Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/11255 E. , 2023/5950 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/11255
Karar No : 2023/5950
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1) ...
2) ...
3) ...
VEKİLLERİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1) ... Genel Müdürlüğü
2) ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU:... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'nün 10/10/2015 tarihinde kız arkadaşı ile birlikte Amasya ili, Merkez ilçesine bağlı ... Mahallesi, ... Caddesi, No:... adresinde ... plakalı aracı ile seyir halinde iken, söz konusu aracın Yeşilırmak'a düşmesi neticesinde hayatını kaybetmesinde kazanın meydana geldiği bölgede ıslah çalışmalarının yapılmadığı, söz konusu alanda gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığı, istinat duvarının olması gereken yükseklikten aşağıda olduğu, şerit veya herhangi bir uyarıcı tabelanın bulunmadığı, yolun mıcırlı olduğu, davalı idarelerin ağır hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek ... ve ... için ayrı ayrı 2.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 10/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce müştereken ve müteselsilen ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, dava konusu olayda müteveffa ...'nün 10/10/2015 tarihinde ... plakalı aracı ile seyir halinde iken ırmağa düşerek hayatını kaybetmesinde davalı idarelerin eylemleri ile meydana gelen netice arasında illiyet bağının bulunmadığı, gerçekleşen kazada dikkat ve özene aykırı davranışı ile davacılar yakınının asli kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, davalı idarelerin hizmet kusurunun olup olmadığının İdare Mahkemesince mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın sadece savcılık dosyasında alınan raporlar ile yetinilerek karar verildiği, müteveffanın aracı ile ırmağa düşmesi neticesinde hayatını kaybetmesinin nedeninin dere ıslah çalışmaları ve istinat duvarının yüksekliği hususunda gerekli çalışmaların yapılmaması, kazanın gerçekleştiği bölgede yeterli güvenlik önlemlerinin alınmaması, şerit veya herhangi bir uyarıcı tabela kullanılmaması, aracın bulunduğu yere yakın olan istinat duvarı ile mıcırlı asfalt yol arasında bulunan molozlar nedeniyle istinat duvarı yüksekliğinin gereken seviyede olmaması nedeniyle olayda idarelerin hizmet kusuru olduğu, davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik yaptıkları istinaf başvurularının reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılar tarafından, yakınları ...'nün 10/10/2015 tarihinde kız arkadaşı ile birlikte Amasya ili, Merkez ilçesine bağlı ... Mahallesi, ... Caddesi, No:... adresinde ... plakalı aracı ile seyir halinde iken, söz konusu aracın Yeşilırmak'a düşmesi neticesinde hayatını kaybetmesinde kazanın meydana geldiği bölgede ıslah çalışmalarının yapılmadığı, söz konusu alanda gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığı, istinat duvarının olması gereken yükseklikten aşağıda olduğu, şerit veya herhangi bir uyarıcı tabelanın bulunmadığı, yolun mıcırlı olduğu, davalı idarelerin ağır hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek ... ve ... için ayrı ayrı 2.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 10/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce müştereken ve müteselsilen ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Amasya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı dosyasında başlatılan ceza soruşturması kapsamında, müteveffanın cesedi üzerinde yapılan otopsi işlemi sonucunda düzenlenen Kimya İhtisas Dairesi raporunda; "müteveffanın kanında ve idrarında hidromorfon, morfini kodein ve hidrocodon maddelerinin bulunduğu" tespit edilmiş, Amasya Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nce düzenlenen ... tarih ve ... sayılı raporda da; müteveffa ...'nün kanında ve idrarında uyuşturucu madde bulunduğu belirlenmiştir.
Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen ... tarih ve ... sayılı raporda, tüm dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı, kaza yeri krokisi, tüm beyanlar, olay yeri inceleme raporu, CD'de mevcut olan kaza sonrası çekilmiş fotoğraflar, keşfe binaen tanzim edilen 18/04/2016 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; 10/10/2015 günü saat 22:15 sıralarında ... plakalı aracın sürücüsünün Yeşilırmak kenarında bulunan ... Caddesi üzerinde dikkatsiz ve kontrolsüz şekilde geri manevra yaptığı esnada aracın Yeşilırmak'a düşmesi neticesinde davaya konu olayın meydana geldiği, kazaya asli derecede etken olan unsurun ... plakalı aracın sürücüsünün aracı dikkatsiz ve kontrolsüz bir şekilde geri manevra ile seyretmesi olduğunun anlaşıldığı, mevcut olayın oluş şekli ve mahiyeti açısından başkaca bir kurum, kuruluş veya kişinin olayda sorumlu olmadığı," görüşlerine yer verilmiştir.
A) Dava Konusu Olayın Amasya Belediye Başkanlığı Yönünden İncelenmesi:
İLGİLİ MEVZUAT:
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 1'inci maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu; "Belediye trafik birimleri, görev ve yetkileri" başlıklı 10'uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise; "Yapım ve bakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak, gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmak, karayolu yapısında ve üzerinde yapılacak çalışmalarda gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve denetlemek, karayolunda trafik için tehlike teşkil eden engelleri gece veya gündüze göre kolayca görülebilecek şekilde işaretlemek veya ortadan kaldırmak, Yol yapısı veya işaretleme yetersizliği yüzünden trafik kazalarının vukubulduğu yerlerde, yetkililerce teklif edilen tedbirleri almak, çocuklar için trafik eğitim tesisleri yapmak veya yapılmasını sağlamak, bu Kanun ve bu Kanuna göre çıkarılan yönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmak." belediyelerin 2918 sayılı Kanun kapsamındaki görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
Aynı Kanunun 19/01/2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun'un 14'üncü maddesiyle değişik 110'uncu maddesinde, “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir."; hükmü, Geçici 21'inci maddesinde de, “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz” hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu yukarıda aktarılan hükümlerinin, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usûllerini kapsadığı görülmektedir.
Bu durumda, davacıların tazmin istemine konu olayın 2918 sayılı Kanun kapsamında yer aldığı, davalı idarelerden Amasya Belediye Başkanlığının karayolundaki eksiklik ve kusurlardan dolayı meydana geldiği öne sürülen zararın tazmini talebiyle açılan davanın adli yargı merciinde görülmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Nitekim benzer uyuşmazlıklarda Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün kararlarında belediyenin denetim ve gözetiminde bulunan yollarda oluşan kazalarla ilgili açılan tazminat davalarının görüm ve çözümünün yukarıda belirtilen 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi uyarınca adli yargı yerleri olduğu belirtildiğinden davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esası incelenerek verilen temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
B) Dava Konusu Olayın Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Yönünden İncelenmesi:
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir.
İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Tazminat hukukunda asıl olan, ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması olup, hizmet kusuru nedeniyle idarenin sorumluluğuna gidebilmek için ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması şarttır. Zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabildiği hallerde öncelikle idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararın tazmin edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeple, hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir.
Müterafik kusur (ortak kusur), zarara uğrayanın; zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım (etki) etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana veya mirasçılarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılmalıdır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, ... İdare Mahkemesince dava konusu olayda müteveffa ...'nün ... tarihinde ... plakalı aracı ile seyir halinde iken ırmağa düşerek hayatını kaybetmesinde davalı idarelerin eylemleri ile meydana gelen netice arasında illiyet bağının bulunmadığı, gerçekleşen kazada dikkat ve özene aykırı davranışı ile davacılar yakınının asli kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen kararına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurularının reddi yolunda karar verilmişse de dosyada İdare Mahkemesince dava konusu olaya ilişkin müteveffanın ve idarelerin kusur durumlarının belirlenmesine yönelik mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın ceza yargılamasında yer alan bilgi ve belgelerle yetinilerek hüküm kurulmasında isabet bulunmamaktadır.
Bu itibarla; Mahkemece davalı idarelerden Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün dava konusu olayda kusurunun bulunup bulunmadığının tespit edilebilmesi için mahallinde keşif yapılarak müteveffanın ve idarelerin dava konusu olayın gerçekleşmesindeki kusur oranlarının belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddi yolunda verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 26/10/2023 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Davacılar tarafından, yakınları ...'nün 10/10/2015 tarihinde kız arkadaşı ile birlikte ... Mahallesi, ..., No:... adresinde ... plakalı aracı ile seyir halinde iken, söz konusu aracın Yeşilırmak'a düşmesi neticesinde hayatını kaybetmesinde davalı idarelerin ağır hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek ... ve ... için ayrı ayrı 2.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 10/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce müştereken ve müteselsilen ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan ... tarih ve ... sayılı raporda, tüm dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı, kaza yeri krokisi, tüm beyanlar, olay yeri inceleme raporu, CD'de mevcut olan kaza sonrası çekilmiş fotoğraflar, keşfe binaen tanzim edilen 18/04/2016 tarihli bilirkişi raporu incelenerek 10/10/2015 günü saat 22:15 sıralarında ... plakalı aracın sürücüsü olan davacılar yakının Yeşilırmak kenarında bulunan ... Caddesi üzerinde dikkatsiz ve kontrolsüz şekilde geri manevra yaptığı esnada aracın Yeşilırmak'a düşmesi neticesinde davaya konu olayın meydana geldiği, kazaya asli derecede etken olan unsurun ... plakalı aracın sürücüsünün aracı dikkatsiz ve kontrolsüz bir şekilde geri manevra ile seyretmesi olduğu, mevcut olayın oluş şekli ve mahiyeti açısından başkaca bir kurum, kuruluş veya kişinin olayda sorumlu olmadığı, görüşlerine yer verildiği gözetildiğinde müteveffa ... 'nün 10/10/2015 tarihinde ... plakalı aracı ile seyir halinde iken ırmağa düşerek hayatını kaybetmesine ilişkin olayın oluş şekli ve mahiyeti irdelendiğinde, davalı idarelerden Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün eylemi ile meydana gelen netice arasında illiyet bağının bulunmadığı, gerçekleşen kazada dikkat ve özene aykırı davranışı ile davacılar yakınının asli kusurlu olduğu sonucuna varıldığından İdare Mahkemesi kararının davalı idarelerden Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yönünden davanın reddine ilişkin kısmına yönelik Bölge İdare Mahkemesince istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı oyuyla aksi yöndeki müşterek heyet kararına katılmıyoruz.
(XX)-KARŞI OY :
Davacılar tarafından, yakınları ...'nün 10/10/2015 tarihinde kız arkadaşı ile birlikte ... Mahallesi, ... Caddesi, No:... adresinde ... plakalı aracı ile seyir halinde iken, söz konusu aracın Yeşilırmak'a düşmesi neticesinde hayatını kaybetmesinde davalı idarelerin ağır hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek ... ve ... için ayrı ayrı 2.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 10/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce müştereken ve müteselsilen ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Davalı idarelerden Amasya Belediye Başkanlığının olay mahallinde yol çalışması olduğu halde gerekli uyarıcı levhaları bulundurmaması, istinat duvarının olması gereken yükseklikten aşağıda olması ve yapılan yol çalışması sonucu yol ile duvar arasının dolması nedeniyle olayda sorumluluğunun bulunduğu iddiası yönünden uyuşmazlığın 5393 sayılı Belediye Kanunu ile belediyelere verilen görev ve sorumlulukların tam ve eksiksiz olarak yerine getirilip getirilmediği, anılan Kanun çerçevesinde yürütülen hizmetin kusurlu işletilip işletilmediği belirlenmek suretiyle çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
Belirtilen bu husus karşısında, davalı idarelerden Amasya Belediye Başkanlığı yönünden 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'ndan kaynaklanmayan görevleri kapsamında yürüttükleri hizmetlerden doğan sorumluluklarına dayandırılan uyuşmazlığın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanına girdiği sonucuna varıldığından, aksi yönde oluşan karara katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!