Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/1117 E. , 2023/5948 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/1117
Karar No : 2023/5948
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
2- …Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
3-… İdaresi
VEKİLİ : Av. …
4- … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN_KONUSU : Davacı şirket tarafından; Aydın ili, Söke ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ve sigortaladığı konutlara, 21/10/2015 tarihinde meydana gelen yağışlar sırasında su basması olayında davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek uğradığı iddia edilen zararına karşılık sigortalısına ödenen 281.979,72 TL tazminatın 229.677,00 TL’si için ödeme tarihi olan 11/04/2016 tarihinden, 52.302,72 TL’si için ise ödeme tarihi olan 27/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu zarara sebep olan yağışın idarelerin sorumluluğunu ortadan kaldıracak şekilde mücbir sebep niteliğinde olduğu, bu durumda illiyet bağının ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın reddine ve davalı idarelere nispi olarak hesaplanan vekalet ücretinin 1/4 oranında ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından; mahkemelerce hiç bir araştırma yapılmadan teknik bilirkişi incelemesi yaptırılmadan eksik inceleme ile karar verildiği, zararının tazmin edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMALARI : Davalı idarelerden Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Söke Belediye Başkanlığı ve Aydın Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin kısmına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmının incelenmesi:
Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, İdare Mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin kısmına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının reddedilen maddi tazminat nedeniyle davalı idare lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmına yönelik davacı istinaf isteminin reddine dair kısmının incelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 3. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir." hükmü; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde, "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir..." ve "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasında, "Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; ... b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar." hükümleri yer almaktadır.
30/12/2017 tarih ve 30286 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve İdare Mahkemesi kararı tarihi itibarıyla uyuşmazlığa uygulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13. maddesinde, "Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7'nci maddenin ikinci fıkrası, 9'uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10'uncu maddenin üçüncü ile 12'nci maddenin birinci fıkrası, 16'ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir."; "Manevi tazminat davalarında ücret" başlıklı 10. maddesinde ise, " (1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." düzenlemeleri yer almaktadır.
Dava; 281.979,72 TL maddi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince, davanın reddine ve reddedilen maddi tazminat yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre nispi olarak hesaplanan 22.868,78 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idarelere 1/4 oranında verilmesine karar verildiği görülmektedir.
Maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, kabul edilen tazminat miktarının önemli kısmının vekalet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi, açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirmekte, bazı olaylarda ise, davacının dava açılmadan önceki durumundan daha kötü bir duruma girmesine neden olmakta, bu durum gerek Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarında gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirilmektedir. Tümden ret ya da kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusunda Tarifenin 10. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına paralel bir düzenlemeye yer verilmemiş olması nedeniyle, reddedilen maddi tazminata ilişkin vekalet ücretinin Tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceğine dair Tarife hükmünün ihmal edilmesi, hakkaniyete daha uygun olacaktır.
Yukarıda yer alan açıklamalar uyarınca, İdare Mahkemesince, maddi tazminat isteminin tamamen reddine karar verilmiş olması nedeniyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmalı işler için belirlenen 1.660,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmesine rağmen davalı idareler lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmadığından bu hususun Bölge İdare Mahkemesince düzeltilmemiş olmasında da hukuki isabet görülmemiştir.
Bu durumda; temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararında, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca; ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat için nispi olarak belirlenen 22.868,78 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere 1/4 oranında verilmesine," ibaresinin, "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat için maktu olarak belirlenen 1.660,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere 1/4 oranında verilmesine," şeklinde düzeltilmesi gerektiğinden, … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "...istinaf başvurusunun reddine ..." ibaresinin, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca; "...istinaf başvurusunun reddine, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat için nispi olarak belirlenen 22.868,78-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere 1/4 oranında verilmesine ibaresinin, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat için maktu olarak belirlenen 1.660,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere 1/4 oranında verilmesine" şeklinde düzeltilmesine ... " şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin esas yönünden REDDİNE, vekalet ücreti yönünden KABULÜNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:… K:… sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 26/10/2023 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir.
İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Tazminat hukukunda asıl olan, ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması olup, hizmet kusuru nedeniyle idarenin sorumluluğuna gidebilmek için ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması şarttır. Zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabildiği hallerde öncelikle idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararın tazmin edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeple, hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı şirket tarafından, T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca Aydın ili, Söke ilçesinde yapılan konutların 21/04/2015 tarihinde TOKİ Ortak Alanlar Yangın Sigorta Poliçesi ile sigortalandığı, 21/10/2015 tarihinde bölgede meydana gelen yağışlar sonrası, davalı belediye sınırları içerisinde ve sorumluluğunda kalan derenin taşması ve mevcut alt yapı yetersizliği ile birleşmesi sonucu meydana gelen sel baskınında sigortalı 10 adet bloğun bodrum katlarının komple su altında kaldığı, tespit edilen hasarın sigortalısına ödendiği, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ve Aydın Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğüne yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine uğradığı iddia edilen zararına karşılık sigortalısına ödenen 281.979,72 TL tazminatın 229.677,00 TL’si için ödeme tarihi olan 11/04/2016 tarihinden, 52.302,72 TL’si için ise ödeme tarihi olan 27/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesi kararında dava konusu zarara sebebiyet veren yağışın doğal afet olduğu kabulü ile zarar ile idarenin eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığından davanın reddine karar verilmişse de; dava konusu zarara sebebiyet veren taşkının neden olduğu yağışın doğal afet olduğu kabul edilmekle birlikte, yağış sonucu meydana gelen taşkın sebebiyle davalı idarelerin, zararın meydana gelmesinde veya artmasında kusurunun bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Davacı tarafından dava konusu zararın, derenin taşması sonucu meydana geldiğinin belirtildiği, davalı idarelerden Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından davacının başvurusuna verilen cevapta; dava konusu sele sebep olan derenin Hacıbekir Deresi olduğunun, derenin Söke-Bodrum Karayoluna kadar geldiğinin, bu noktada karayolunu menfez ile geçerek Söke Ovasında bulunan vatandaş parsellerine yüzeysel olarak yayıldığının, Söke ... Mahallesi yağmursuyu deşarj hatlarının yetersiz olmasının, izin alınmadan ASG yapısına bağlanması ve Karayolları tarafından inşa edilen menfezlerin yetersiz olması nedeniyle tıkanması sonucunda ... Mahallesinde taşkın meydana geldiğinin belirtildiği hususları göz önüne alındığında, dava konusu zararın meydana gelmesinde veya artmasında davalı idarelerin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı araştırılarak, sorumluluklarının bulunması halinde kusur oranlarının belirlenmesi suretiyle karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!