WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Temmuz 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/10199 E.  ,  2023/5947 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/10199
Karar No : 2023/5947

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1) …
2) …
3) …
4) …
5) …
6) …
VEKİLLERİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1) … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
2) …Sulaması …
Sulama Birliği Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

DİĞER DAVALI : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, olay tarihinde 12 yaşında olan yakınları …'nin ailesi ile birlikte mevsimlik işçi olarak çalışmak üzere Aksaray İline geldiği, …Kasabasında kendilerine gösterilen yerde konakladıkları, 23/07/2015 tarihinde yakınları …'nin kardeşleri ile birlikte olayın meydana gelmiş olduğu su kanalının etrafında oturdukları, …'nin ellerini yıkamak için kanalın kenarına geldiği ve bu sırada ayağının kaymış olması nedeniyle su kanalına düştüğü, kardeşlerinin kurtarmaya çalıştığı ancak suda kaybolduğu, daha sonra yapılan yardımla sudan çıkartıldığında hayatını kaybetmiş olduğu, olayda davalı idarelerin kanalın güvenliği sağlama noktasında gerekli tedbirleri almadıkları, kanal kenarında herhangi bir uyarıcı levha, tel örgü veya demir parmaklık bulunmadığı, sulama kanalı çevresinde gerekli emniyet tedbirlerinin alınmadığı, suyun önünün kesilmesiyle oluşan tehlikeyi göz ardı eden davalı idarelerin olayda ağır hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek …de için 500,00 TL ( miktar artırım dilekçesiyle 72.440,98 TL) maddi, 30.000,00 TL manevi, … için 500,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 103.353,15 TL) maddi, 30.000,00 TL manevi, …, …, …, … ve … için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, boğulma olayının gerçekleştiği sulama kanalının Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından inşa edilerek 19/01/1995 tarihli protokol ile … Sulama Birliği'ne devredildiği, konu ile ilgili … Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporunda, ölüm olayının Birliğin sorumluluğu altında olan işin yapılmamasından ve gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması ve denetimdeki eksiklik, ihmal ve tedbirsizlikten kaynaklandığının belirtildiği, sulama kanalını yapan ve 1995 tarihli protokolle devreden Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün devir protokolünde açık olarak belirtildiği üzere, sulama tesisine ilişkin kontrol ve denetim yetkisinin her zaman olduğu, ayrıca sulama tesislerinin yapımı ve işleyişine ilişkin konularda tecrübesi olduğu da gözetildiğinde, sulama tesisinden kaynaklı bilahare gerçekleşebilecek can ve mal kaybı gibi hususlara yönelik denetim ve kontrollerini belli aralıklarla da olsa yapması ve gerekli tedbirlerin alınmasını sağlaması gerektiği, dolayısıyla dava konusu boğulma olayında, davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün denetim yetkisini gereğince kullanmadığından bu yönüyle hizmet kusurunun bulunduğu, tazmini gereken maddi tazminat tutarının tespitinde müterafik kusurun da (zarar görenin kusuru) dikkate alınması gerektiği, olayda 12-13 yaşlarında olan müteveffa …'nin belli bir algılama yeteneğinde olması gerekirken tedbirsiz olarak suya girdiği, davacı anne ve babanın çocuklarını koruma görevini gereği gibi yerine getirmedikleri, gerekli dikkat ve özeni göstermedikleri dolayısıyla olayın meydana gelmesinde zarar görenlerin de kusuru olduğu, müteveffanın yaşı ve olayın gelişimi dikkate alındığında müterafik kusurun %25 olması gerektiği sonucuna ulaşıldığından, tespit edilen maddi tazminat tutarının %75 inin davacılara ödenmesi gerektiği, davacıların manevi tazminat istemlerine gelince; davacılardan anne … için 30.000,00 TL ve baba … için 30.000,00 TL, diğer davacı 5 kardeş için ayrı ayrı 10.000,00'er TL olmak üzere toplam 110.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu, olayda manevi tazminata ilişkin koşulların oluştuğu, olayın meydana geliş şekli ve sonuçları dikkate alındığında, davacı anne ve babanın her biri için ayrı ayrı 20.000,00'er TL, diğer davacılar 5 kardeşin her biri için ayrı 4.000,00 'er TL olmak üzere toplamda 60.000,00 TL manevi tazminatın mahkemece uygun görüldüğü, ancak zikredilen müterafik kusur oranı dikkate alındığında toplam 45.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarelerce, idareye başvuru tarihi olan 30/12/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesi gerektiği, yine idarelerin kusur durumu dikkate alınarak 33.750,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte … Sulama Birliği'nce, 11.250,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte DSİ Genel Müdürlüğünce davacılara ödenmesi gerektiği, dava konusu olayın yerleşim alanı dışında gerçekleşmiş olması nedeniyle davalı idarelerden Belediyece gerekli güvenlik önlemlerinin alınması konusunda görev ve sorumluluğunun bulunmayıp Belediyeye atfedilecek herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığı, davalı … Belediye Başkanlığı yönünden davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ..Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince, bakılan davada meskun mahalden geçen sulama kanalının etrafının kapatılmaması ve gerekli önlemlerin alınmaması suretiyle davalı idarenin olayda hizmet kusuru bulunduğu açık ise de, olay tarihinde 12 yaşında olduğu anlaşılan davacıların yakını …'nin gözetim ve denetim sorumluluğunu gereğince yerine getirmeyen davacıların da olayın meydana gelmesinde %50 oranında kusuru olduğu sonucuna varıldığı, tazminat miktarının hesaplanmasında müterafik kusur durumunun da dikkate alınması gerektiği, uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesi'nce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hesaplanan maddi tazminat tutarının (destekten yoksun kalma tazminatı) anne … için 103.353,15 TL, baba … için 72.440,98 TL olduğu belirlendiği, anne … için bilirkişi tarafından tespit edilen tutarın % 50 oranı olan 51.676.58 TL, baba … için tespit edilen 72.440,98 TL'nin % 50 oranı olan 36.220,49 TL tutarın maddi tazminat olarak belirlenmesi, yine İdare Mahkemesi tarafından anne için takdir edilen manevi tazminat tutarı olan 20.000,00 TL, baba için takdir edilen 20.000,00 TL ve her bir kardeş için takdir edilen 4.000,00 TL olmak üzere toplam 60.000,00 TL manevi tazminatın da % 50 oranındaki kusur oranları dikkate alınarak 30.000,00 TL olarak belirlenmiş olup söz konusu miktarların davalı idarelerce müştereken ve müteselsilen ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davalı idarelerin istinaf istemlerinin kısmen kabulüne, İdare Mahkemesi kararının, 43.948,52 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasına, bu kısım yönünden davanın reddine, davacıların tazminat isteminin anne … için 51.676,58 TL, baba … için 36.220,49 TL maddi, anne ve babanın her biri için ayrı ayrı 10.000,00 TL, her bir kardeş için ayrı ayrı 2.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmı yönünden istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacılar tarafından, taraflarına müterafik kusur yüklemesinin hakkaniyete aykırı olduğu, hükmedilen tüm tazminat tutarına idareye başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken arttırılan miktar yönünden miktar artırım dilekçesinin idareye tebliğ tarihinin esas alınmasının kabul edilemez olduğu, olay yerinin yerleşim alanı içerisinde kaldığı, bu yönüyle davalı idarelerden … Belediye Başkanlığının da sorumluluğu bulunduğu halde Belediye yönünden davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu, maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde tek vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idarelerden … Genel Müdürlüğü tarafından, dava konusu olayda idarelerinin kusuru bulunmadığı, anne ve babanın bakım ve gözetim yükümlülüğünü tam olarak yerine getirememesi nedeniyle meydana gelen olayda illiyet bağının kesildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaların hatalı olduğu, Mahkemece takdir edilen manevi tazminat tutarının yüksek olduğu, hükmedilen tazminat tutarlarına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idarelerden … Sulama Birliği Başkanlığı tarafından, dava konusu olayın gerçekleştiği yerin sulama kanalı olmayıp taşkın sel durumunda suların tahliye için yapılan tahliye kanalı olduğu, tahliye kanalının etrafında koruyucu önlem alınmasının idarelerinin sorumluluğunda bulunmadığı gibi idarelerince bunun için ayrıca bir bütçe ayrılmasına da imkan bulunmadığı, müteveffanın ailesi ile birlikte mevsimlik işçileri bölgeye yerleştirenin Aksaray İl Özel İdaresi olduğu ve Aksaray İl Özel İdaresinin de davaya dahil edilmesi gerektiği, dava konusu olayda tüm kusurun müteveffanın ailesinin olduğu, idareleri yönünden davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI :Davacılar tarafından, davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmakta olup, davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ :Davacıların temyiz istemlerinin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılar tarafından, olay tarihinde 12 yaşında olan yakınları …'nin ailesi ile birlikte mevsimlik işçi olarak çalışmak üzere Aksaray İline geldiği, … Kasabasında kendilerine gösterilen yerde konakladıkları, 23/07/2015 tarihinde yakınları …'nin kardeşleri ile birlikte olayın meydana gelmiş olduğu su kanalının etrafında oturdukları, …'nin ellerini yıkamak için kanalın kenarına geldiği ve bu sırada ayağının kaymış olması nedeniyle su kanalına düştüğü, kardeşlerinin kurtarmaya çalıştığı ancak suda kaybolduğu, daha sonra yapılan yardımla sudan çıkartıldığında hayatını kaybetmiş olduğu, olayda davalı idarelerin kanalın güvenliği sağlama noktasında gerekli tedbirleri almadıkları, kanal kenarında herhangi bir uyarıcı levha, tel örgü veya demir parmaklık bulunmadığı, sulama kanalı çevresinde gerekli emniyet tedbirlerinin alınmadığı, suyun önünün kesilmesiyle oluşan tehlikeyi göz ardı eden davalı idarelerin olayda ağır hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek … için 500,00 TL ( miktar artırım dilekçesiyle 72.440,98 TL) maddi, 30.000,00 TL manevi, … için 500,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 103.353,15 TL) maddi, 30.000,00 TL manevi, …, …, …, … ve …için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Boğulma olayının gerçekleştiği … tesisinin (kanalının) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından inşa edildiği, 19/01/1995 tarihinde yapılan protokolle de, sulama tesisinin davalı …. Sulama Birliği Başkanlığı'na devrinin gerçekleştiği, söz konusu protokolde, tesisin bakım ve onarımının faydalanan (Sulama Birliği) tarafından yapılacağı, tesisin işletilmesinin faydalanan (Sulama Birliği) tarafından yapılacağı, tesisin tadilatı ve genişletilmesi hususunda Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün muvafakatinin aranacağı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün yıllık muayene ve kontrol yetkisinin olduğu belirtilmiştir.
Dava konusu olay ile ilgili olarak … Cumhuriyet Başsavcılığı'nca adli soruşturma açıldığı ve …Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:… sayılı dosyasında …Sulama Birliği başkanı ve müdürü hakkında taksirle ölüme neden olmak suçlamasıyla kamu davası açıldığı, … Ağır Ceza Mahkemesi'nce olayla ilgili olarak aldırılan 29/02/2017 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "olayın meydana geldiği kanalın, can güvenliğini tehdit etmeyecek şekilde etrafının demir korkuluklar ile kapatılması, çevresine 3. kişilerin girişinin yasak ve tehlikeli olduğuna dair uyarı ve ikaz işaretlerinin konulması, söz konusu kanalda suyun birikinti oluşturacak şekilde bent yapılarak suyun biriktirilmesinin kanalın kullanım amacına aykırı olup, ilgili birlikçe kanalın periyodik olarak kontrol edilmesi ve bakımının yapılması gerektiği, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında, tehlikeli iş olan tarımsal sulama işinin işletmesinde Kanunun 4.maddesinde belirtilen risk tespiti, risklerin önlenmesi, koruyucu güvenlik önlemi alınması, iş güvenliği uzmanı görevlendirilmesinin zorunlu olduğu, .... Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından dava konusu ölüm olayının meydana gelmesine sebep olan hususlar konusunda bilgilendirme ve uyarı yapılarak ilgili birliğin bilgilendirildiği ve önlem alınmasının istendiği, aynı şekilde kazadan yaklaşık 2 ay önce ise 01/06/2015 tarihli Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü … Bölge Müdürlüğü'ne ait tutanak ile bölgedeki tel çitlerin ve uyarı levhalarının tahrip edildiğinin ve tamir edildiğinin belirtildiği, ilgili tutanakta birliğinde imzasının olduğu bu nedenle bölgenin daha sık kontrol ve denetlenmesini gerektiğinin bilinmesi gerektiği, ölüm olayının kanalın çevresinin 3. kişilerin girişini engelleyici şekilde korkuluk, çitlerle kapatılmaması ile uyarı ve yasak işaretlerinin yapılmamasından ve ilgili kanalın bent yapılarak suyun birikinti oluşturmasından kaynaklandığı ve ölüm olayının Birliğin sorumluluğu altında olan işin yapılmamasından ve gerekli güvenlik önlemi alınmaması ve denetimindeki eksiklik, ihmal ve tedbirsizlikten kaynaklandığı sebebi ile asli sorumlu olduğu" belirtilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 185. maddesinin 2. fıkrasında eşlerin çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlü oldukları hükme bağlanmıştır.
4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin "Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri" başlıklı 121. maddesinin "b) Sulama tesislerini kurmak, sulama sahalarında mevcut parsellerin tamamını veya aksamını gösterir harita ve planları yapmak veya yaptırmak ve icabı halinde kadastrosunu yaptırmak." hükmü bulunmaktadır.
İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Tazminat hukukunda asıl olan, ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması olup, hizmet kusuru nedeniyle idarenin sorumluluğuna gidebilmek için ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması şarttır. Zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabildiği hallerde öncelikle idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararın tazmin edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeple, hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir.
Müterafik kusur (ortak kusur), zarara uğrayanın; zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım (etki) etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana veya mirasçılarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılmalıdır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, özel ve teknik bilgiyi gerektiren uyuşmazlıklarda, İdare Mahkemelerince bilirkişilik kurumuna başvurulması veya mevcut bilirkişi raporunun değerlendirilmesi zorunlu ise de; bilirkişilerce düzenlenen rapora her durumda uyulması zorunluluğu bulunmamaktadır. Diğer bir anlatımla, Mahkemece, raporun yetersiz ya da çelişkili görülmesi üzerine, aynı bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği veya başka bilirkişilere yeni bir inceleme yaptırılabileceği gibi; teknik bilgiye sahip bilirkişilerce ortaya konulan tespit ve veriler doğrultusunda (bu tespitler esas alınmak ve bu tespitlerle uyumlu olmak kaydıyla) re’sen bir sonuca varılabileceğinin de kabulü gerekmektedir.
Dava dosyasında davacıların destekten yoksun kalma zararlarının belirlenmesine yönelik alınan 23/01/2018 tarihli bilirkişi raporunda davacıların müteveffa için yapacakları yetiştirme giderlerinin düşülmemiş olması ve müteveffanın muhtemel ömür sonunun PMF yaşam tablosu esas alınarak belirlenmesi yönüyle hukuka uyarlık bulunmamakta olup davacılar yakınının muhtemel ömrünün ülkemize özgü olan ve güncel verilere göre hazırlanan TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenerek ve davacıların müteveffa için yapacakları yetiştirme giderlerinin düşülmesi gerekmektedir.
Öte yandan kusura ilişkin olarak … İdare Mahkemesi kararında yer alan değerlendirme esas alınarak davalı … Sulama Birliği'nin mahalde alt yapı tesislerine ilişkin can ve mal güvenliğinin korunmasına yönelik gerekli tedbirleri alması gerektiğinden asli kusurlu olduğu ve davacıya ödenmesi gereken tazminat miktarının %75 ini, kendisine kusur atfedilen DSİ Genel Müdürlüğü'nün ise %25 ini karşılaması gerektiği, tazmini gereken maddi tazminat tutarının tespitinde müterafik kusurun da (zarar görenin kusuru) dikkate alınarak olayda 12-13 yaşlarında olan müteveffa …'nin belli bir algılama yeteneğinde olması gerekirken tedbirsiz olarak suya girdiği, davacı anne ve babanın çocuklarını koruma görevini gereği gibi yerine getirmedikleri, gerekli dikkat ve özeni göstermedikleri dolayısıyla olayın meydana gelmesinde zarar görenlerin de kusuru olduğu, müteveffanın yaşı ve olayın gelişimi dikkate alındığında müterafik kusurun %25 olması gerektiği sonucuna ulaşılmakta olup Bölge İdare Mahkemesince davacılar için %50 müterafik kusur oranı esas alınarak yapılan hesaplamada hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 26/10/2023 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
Davacılar tarafından, olay tarihinde 12 yaşında olan yakınları …'nin ailesi ile birlikte mevsimlik işçi olarak çalışmak üzere Aksaray İline geldiği, … Kasabasında kendilerine gösterilen yerde konakladıkları, 23/07/2015 tarihinde yakınları …'nin kardeşleri ile birlikte olayın meydana gelmiş olduğu su kanalının etrafında oturdukları, …'nin ellerini yıkamak için kanalın kenarına geldiği ve bu sırada ayağının kaymış olması nedeniyle su kanalına düştüğü, kardeşlerinin kurtarmaya çalıştığı ancak suda kaybolduğu, daha sonra yapılan yardımla sudan çıkartıldığında hayatını kaybetmiş olduğu, olayda davalı idarelerin kanalın güvenliği sağlama noktasında gerekli tedbirleri almadıkları, kanal kenarında herhangi bir uyarıcı levha, tel örgü veya demir parmaklık bulunmadığı, sulama kanalı çevresinde gerekli emniyet tedbirlerinin alınmadığı, suyun önünün kesilmesiyle oluşan tehlikeyi göz ardı eden davalı idarelerin olayda ağır hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek açılan maddi ve manevi tazminat istemli davada Mahkemece mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle kusur oranlarının belirlenmesi gerekirken kusura ilişkin rapor alınmaksızın Mahkeme heyetince kusur değerlendirmesi yapılmasında hukuki isabet bulunmadığı düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.