WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/10485 E.  ,  2023/7361 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/10485
Karar No : 2023/7361

DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Bakanlığı
(… Bakanlığı)
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN_KONUSU : 31/12/2017 tarih ve 30287 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Milli Emlak Tebliği (Sıra No:382)'nin, 02/08/2019 tarih ve 30850 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Milli Emlak Genel Tebliği (Sıra No:382)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No:390) ile değişik;
a) 4. maddesinin 1. fıkrasının "Satış bedeli: Rayiç bedelin yüzde ellisini," şeklindeki (f) bendinin,
b) 17. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Satış bedeli, rayiç bedelin yüzde ellisidir." cümlesinin,
iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Kamuya ait taşınmazların yok pahasına satılmasının kamu yararına aykırı olduğu, böyle bir düzenlemenin tebliğ ile yapılamayacağı, bu düzenlemeler yapılırken Sayıştay ve Hazine ve Maliye Bakanlığından görüş alınması gerektiği, söz konusu düzenlemelerin iptali gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Usûle ilişkin olarak davanın süresinde açılmadığı ve davacının bu davayı açmasında menfaatinin bulunmadığı; esas yönelik olarak ise; Tebliğ'in dayanağının 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 4. maddesinin 12. fıkrası olduğu, bu maddede 10/07/2019 tarih ve 30827 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7181 sayılı Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16. maddesi ile yapılan değişiklikle "rayiç" ibaresinin kaldırıldığı, ayrıca maddeye "Bu fıkra kapsamında yapılacak satışlarda; satış bedeli, ödeme şekli, taksit süresi ve sayısı, uygulanacak faiz oranı ve diğer hususlarda" ibaresinin getirildiği, anılan ifadenin devamında ise "6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkındaki Kanunun Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır." hükmünün yer aldığı, bu hüküm uyarınca Hazineye ait tarım arazilerinin satışında 6292 sayılı Kanun'un uygulanacağı, 6292 sayılı Kanun'un 12. maddesinde de Hazineye ait tarım arazilerinin satış bedelinin 6. maddesinin 4. fıkrasının 4. cümlesi kapsamında tarımsal amaçlı olarak kullanılan ve üzerinde tarımsal amaçlı yapılar (mandıra, sera, ağıl, kümes vb.) ile sürekli ikamet amacıyla kullanılan konut hariç yapı bulunmayan yerler için rayiç bedelin yüzde ellisi olduğunun hüküm altına alındığı, dava konusu düzenlemelerin dayanak Kanun hükümlerine uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dayanak Kanun hükümlerine uygun olan dava konusu düzenlemelerin hukuka ve mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, 02/08/2019 tarih ve 30850 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 382 Sıra Nolu Milli Emlak Genel Tebliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair 390 Sıra Nolu Tebliğ'in 1. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde düzenlenen "Satış Bedeli: Rayiç bedelin yüzde ellisini," ve 4. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen "Satış bedeli, rayiç bedelin yüzde ellisidir." ibarelerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir.
4706 sayılı Hazineye ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 4. maddesinin 12. fıkrasında '' Rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabilir'' hükmü mevcut iken 10/07/2019 tarih ve 30827 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7181 sayılı Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 16. maddesiyle "rayiç" ibaresinin kaldırıldığı, ayrıca "bu fıkra kapsamında yapılacak satışlarda; satış bedeli, ödeme şekli, taksit süresi ve sayısı, uygulanacak faiz oranı ve diğer hususlarda 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkındaki Kanunun Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
6292 sayılı Kanun'un 12. maddesinde de Hazineye ait tarım arazilerinin satış bedelinin 6. maddesinin 4. fıkrasının 4. bendi kapsamında kullananlar için rayiç bedelin yüzde ellisi olduğu, anılan Kanunun 6. maddenin 4. fıkrasının 4. bendinde ise, tarımsal amaçlı olarak kullanılan ve üzerinde tarımsal amaçlı yapılar (mandıra, sera, ağıl, kümes vb.) ile sürekli ikamet amacıyla kullanılan konut hariç yapı bulunmayan yerler için satış bedelinin rayiç bedelin yüzde ellisi olduğu hükme bağlanmıştır.
Dava konusu 02/08/2019 tarih ve 30850 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 382 Sıra Nolu Milli Emlak Genel Tebliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair 390 Sıra Nolu Tebliğ'in 1. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde "Satış Bedeli: Rayiç bedelin yüzde ellisini," ve 4. maddesinin 1. fıkrasında "Satış bedeli, rayiç bedelin yüzde ellisidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Olayda, 7181 sayılı Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümleri uyarınca ,Hazineye ait tarım arazilerinin satışında 6292 sayılı Kanun'un uygulanacağı açık olup, buna uygun olarak düzenlenen dava konusu tebliğ hükümlerinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Dava, 31/12/2017 tarih ve 30287 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Milli Emlak Tebliği (Sıra No:382)'nin; 02/08/2019 tarih ve 30850 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Milli Emlak Genel Tebliği (Sıra No:382)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No:390)'in 1. maddesi ile değiştirilen 4. maddesinin 1. fıkrasının "Satış bedeli: Rayiç bedelin yüzde ellisini," şeklindeki (f) bendinin ve 4. maddesi ile değiştirilen 17. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Satış bedeli, rayiç bedelin yüzde ellisidir." cümlesinin iptali istemiyle açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE :
USÛL YÖNÜNDEN:
Hazineye ait taşınmazların satışına yönelik düzenlemeler içeren dava konusu Tebliğ hükümlerinin, Türk vatandaşı olan tüm bireylerin menfaatini ilgilendirdiği dikkate alındığında; davacının bu davayı açma ehliyeti bulunmadığına ilişkin davalı idarece öne sürülen itiraz yerinde görülmemiştir.
02/08/2019 tarih ve 30850 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan dava konusu Tebliğ'e 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrası uyarınca belirlenen altmış günlük dava açma süresi içerisinde, 09/08/2019 tarihinde bakılan dava açılmıştır. Bu durumda, davanın süresinde olmadığına ilişkin davalı idarece öne sürülen itiraz da yerinde görülmemiştir.

ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
18/07/2001 tarih ve 24446 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un "Doğrudan satış" başlıklı 4. maddesi çeşitli tarihlerde değişikliklere uğramış ve mevcut fıkralara ek fıkralar eklenmiştir.
05/12/2017 tarih ve 30261 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7061 sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 58. maddesi ile 4706 sayılı Kanun'un 4. maddesine fıkralar eklenmiştir. Yapılan eklemeler sonucunda 4706 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 12. fıkrası birinci cümlesi,
"26/4/2012 tarihi itibarıyla belediye ve mücavir alan sınırları içinde yer alan ve imar planı bulunmayan veya imar planında tarımsal amaca ayrılan Hazineye ait tarım arazilerini 30/3/2014 tarihi itibarıyla en az üç yıldan beri tarımsal amaçla kiralayan ve kira sözleşmesi halen devam eden kiracıları veya bu arazileri aynı süreyle tarımsal amaçla kullanan ve kullanımlarının halen devam ettiği belirlenen kullanıcıları ya da paydaşlarından; bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde bu arazileri doğrudan satın almak için başvuruda bulunan ve tespit ve tebliğ edilen rayiç bedeli itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenler bu fıkraya göre hak sahibi sayılır."
Son cümlesi ise,
"Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin olarak bu fıkrada hüküm olmayan hallerde; ecrimisil ve kira bedellerinin mahsubuna ilişkin hükümleri hariç olmak üzere, 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır." şeklini almıştır.
10/07/2019 tarih ve 30827 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16. maddesi ile 4706 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 12. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde” ibaresi “31/12/2019 tarihine kadar” şeklinde değiştirilmiş, aynı cümlede yer alan “rayiç” ibaresi fıkra metninden çıkarılmış ve birtakım değişiklikler daha yapılmıştır.
Sonuç olarak, günümüz itibarıyla 4706 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 12. fıkrasında,
"26/4/2012 tarihi itibarıyla belediye ve mücavir alan sınırları içinde yer alan ve imar planı bulunmayan veya imar planında tarımsal amaca ayrılan Hazineye ait tarım arazilerini 30/3/2014 tarihi itibarıyla en az üç yıldan beri tarımsal amaçla kiralayan ve kira sözleşmesi halen devam eden kiracıları veya bu arazileri aynı süreyle tarımsal amaçla kullanan ve kullanımlarının halen devam ettiği belirlenen kullanıcıları ya da paydaşlarından; 31/12/2019 tarihine kadar bu arazileri doğrudan satın almak için başvuruda bulunan ve tespit ve tebliğ edilen bedeli itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenler bu fıkraya göre hak sahibi sayılır. Tarımsal amaçlı yapılar ile esaslı unsuru tarımsal faaliyet olması koşuluyla üzerinde sürekli ikamet amacıyla konut bulunan tarım arazileri de bu fıkra kapsamında değerlendirilir. Satılan tarım arazilerinin satış tarihinden itibaren otuz yıl içerisinde 1/5000 veya 1/1000 ölçekli imar planında tarım dışı amaca ayrılması hâlinde, güncel satış bedeli ile satış tarihinden itibaren TÜFE (bir önceki yılın aynı ayına göre değişim) oranında artırılarak güncellenen bedel arasındaki fark, bu fıkradaki hükümlere göre en son kayıt malikinden tahsil edilir. Bu süre içerisinde tarım arazilerinin üç yıl aralıksız olarak tarımsal amaçla kullanılmaması hâlinde, satış işlemi iptal edilir, taşınmaz resen Hazine adına tescil edilir ve ödenen bedel faizsiz olarak kayıt malikine iade edilir. Bu hususlarda tapu kütüğüne gerekli belirtme yapılır. Bu fıkra kapsamında yapılacak satışlarda; satış bedeli, ödeme şekli, taksit süresi ve sayısı, uygulanacak faiz oranı ve diğer hususlarda 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır." hükmü yer almıştır.
4706 sayılı Kanun'un yukarıda anılan hükmünün atıf yaptığı, 26/04/2012 tarih ve 28275 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un;
"Hak sahibi, başvuru ve doğrudan satış" başlıklı 6. maddesinde,
"(1) 2/B alanlarında bulunan taşınmazlar hakkında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulan tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre; bu taşınmazların 31/12/2011 tarihinden önce kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilen kişilerden bu taşınmazları satın almak için süresi içerisinde idareye başvuran ve idarece tespit edilen satış bedelini itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenler bu Kanuna göre hak sahibi sayılır.
(2) 2/B alanlarında bulunan taşınmazlar hakkında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra düzenlenecek güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulacak tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre; bu taşınmazların 31/12/2011 tarihinden önce kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilecek kişilerden bu taşınmazları satın almak için süresi içerisinde idareye başvuran ve idarece tespit edilen satış bedelini itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenler de hak sahibi sayılır.
(3) Hak sahiplerinden birinci fıkra kapsamında olanlar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, ikinci fıkra kapsamında olanlar ise, güncelleme listelerinin tescil edildiği veya kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren sekiz ay içinde idareye başvurarak, bu taşınmazların bedeli karşılığında kendilerine doğrudan satılmasını isteyebilirler.
(4) Hak sahiplerine doğrudan satılacak olan taşınmazların satış bedeli; dört yüz metrekareye kadar olan kısmı için rayiç bedelin yüzde ellisi, fazlası için rayiç bedelin yüzde yetmişi üzerinden hesaplanır. Birden fazla taşınmazda hak sahibi olunması hâlinde yüzde elli satış bedeli hesaplaması, hak sahibinin tercih edeceği sadece bir taşınmaz için uygulanır. Bir taşınmazdaki hak sahipliğinin devredilmesi hâlinde yüzde elli satış bedeli hesaplaması, taşınmazın sadece dört yüz metre karesi için ve hak sahiplerinin hisselerine oranlanarak uygulanır. Ancak, tamamen ve münhasıran bilfiil tarımsal amaçlı olarak kullanılan ve üzerinde tarımsal amaçlı yapılar (mandıra, sera, ağıl, kümes vb.) ile sürekli ikamet amacıyla kullanılan konut hariç yapı bulunmayan yerler için satış bedeli, rayiç bedelin yüzde ellisi üzerinden hesaplanır, bu şekilde satılan taşınmazların sonradan farklı amaçla kullanılması hâlinde, taşınmazın satış tarihi itibarıyla rayiç bedelinin yüzde yetmişi üzerinden hesaplanacak bedel esas alınarak aradaki fark kanuni faiziyle birlikte ecrimisilin tarh, tahakkuk ve tahsiline ilişkin hükümler uyarınca kayıt malikinden tahsil edilir.
..." hükmüne;
"Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin işlemler" başlıklı 12. maddesinde,
"(1) Hazineye ait tarım arazilerinin; 31/12/2011 tarihi itibarıyla en az üç yıldan beri tarımsal amaçla kiralayan, kira sözleşmesi halen devam eden kiracıları veya bu arazileri aynı süreyle tarımsal amaçla kullanan ve kullanımlarının halen devam ettiği idarece belirlenen kullanıcıları ya da paydaşlarından; bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde bu arazileri bedeli karşılığında doğrudan satın almak için idareye başvuran ve idarece bu maddede belirtilen şekilde tespit ve tebliğ edilen satış bedelini itiraz etmeksizin kabul edenler bu maddeye göre hak sahibi sayılır.
(2) Bu madde kapsamında doğrudan hak sahiplerine satılacak Hazineye ait tarım arazilerinin satış bedeli, 6 ncı maddenin dördüncü fıkrasının dördüncü cümlesinde belirtilen şekilde kullanılanlar için rayiç bedelin yüzde ellisidir, bu şekilde satılan tarım arazilerinin sonradan farklı amaçla kullanılması hâlinde aynı cümlede belirtilen şekilde işlem yapılır. Bu tarım arazilerinin satışında da, bu Kanunda belirtilen satış ve ödeme şartları uygulanır..." hükmüne yer verilmiştir.
31/12/2017 tarih ve 30287 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Milli Emlak Tebliği (Sıra No:382)'nin,
"Amaç" başlıklı 1. maddesinde,
"(1) Bu Tebliğin amacı, 26/4/2012 tarihi itibarıyla belediye ve mücavir alan sınırları içinde yer alan ve imar planı bulunmayan veya imar planında tarımsal amaca ayrılan Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir." düzenlemesine;
"Kapsam" başlıklı 2. maddesinde,
"(1) Bu Tebliğ, 26/4/2012 tarihi itibarıyla belediye ve mücavir alan sınırları içinde yer alan ve imar planı bulunmayan veya imar planında tarımsal amaca ayrılan Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin işlemleri kapsar." düzenlemesine;
"Dayanak" başlıklı 3. maddesinde,
"(1) Bu Tebliğ, 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin onikinci fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Tebliğ'in "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde, "Satış bedeli: Rayiç bedeli," düzenlemesine yer verilmişken; 02/08/2019 tarih ve 30850 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Milli Emlak Genel Tebliği (Sıra No:382)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No:390)'in 1. maddesi ile ana Tebliğ'in 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi "Satış bedeli: Rayiç bedelin yüzde ellisini," şeklinde değiştirilmiştir.
Yine Tebliğ'in "Satış bedeli ve tahsili" başlıklı 17. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesinde, "(1) Satış bedeli, rayiç bedelin tamamıdır..." düzenlemesine yer verilmişken; 02/08/2019 tarih ve 30850 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Milli Emlak Genel Tebliği (Sıra No:382)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No:390)'in 4. maddesi ile ana Tebliğ'in 17. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesi "Satış bedeli, rayiç bedelin yüzde ellisidir." şeklinde değiştirilmiştir.
Dava Konusu Tebliğ'in İlgili Düzenlemelerinin İncelenmesi:
Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır.
Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin; ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
4706 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 12. fıkrasında, tespit ve tebliğ edilen rayiç bedelin kabul edilmesi hâlinde hak sahibine doğrudan satışın yapılabileceği kuralına yer verilmişken; 7181 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucunda "rayiç" ibaresi hükümden çıkartılmıştır. Yine 7181 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, aynı fıkra kapsamında yapılacak satışlarda; satış bedeli, ödeme şekli, taksit süresi ve sayısı, uygulanacak faiz oranı ve diğer hususlarda 6292 sayılı Kanun'un Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanacağı kural altına alınmıştır.
4706 sayılı Kanun'un atıfta bulunduğu 6292 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 4. fıkrasının ilk cümlesinde, hak sahiplerine doğrudan satılacak olan taşınmazların satış bedeli, kural olarak, dört yüz metrekareye kadar olan kısmı için rayiç bedelin yüzde ellisi, fazlası için rayiç bedelin yüzde yetmişi olarak belirlenmiş; aynı fıkranın dördüncü cümlesinde ise bir istisnaya yer verilerek, tamamen ve münhasıran bilfiil tarımsal amaçlı olarak kullanılan ve üzerinde tarımsal amaçlı yapılar (mandıra, sera, ağıl, kümes vb.) ile sürekli ikamet amacıyla kullanılan konut hariç yapı bulunmayan yerler için satış bedelinin, rayiç bedelin yüzde ellisi üzerinden hesaplanacağı belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 12. maddesinin 2. fıkrasında da, Hazineye ait tarım arazilerinin satış bedelinin 6. maddesinin 4. fıkrasının dördüncü cümlesi kapsamında kullananlar için rayiç bedelin yüzde ellisi olduğu hükme bağlanmıştır.
Buna göre, münhasıran Hazineye ait tarım arazilerinin doğrudan satışına ilişkin düzenleme içeren 4706 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 12. fıkrası kapsamında hak sahiplerine yapılacak satışlarda satış bedelinin, 6292 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 4. fıkrasının dördüncü cümlesi ile 12. maddesinin 2. fıkrası uyarınca rayiç bedelin yarısı olduğu açıktır.
Dava konusu 390 sıra numaralı Tebliğ, 4706 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 12. fıkrasında satış bedeline ilişkin değişiklik yapan 7181 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi üzerine, 382 sıra numaralı Tebliğin anılan Kanun hükümlerine uyarlanması amacıyla yürürlüğe konulmuş olup, bu kapsamda dava konusu kurallar ile ana Tebliğ'in 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde yer alan satış bedeli kavramı, rayiç bedelin yüzde ellisi olarak tanımlanmış, ana Tebliğin 17. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesinde de, satış bedelinin, rayiç bedelin yüzde ellisi olduğu ayrıca ifade edilmiştir.
Bu durumda, Tebliğ'in dayanağı olan 4706 sayılı Kanun'un, 7181 sayılı Kanunla değişik 4. maddesinin 12. fıkrası ile 6292 sayılı Kanun'a uygun olarak Tebliğ'de yapılan değişikliklerde hukuka ve üst hukuk normlarına aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan; 4706 sayılı Kanun, ülkemizde 2001 yılının Şubat ayında meydana gelen olumsuz ekonomik gelişmeler sonucu yeni bir ekonomik programın uygulamaya konulması üzerine ve ekonominin en önemli sorunu olan kaynak sıkıntısının bertaraf edilmesi, kamu kaynaklarının en verimli şekilde kullanılarak borçlanma gereksiniminin azaltılması, Hazineye ait ve halen atıl durumda bulunan taşınmaz malların kısa bir süre içerisinde ekonomiye kazandırılması ve bu suretle elde edilecek gelirlerin öncelikle ekonominin canlandırılması için kullanılması amacıyla ve çarpık kentleşmeyi önleyerek düzenli kentleşmeyi sağlamak üzere yürürlüğe konulmuştur. 7181 sayılı Kanun'un 4706 sayılı Kanun'u değiştiren hükümleri ise, Hazineye ait taşınmazlar ile tarım arazilerinin satışında uygulama birliğinin sağlanması (örneğin, 7181 sayılı Kanun öncesinde, 4706 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 12. fıkrası uyarınca Hazineye ait tarım arazilerinin satış bedeli rayiç bedel iken, 6292 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 4. fıkrasının dördüncü cümlesi uyarınca Hazineye ait tarım arazilerinin satış bedeli rayiç bedelin yarısıdır) ve çeşitli nedenlerle haklarından yararlanamayan hak sahiplerinin mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla kabul edilmiştir. Bu itibarla, 4706 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 12. fıkrasında, 7181 sayılı Kanunla yapılan değişikliklere uyum sağlamaya yönelik getirilen dava konusu Tebliğ kurallarında kamu yararı amacına da aykırılık görülmemiş olup, aksi yöndeki davacı iddiasına itibar edilmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 31/12/2017 tarih ve 30287 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Milli Emlak Tebliği (Sıra No:382)'nin, 02/08/2019 tarih ve 30850 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Milli Emlak Genel Tebliği (Sıra No:382)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No:390)'in 1. maddesi ile değiştirilen 4. maddesinin 1. fıkrasının "Satış bedeli: Rayiç bedelin yüzde ellisini," şeklindeki (f) bendi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. 31/12/2017 tarih ve 30287 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Milli Emlak Tebliği (Sıra No:382)'nin, 02/08/2019 tarih ve 30850 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Milli Emlak Genel Tebliği (Sıra No:382)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No:390) 'in 4. maddesi ile değiştirilen 17. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Satış bedeli, rayiç bedelin yüzde ellisidir." cümlesi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 23/11/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.