WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/12516 E.  ,  2023/5239 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/12516
Karar No : 2023/5239

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
3- ...
4- ...
VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Hukuk Müş. Yrd. V. …
2- … Valiliği / ...

İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 08/03/2016 tarihinde Suriye ülkesinin kuzeyindeki DAEŞ terör örgütünün hakimiyetinde bulunan bölgeden fırlatıldığı tespit edilen roket mermisinin Kilis iline düşerek patlaması sonucunda yakınları ...'in vefat etmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık müteveffanın eşi ... için 1.000,00 TL (miktar artırım ile 113.049,25 TL) maddi ve 100.000,00 TL manevi; çocukları olan diğer davacılar için ayrı ayrı 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, terör olayları nedeniyle meydana gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup 5233 sayılı Kanun uyarınca karşılanmayan ilgililerin ileri sürdükleri manevi zarara bağlı tazminat taleplerine ilişkin uyuşmazlıklarda, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve kuralları çerçevesinde 2577 sayılı Kanunun öngördüğü usullere tabi olarak manevi tazminat ödenip ödenmeyeceğine ilişkin yargısal incelemenin yapılması gerektiği, davacıların maddi tazminat istemine ilişkin olarak, davacı ...'in maddi tazminat isteğinin, vefat eden eş ...'in desteğinden yoksun kalınması nedeniyle uğranılan zararın karşılığı şeklinde tanımlandığı, hesaba yönelik bilirkişi raporunda davacılardan eş ...'in maddi zararının, davalı idareden sulhname ile önceden alınan 15.000,00 TL'nin düşülmesiyle 113.049,25 TL (destekten yoksun kalma tazminatı olarak) olduğu hususuna yer verildiği, raporun hükme esas alınabilecek nitelikte görüldüğü, davacılardan eş ... için 113.049,25 TL maddi tazminat isteminin kabulü gerektiği, davacıların manevi tazminat istemine ilişkin olarak, davacıların manevi değerlerinde meydana gelen eksilme ile duyulan acı, üzüntü ve sarsıntı karşılığı olarak takdiren davacıların talep etmiş olduğu toplam 400.000,00 TL'nin tamamının kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davacıların 113,049,25 TL maddi tazminat isteminin ve 400.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüne, tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idareler tarafından davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, istinaf başvurusuna konu kararın maddi tazminata ilişkin kısmının hukuka ve usule uygun olduğu, ancak davanın kabul edilmesi halinde artırılan tazminat miktarı yönünden faize, idarenin temerrüde düştüğü tarih olan miktar artırımına ilişkin dilekçenin idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren hükmedilmesi Danıştay'ın müstekar hale gelen içtihadı olduğu, istinafa konu kararın maddi tazminata ilişkin kısmının, hükmedilen 113.049,25 TL maddi tazminatın, 1.000,00 TL'si için idare başvuru tarihi olan 27/07/2016 tarihinden, miktar artırım dilekçesi ile arttırılan 112.049,25 TL'si için miktar artırım dilekçesinin davalı idarelere tebliğ edildiği 10/05/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesi şeklinde düzeltilmek suretiyle davalı idarelerin bu kısma yönelik istinaf başvurularının reddi gerektiği, kararın manevi tazminata ilişkin kısmı incelendiğinde, davacılardan ...'in eşi, diğer davacıların annesi olan ...'in toplumun bütününe yönelik gerçekleştirilen terör eylemi sonucu vefat etmesi sonucu yaşadıkları elem ve ızdırap nedeniyle maruz kaldıkları özel ve olağanüstü nitelikteki manevi zararlarının sosyal risk ilkesi gereğince karşılanması gerektiği, bu yönüyle istinafa konu İdare Mahkemesi kararının gerekçesi yerinde görülmüş ise de, zarara yol açan olayın oluş şekli, davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunmaması (tazminat sorumluluğunun nedeninin sosyal risk ilkesi olması), davacıların iktisadi ve toplumsal durumları ile ölen kişilere olan yakınlıkları birlikte değerlendirildiğinde, İdare Mahkemesince hükmedilen manevi tazminatın sebepsiz zenginleşmeye yol açacak şekilde yüksek belirlendiği buna göre, manevi tazminatın amaç ve niteliği ile belirtilen ölçütler dikkate alındığında, ...'in vefatı nedeniyle duyulan acı, üzüntü ve manevi sarsıntının kısmen de olsa karşılanması amacıyla eşi için 50.000,00 TL, çocuklarının her biri için ayrı ayrı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacılara ödenmesi gerektiği, fazlaya ilişkin tazminat talebinin ise reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davalı idarelerin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İdare Mahkmesi kararının manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasına, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 27/07/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacılara ödenmesine, davacıların fazlaya ilişkin manevi tazminat talepleri ile davalı idarelerin kabul edilen manevi tazminata yönelik istinaf başvurularının reddine, davalı idarelerin maddi tazminata ilişkin istinaf başvurularının, açıklanan şekilde düzeltilmek suretiyle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, Bölge İdare Mahkemesince manevi tazminat miktarının düşürülmesinin hakkaniyete aykırı olduğu, gelir durumları belirlenmeden İdare Mahkemesince hükmedilen manevi tazminatın sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı kanaatine nasıl varıldığının açıklanmadığı iddialarıyla, davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, manevi tazminata hükmedilmesinin koşullarının olayda gerçekleşmediği, kusurlarının bulunmadığı, idarelerinin harçtan muaf olduğu iddialarıyla, davalı Kilis Valiliği tarafından ise, manevi tazminata hükmedilmesinin koşullarının olayda gerçekleşmediği, kusurlarının bulunmadığı iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacıların temyiz isteminin reddi, davalıların temyiz isteminin kısmen kabulü kısmen reddi ile temyize konu kararın davacıların manevi tazminat istemine yönelik kısmının onanması, davacı ...'in maddi tazminat istemine yönelik kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden, 08/03/2016 tarihinde Suriye ülkesinin kuzeyindeki DAEŞ terör örgütünün hakimiyetinde bulunan bölgeden fırlatıldığı tespit edilen roket mermisinin Kilis iline düşerek patlaması sonucunda davacıların yakını ...'in vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Müteveffanın eşi davacı ... tarafından olay nedeniyle meydana gelen zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması istemiyle davalı Kilis Valiliğine yapılan 14/03/2016 tarihli başvuru üzerine, Kilis Valiliği 3 No'lu Zarar Tespit Komisyonunun … tarih ve … sayılı kararı ile müteveffanın mirasçılarına 31.086,00 TL'nin ödenmesine karar verilmiş, anılan tutarın 15.000,00 TL'lik kısmı Kilis İl Özel İdaresinin … tarih ve … numaralı muhasebe işlem fişi ile avans olarak davacılardan ...'e ödenmiş, kalan kısmın kabul edilmemesi sonucu 30/05/2016 tarihinde ... ile uyuşmazlık tutanağı imzalanmış ve bunun üzerine maddi ve manevi zararlarının genel hükümler çerçevesinde karşılanması gerektiğinden bahisle davalılardan İçişleri Bakanlığına yapılan 27/07/2016 tarihli başvurunun reddi üzerine, müteveffanın eşi ... için 1.000,00 TL (miktar artırım ile 113.049,25 TL) maddi ve 100.000,00 TL manevi; çocukları olan diğer davacılar için ayrı ayrı 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un, 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 8. maddesinin 1. fıkrasında, ''7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.''; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Cumhurbaşkanı, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.''; 12. maddesinde, "Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.'' hükümleri bulunmaktadır.
Anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler" başlıklı 21. maddesinde de, "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır." kuralı bulunmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize Konu Kararın Davacıların Manevi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bu kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize Konu Kararın Davacı ...'in Maddi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Davaya konu olayın nasıl gerçekleştiğine yönelik yapılan yazışmalar sonucu … Zırhlı Tugay Komutanlığı tarafından roket saldırısının Suriye ülkesinin kuzeyindeki DAEŞ terör örgütünün hakimiyetinde bulunan farklı bölgelerden yapıldığının radar sistemi ile tespit edildiği belirtildiğinden, olayın kamu düzenini bozmayı amaçlayan bir terör eylemi olduğunda duraksama bulunmamaktadır.
Bu durumda, davacılar yakınının, terör örgütünce gerçekleştirilen saldırı sonucu vefat ettiğinden bahisle oluşan zararın genel hükümlere göre tazmininin istenilmesi karşısında, olayda öncelikle idarenin hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.
Nitekim, Dairemizin yerleşik içtihadı da; terör eylemi sonucu bir zarar ortaya çıkması durumunda, öncelikle söz konusu olayın meydana gelmesinde idareye atf-ı kabil bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk halinin bulunup bulunmadığının ortaya konulması, idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk halinin olayda bulunmaması durumunda 5233 sayılı Kanun kapsamında gerekli inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiği yönündedir.
Bu nedenle idarenin olay öncesi genel güvenlik hizmetlerine ilişkin kusurlu / kusursuz sorumluluğunun tespiti için olay öncesinde olaya ilişkin ihbar veya istihbari bilgi ve belge olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Olay öncesinde ve olaya özgü istihbari bilgi- belge var ise idarenin bu konuda özel bir önlem almaması neticesinde oluşan zarardan hizmet kusuru ilkesi uyarınca sorumlu tutulacağı açıktır.
Dava dosyası ile yakın tarihlere gerçekleşen benzer saldırılar nedeniyle açılan diğer dava dosyalarda bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden olaya özgü olarak davalı idarelere ulaşan herhangi ihbar ve istihbari bilginin bulunmadığı ve olaya neden olan roketin sınır dışından atıldığının tespit edildiği hususları göze alındığında idarelerinin hizmet kusuru sorumluluğundan söz edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Ayrıca idari eylem ile davacının uğradığı zarar arasında illiyet bağı bulunmaması; bir başka ifadeyle zararın, idareye tümüyle yabancı üçüncü kişiler olan terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilmesi karşısında; davalı idarenin kusursuz sorumluluğundan da söz edilemeyeceği görülmektedir.
Her ne kadar davacı ... tarafından dava konusu olay nedeniyle uğradığı maddi zararların genel tazminat hukuku ilkeleri kapsamında sosyal risk ilkesine dayanılarak karşılanması gerektiği ileri sürülmüşse de; 5233 sayılı Kanun'un yürürlüğünden sonra meydana gelen ve idarenin kusur ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı terör olaylarında da anılan Kanun uygulanarak, zarar miktarının 5233 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesine göre hesaplanması gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesinin 25/06/2009 tarih ve E:2006/79, K:2009/97 sayılı kararında; "Gösterge ve katsayı rakamlarının her yıl artış göstermesi nedeniyle, son işlem tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamlarının esas alınmasının, tazminat alacaklısının lehine bir uygulama olduğu açıktır." tespit ve gerekçesine yer verilmiş olup, bu husus Dairemiz kararlarında da benimsendiğinden son işlem tarihi olarak uyuşmazlık tutanağı tarihinin esas alınması gerekmektedir.
Buna göre, uyuşmazlık tutanağı tarihindeki memur aylık kat sayısı ile (7000) gösterge rakamının çarpımı sonucunda bulunan miktarın; Yönetmeliğin 21. maddesinin (c) bendine göre elli (50) katı ile çarpımı sonucu tespit edilecek tutarın davacı ...'ın miras hissesine isabet eden kısmının ödenmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte, davacı ...'e uyuşmazlık tutanağı imzalanmadan önce ...'in vefatı sebebiyle 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan 15.000,00 TL avans ödemesinin tazminat hesabında dikkate alınması gerektiği açıktır.
Bu itibarla, davacı ...'in maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik davalı idareler tarafından yapılan istinaf başvurularının düzeltilmek suretiyle reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararının anılan kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan; iş bu bozma kararı üzerine yapılacak hesaplama sonucu maddi tazminata hükmedilmesi durumunda, miktar artırımı ile istenilen tutar da dahil olmak üzere, genel hükümler kapsamında İçişleri Bakanlığına yapılan başvuru tarihi olan 27/07/2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği de tabidir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin REDDİNE, davalı idarelerin temyiz istemlerinin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacıların manevi tazminat istemine yönelik kısmının ONANMASINA, davacı ...'in maddi tazminat istemine yönelik kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 05/10/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.