, bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınılması gerektiğinden, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinin, mahkemeye erişim hakkını ortadan kaldırmayacak, ancak maddeyi de işlevsiz bırakmayacak bir şekilde yorumlanması ve uygulanması zorunludur.
Bir başka ifadeyle, maddi olayın, zararın ve zarara neden olan idari eylemin bütün yönleriyle tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan 2577 sayılı Kanunun 13. maddesinde öngörülen bir ve beş yıllık sürenin hesaplanması, bazı hallerde dava açma hakkının kullanılamaması sonucunu doğuracaktır. Eylemin idariliğinin ve zararın ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının ise hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı kuşkusuzdur.
Uyuşmazlıkta; davacıların, ateş eden erin emirlere aykırı olarak silahın kurma kolunu çekip bırakmak suretiyle tam dolduruşa getirmesi ve bu esnada silahı oğullarına doğrultması sonucu olayın meydana geldiğini, oğullarının olayda herhangi bir kusuru olmadığını, oğulları ile ateş eden er arasında herhangi bir husumet bulunmayıp bilakis yakın arkadaş olduklarını, yanında nöbetçi onbaşı olduğu halde oğullarının nöbet kulesine çelik yelek ve kompozit başlık olmaksızın çıktığını, ambulans olay yerine intikal ettiğinde oğullarının nabzının çok düşük olduğunu, oğullarının ölüm sebebinin ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kanama olduğunu, atışın yapıldığı tüfeğin herhangi bir arızasının bulunmadığını, teknik incelemeleri içeren bilirkişi raporlarını; kısaca maddi olayın bütün detaylarını açık ve net bir şekilde ilk defa iddianamenin okunduğu 27/10/2017 tarihli duruşmada öğrendiği görülmektedir.
Her ne kadar davacıların, olayın yaşandığı Tugay Komutanlığı Karargahına gerçekleştirdikleri 09/01/2015 tarihli ziyarete ilişkin tutanakta, davacılara olayın bütün detaylarıyla aktarıldığı belirtilmiş ve Mahkemece de buna dayanılarak anılan tarih, eylemin idariliğinin öğrenildiği tarih olarak kabul edilmiş ise de, yukarıda aktarılan ve idarenin sorumluluğunu, zarar ile idari faaliyet arasındaki illiyet bağını doğrudan ilgilendiren birçok hususun, henüz iddianamenin dahi düzenlenmemiş olduğu ziyaret tarihinde öğrenilmediği ve öğrenilmesine de imkan olmadığı anlaşıldığından; söz konusu ziyaretin, eylemin idariliğinin öğrenildiği tarih olarak kabulü ile dava açma süresinin başlangıcına esas alınması mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, zarar ile idari faaliyet arasındaki illiyet bağını doğrudan ilgilendiren birçok hususun belli olmadığı ziyaret tarihi olan 09/01/2015 tarihinin esas alınması suretiyle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmesinin, adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil edeceği ve davacılara makul sebeplere dayanmayan aşırı bir külfet yükleyeceği sonucuna varılmakta olup; ceza yargılamasının dava tarihi itibarıyla derdest olduğu da dikkate alındığında, eylemin idariliğinin öğrenildiği 27/10/2017 tarihinden itibaren bir yıl içinde, 25/10/2018 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine 60 günlük sürede açılan işbu davanın esasının incelenmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki Mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 03/10/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.