TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/
KARAR NO : 2024/
HAKİM :
KATİP :
DAVACI : ANONİM TÜRK SİGORTA ŞİRKETİ -
VEKİLİ : Av.
DAVALI : ....................BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ -
VEKİLİ :Av.
DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ : 02/01/2024
KARAR TARİHİ : 16/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil şirket tarafından 301373712 numaralı .............. Sigorta Poliçesi ile sigorta edilen............. Yedek Parça San. ve Tic. A.Ş.'ne ait iş yerinde, 17.09.2021 tarihinde elektrik hizmetini sağlayan Uludağ Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü'ne ait elektrik hatlarında yaşanan elektrik kesintisi/voltaj dalgalanmaları sebebi ile Yaskawa marka MA 1440 model kaynak robotunda hasar meydana geldiğini, mezkur olay ve hasarın meydana gelmesinde, elektrik hizmetini sağlayan kurum %100 oranında tamamen kusurlu olduğunu, meydana gelen hasarın tamamından sorumlu olduğunu, yine somut olayda davalı elektrik hizmetini sağlayan kurumun sorumluluğunu doğuran illiyet bağı, zarar ve hukuka aykırılık gibi unsurların da mevcut olduğunu, mezkur olay nedeniyle sigortalı iş yerinde yapılan ekspertiz incelemesi neticesi belirlenen 71.196,16-TL hasar bedeli 21.12.2022 tarihinde sigortalıya ödendiğini, işbu davadan önce sigortalıya ödenen hasar tazminatının rücuen tahsili hususunda davalı yana başvurulmuşsa da bu başvurunun sonuçsuz kaldığını, davalının dava konusu borcu ödememesi sebebiyle davalı aleyhine Bursa Arabuluculuk Bürosunun 2023/........... Büro, 2023/........... Arabuluculuk numarasına kayıtlı başvuru ile ticari hukuk uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmeleri neticesi karşı taraf ile anlaşmanın sağlanamadığını, müvekkili sigorta şirketinin rücu hakkı yasadan kaynaklı olduğunu, sigortalısına sigorta tazminatını ödeyen müvekkili şirketin T.T.K.’nın 1472. maddesi gereğince sigortalısının hukukuna halef olduğundan, bu kanuni halefiyete dayanılarak sayın mahkemeye başvurma zarureti hasıl olduğunu, açıklanan ve re’sen göz önünde bulundurulacak nedenlere binaen; 71.196,16-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı yandan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davalı yandan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 15.06.2023 tarihli, 2022........../ Esas, 2023/ ..........karar sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair Kararının "4562 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca OSB'ler özel hukuk tüzel kişisidir. Bununla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 11 inci maddesindeki tanıma göre esnaf işletmeleri için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı amaçlayan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız bir şekilde yürütüldüğü işletmeleri işletmedikleri için aynı Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca tacir olarak kabul edilmeleri mümkün değildir. Öte yandan OSB'lerin ticaret şirketi olduğu yönünde herhangi bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Bu sebeple OSB'lerin taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmıştır." şeklinde olduğunu, OSB'lerin tacir olmadığı ve huzurdaki davanın mahiyeti gereği mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği dikkate alınarak davanın görev dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine dair karar verilmesini talep ettiklerini, davacının, 17/09/2021 tarihinde yaşadığı elektrik kesintisi sebebiyle 02/01/2024 tarihinde bir başka ifade ile 2 yıl 4 ay sonra huzurdaki davayı ikame ettiğini, TBK m.73 uyarınca zamanaşımına uğradığını, bu sebeple zamanaşımı itirazının mevcut olduğunu, davacının, Uludağ Organize Sanayi Bölge Müdürlüğünün sınırları içerisinde yer aldığını, elektrik hizmetini müvekkili Uludağ OSB' den aldığını, davacının, her ne kadar 17.09.2021 tarihinde meydana gelen elektrik hatlarındaki voltaj düzensizliği/dalgalanmaları sebebi ile hasar meydana geldiğini ve bu hasarın meydana gelmesinde müvekkili idareyi sorumlu kılsa da iddiaların asılsız ve mesnetten yoksun olduğunu, dağıtım merkezi çıkış fidelerinin "kesicili röle korumalı enerji hücresinden" oluştuğunu, enerji nakil hattı direğe çıkış noktasında Parafudr (Aşırı gerilim koruyucu) bulunduğunu, enerji giriş noktasında harici tip sigortalı topraklı ayırıcı bulunduğunu, ayırıcı sonrasında, fabrika girişinde aboneye ait açık tip şalt sahasında kesici mekanizması ile giriş sağlandığını, enerji nakil hattı üzerinde başkaca firmaların da bulunduğunu, Uludağ Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü'nün, oluşabilecek tüm arızalara karşı gerekli önlem ve tedbirleri aldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, iddia edildiği üzere 17/09/2021 tarihinde Uludağ OSB'den kaynaklı bir arıza olmuş olsaydı aynı hattan beslenen diğer fabrikaları da etkilemesi ve söz konusu firmalarda da benzer arızaların meydana gelmesinin gerektiğini, davacı firma dışında isimleri belirtilen hiçbir firmadan benzer bir şikayet alınmadığını, arıza günü kayıtlarında bölge içi herhangi bir elektrik şebeke arızası yaşanmadığının tespit edildiğini, bağlı oldukları trafo merkezi kayıtlarının da yazılı olarak talep edildiğini, belirtilen tarihte herhangi bir gerilim seviyesinde herhangi bir arıza yaşanmadığının öğrenildiğini, yukarıdaki enerji nakil hattı üzerindeki koruma elemanlarının sırasıyla sayıldığını, dolayısıyla, elektrik geriliminde oluşacak dengesizliğe bağlı oluşabilecek arızalara karşı müvekkil idarece yeterli ve gerekli önlemler alındığını, arızaya sebep olan davacının iç tesisatında oluşan kısa devreler olabileceği gibi hiçbir somut delile dayanmadan müvekkiline kusur atfedilmeye çalışıldığını, arızanın sebebinin davacının soyut iddiaları ile gündeme geldiğini, davacı firmanın iç tesisatında oluşan kısa devrenin sebep olabileceği hiç düşünüldüğünü, şebekeye bağlı olarak gelen pik akımlarından dolayı inverter ve rectifier tarafında arıza yapmış olabildiğini, İnverter ve rectifier alternatif akım ve doğru akımın birbirine dönüştürülmesini sağlayan devre elemanı olduğunu, dağıtım şirketi olarak sorumluluğunun ana şebekede, abonelere enerji sağladığını, pik akımının ise sürekliliğini sağladıkları enerjinin mili saniye sevilerinde dalgalanması olarak tabir edildiğini, daha açık bir ifade ile; kurulumu davacıya ait olan ve sorumluluğu kendisine ait olan elektrikte kısa devre yaşanmış olması sebebiyle müvekkili kurumun sorumlu tutulmasının beklenemeyeceğini, kaldı ki davacının iddialarının bir an için kabulü gerektiği düşünüldüğünde dahi; aynı hat üzerinde doğrudan 28 abone dolaylı olarak 120 ye yakın abone enerji almakta olduğunu, davacının iddia ettiği gibi bir sorun olsa diğer firmalardan da aynı şikayetlerin alınmasının gerektiğini, çünkü elektriğin, aynı hat üzerinden sağlandığını, konu hakkında hiçbir somut delile dayanmadan sigorta şirketi davacının hukuki mesnetten ari davasının reddini talep ettiklerini, arızanın ise makine üzerinde aynı etkiyi oluşturabileceğinin muhtemel olduğunu, dava dilekçesinde ek olarak sunulan ekspertiz raporunda da kesin bir ifade ile Bölge Müdürlüğü sorumlu tutulmadığını, raporda belirtilen olay "cihazda kısa devreye bağlı yanma izleri tespit edildiği"nden bahsedildiğini, olayın meydana gelmesinden 1 yıl 2 ay sonra sigortaya ihbarda bulunulduğunu, hasar tarihinin 17/09/2021 olmasına rağmen, ihbar tarihinin 17/11/2022 olduğunun anlaşıldığını, sigortalı Presimsanın, davacı şirkete olay meydana geldikten 1 yıl 2 ay sonra başvurulduğunu ve hasar sebebinin makine kırılması olduğunun tespit edildiğini, dava dilekçesinde, "elektrik hatlarında yaşanan elektrik kesintisi/voltaj dalgalanmaları sebebi ile Yaskawa marka MA 1440 model kaynak robotunda hasar meydana gelmiştir." şeklinde iddianın olduğunu, makinenin hasar görmesi ile makinenin kırılması arasında kavram farklılığı bulunduğunu, davacının talebini açıklaması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, elektrik kesintisinin makinenin kırılmasına sebebiyet verip vermeyeceğinin de nedensellik bağının kurulabilmesi için ayrıca incelenmesi gerektiğini, Uludağ OSB'nin, enerji nakil hatlarında gerekli güvenlik önlemleri aldığını, oluşacak arızaların şebeke güvenlik cihazları tarafından engellenecek şekilde dizayn edildiğini, bahsi geçildiği gibi elektrik dağıtımını kontrol edemediğini, yeterli önlemleri alamadığı iddialarının asılsız olduğunu, tam tersi OSB üzerine düşen görevleri tam ve eksiksiz yerine getirdiğini, söz konusu arızanın birden çok sebebi/nedeni olabileceğini, bu sebeple mevcut bilgi ve belgeler kapsamında arıza hakkında kesin bir değerlendirme yapılamayacağını, ayrıca davacının da iddiasını destekleyecek her türlü şüpheden ari somut ve teknik verilerin sunulmadığını, bu sebeple de müvekkiline yönelik ikame edilen huzurdaki davanın reddini talep ettiklerini, izah edilen sebeplerle her türlü tazmin, rücu ve karşı dava hakkı saklı kalmak kaydıyla öncelikle davanın usulden reddini, diğer DM abonelerinden 17/09/2021 tarihinde Uludağ OSB' den kaynaklı bir arıza olup olmadığının varsa Uludağ OSB'ye bildirimde bulunup bulunmadığının sorulmasına, TEAİŞ'tan 22.07.2022 tarihinde Uludağ OSB bölgesinde bir arızanın gerçekleşip gerçekleşmediğinin sorulmasını, davanın müvekkili yönünden reddini, davanın açılmasına müvekkili kurum sebebiyet vermediğinden yargılama harç ve masraflarıyla vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, sigortacının poliçe kapsamında sigortalısına ödemiş olduğu tazminatın zarar sorumlularından 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca kanuni halefiyete dayalı rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Mahkememizce öncelikli olarak görev hususu değerlendirilmiştir.
HMK'nın 114/1-c maddesine göre “mahkemenin görevli olması” dava şartıdır. Aynı Kanun'un 115/1 maddesine göre mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Aynı maddenin 2 nolu bendine göre ise mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Diğer taraftan Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/3. maddesi uyarınca iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar sayılmış, 5. maddesinde de ticari davalara Asliye Ticaret Mahkemesinde bakılacağı belirtilmiştir. 4. madde hükmüne göre bir davanın ticari dava sayılması için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması (nispi ticari dava) ya da tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması (mutlak ticari dava) gerekir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Türk Ticaret Kanunu 1472. maddesi gereğince sigortacı hukuken sigortalı yerine geçer. Yargıtay İBGK'nun 22.03.1944 tarih 37 esas ve 9 sayılı kararında belirtildiği gibi halefiyete dayalı davada halefin selefi takip ettiği görevli mahkemenin halef selef ilişkisine göre tayin edilmesi gerekmektedir. ( Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının 22.3.1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında bu husus" Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dâva, sigorta poliçesinden doğan bir dâva değildir. Bu dâva, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dâva gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dâva açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu dâvası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. )
Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 15.06.2023 tarihli, 2022/............ Esas, 2023/........... karar sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair Karar'ında "4562 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca OSB'ler özel hukuk tüzel kişisidir. Bununla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 11 inci maddesindeki tanıma göre esnaf işletmeleri için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı amaçlayan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız bir şekilde yürütüldüğü işletmeleri işletmedikleri için aynı Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca tacir olarak kabul edilmeleri mümkün değildir. Öte yandan OSB'lerin ticaret şirketi olduğu yönünde herhangi bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Bu sebeple OSB'lerin taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmıştır." şeklinde olup, somut olayda davacının Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. Maddesinde düzenlenen halefiyet ilkesi gereği açtığı davada, sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyetinin nazara alınması gerektiği, bu kapsamda davalı taraf tacir olmayıp, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan bir dava olmadığı gibi taraflar arasındaki ihtilafın Ticaret Mahkemeleri'nin görevini belirleyen TTK'nın 4. Maddesinde sayılan hususları kapsamadığı anlaşıldığından bu hususla ilgili yargılama yapma görevi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olup mahkememizin görevsiz olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla; dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
Davanın Görev Dava Şartı Yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
Davanın konusu itibariyle davaya bakmaya görevli mahkeme ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğundan HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli BURSA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
2-Harç, masraf, avans ve vekalet ücreti hususlarının görevli mahkemece karara bağlanmasına, herhangi bir sebeple görevli mahkemede yargılamaya devam olunmaması halinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile yargılama giderlerine hükmedilebileceğine,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Kanun Yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 16/04/2024
Katip
e-imza
Hakim
e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!