WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Temmuz 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/12198 E.  ,  2023/6416 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/12198
Karar No : 2023/6416

DAVACI : ...Sağlık Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ...Bakanlığı / ANKARA
VEKİLLERİ : Huk. Müş. Av. ...,
Huk. Müş. Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından,
1) 15/02/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin, 01/10/2019 tarihli ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin;
a) 5. maddesi ile değiştirilen 6. maddesinin 2. fıkrasının,
b) 15. maddesi ile değiştirilen 19. maddesinin 4. fıkrasının,
c) 23. maddesinin ve bu madde ile değiştirilen Ek-9'da “... SUT kodlu acil sezaryen ve ... SUT kodlu kolesistektomi, laparoskopik” adı altındaki işlemlerin B ve C tipi tıp merkezlerinde yapılamaması yönünde yapılan düzenlemenin,
2) 15/02/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin, 10/10/2019 tarihli ve 30914 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen eki Ek-9'un "Açıklamalar" kısmında yer alan, "(*) işaretli işlemler B ve C tipi olarak ruhsatlandırılmış olan tıp merkezlerinde yapılamaz." yönündeki açıklamanın, “...SUT kodlu acil sezaryen (*)(**)" işaretli işlemin ve "...SUT kodlu kolesistektomi, laparoskopik” adı altındaki işleme listede yer verilmemesine ilişkin düzenlemenin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından,
01/10/2019 tarihli ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile değiştirilen asıl Yönetmeliğin 6. maddesinin 2. fıkrası ve 15. maddesi ile değiştirilen 19. maddesinin 4. fıkrası bakımından, şirketlerinin tıp merkezi işletmekte olduğu, tıp merkezinin açılabilmesi için belirlenen “en az on uzman hekim” şartının hangi kriterlere göre belirlendiğinin belli olmadığı, Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 6. maddesine göre özel hastanelerin dört klinisyen uzman ile faaliyete başlayabildikleri, özel hastanelerden daha alt seviyede olan tıp merkezleri için bu yönde bir şart getirilmesinin hukuka aykırı olduğu, sektörde dönemsel olarak hekim temininde sıkıntılar yaşandığı, özellikle küçük şehirlerde bu şartın sağlanabilmesinin zor olduğu, dava konusu düzenlemeye uyum sağlamanın mevcut tıp merkezleri açısından katlanılamaz bir ekonomik külfete yol açacağı, kapatılmakla karşı karşıya kalacakları, ihtiyaçlar ve standartlar belirlenmeden, tıp merkezlerinin açılabilmesi için “en az on uzman hekim kadrosunun istihdam edilmesi” zorunluluğu getirilmesinin hizmet gereklerine aykırı olduğu;
23. maddesinin ve bu madde ile değiştirilen Ek-9'da “...SUT kodlu acil sezaryen ve ...SUT kodlu kolesistektomi, laparoskopik” adı altındaki işlemlerin B ve C tipi tıp merkezlerinde yapılamaması yönünde yapılan düzenleme bakımından, değişiklikle bu güne kadar tıp merkezlerinde yapılan “...SUT kodlu acil sezaryen ve ...SUT kodlu kolesistektomi, laparoskopik” adı altındaki işlemlerin engellendiği, değişikliğin hasta hakları yönünden olumsuz etkilerinin yanında Şirketleri açısından ekonomik anlamda hak kaybına yol açacağı;
10/10/2019 tarihli ve 30914 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen asıl Yönetmeliğin eki Ek-9'un "Açıklamalar" kısmında yer alan, "(*) işaretli işlemler B ve C tipi olarak ruhsatlandırılmış olan tıp merkezlerinde yapılamaz." yönündeki açıklama, “... SUT kodlu acil sezaryen (*)(**)" işaretli işlemi ve "... SUT kodlu kolesistektomi, laparoskopik” adı altındaki işleme listede yer verilmemesine ilişkin düzenleme bakımından, yönetmelik değişikliği ile daha evvel şirketlerine ait tıp merkezinin, bugüne kadar uzman hekimleriyle, kullanmış oldukları teknik ve ekipmanla yapmış oldukları “acil sezaryen” ve “kolesistektomi, laparoskopik” tedavi ve operasyonların engellendiği, normal doğum anında acil sezaryen gerektiren hallerin ortaya çıkabileceği, normal doğum yapılabilen bir tıp merkezinde acil sezaryen yapılamayacağını düşünmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, tıp merkezlerinde geçen yıl 70 adet acil sezaryen yapıldığı, belirtilen bu hususların “kolesistektomi, laparoskopik” işlemler için de geçerli olduğu, genel cerrahi birimi ve hekimi ile acil koşulları bulunan bir tıp merkezinde bu işlemlerin yapılamayacağının düşünülemeyeceği, yapılan değişikliğin hasta haklarını olumsuz etkileyeceği, tıp merkezlerinde ekonomik hak kayıplarına sebebiyet vereceği, dava konusu düzenlemenin aynı işlem A tipi tıp merkezinde veya hastanede yapılabiliyorken, B ve C tipi tıp merkezlerinde yapılamayacağı sonucunu doğuracağı iddia edilerek anılan düzenlemelerin iptali istenilmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından,
Usul yönünden, davacı Şirketin sağlık hizmetleriyle ve özel olarak davaya konu Yönetmelik ile somut ilgisinin ne olduğunu ortaya koymadan iş bu davayı açmış olduğu, davanın ehliyet yönünden reddinin gerektiği;
Esas yönünden, 01/10/2019 tarihli ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile değiştirilen asıl Yönetmeliğin 6. maddesinin 2. fıkrası bakımından, etkin, verimli ve kesintisiz sağlık hizmeti verilmesi gayesiyle tanı ve tedavi merkezlerinin Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında yeniden sınıflandırıldığı, bu sınıflandırma gözetilerek tıp merkezlerinin en az iki farklı uzmanlık alanında en az on uzman hekim kadrosuyla açılmasının öngörüldüğü, böylece önceki düzenlemeye göre A tipi, B tipi, C tipi pek çok tıp merkezinin bünyesinde anestezi, tıbbi biyokimya, tıbbi mikrobiyoloji, radyoloji gibi klinik olmayan uzmanlık dalları bulunduğu dikkate alınarak uzmanlık dallarının klinisyen uzmanlık dallarından olması şartı kaldırılarak kolaylık sağlandığı, idarelerin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanun ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin uygulanmasını göstermek üzere ve bunlara aykırı olmamak kaydıyla düzenleyici işlemler yapabileceği, bu düzenlemelerde değişen koşulları dikkate alarak daha önceki düzenlemeler ile doğmuş bulunan objektif hukuki durumları, ileriye yönelik olarak yürürlükten kaldırma yetkisine sahip olduğu, dava konusu Yönetmeliğin 21. maddesi ile yeniden düzenlenen asıl Yönetmeliğin geçici 3. maddesi ile, iş bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden önce ruhsatlandırılmış tıp merkezlerinin 01/10/2019 tarihindeki mevcut halleriyle faaliyetlerine devam edeceklerinin hüküm altına alındığı, önceki düzenlemeden kaynaklanan durumların belirli şartlar altında ya aynen korunduğu ya da sağlık kuruluşunun durumu ve sahiplerinin iradelerine bağlı olarak yeni hukuki duruma intibakı sağlayıcı geçiş hükümlerinin getirildiği;
15. maddesi ile değiştirilen 19. maddesinin 4. fıkrası bakımından, 01/10/2019 tarihli değişiklik ile açılış için öngörülen hekim sayısı şartının faaliyetin devamı sırasında da aranacağının öngörüldüğü ve bunun son derece tabi bir durum olduğu, hekim sayısında azalma sebebiyle derhal faaliyetten men veya ruhsat iptali gibi bir yaptırım uygulanmayarak, faaliyetteki tıp merkezlerinin çalışan hekim sayısının onun altına düşmesi halinde üç ay içerisinde uzman eksikliğini gidermesi, bu süre zarfında da giderememesi halinde üç ay daha ek süre verilmesi, verilen ek süre sonunda da uzman eksikliğinin giderilememesi halinde ruhsatnamenin en fazla iki yıl süre ile askıya alınması, iki yıllık askı süresi sonunda da uzman eksikliğinin giderilememesi halinde ruhsat iptalinin öngörüldüğü, böylece işletme faaliyetinin devamı için son derece geniş imkanlar tanındığı, düzenlemenin tıp merkezlerinin lehine olduğu;
23. maddesinin ve bu madde ile değiştirilen Ek-9'da “...SUT kodlu acil sezaryen ve ...SUT kodlu kolesistektomi, laparoskopik” adı altındaki işlemlerin B ve C tipi tıp merkezlerinde yapılamaması yönünde yapılan düzenleme bakımından, Ek-9 sayılı listenin 10/10/2019 tarihli Yönetmelik değişikliği ile değiştirilerek yeniden yayımlandığı, davacının yürürlükte olmayan düzenlemenin iptalini istemekte menfaatinin olmadığı;
10/10/2019 tarihli ve 30914 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen asıl Yönetmeliğin eki Ek-9'un "Açıklamalar" kısmında yer alan, "(*) işaretli işlemler B ve C tipi olarak ruhsatlandırılmış olan tıp merkezlerinde yapılamaz." yönündeki açıklama, “P619930 SUT kodlu acil sezaryen (*)(**)" işaretli işlemi ve "P609235 SUT kodlu kolesistektomi, laparoskopik” adı altındaki işleme listede yer verilmemesine ilişkin düzenleme bakımından, ayakta teşhis ve tedavi hizmeti sunulan özel sağlık kuruluşlarına ilişkin ilk düzenlemenin yürürlüğe konulduğu 09/03/2000 tarihinde tıp merkezlerinin, “Asgari olarak bünyesinde iç hastalıkları, kadın hastalıkları ve doğum, çocuk sağlığı ve hastalıkları ve genel cerrahi tıp dallarından birer uzman hekim olmak üzere, ağız ve diş sağlığı alanında hizmet vermek amacıyla en az bir diş üniti ve diş hekimi ile Bakanlık tarafından ruhsatlı tıbbi tahlil ve röntgen laboratuvarı bulunan, sürekli ve düzenli olarak gelişmiş donanım ve personel desteği ve 24 saat süre ile ayakta teşhis ve tedavi hizmeti sunan özel sağlık kuruluşlarıdır.” şeklinde tanımlandığı, yine aynı Yönetmelikte, tıp merkezlerinin açılacağı yerler ile ilgili olarak tıp merkezi binasına ilişkin plan örneğinin istenildiği, imar mevzuatına dair herhangi bir bilgi ve belge istenmediği, 15/02/2008 tarihinde yayımlanan Yönetmelik ile tıp merkezlerinin planlama kapsamına alındığı, tıp merkezi açmak için Bakanlıktan ön izin alınması gerektiği, personel, yer seçimi, bina standartları belirlenerek tıp merkezlerinin gerek fiziki mekân gerekse sağlık hizmet sunumu standartları açısından daha nitelikli hizmet vermelerinin amaçlandığı, açılmış ve işlemleri devam eden tıp merkezlerine, geçiş hükümleri ile, standartlarını yeni Yönetmeliğe uygun hale getirmeleri için süre verildiği, ancak bir çok tıp merkezinin bu kıstasları sağlayamadığı, bunun üzerine 11/07/2013 tarihli Yönetmelik değişikliği ile tıp merkezlerinin A, B, C tipi olarak sınıflandırıldığı, bilahare, 01/10/2019 tarihli Yönetmelik değişikliği ile tıp merkezlerinin daha nitelikli hizmet vermelerine yönelik düzenlemeler yapıldığı, dava konusu değişiklik ile yeniden oluşturulan Ek-9 nolu ekinin, Yönetmeliğin 23. maddesi hükmü baz alınarak ve özel tıp merkezleri temsilcisi olan TÜMSAD Derneği ile yapılan çalışmalar sonrası belirlendiği ve liste hazırlanırken ...Derneği, ...Derneği, ...Derneği, ...Derneği, ...Derneği, ...Derneği, ...Derneği, ... Derneği, ...Derneği, ...... Derneğinden görüş alındığı, alınan görüşlerin değerlendirildiği, tıp merkezleri ve polikliniklerin, komplikasyonu olmayan, genel durumu stabil, karmaşık olmayan vakaların tedavi ediliği merkezler olduğu, bu nedenle karmaşık vakalar ile bu merkezlerde tanı konulamayan zorluk derecesi yüksek vakaların yataklı sağlık tesisleri ile üçüncü basamak sağlık tesislerinde çözüme kavuşturulduğu, bu vakaların çözüme kavuşturulabilmesi için yüksek maliyetli testlere, multidisipliner bir yaklaşım sergilenmesine ihtiyaç duyulabildiği, bu bağlamda sağlık tesislerinin hizmet rollerine göre zorluk derecesi düşük küçük cerrahi işlemlerin yapılmasına izin verildiği, cerrahi işlemlerin zorluk derecesine göre zordan kolaya doğru A1, A2, B, C, D, E olarak sınıflandırıldığı, D ve E grubu işlemlerin bazı özel işlemler dışında tıp merkezlerinde yapılabileceğinin öngörüldüğü, tıp merkezlerinin teknik donanım ve kapasitesi dikkate alınarak bazı işlemlerin B ve C tipi tıp merkezlerinde yapılmasının sakıncalı olduğunun değerlendirildiği, dava konusu düzenlemelerin hasta sağlığı ve hasta güvenliği öngörülerek, tıbbi işlemlerin niteliği ve merkezlerin teknik imkân ve özellikleri nazara alınarak yapıldığı, Yönetmeliğin hizmet gereklerine ve üst hukuk normalarına uygun olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Kısmen davanın reddine, kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava,15/02/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin, 01/10/2019 tarihli ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile değiştirilen 6. maddesinin ikinci fıkrasının, 15. maddesi ile değiştirilen 19. maddesinin dördüncü fıkrasının, 23. maddesinin ve bu madde ile değiştirilen Ek-9'da “...SUT kodlu acil sezaryen ve ...SUT kodlu kolesistektomi, laparoskopik” adı altındaki işlemlerin B ve C tipi tıp merkezlerinde yapılamaması yönünde yapılan düzenleme ile 15/02/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin, 10/10/2019 tarihli ve 30914 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen eki Ek-9'un "Açıklamalar" kısmında yer alan, "(*) işaretli işlemler B ve C tipi olarak ruhsatlandırılmış olan tıp merkezlerinde yapılamaz." yönündeki açıklamanın, “...SUT kodlu acil sezaryen (*)(**)" işaretli işlemin ve "...SUT kodlu kolesistektomi, laparoskopik” adı altındaki işleme listede yer verilmemesine ilişkin düzenlemenin iptali istemiyle açılmıştır.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun, "Temel Esaslar" başlıklı 3. maddesinde, Sağlık hizmetleriyle ilgili temel esaslar arasında; a) bendinde; "Sağlık kurum ve kuruluşları yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak planlanır, koordine edilir, mali yönden desteklenir ve geliştirilir.", c) bendinde; "Bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılması esastır. Sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesi bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenlenir. Bu düzenleme ilgili Bakanlığın görüşü alınarak yapılır. Gerek görüldüğünde özel sağlık kuruluşlarının her türlü ücret tarifeleri sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca onaylanır. Kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık kuruluşları veya sağlık işletmelerinde verilen her türlü hizmetin fiyatları Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca tespit ve ilan edilir." hükmü yer almış, aynı Yasanın "Yönetmelikler" başlıklı 9. maddesinin c) bendinde; Bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususlar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, çıkarılacak yönetmelikle tespit edilir." hükmü getirilmiştir.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi' nin, "Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü" başlıklı 355. maddesinde; "(1) Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri; a) Her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak, c) Kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek, h) Sağlık hizmetlerinde kalite ve akreditasyon kuralları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak, l) Mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek," olarak sıralanmıştır.
Anılan Mevzuat hükümleri ile davalı idareye tanınan yetkiye istinaden, 1219 sayılı, 3359 sayılı, 3153 sayılı, 992 sayılı Kanunlar ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 355 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri ile 508 inci maddesine dayanılarak, Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik, hazırlanmış ve yürürlüğe konulmuştur.
01/10/2019 tarihli ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile değiştirilen asıl Yönetmeliğin 6. maddesinin ikinci fıkrası ve 15. maddesi ile değiştirilen 19. maddesinin dördüncü fıkrası bakımından;
Dava konusu yönetmeliği “Tıp merkezlerinin temel özellikleri ve kadroları" başlıklı 6. Maddesinin 2. Fıkrasında değişiklikten önce, A ve B tipi tıp merkezlerinin Bakanlıkça belirlenen kadrolarında en az dört klinisyen uzmanla açılacağı hükmü yer almakta iken, dava konusu Yönetmelik değişikliğiyle, 6 . Maddenin iptale konu (2). Fıkrasında," Tıp merkezleri en az iki farklı uzmanlık dalında olmak üzere en az on uzman hekim kadrosuyla açılır." hükmü getirilmiş ;anılan yönetmelik değişikliğiyle 19 uncu maddesinin (4) . Fıkrasında da " Çalışan uzman tabip sayısı 10 (on)’un altına düşen tıp merkezinin üç ay içinde uzman eksikliğini giderememesi halinde üç ay daha ek süre verilir. Verilen ek süre sonunda uzman eksikliğinin giderilememesi halinde ruhsatnamesi en fazla iki yıl süreyle askıya alınır. Bu süre sonunda uzman eksikliğini gideremeyen tıp merkezinin ruhsatnamesi iptal edilir. Askı süresi içerisinde veya süre sonunda işletenin talebi halinde kuruluş polikliniğe çevrilebilir. Askıya alınma tarihinden itibaren iki yıl içinde uzman eksikliği giderilir ise tıp merkezi yeniden faaliyete geçirilir. Ruhsatın askıya alınması ve tekrar faaliyete geçirilmesi işlemi müdürlükçe yapılır ve Bakanlığa bilgi verilir.” hükmü yer almıştır.
Davacı tarafından; şirketlerinin tıp merkezi işletmekte olduğu, tıp merkezinin açılabilmesi için belirlenen “az on uzman hekim” şartının hangi kriterlere göre belirlendiğinin belli olmadığı, ihtiyaçlar ve standartlar belirlenmeden, tıp merkezlerinin açılabilmesi için “en az on uzman hekim kadrosunun istihdam edilmesi” zorunluluğu getirilmesinin hizmet gereklerine aykırı olduğu ileri sürülerek anılan madde hükümlerinin iptalini istemektedir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile tarafların iddia ve savunmaları değerlendirildiğinde, davalı idareye tanınan yetkiye istinaden, kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın, ülke düzeyinde dengeli, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşlarının yapılandırılmaları, ruhsatlandırma işlemleri, faaliyetleri ve faaliyetlerine son verilmesi, denetimleri ve diğer hususlar ile ilgili usûl ve esasları düzenlemek amacıyla dava konusu yönetmeliğin çıkarıldığı, etkin, verimli ve kesintisiz sağlık hizmeti verilmesi gayesiyle tanı ve tedavi merkezlerinin Yönetmelikle yeniden sınıflandırıldığı, bu sınıflandırma gözetilerek tıp merkezlerinin en az iki farklı uzmanlık alanında en az on uzman hekim kadrosuyla açılmasının öngörüldüğü, böylece önceki düzenlemeye göre A tipi, B tipi, C tipi pek çok tıp merkezinin bünyesinde anestezi, tıbbi biyokimya, tıbbi mikrobiyoloji, radyoloji gibi klinik olmayan uzmanlık dalları bulunduğu dikkate alınarak uzmanlık dallarının klinisyen uzmanlık dallarından olması şartının kaldırılarak kolaylık sağlandığı, idarelerin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını göstermek üzere ve bunlara aykırı olmamak kaydıyla düzenleyici işlemler yapabileceği, bu düzenlemelerde değişen koşulları dikkate alarak daha önceki düzenlemeler ile doğmuş bulunan objektif hukuki durumları, ileriye yönelik olarak yürürlükten kaldırma yetkisine sahip olduğu, dava konusu Yönetmeliğin 21. maddesi ile yeniden düzenlenen asıl Yönetmeliğin geçici 3. maddesi ile, iş bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden önce ruhsatlandırılmış tıp merkezlerinin 01/10/2019 tarihindeki mevcut halleriyle faaliyetlerine devam edeceklerinin hüküm altına alındığı, önceki düzenlemeden kaynaklanan durumların belirli şartlar altında ya aynen korunduğu ya da sağlık kuruluşunun durumu ve sahiplerinin iradelerine bağlı olarak yeni hukuki duruma intibakı sağlayıcı geçiş hükümlerinin getirildiği görülmekle anılan düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yine 01/10/2019 tarihli değişiklik ile faaliyetteki tıp merkezlerinin çalışan hekim sayısının onun altına düşmesi halinde üç ay içerisinde uzman eksikliğini gidermesi, bu süre zarfında da giderememesi halinde üç ay daha ek süre verilmesi, verilen ek süre sonunda da uzman eksikliğinin giderilememesi halinde ruhsatnamenin en fazla iki yıl süre ile askıya alınması, iki yıllık askı süresi sonunda da uzman eksikliliğinin giderilememesi halinde ruhsat iptalinin öngörüldüğü, bu hükümle açılış için belirlenen hekim sayısı şartının faaliyetin devamı sırasında da aranacağının öngörüldüğü anlaşılmıştır
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleriyle davalı idareye, bütün tıp merkezlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemek görevinin ve yetkisinin tanındığı açıktır. Bu görev ve yetki, sözü edilen tüm bu faaliyetleri denetlemeyi, dolayısıyla bu alana ilişkin idari düzeni korumak ve sürdürmek için, mevzuatta sözü edilen geçici durdurma ve iptal şeklindeki idari yaptırımları uygulamayı da kapsamaktadır. Bu bağlamda, söz konusu alanı düzenlemekle yetkili olan idarenin, getirdiği kurallara aykırılığı saptaması durumunda kimi ihlallerde öncelikle ihtar, ardından geçici durdurma yaptırımına girişebileceğinin kabulü gerekmekte olup, iptali istenilen idari yaptırımların belirlenmesinde ölçülülük ilkesinin de gözetildiği sonucuna varıldığından, işletme faaliyetinin devamı için son derece önemli bir hüküm olduğu anlaşılan davalı idarenin yetkisi alanında yapılan anılan düzenlemede de hukuka aykırılık görülmemiştir.
Davanın, 01/10/2019 tarihli ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 23. maddesinin ve bu madde ile değiştirilen Ek-9'da “...SUT kodlu acil sezaryen ve ...SUT kodlu kolesistektomi, laparoskopik” adı altındaki işlemlerin B ve C tipi tıp merkezlerinde yapılamaması yönünde yapılan düzenleme yönünden incelenmesi;
Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik eki Ek-9 sayılı listenin 10/10/2019 tarihli Yönetmelik değişikliği ile değiştirilerek yeniden yayımlandığı, davacının dava tarihinde yürürlükte olmayan düzenlemenin iptalini istediği, anılan madde hükmüne dayalı her hangi bir uygulama işleminin de dava konusu edilmediği anlaşılmakla anılan madde hükmüne yönelik davanın esasının incelenmesi mümkün değildir.
Kaldı ki davacı bu davada 10/10/2019 tarihli Yönetmelik değişikliği ile değiştirilen Ek-9 sayılı listenin aynı hükümlerinin iptalini de istemektedir.
10/10/2019 tarihli ve 30914 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen asıl Yönetmeliğin eki Ek-9'un "Açıklamalar" kısmında yer alan, "(*) işaretli işlemler B ve C tipi olarak ruhsatlandırılmış olan tıp merkezlerinde yapılamaz." yönündeki açıklama, “...SUT kodlu acil sezaryen (*)(**)" işaretli işlemi ve "...SUT kodlu kolesistektomi, laparoskopik” adı altındaki işleme listede yer verilmemesine ilişkin düzenleme bakımından yapılan inceleme;
Her ne kadar dava konusu Yönetmeliğin iptale konu Ek-9 Maddesi 12/05/2021 tarihli ve 31482 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. Maddesiyle değiştirilmiş ise de , iptale konu düzenlemenin aynen korunduğu görülmekle bu maddeye yönelik işin esasının da incelenmesine devam edilmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile Danıştay 10. Dairesinin bu dosyada yaptığı ara kararlarına verilen cevaplarda yer alan iddia ve savunmalar dikkate alınarak yapılan incelemede, ayakta teşhis ve tedavi hizmeti sunulan özel sağlık kuruluşlarına ilişkin ilk düzenlemenin yürürlüğe konulduğu 09/03/2000 tarihinde tıp merkezlerinin; “Asgari olarak bünyesinde iç hastalıkları, kadın hastalıkları ve doğum, çocuk sağlığı ve hastalıkları ve genel cerrahi tıp dallarından birer uzman hekim olmak üzere, ağız ve diş sağlığı alanında hizmet vermek amacıyla en az bir diş üniti ve diş hekimi ile Bakanlık tarafından ruhsatlı tıbbi tahlil ve röntgen laboratuvarı bulunan, sürekli ve düzenli olarak gelişmiş donanım ve personel desteği ve 24 saat süre ile ayakta teşhis ve tedavi hizmeti sunan özel sağlık kuruluşlarıdır.” şeklinde tanımlandığı, 15/02/2008 tarihinde yayımlanan Yönetmelik ile tıp merkezlerinin planlama kapsamına alındığı, tıp merkezi açmak için Bakanlıktan ön izin alınması gerektiği, personel, yer seçimi, bina standartları belirlenerek tıp merkezlerinin gerek fiziki mekân gerekse sağlık hizmet sunumu standartları açısından daha nitelikli hizmet vermelerinin amaçlandığı, açılmış ve işlemleri devam eden tıp merkezlerine, geçiş hükümleri ile, standartlarını yeni Yönetmeliğe uygun hale getirmeleri için süre verildiği, ancak bir çok tıp merkezinin bu kıstasları sağlayamadığı, bunun üzerine 11/07/2013 tarihli Yönetmelik değişikliği ile tıp merkezlerinin A, B, C tipi olarak sınıflandırıldığı, bilahare, 01/10/2019 tarihli Yönetmelik değişikliği ile tıp merkezlerinin daha nitelikli hizmet vermelerine yönelik düzenlemeler yapıldığı, dava konusu değişiklik ile yeniden oluşturulan Ek-9 nolu ekinin, Yönetmeliğin 23. maddesi hükmü baz alınarak ve özel tıp merkezleri temsilcisi olan TÜMSAD Derneği ile yapılan çalışmalar sonrası belirlendiği ve liste hazırlanırken ...Derneği, ...Derneği, ...Derneği, ... Derneği, ...Derneği, ...Derneği, ...Derneği, ... Birliği Derneği, ...Derneği, ...Derneğinden görüş alındığı, alınan görüşlerin değerlendirildiği, tıp merkezleri ve polikliniklerin, komplikasyonu olmayan, genel durumu stabil, karmaşık olmayan vakaların tedavi ediliği merkezler olduğu, bu nedenle karmaşık vakalar ile bu merkezlerde tanı konulamayan zorluk derecesi yüksek vakaların yataklı sağlık tesisleri ile üçüncü basamak sağlık tesislerinde çözüme kavuşturulduğu, bu vakaların çözüme kavuşturulabilmesi için yüksek maliyetli testlere, multidisipliner bir yaklaşım sergilenmesine ihtiyaç duyulabildiği, bu bağlamda sağlık tesislerinin hizmet rollerine göre zorluk derecesi düşük küçük cerrahi işlemlerin yapılmasına izin verildiği, cerrahi işlemlerin zorluk derecesine göre zordan kolaya doğru A1, A2, B, C, D, E olarak sınıflandırıldığı, D ve E grubu işlemlerin bazı özel işlemler dışında tıp merkezlerinde yapılabileceğinin öngörüldüğü, tıp merkezlerinin teknik donanım ve kapasitesi dikkate alınarak bazı işlemlerin B ve C tipi tıp merkezlerinde yapılmasının sakıncalı olduğunun değerlendirildiği, dava konusu düzenlemelerin hasta sağlığı ve hasta güvenliği öngörülerek, tıbbi işlemlerin niteliği ve merkezlerin teknik imkân ve özellikleri nazara alınarak yapıldığı, Yönetmeliğin iptale konu düzenlemelerinin hizmet gereklerine ve üst hukuk normalarına uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, 01/10/2019 tarihli ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin; 5. maddesi ile değiştirilen 6. maddesinin ikinci fıkrasına, 15. maddesi ile değiştirilen 19. maddesinin dördüncü fıkrasına ve 10/10/2019 tarihli ve 30914 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen eki Ek-9'un "Açıklamalar" kısmında yer alan, "(*) işaretli işlemler B ve C tipi olarak ruhsatlandırılmış olan tıp merkezlerinde yapılamaz." yönündeki açıklamanın, “...SUT kodlu acil sezaryen (*)(**)" işaretli işlemin ve "...SUT kodlu kolesistektomi, laparoskopik” adı altındaki işleme listede yer verilmemesine ilişkin düzenlemelere yönelik davanın reddine, 01/10/2019 tarihli ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 23. maddesinin ve bu madde ile değiştirilen Ek-9'da “...SUT kodlu acil sezaryen ve ...SUT kodlu kolesistektomi, laparoskopik” adı altındaki işlemlerin B ve C tipi tıp merkezlerinde yapılamaması yönünde yapılan düzenlemeye yönelik davanın ise incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

Davalı idarenin, davacının bu davayı açmakta ehliyetli olmadığı yönündeki usul itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi.

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin bazı maddelerinde 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ve akabinde 10/10/2019 tarih ve 30914 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile birtakım değişiklikler yapılması üzerine davacı tarafından bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa’nın 56. maddesinde, Devletin; herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak, insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlardan yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği düzenlenmiştir.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; (g) bendinde, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, sağlık ve yardımcı sağlık personelinin yurt düzeyinde dengeli dağılımını sağlamak üzere istihdam planlaması yapılacağı; 9. maddesinin (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (k) bendinde, sağlık insan gücü planlaması yapmak, sayı ve nitelik olarak ihtiyaca uygun insan gücü yetiştirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak; (l) bendinde ise, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir.
Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak; kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın ülke düzeyinde dengeli, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşlarının yapılandırılmaları, ruhsatlandırma işlemleri, faaliyetleri ve faaliyetlerine son verilmesi, denetimleri ve diğer hususlar ile ilgili usûl ve esasları düzenlemek amacıyla Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hazırlanmış ve 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Anılan Yönetmeliğin "Sağlık kurum ve kuruluşlarının planlanması" başlıklı 9. maddesinde, "(1) Bakanlıkça aşağıdaki amaçlar doğrultusunda muayenehaneler hariç, faaliyetine ihtiyaç duyulan sağlık kurum ve kuruluşları ile bunlara ait sağlık insan gücü, tıbbi hizmet birimleri ve nitelikleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz dağılımı alanlarında kamu ve özel sektörü kapsayacak şekilde planlama yapılır:
a) Sağlık hizmetlerinin, demografik yapı ve epidemiyolojik özellikler de göz önünde bulundurulmak suretiyle kaliteli, hakkaniyete uygun ve verimli şekilde sunulması,
b) Sağlık kurum ve kuruluşlarının hizmet kapasiteleri, sağlık insan gücü ile çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülke düzeyinde dengeli dağılımının sağlanması,
c) Koruyucu sağlık ve acil sağlık hizmetleri gibi işbirliği halinde hizmet sunumunun gerekli olduğu alanlarda uygun kapasitenin oluşturulması,
ç) Kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaması.
(2) Özel sağlık kuruluşu açmak isteyenler, Bakanlıkça yapılan planlamada ihtiyaç gösterilen yerleşim bölgelerinde faaliyette bulunmak üzere başvurabilir." düzenlemesine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
A) Yönetmeliğin 6. maddesinin 2. fıkrası ile 19. maddesinin 4. fıkrasının incelenmesi :
15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin "Tıp merkezi kadroları" başlıklı 6. maddesi, "(1) Tıp merkezi kadroları, Bakanlıkça belirlenen sağlık hizmet bölgelendirmesine göre planlanan tabip/uzman sayısı ve hizmet ihtiyacı dikkate alınarak Bakanlıkça belirlenir ve yatırım listesinde ilan edilir.
(2) A ve B tipi tıp merkezleri Bakanlıkça belirlenen kadrolarında en az dört klinisyen uzmanla açılır ve faaliyete geçtikleri tarihten itibaren iki yıl içinde kadrolarını tamamlayabilirler.
(3) Sağlık kuruluşlarının kadroları, Bakanlıkça Sağlık Kuruluşları Yönetim Sistemine kaydedilir. İlan edilecek dönemlerde verilecek yeni kadrolar bu sistemde tanımlanır ve tıp merkezlerinin hekim ayrılış ve başlayışları ile poliklinik ve muayenehanelerin açılış işlemleri sistem üzerinden yürütülür. Kadro ilaveleri, planlama çerçevesinde Bakanlıkça ilan edilecek dönemlerde tıp merkezleri ve polikliniklerin tipleri dikkate alınarak yapılır.
(4) Bakanlık tarafından ilan edilecek uzmanlık dallarından olmak üzere bu kadrolar için belirlenen kriterlere uygun olmak kaydıyla ve A veya B tipi tıp merkezinin bildireceği kadro iptal edilerek Bakanlıkça kadro değişimi yapılır." şeklinde iken; 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 5. maddesi ile, maddenin başlığı "Tıp merkezlerinin temel özellikleri ve kadroları" şeklinde, anılan madde ise, "(1) Tıp merkezleri bu Yönetmelikte asgari olarak öngörülen bina, hizmet ve personel standartlarına haiz olmak kaydıyla, sekiz saatten az olmamak üzere ruhsatlarında belirlenen sürede veya yirmi dört saat süreyle sürekli ve düzenli olarak hizmet verir.
(2) Tıp merkezleri en az iki farklı uzmanlık dalında olmak üzere en az on uzman hekim kadrosuyla açılır.
(3) Tıp merkezlerinin uzman hekim kadroları, Bakanlıkça oluşturulan elektronik sisteme kaydedilir. Bu merkezlere verilecek yeni kadrolar, hekim ayrılış ve başlayışları bu sistem üzerinden yürütülür.
(4) Tıp merkezlerinin uzman tabip kadroları, Bakanlıkça belirlenen sağlık hizmet bölgelerine göre sağlık tesisi, sağlık insan gücü, tabip/uzman tabip sayısı ile hizmet ihtiyacı dikkate alınarak yapılan planlamalara göre Bakanlıkça belirlenir ve ilan edilir.
(5) Tıp merkezleri Bakanlığın izni ile; planlama kapsamındaki ünite ve merkezleri ilgili mevzuatına uygun olmak kaydıyla başka bir tıp merkezine veya özel hastaneye devredebilir. Tıp merkezleri kendi aralarında veya özel hastaneler ile karşılıklı kadro değişimi yapabilir. Ancak il dışına ünite ve merkez devri ile karşılıklı kadro değişimi, Bakanlık planlamalarına uygun bulunması halinde yapılabilir." şeklinde değiştirilmiştir.
Ayrıca, anılan Yönetmeliğin "Sağlık çalışanlarının sağlık kuruluşundan ayrılması" başlıklı 19. maddesinin 4. fıkrası, "Klinisyen uzman sayısı dördün altına düşen tıp merkezinin üç ay içinde uzman eksikliğini giderememesi halinde ruhsatnamesi en fazla iki yıl süreyle askıya alınır. Bu süre sonunda uzman eksikliğini gideremeyen tıp merkezinin ruhsatnamesi iptal edilir. Askı süresi içerisinde veya süre sonunda işletenin talebi halinde kuruluş polikliniğe çevrilebilir. Askıya alınma tarihinden itibaren iki yıl içinde uzman eksikliği giderilir ise tıp merkezi yeniden faaliyete geçirilir. Ruhsatın askıya alınması ve tekrar faaliyete geçirilmesi işlemi müdürlükçe yapılır ve Bakanlığa bilgi verilir." şeklinde iken; 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 15. maddesi ile, "Çalışan uzman tabip sayısı 10 (on)’un altına düşen tıp merkezinin üç ay içinde uzman eksikliğini giderememesi halinde üç ay daha ek süre verilir. Verilen ek süre sonunda uzman eksikliğinin giderilememesi halinde ruhsatnamesi en fazla iki yıl süreyle askıya alınır. Bu süre sonunda uzman eksikliğini gideremeyen tıp merkezinin ruhsatnamesi iptal edilir. Askı süresi içerisinde veya süre sonunda işletenin talebi halinde kuruluş polikliniğe çevrilebilir. Askıya alınma tarihinden itibaren iki yıl içinde uzman eksikliği giderilir ise tıp merkezi yeniden faaliyete geçirilir. Ruhsatın askıya alınması ve tekrar faaliyete geçirilmesi işlemi müdürlükçe yapılır ve Bakanlığa bilgi verilir." şeklinde değiştirilmiştir.
Öte yandan, söz konusu Yönetmeliğin geçici 2. maddesinde, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, 9/3/2000 tarihli ve 23988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe göre açılarak faaliyet gösteren tıp/dal merkezleri, C tipi tıp merkezi; poliklinikler B tipi poliklinik olarak kabul edilir. Bu madde yürürlüğe girmeden önce tıp/dal merkezleri ile poliklinikler için Müdürlükçe düzenlenmiş uygunluk belgeleri C tipi tıp merkezi ve B tipi poliklinik ruhsatnamesi ve faaliyet izin belgesi olarak kabul edilir. ...
(3) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren kadrolu klinisyen uzman sayısı dördün altında olan tıp/dal merkezlerinin mevcut klinisyen kadro sayısı asgari kadro sayısı olarak kabul edilir ve bu şekilde faaliyetlerine devam etmelerine izin verilir. ..." kuralına; anılan Yönetmeliğin 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 21. maddesi ile yeniden düzenlenen geçici 3. maddesinde, "(1) Bu maddede geçen;
a) A tipi tıp merkezi, 11/7/2013 tarihli ve 28704 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik sonrası Bakanlıkça A tipi tıp merkezi olarak ruhsatlandırılmış olup faaliyetlerine devam eden tıp merkezlerini,
b) B tipi tıp merkezi, 11/7/2013 tarihli ve 28704 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik sonrası Bakanlıkça B tipi tıp merkezi olarak ruhsatlandırılmış olup faaliyetlerine devam eden tıp merkezlerini,
c) C tipi tıp merkezi, 9/3/2000 tarihli ve 23988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan mülga Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe göre açılarak faaliyet gösteren tıp merkezlerini,
ifade eder.
(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Bakanlıkça ruhsatlandırılmış A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihteki mevcut halleriyle faaliyetlerine devam ederler. Bu kuruluşlara mevcut halleriyle devam ettikleri müddetçe yeni ünite, birim ve uzman hekim kadrosu ilavesine izin verilmez.
(3) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ruhsatlandırılmış A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezlerine mevcut yerlerinde bu Yönetmelikte yer alan tıp merkezi için gerekli olan şartları sağlamak kaydıyla yeni tıp merkezi ruhsatı düzenlenir. Ancak bu kuruluşlar en az iki bin metrekare toplam kapalı alana sahip olma şartından muaf olup, iki yıl içerisinde en az iki uzmanlık dalında on uzman hekim kadro şartını sağlamak zorundadırlar. Gerekli asgari uzman tabip kadrolarını sağlamak için, aynı il içinde bulunan diğer özel sağlık kuruluşlarından ya da uzman tabip dağılımı yönünden daha yüksek yoğunluklu illerden daha az yoğunluklu illere olacak şekilde farklı bir ilden uzman tabip kadrosu devir alınmasına izin verilir. Ancak uzman hekim kadrosunu devretmek isteyen özel sağlık kuruluşunun kadro devri sonrası uzman hekim kadro sayısının dördün altına düşmesi durumunda uzman hekim kadro devrine izin verilmez.
(4) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ruhsatlandırılmış B tipi ve C tipi tıp merkezlerinden en az ikisi bu Yönetmelikte tıp merkezi için gerekli olan asgari bina ve personel şartlarını birleşerek sağlamaları halinde tıp merkezine dönüşebilir. Birleşme işlemi tamamlanan özel sağlık kuruluşları tekrar ayrılma talebinde bulunamaz. Birleşerek dönüşmesi Bakanlıkça uygun görülen tıp merkezi, iki yıl içerisinde ön izin belgesi almak ve ön izin tarihinden itibaren üç yıl içerisinde ruhsat almak zorundadır. Bu süre içerisinde sağlık kuruluşu, faaliyetine mevcut haliyle devam edebilir veya faaliyetini askıya alabilir ve Müdürlüğe tebligat adresi bildirerek kuruluş binasını boşaltabilir. Dönüşen tıp merkezine mevcut uzman hekim kadrosuna ilave olarak, birleştirilen ruhsat sayısı kadar Bakanlıkça planlama kapsamında uygun görülen uzman hekim kadrosu ruhsatlandırma aşamasında verilir.
(5) Bu madde kapsamında yeniden ruhsat düzenlenecek tıp merkezlerinden bir defaya mahsus ruhsat harcı alınmaz." kuralına yer verilmiştir.
Öncelikle, tıp merkezlerinin sınıflandırılması yönünden mevzuat süreci incelenmiştir:
a- 15/02/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte, tıp merkezleri açısından A tipi, B tipi, C tipi tıp merkezi sınıflandırması bulunmamaktadır.
b- 11/07/2013 tarih ve 28704 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile tıp merkezlerinde A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezi sınıflandırmasına gidilmiş; 09/03/2000 tarih ve 23988 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan mülga Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe göre açılarak faaliyet gösteren tıp/dal merkezleri C tipi tıp merkezi olarak kabul edilmiş, geçiş hükümleri ile bu tıp merkezlerinin mevcut halleri ile faaliyetlerini sürdürmelerine izin verilmiştir. A ve B tipi tıp merkezleri için (A tipi tıp merkezlerinin müstakil binalarda açılması ve binanın bulunduğu alanın imar mevzuatında özel sağlık tesisi yapılabilecek yer olması gerekliliği haricinde) aynı hizmet standartları belirlenmiştir.
c- Devam eden süreçte, 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan dava konusu Yönetmelik değişikliği ile A, B ve C tipi tıp merkezi sınıflandırması sona erdirilmiş; tıp merkezlerinin kadro, bina, hizmet ve personel standartlarında bir takım değişikliğe gidilerek tek tip "tıp merkezi" uygulamasına geçilmiş, yine geçiş hükmü ile A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezlerinin mevcut halleri ile faaliyetlerine devam etmelerine izin verilmiş, mevcut halleriyle faaliyetlerine devam ettikleri müddetçe de yeni ünite, birim ve uzman hekim kadrosu ilavesine izin verilmeyeceği öngörülmüş, bu tıp merkezlerine belli şartları sağlamaları halinde "tıp merkezi"ne dönüşebilme imkanı verilmiştir.
Dava konusu değişiklikten önce, A ve B tipi tıp merkezleri en az dört klinisyen uzman kadrosuyla açılabiliyorken, söz konusu değişiklik ile, yeni tip tıp merkezlerinin en az iki farklı uzmanlık dalında olmak üzere en az on uzman hekim kadrosuyla açılmaları öngörülmüştür.
Davacı tarafından, tıp merkezinin açılabilmesi için belirlenen "en az on uzman hekim" şartının hangi kriterlere göre belirlendiğinin belli olmadığı, Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 6. maddesine göre özel hastanelerin dört klinisyen uzman ile faaliyete başlayabildikleri, sektörde dönemsel olarak hekim temininde sıkıntılar yaşandığı, özellikle küçük şehirlerde bu şartın sağlanabilmesinin zor olduğu, dava konusu düzenlemeye uyum sağlamanın mevcut tıp merkezleri açısından katlanılamaz bir ekonomik külfete yol açacağı, kapatılmakla karşı karşıya kalacakları ileri sürülmektedir.
Yeni "tıp merkezi"nin kuruluş kadrosunun (en az iki farklı uzmanlık dalında olmak üzere) en az on uzman hekim kadrosu olması, bu kadroların klinik uzmanlık dallarından olması gibi bir koşula bağlanmaması ve daha önce A, B ve C tipi tıp merkezlerinde sunulan sağlık hizmetinden kapasite, kalite ve nitelik olarak daha üst seviyede bir sağlık hizmetinin "tıp merkezi"nde sunulması suretiyle hasta sağlığının korunmasının amaçlanması karşısında dava konusu düzenlemeler hukuka aykırı bulunmamıştır.
Ayrıca, 19. maddenin 4. fıkrasında yer verilen, tıp merkezleri faaliyetine devam ederken oluşan uzman hekim eksikliğinin giderilmesi süreci, davalı idarece yapılan planlamanın işlevsiz kalmasının önlenmesi adına kurala bağlanmış, üç ay içinde uzman eksikliğinin giderilmemesini takiben üç ay daha ek süre verilmesi, devamında ruhsatnamenin iki yıl süreyle askıya alınması, ancak bu aşamalardan sonra eksikliğin giderilmemesi halinde ruhsatnamenin iptal edilmesi öngörülmüş, bununla birlikte kuruluşlara, askı süresi içinde veya süre sonunda polikliniğe dönüşme suretiyle sağlık sistemindeki varlıklarını devam ettirme imkanı da tanınmıştır.
Buna göre, 10 uzman hekim kadrosuyla kurulan tıp merkezlerinin, çalışan uzman hekim sayısının 10'un altına düşmesi ve uzman hekim eksikliğinin giderilmemesi halinin, kademeli olarak ruhsat iptali yaptırımına bağlanması işin doğasından kaynaklanmaktadır.
Bununla birlikte, A, B ve C tipi tıp merkezi olarak ruhsatlandırılmış ve mevcut haliyle faaliyetine devam edecek olanlardan, "tıp merkezi" için öngörülen (en az iki farklı uzmanlık dalında olmak üzere) en az on uzman hekim kadrosunun bulunması koşulunu sağlamalarının istenilmediği, dolayısıyla düzenlemenin küçük kapasiteli tıp merkezlerini olumsuz etkilemesinin söz konusu olmadığı, bu merkezlere, Yönetmelikte yer alan "tıp merkezi" için (asgari toplam kapalı alan şartı hariç) gerekli olan şartları sağlamak kaydıyla mevcut yerlerinde de yeni tıp merkezi ruhsatı düzenlenebildiği, kadro şartının sağlanması için iki yıllık süre dahi tanındığı, uzman tabip kadrosu devir alınmasına izin verildiği dikkate alındığında, düzenlemelerde kamu yararı ve hizmet gereklerine de aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davacı tarafından, özel hastaneler için aranan şartlara bakıldığında düzenlemelerin hukuka aykırı olduğu iddia edilmekte ise de, özel hastane ile tıp merkezinin temel özellikleri ile burada sunulan sağlık hizmetinin nitelikleri ve kapasiteleri birbirinden farklı olduğu, bu itibarla uyuşmazlıkta eşitlik ilkesi yönünden değerlendirme yapmanın koşullarının oluşmadığı, kaldı ki 27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 5. maddesinin 2. fıkrası ile geçici 13. maddesine göre, özel hastanelerin, en az 100 hasta yatağıyla kurulabildiği ve kadrosunda (100/3=) 33 hekimin bulunmasının gerektiği görülmektedir.

B) Yönetmeliğin Ek-9 sayılı Listesinin incelenmesi :
Dava konusu Yönetmeliğin Ek-9 sayılı eki, 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 23. maddesi, 10/10/2019 tarih ve 30914 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi, 12/05/2021 tarih ve 31482 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi, 22/05/2021 tarih ve 31488 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi, en son 06/10/2022 tarih ve 31975 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile değiştirilerek yeniden düzenlenmiştir.
Dava açıldıktan sonra dava konusu düzenlemenin birden çok kez değiştirilmesi ve işin esasını etkileyecek şekilde tamamıyla yeniden düzenlenmesi, davacının haklarını ihlâl eder nitelikte tesis edilen herhangi bir bireysel işlemin de dava konusu edilmemesi karşısında, bu düzenleme yönünden dava hakkında karar verilmesine olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda, 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 23. maddesi ve bu madde ile değiştirilen asıl Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-9'unda “...SUT kodlu acil sezaryen ve ...SUT kodlu kolesistektomi, laparoskopik” adı altındaki işlemlerin B ve C tipi tıp merkezlerinde yapılamaması yönünde yapılan düzenleme ile 10/10/2019 tarih ve 30914 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen asıl Yönetmeliğin eki Ek-9'un "Açıklamalar" kısmında yer alan "(*) işaretli işlemler B ve C tipi olarak ruhsatlandırılmış olan tıp merkezlerinde yapılamaz." yönündeki açıklama, “...SUT kodlu acil sezaryen (*)(**)" işaretli işlem ve "...SUT kodlu kolesistektomi, laparoskopik” adı altındaki işleme listede yer verilmemesine ilişkin düzenleme yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin, 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile değiştirilen 6. maddesinin 2. fıkrası, 15. maddesi ile değiştirilen 19. maddesinin 4. fıkrası yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 23. maddesi ve bu madde ile değiştirilen asıl Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-9'unda “...SUT kodlu acil sezaryen ve ...SUT kodlu kolesistektomi, laparoskopik” adı altındaki işlemlerin B ve C tipi tıp merkezlerinde yapılamaması yönünde yapılan düzenleme ile 10/10/2019 tarih ve 30914 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilen asıl Yönetmeliğin eki Ek-9'un "Açıklamalar" kısmında yer alan "(*) işaretli işlemler B ve C tipi olarak ruhsatlandırılmış olan tıp merkezlerinde yapılamaz." yönündeki açıklama, “...SUT kodlu acil sezaryen (*)(**)" işaretli işlem ve "... SUT kodlu kolesistektomi, laparoskopik” adı altındaki işleme listede yer verilmemesine ilişkin düzenleme yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3. Netice itibarıyla kısmen davanın reddine, kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve dava konusu Yönetmeliğin Ek-9 sayılı eki yönünden davanın açılmasına davalı idarenin sebebiyet verdiği göz önünde bulundurulduğunda, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderinin ...TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, geriye kalan ...TL'sinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, aynı Tarife uyarınca ...TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 02/11/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.