WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

BURSA 3. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/499 Esas - 2023/950
T.C.
BURSA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR

ESAS NO : 2023/499
KARAR NO : 2023/950

HAKİM : ..
KATİP : ..

DAVACI : ... KURTARMACILIK NAKLİYE,İNŞAAT HAFRİYAT, SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ..
VEKİLİ : Av. ... - [16147-41564-...] UETS
DAVALI : ... BORU SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... [25999-33551-..] UETS
VEKİLLERİ : Av. .... - [16051-50383-....] UETS
Av. .... - [16354-53773-......] UETS
DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/05/2023
KARAR TARİHİ : 26/10/2023
Mahkememizde açılan davanın açık muhakemesi sonunda ;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilİ şirket ile davalı arasında, ... Boru San. Ve Tic. A.Ş'nin yurt dışından ithal ettiği paslanmaz mangal boru yapma makinasının fabrikasında araçtan indirilmesi hususunda şifaen anlaşma yapıldığını. Bu anlaşma üzerine makinenin indirilmesi işleminin 11/11/2016 tarihinde sorunsuz olarak gerçekleştirildiğini. Davalının ise indirilme işlemi sırasında makinenin yere düşürülerek hasarlandığını, hasar nedeni ile tutunak tutulduğunu ancak müvekkili şirket personelinin tutanağa imza etmekten imtina ettiğini, davalının yurt dışından personel getirerek makineyi tamir ettirdiğini beyan ettiğini, ancak bu iddiasının asılsız olduğunu. Tamir için ödenen bedelin faturasının müvekkili şirkete yansıtılmak amacı ile gönderildiğini, müvekkili şirketin faturayı kabul etmediğini. Bunun üzerine müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını. İtiraz üzerine takibin durduğunu. Bunun üzerine itirazın iptali için dava açıldığını, dava sonucu itirazının iptal edildiğini, bu kararı istinaf ettiklerini istinaf mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiğini. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2020/667 E. - 2023/391 K. sayılı ve 30/03/2023 tarihli kararına istinaden ilam, vekalet ücreti ile yapılan yargılama giderlerinin tahsili için takip başlatıldığını. Davalının itiraz ederek takibi durdurduğunu. Davalının sunmuş olduğu sulh protokolünün geçerli bir protokol olmadığını, ödeme dekontu olduğu, müvekkilinin bu ödemeyi haciz baskısı altında yaptığını. Bu nedenle davanın kabulü ile Bursa 3. İcra Müdürlüğü'nün 2017/... e. Sayılı dosyasına istinaden ödenen 82.300,00 TL'nin ödeme tarihi olan 29/01/2020 itibariyle işlemiş ve işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkili tarafından yapılan icra takibine davacının itiraz ederek takibi durduğunu ancak Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararı ile itirazın iptaline karar verildiğini ve davacı taraf icra dosya borcunu ödeme noktasında müvekkilini bir süre yaklaşık dört ay sürüncemede bıraktığını ancak müvekkiline verilen sözlerin yerine getirilmediğinden 29.01.2020 tarihinde haciz işlemleri için davacının faaliyet gösterdiği iş yeri adresine gidildiğini. Haciz tutanağı incelendiğinde davacı şirket yetkilisi ...'ın süre verilirse borcu ödeyeceğini izah ettiğini ve herhangi bir haciz işlemi dahi yapılmadığını. Haciz işlemleri bittikten sonra 29/01/2020 tarihli “belge ve protokol” ile davacı ... Boru Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi vekili Av... ile ... Kurtarmacılık Nakliye İnş. Hafriyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi yetkilisi ... arasında yapılan harici Sulh Sözleşmesi ile tarafların Bursa 3. İcra Dairesinin 2017/... sayılı takip dosyası ve bu icra takibi ile ilgili Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin Esas 2018/1510, Karar 2019/845 sayılı, 08/07/2019 tarihli ilâmı ile ilgili olarak harici sulh ve ibra sözleşmesi ile bu icra takibi ve dava dosyası ve konusu ihtilaf ile ilgili karşılıklı olarak birbirleri kesin ve külliyen ibra ettiklerini. Bu nedenle davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMSİ VE GEREKÇE:
Dava Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1510 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali kararı akabinde davacı tarafından banka kanalı ile ödenen 82.300,00 TL'nin davalıdan istirdatına ilişkindir.
Davanın kronolojik seyrinden kısaca bahsetmek gerekirse; taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin ifası sırasında taşınan emtianın yere düşürüldüğü ve hasarlandığı iddiası ile bu hasar bedelinin tazmini için davamız davalısının açtığı Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen itirazın iptali kararını davamız davacısı istinaf etmiş, istinaf incelemesi devam ederken, takibin devamı kararına istinaden yapılan hacizden sonra fakat aynı gün içerisinde davamız davacısı tüm borcu ödemiş ve düzenlenen protokole imza atmıştır. Düzenlenen protokol teknik olarak mahkeme dışı sulh ve ibra niteliğindedir. Fakat bu protokolün istinaf incelemesini yapan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'ne sunulmaması sebebiyle mahkemece ilgili davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davada verilen kararı kaldırıp davanın reddine dair yeniden karar vermiştir. Dolayısıyla davacı ödediği bedelin istirdadını talep etmektedir.
Davanın çözümü için bir kısım kavramların açığa kavuşturulması gerekmektedir. Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir.
Mahkeme huzurunda ve mahkeme dışı olmak üzere iki tip sulh sözleşmesinin mevcudiyeti doktrinde kabul edilmektedir. Mahkeme dışında yapılan sulh sözleşmesi ile devam eden yargılamanın etkilenebilmesi için mahkeme dışında yapılan sulhün, mahkeme huzurunda yapılan sulhe dönüştürülmesi gerekir. Mahkeme dışında yapılan sulh sözleşmesi niteliği itibariyle bir maddî hukuk sözleşmesidir ve Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir. Mahkeme içi sulhten farklı olarak dönme ve iptal sebepleri ileri sürülmesi imkanı vardır. Mahkeme dışında yapılan
sulh sözleşmesi, taraflarca mahkemeye sunularak mahkeme tarafından tutanağa geçirilmesiyle mahkeme huzurunda yapılan sulhe dönüşür.
HMK 314/2. Maddesi "Sulh, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince sulh doğrultusunda ek karar verilir" şeklinde olup, tarafların 29.01.2020 tarihli sulh ve ibra protokolünü Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesine sunmadıklarından ilgili dairece istinaf incelemesine devam edilerek hüküm kurulduğu görülmektedir. Fakat davacının istirdat isteminin haklı olup olmadığının tespitinde BAM ilgili dairesinin kararına mı yoksa tarafların iradesine mi üstünlük tanınacağı hususu önem arz etmektedir.
Yukarıda da bahsedildiği üzere mahkeme dışında yapılan sulh sözleşmesi bir maddi hukuk sözleşmesi olup, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği bir konuda TBK uyarınca akdettikleri karma nitelikteki bir sözleşmedir. Dolayısıyla genel hükümlere göre iptalinin istenmesi mümkündür.
Türk Boçlar Kanunu'nun 39. Maddesi "Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır. " şeklinde olup, taraflardan birinin yapmış olduğu bu sulh sözleşmesinin süresi içerisinde iptalinin istenmemesi durumunda geçerli kabul edileceği tartışmasızdır. Davacı haciz baskısı ve korkusu altında bu belgeyi imzaladığını ileri sürmektedir. Haczin yapıldığı tarih 29.01.2020 tarihi olup, davacı bu davada ilgili belgenin geçersizliğini ileri sürmüş ise de, yukarıdaki maddede yazılı hak düşürücü süre geçtikten sonra bu iddiasını dile getirmiştir. Dolayısıyla hak düşürücü süre mahkemece resen dikkate alınacağından ve davacı yalnızca haciz baskısı altında bu belgenin düzenlendiğini iddia ettiğinden korkutmanın etkisinin geçtiği ve üzerinden 2 sene geçmesine rağmen protokolün iptali istenilmediğinden protokol geçerli kabul edilmiştir. Kaldı ki, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasında, ihtiyati haciz kararı üzerine uygulanan fiili haciz dışındaki hacizler sırasında düzenlenen sulh ve ibra protokollerinin ikrah sebebine dayalı olarak iptalinin mümkün olmadığı kabul edilmiştir.
İstinaf ilgili dairesince dava "Sonuç olarak; davacı taşıtan hasarın taşıma esnasında oluştuğunu ispatla yükümlü olup dosya kapsamından hasarın davalının taşıma işi esnasında oluştuğunu kanıtlayamadığından bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar tesisi doğru olmamıştır." gerekçesiyle reddedilmiş ise de; davacının Bursa 1. ATM dosyasında yemin deliline dayandığı gözetildiğinde davacının yemin hakkı hatırlatılmaksızın davanın ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddi kararı verildiği görülmektedir.
Dolayısıyla, istinaf dairesinin ilgili kararı ile davalının taşıma ilişkisi kapsamında emtianın uğradığı zararın taşıma sırasında gerçekleştiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle fakat yemin hakkı hatırlatılmaksızın ve davanın davacısının yemin delili ile ispat hakkı bulunduğu gözetilmeksizin verdiği karar karşısında, tarafların serbest iradeleri ile düzenledikleri ve süresi içerisinde iptali istenilmeyen geçerli kabul edilen protokole itibar edilmesi gerekmiştir. Dolayısıyla mahkememizce tarafların iradelerine üstünlük tanınmıştır. Nitekim davacının sulh ve ibra protokolü yapmaksızın icra veznesine ödeme yaparak, istinaf incelemesi sonucunda kararın kaldırılması akabinde İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen icranın iadesi prosedürünü işletmesi mümkün iken, hacizden vazgeçilmesi üzerine davalının banka hesabına ödeme yaparak bu sulh protokolüne imza atması ve borcu kabul etmesi, akabinde geçen süreye rağmen iptalini istemeyerek, istinaf kararı akabinde ödediği bedelin iadesini istemesi dürüstlük kuralı ile de bağdaşmamaktadır.
Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.04.2022 Tarih ve 2019/11-557 Esas ve 2022/632 Karar sayılı kararında "Davacının 17.01.2003 tarihli bu beyanı, hakkında başlatılan icra takibinin kesinleşmesinden sonra verilmiş olup, ihtiyatî haciz sırasında verilmiş bir beyan da olmadığından mal beyanı dilekçesinin manevî baskı altında düzenlendiğinin kabulü de mümkün değildir. Bu durumda davacının bu beyanının kendisini bağlayacağı ve borcun kabulü anlamına geldiği sonucuna varılmıştır." şeklinde ibra ile borcun kabul edildiğinin gözetilmesi gerektiği hususu kabul edilmiştir.
Yine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 05.11.2015 Esas ve 2014/19475 Esas ve 2015/14411 Karar sayılı kararında "Bu durumda mahkemece, yukarıda yazılı davacı-borçlu şirket yetkilisinin icra takibi kesinleştikten sonraki icra dosyasındaki beyanı ve taraflar arasındaki borcun tasfiyesine ilişkin sözleşme kapsamı ile davacı yanın borcu kabul ettiği göz ardı edilerek delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir." şeklinde değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Yukarıdaki gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 269,85-TL karar ve ilam harcı ile 7155 Sayılı Kanunun 23.maddesi ile 6325 Sayılı Kanun 18/A-12-13 maddeleri uyarınca 3.120,00-TL zorunlu arabuluculuk hizmeti gideri toplamı olan 3.389,85-TL'den peşin alınan 1.405,48-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.984,37-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu hususta harç tahsil tezkeresi düzenlenmesine.
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Asgari Avukatluk Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra 6100 Sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca davacı tarafa İADESİNE,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile Bursa Bölge Adliye Mahkemeleri Nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okundu, usulen anlatıldı. 26/10/2023

İş bu kararın gerekçesi 10/11/2023 tarihinde yazılmıştır.

Katip ....
✍e-imzalı

Hakim ...
✍e-imzalı