Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/12101 E. , 2023/5002 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/12101
Karar No : 2023/5002
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Hukuk Müş. Yrd. V. …
İSTEMLERİN_KONUSU : Davacı tarafından; 14/08/2003 tarihinde polis memurlarının ateş açması sonucunda yaralandığından ve felç kaldığından bahisle, olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğradığı iddia edilen zararlara karşılık (miktar artırımı sonucu) 873.266,69 TL maddi, 130.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda ... İdare Mahkemesince; Danıştay Onuncu Dairesinin davanın süre aşımı yönünden reddi yolundaki kararın bozulmasına ilişkin 03/12/2014 tarih ve E:2012/447, K:204/7341 sayılı bozma kararına uyularak davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, 2008 yılına kadar bakıcı gideri ödemesi yapılmadığı, 2008-2018 yılları arasında ödeme yapıldığı, üç ay önce bakıcı gideri ödemesinin SGK tarafından iptal edildiği, ömür boyu asgari ücret alınacağı yaklaşımının gerçeği yansıtmadığı, belirli bir yıldan sonra usta seviyesinde ücret alınacağının kabulü gerektiği, yol giderlerinin eksik hesaplandığı, tedavinin devam ettiği, her altı ayda bir ameliyat olduğu, akülü araba ve ayak destek aparatı ihtiyacının yaşamı boyunca devam edeceğinin dikkate alınmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu; davalı idare tarafından, hizmet kusurunun dolayısıyla tazminat sorumluluğunun bulunmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu, reddedilen maddi tazminat yönünden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyize konu İdare Mahkemesi kararının açıklamalı ve düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, miktar artırımı suretiyle artırılan maddi tazminat miktarına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi ve reddedilen maddi tazminat yönünden davalı idare lehine hükmedilen vekalet ücreti dışındaki kısımları bakımından usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan; davacı tarafından 05/07/2019 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren temyiz dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bir adet bakıcı giderine ilişkin hesaplama yapıldığı, oysa SGK tarafından yapılan bakıcı gideri ödemesinin üç ay önce tapuda babasının üzerine kayıtlı ev olması nedeniyle iptal edildiği, %100 engelli olması sebebiyle ikinci bakıcı giderinin hesaplanması gerektiği ileri sürülmektedir.
Haksız eylem veya hukuka aykırı bir olay sonucu ağır yaralanıp ileri derecede beden gücü kaybına uğrayan kişi, artık tek başına yaşamını sürdüremeyecek ise, oturup kalkmada, yiyip içmede başkasının sürekli yardımı gerekiyorsa, bu kişiye çalışma gücü kaybı tazminatının yanı sıra, ayrıca bakıcı gideri (yaşam boyu bakım giderleri) ödemek gerekmektedir (ÇELİK, Çelik Ahmet, İdari Yargıda Ölüm ve Bedensel Zararlar Nedeniyle Tazminat Davaları, Seçkin Yayıncılık, 2022, s.754).
Bakıcı gideri hesabında, sürekli iş göremezlik zararı hesabından farklı olarak zarar gören kişinin geliri dikkate alınmamaktadır. Sürekli bakıcı gideri, zarar gören kişinin muhtemel bakiye yaşam süresince bakıcıya asgarî ücret üzerinden ödeme yapılacağı varsayımı üzerinden hesaplanmaktadır (ÖĞÜTOĞULLARI, Eren, Bedensel Zararlarda Aktüeryal Tazminat Hesabı, Adalet Yayınevi, 2021, s.204).
Yaşam boyu bakım giderlerinin istenebilmesi için yetkili sağlık kurulu raporlarında bunun açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Sakat kalan kişinin yaşam boyu bakıma muhtaç olması için, beden gücü kayıp oranının % 100 olması şart değildir. Bu oran daha düşük de olabilir, önemli olan kişinin başkasının yardımı olmadan yaşamını sürdüremeyecek hale gelmiş olmasıdır (ÇELİK, Çelik Ahmet, İdari Yargıda Ölüm ve Bedensel Zararlar Nedeniyle Tazminat Davaları, Seçkin Yayıncılık, 2022, s.755).
Yerleşik Danıştay ve Yargıtay içtihatlarına göre, beden gücü kaybı oranından bağımsız olarak, yetkili sağlık kurulu raporlarında kişinin başkasının yardımı olmadan yaşamını sürdüremeyecek hale gelmiş olduğunun belirtilmesi durumunda, zarar gören kişinin muhtemel bakiye yaşam süresince bakıcıya asgarî ücret üzerinden ödeme yapılacağı varsayımı üzerinden hesaplama yapılmaktadır. Başka bir anlatımla, beden gücü kaybı oranının yüksekliğine göre iki veya daha fazla bakıcı gideri ödenmesi söz konusu olmayıp, asgari ücret üzerinde hesaplanan tek bir bakıcı giderine hükmedilmektedir. Öte yandan, tazminatın toplu olarak ödenmesine karar verildiği durumlarda, bakıma muhtaç kişinin hesaplanan muhtemel yaşam süresinden daha erken bir tarihte vefatı halinde ortaya çıkabilecek sebepsiz zenginleşme sorununun bertarafı açısından Danıştay kararlarında bir takım tazminat ilkeleri belirlenmiştir (Danıştay Onuncu Dairesi, E:2021/5093, K:2022/736, Karar tarihi: 16/02/2022).
Belirtilen açıklamalar ve yerleşik yargı kararları çerçevesinde, beden gücü kaybı oranının yüksekliğine göre iki veya daha fazla bakıcı gideri ödenmesi söz konusu olamayacağından, hükme esas alınan bilirkişi raporunda brüt asgari ücret üzerinden bir adet bakıcı gideri hesaplanmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Temyize konu Mahkeme kararının, hükmedilen maddi tazminat tutarının 707.787,38 TL'lik kısmına miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 21/02/2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kısmının incelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun'un 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup; anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargı mercilerinde dava açılması halinde ise adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde olarak, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.
Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.
Belirtilen açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, artırılan tazminat miktarı bakımından da davalı idareye başvurunun yapıldığı 04/05/2011 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğinden, temyize konu Mahkeme kararının hüküm fıkrasında yer alan "(...) kabul edilen 752.787,38-TL maddi tazminatın 50.000,00-TL'si için idareye başvuru tarihi olan 04/05/2011 tarihinden itibaren, 11/12/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile arttırılan 707.787,38-TL'si için ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 21/02/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, (...)" şeklindeki ibarenin, "(...) kabul edilen 752.787,38 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 04/05/2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, (...)" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
Temyize konu Mahkeme kararının, reddedilen maddi tazminat istemi nedeniyle davalı idare lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının incelenmesi:
02/01/2019 tarih ve 30643 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Mahkeme karar tarihi itibarıyla uyuşmazlığa uygulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13. maddesinde, "(1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 inci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez." düzenlemesi yer almaktadır.
Aynı Tarifenin "Manevi tazminat davalarında ücret" başlıklı 10. maddesinde ise, "(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından vekalet ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Davacı tarafından, 14/08/2003 tarihinde polis memurlarının ateş açması sonucunda yaralanması ve felç kalmasında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek (miktar artırımı sonucu) 873.266,69 TL maddi, 130.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İdare Mahkemesince, 752.787,38 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüne, 115.479,31 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş olup; kabul edilen maddi tazminat için belirlenen 44.061,50 TL nispi vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya, maddi tazminata ilişkin olarak reddedilen (davanın açıldığı tarihten sonra yapılan ve yapılacak bakıcı giderlerinin tazminat olarak ödenmesine ilişkin) talepleri yönünden 2.075,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine; kabul edilen manevi tazminat için belirlenen 10.750,00 TL nispi vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya, reddedilen manevi tazminat için belirlenen 3.600,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.
Davacının talep ettiği 873.266,69 TL maddi tazminat miktarından kabulüne karar verilen 752.787,38 TL çıkarılınca 120.479,31 TL yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmekte olup, temyize konu kararda sehven 115.479,31 TL maddi tazminat isteminin reddine karar verildiği görülmektedir.
Öte yandan; maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, davanın tümden ret veya kısmen kabul kısmen retle sonuçlandığı durumlarda kabul edilen tazminat miktarının önemli bir kısmının vekalet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi, açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirmekte, bazı olaylarda ise, davacının dava açılmadan önceki durumundan daha kötü bir duruma girmesine neden olmakta, bu durum, gerek Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarında gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirilmektedir. Tümden ret ya da kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat istemli davalarda, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusunda, karar tarihinde yürürlükte bulunan Tarifenin 10. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına paralel bir düzenlemeye yer verilmemiş olması nedeniyle, maddi tazminat isteminin kısmen reddi durumunda davacı lehine belirlenen ücreti geçmeyecek şekilde davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hakkaniyete daha uygun olacaktır.
Belirtilen açıklamalar çerçevesinde, İdare Mahkemesince maddi tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen kararda, reddedilen maddi tazminat nedeniyle davalı idare lehine, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretini geçmemesi koşulu ile Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenecek nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davalı idare lehine, reddedilen 120.479,31 TL maddi tazminat istemi yönünden Mahkeme kararının verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üçüncü kısmına göre belirlenen 12.388,34 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, temyize konu Mahkeme kararının hüküm fıkrasında yer alan "(...) maddi tazminata ilişkin olarak reddedilen (davanın açıldığı tarihten sonra yapılan ve yapılacak bakıcı giderlerinin tazminat olarak ödenmesine ilişkin) talepleri yönünden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen 2.075,00-TL maktu vekalet ücreti ile reddedilen manevi tazminat için aynı tarife uyarınca nisbi olarak hesaplanan 3.600,00-TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 5.675,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, (...)" şeklindeki ibarenin, "(...) reddedilen 120.479,31 TL maddi tazminat istemi yönünden karar tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üçüncü kısmına göre belirlenen 12.388,34 TL nispi vekalet ücreti ile reddedilen manevi tazminat için aynı Tarife uyarınca nisbi olarak hesaplanan 3.600,00 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 15.988,34 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, (...)" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin faiz başlangıç tarihi yönünden KABULÜNE, esas yönünden REDDİNE; davalı idarenin temyiz isteminin vekalet ücreti yönünden KABULÜNE, esas yönünden REDDİNE,
2. Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen AÇIKLAMA ile ve kabul edilen maddi tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi ile davalı idare lehine hükmedilen vekalet ücreti yönlerinden DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/10/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!