WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Temmuz 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/11631 E.  ,  2023/7120 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/11631
Karar No : 2023/7120

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …2- …
VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, Çiğli Bölge Eğitim Hastanesinde 07/11/2016 tarihinde gerçekleştirilen bel fıtığı ameliyatında meydana gelen aort damarı yaralanmasına zamanında tıbbi müdahale yapılmaması nedeniyle yakınlarının hayatını kaybettiği iddiasıyla, davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdükleri zararlarına karşılık toplam 60.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihi olan 15/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacıların istinaf başvurusunun maddi ve manevi tazminat taleplerine yönelik toplam 400.000,00 TL'lik kısmının reddine, manevi tazminata yönelik kısmının kısmen kabulüne, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminatın 100.000,00TL'lik bölümünün reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına ve her bir davacı için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, müteveffaya ait abdominal aortayı görüntüleyen konvansiyonel angio görüntülerini içeren CD temin edilmeden düzenlenen Adli Tıp Kurumu raporu uyarınca hüküm verilmiş olmasının eksik ve hatalı değerlendirmeye dayandığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu; davalı idare tarafından, Adli Tıp Kurumu raporunda hizmet kusuru bulunmadığı belirtildiğinden tazmin şartlarının oluşmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu, hükmedilen manevi tazminata faiz işletilemeyeceği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davacılar ve davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden;
Davacıların yakınının 07/11/2016 tarihinde Çiğli Bölge Eğitim Hastanesine L3-4 HNP tanısı ile yatırıldığı, ameliyat sırasında aort damarının yaralandığı, sonrasında gördüğü tetkik ve tedavilere rağmen 15/11/2016 tarihinde hayatını kaybettiği,
Davacılar tarafından, ameliyat sırasında aort damarının yaralanmasında ve sonrasında gerekli tetkik ve tedavilerin zamanında yapılmamasında davalı idarenin ağır hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğradıkları zararlarına karşılık toplam 60.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihi olan 15/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı,
Olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 8. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 19/12/2018 tarih ve 1653 karar numaralı raporda, ''... tıbbi belgelerde kişinin 07/11/2016 tarihinde Çiğli Bölge Eğitim Hastanesi’ne sol L3-4 HNP tanısı ile yatırıldığı, 07/11/2016 tarihinde operasyona alındığı, sol L4 foraminotomi ve sol L3-L4 diskektomi yapıldığı, L4 kökü omzundan dural injury oluştuğu, primer sütüre edilerek tamiri yapıldığı, post op genel durumu iyi bilinci açık ve motor defisit olmayan hasta serviste takip edilirken postop 12 saat sonra alınan kontrol hemogramda hemoglobin 10 dan 6.9 a düşmesi ve karın ağrısı tariflemesi üzerine batın BT angiografi çekildiği, retroperitoneal bölgede hemoraji izlenen hasta Genel Cerrahi ve Kalp Damar Cerrahisince konsülte edildiği, 08/11/2016 tarihinde hasta Genel Yoğun Bakım 2' ye alındığı, nöbetçi radyoloji uzmanı tarafından abdominal aortun sağlam olduğunun belirtildiği, Adli Tıp Kurumunca yapılan yazışmalara rağmen kişiye ait abdominal aortayı görüntüleyen konvansiyonel angio görüntüleri ilgili hastanece temin edilememiş olduğundan; söz konusu konvansiyonel angio görüntülerini içeren CD nin temin edilemediğinden Kurullarınca değerlendirme yapılamadığı, kişinin ölümüne neden olan aort yaralanmasının; sol L4 foraminotomi, L3-4 diskektomi operasyonu sırasında meydana gelen komplikasyonlar arasında olduğundan ve bu komplikasyona tanı koymak ve gidermek için uygun işlemlerin takip ve tedavilerin branş konsültasyonları eşliğinde yapıldığı da dikkate alındığında; Beyin Cerrahisi Uzmanı tarafından yapılan uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu ve idare uygulamalarında tıbbi uygulama hatası bulunmadığı..'' yönünde görüş bildirildiği,
İdare Mahkemesince; bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacılar yakınının 07/11/2016 tarihinde gerçekleştirilen ameliyat sırasında meydana gelen aort damarı yaralanması ve gelişen komplikasyonlar sonucu vefat etmesi olayında, yapılan uygulamalar tıp kurallarına uygun olduğundan davalı idareye atfedilebilir bir hizmet kusurunun bulunmadığı, bu nedenle davacıların tazminat isteminin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği,
Bölge İdare Mahkemesince; Adli Tıp Kurumu raporunda, yapılan yazışmalara rağmen kişiye ait abdominal aortayı görüntüleyen konvansiyonel angio görüntüleri ilgili hastanece temin edilememiş olduğundan değerlendirme yapılamadığının belirtildiği gözetildiğinde, davacıların, yakınları hakkında uygulanan tedaviyi ve zararlı sonucun sebebini öğrenmesine yarayacak tıbbi kayıtların eksik olmasından dolayı tedavi sürecinde gelişen olaylarla ilgili maddi gerçeğe ulaşılamamasından kaynaklı ömür boyu şüphe duyacağı gerekçesiyle, davacıların istinaf başvurusunun maddi ve manevi tazminat taleplerine yönelik toplam 400.000,00 TL'lik kısmının reddine, manevi tazminata yönelik kısmının kısmen kabulüne, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminatın 100.000,00TL'lik bölümünün reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına ve her bir davacı için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine karar verildiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; aynı Kanun'un 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; 281. maddesinin 1. fıkrasında, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
Öte yandan, 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu; 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumu'nun, Mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen Adli Tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu; 15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı, sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiştir. 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 4 No'lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2., 3. ve 16. maddelerinde yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlık, davacıların yakınının Çiğli Bölge Eğitim Hastanesinde geçirdiği ameliyat sırasında aort damarının yaralanması ve sonrasında gerekli tetkik ve tedavilerin zamanında yapılmaması nedeniyle hayatını kaybettiği iddialarına dayalı olarak ortaya çıkmıştır.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 8. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen … tarih ve … karar numaralı rapor incelendiğinde, yapılan yazışmalara rağmen davacıların yakınına ait abdominal aortayı görüntüleyen konvansiyonel angio görüntüleri ilgili hastanece temin edilememiş olduğundan değerlendirme yapılamadığı görülmektedir.
Dosyanın temyizen incelenmesi aşamasında ise, davalı idare tarafından ek beyan dilekçesiyle Adli Tıp Kurumu Başkanlığının istemiş olduğu davacılar yakınına ait abdominal aortayı görüntüleyen konvansiyonel angio görüntülerini içeren CD dosyaya ibraz edilmiştir.
Bu itibarla, davacıların yakınına ait abdominal aortayı görüntüleyen konvansiyonel angio görüntülerini içeren CD Adli Tıp Kurumu Başkanlığının ilgili ihtisas kuruluna gönderilerek, dosyaya yeni girmiş olan bu tıbbi belgenin de incelenmesi suretiyle, uyuşmazlığa konu olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespitini teminen alınacak olan ek bilirkişi raporu uyarınca bir karar verilmesi gerektiğinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 20/11/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.