T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
BURSA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/695
KARAR NO : 2024/30
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - [16946-49580-...] UETS
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - [16376-73583-.] UETS
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/06/2022
KARAR TARİHİ : 11/01/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında aktedilen 19.05.2021 tarihli beton alım sözleşmesi gereğince müvekkilinin edimini yerine getirerek 21.05.2021 tarihinde davalı hesabına 230.000,00 TL gönderdiğini, davalının gönderilen parayı uhdesine aldığını, taraflar arasındaki sözleşme gereğince C30 beton 230 TL KDV olarak davacının beton ihtiyacını 2 gün önceden belirteceğini, taraflar arasında yapılan sözleşme gereğince betonun hangi tarihte hangi taşınmaza döküleceğinin belirtilmediğini, sadece davacının beton ihtiyacını 2 gün önceden belirteceğinin kararlaştırıldığını, davalının Bursa 29. Noterliğince tasdikli 00787 yevmiye nolu, "mevcut ekonomik tablo ve hammaddelerde meydana gelen olağanüstü fiyat artışları sebebiyle satın almayı taahhüt etmiş olduğunuz ürünlerin sözleşmede belirtilen fiyatlarla tarafınıza verilmesi mümkün değildir.......ödemeniz 11.01.2022 tarihinde iade edilmiştir..." şeklinde 18.01.2022 tarihli ihtarname keşide edildiğini, müvekkilinin ödemesini iade ettiğini, müvekkilinin de sözleşmeyi feshetmeyerek iade edilen parayı tekrar aynı gün davalıya iade ettiğini, davalının ihtarnamesine cevaben keşide etmiş oldukları Bursa 10. Noterliğince tasdikli 01.02.2022 tarih ve 4041 nolu ihtarname ile haksız ve mesnetsiz fiyat farkı talep ederek edimini yerine getirmekten imtina ettiğini, tebliğinden itibaren 2 gün içinde sözleşmeye uygun olarak ve sözleşmede belirtilen bedel ile edimimi yerine getirip getirmeyeceğinin taraflarına bildirilmesi, aksi halde borçlar kanunu madde 117 gereğince temerrüde düşeceğinin davalıya ihtar edildiğini, ancak davalıya ihtarnamenin 10.02.2022 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davalı edimini yerine getirmekten imtina ettiğini, bilahare Bursa arabuluculuk bürosuna başvurulduğunu ve arabuluculukta yapılan müzakereler sonucu tarafların anlaşamadıklarını, davalının 19.05.2021 tarihli sözleşme gereğince 21.05.2021 tarihinde almış olduğu sözleşme bedeli olan 230.000,00 TL yi yaklaşık 8 ay sonra olağanüstü fiyat artışlarını bahane ederek ve edimini yerine getirmeden müvekkiline iade edereki müvekkilinin zararına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin sözleşme konusu betonu almak için ödemiş olduğu 230.000,00 TL ile bugün itibariyle sözleşme konusu betonu almasının imkansız olduğunu, davalı tarafın sözleşme gereği teslim etmesi gereken betonu teslim etmediği gibi müvekkilinin sözleşme bedeli olarak 21.05.2021 tarihinde teslim ettiği 230.000,00 TL yi 8 ay süresince uhdesinde tutarak müvekkilinin zararına sebebiyet vermesi nedeniyle işbu belirsiz alacak davasının ikame edildiğini, yapılacak bilirkişi incelemesi ile sözleşme konusu betonun dava tarihi itibarıyle değerinin belirlenerek müvekkilinin uğradığı zararın davalıdan tahsilini talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle; taraflar arasındaki 19.05.2021 tarihli sözleşme konusu betonun dava tarihi itibarıyle veya 230.000,00 TL paranın iade edildiği 11.01.2022 tarih itibariyle değerinin ve müvekkilinin uğradığı zararın bilirkişi marifetiyle tespiti ile fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50.000,00 TL nin (belirsiz alacak) dava tarihinden(11.01.2022 tarih itibarıyle tespit edilecek ise 11.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek ) itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından müvekkili aleyhine açılmış bulunan işbu davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, reddi gerektiğini, öncelikle davanın usul kurallarına aykırı bir şekilde açıldığını, dava dilekçesinde davacının maruz kaldığı sözde zararlara ilişkin hesaplamaların yapıldığını, buna göre hesaplanması gereken nisbi harcın ödenmemesi sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, diğer taraftan dava konusu alım satım sözleşmesinin davacının müvekkiline ait işyerine gelerek bir ay içerisinde başlayacağı inşaat için gerekli beton ürünlerini almaya ilişkin olarak düzenlendiğini, beton ürünlerinin miktarı ve ödeme şeklinin ayrıntılı olarak düzenlendiğini, ancak müvekkilinin tüm aramalarına rağmen davacının inşaat maliyetleri arttığı ve projesini satışa çıkardığı için inşaata başlayamadığını beyan ettiğini ve bu sebeple de sözleşmede yazılı olan ürünleri makul zaman içerisinde teslim almadığını, müvekkilinin hesabına yatırılan bedellerin aynı şekilde davacı hesabına iade edildiğini, bu hususun ihtarname ile davacıya bildirildiğini, davacı tarafından müvekkiline yapılan ödemelerin müvekkili tarafından hiç kullanılmadığını, bu hususun müvekkilinin banka hesaplarının incelenmesi ile ortaya çıkacağını, bahsi geçen ıslak beton ürünlerinin stoklanması veya bir yere depolanmasının mümkün olmadığını, ıslak beton üretildikten itibaren en geç bir saat içinde kullanılması gerektiğini, bu sebepten dolayı müvekkilinin, davacıya ait ödenen bedellerle malzeme almadığını ve beton ürününü hazırlamadığını, davacının haksız kazanç peşinde olduğunu, parasının iade edildiği tarihe kadar da inşaatına başlamadığı için ürünleri teslim alamayacağını beyan ettiği halde bugün itibariyle beton fiyatlarına gelen yüksek oranlı zamları fırsat bilerek parasal farkı talep ettiğini, davacının, haksız bir şekilde müvekkilini bir yatırım aracı olarak gördüğünü, müvekkilinin haklı olarak makul bir zaman zarfında teslim alınmayan ürünlerin bedelini aynen iade ederek basiretli bir tüccar gibi davrandığını, dava konusu olayda davacının makul bir süre içinde ürünlerini teslim almadığı için sözleşmenin uygulanmasına imkan vermediğini, öte taraftan dünyada ve ülkemizde meydana gelen olağanüstü ekonomik kriz sebebiyle ürün maliyetlerinin çok yüksek bir oranda arttığını, davacının bunu fırsata çevirmek istemesinin büyük bir haksız olduğunu, müvekkilinin yapılan ödemeye karşılık sonsuza kadar davacıyı beklemesinin düşünülemeyeceğini, müvekkili şirket yetkilisi ile davacı arasında defalarca telefon görüşmesi yapıldığını, buna rağmen davacının inşaatına başlamadığı gerekçesi ile betonu teslim almadığını, bu kapsamda taraflar arasındaki yazışmaları dilekçe ekinde sunduklarını, arz ve izah etmeye çalıştıkları ve yargılama sırasında ortaya çıkacak olan deliller çerçevesinde davacının haksız davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:19/05/2021 tarihli sözleşme, banka dekont örneği, Bursa 29. Noterliği'nin 18.01.2022 tarih ve 00787 yevmiye numaralı ihtarnamesi, Bursa 10. Noterliği'nin 01.02.2022 tarih ve 4041 yevmiye numaralı ihtarnamesi, Sinta San. İnş. Taah. Ve Tic. A.Ş. Yazı cevabı, Bursa Beton San. ve Tic. A.Ş. yazı cevabı, tanık beyanı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava; taraflar arasındaki 19/05/2021 tarihli sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshi iddiasından kaynaklı uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraflarca dayanılan deliller toplanmış, bildirilen tanıkların beyanlarının alındığı görülmüştür.
Mahkememizce dosyanın bilirkişiye tevdi ile rapor düzenlenmesine karar verilmiş, bu kapsamda 03/11/2023 tarihli raporun düzenlendiği görülmüştür.
03/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı taraf, taahhüt edilen betonu sözleşme fiyatları ile almış olsaydı, alacağı beton miktarı
230.000 TL / 230 TL/m3 = 1.000m2 olacağı, dava tarihi itibariyle en uygun fiyatın Bursa Çimento
firmasına ait olduğu, dava tarihi itibariyle C30 betonunun KDV dahil fiyatı:
(750 TL/m2 x %18 KDV) = 885 TL/m3 olarak bulunduğu, bu durumda, dava tarihi itibariyle 1.000 m3 betonun değeri
(1.000m2 x 885 TL/m2) = 885.000 TL olacağı, davacının zarar iddiasının kabulü ihtimalinde; sözleşme bedeli ile dava tarihindeki beton
alması için gereken bedel arasındaki fark;
(885.000 – 230.000) = 655.000,00 TL olacağı yönünde rapor tanzim edilmiştir.
Taraflar arasındaki 19/05/2021 tarihli sözleşme ile, Bursa ili, Nilüfer ilçesi, Akçalar mevki .../...ada parsele ilişkin, C30 beton 230 TL kdv dahil olarak, beton döküm işine ilişkin sözleşme imzalanmış olup, sözleşmeye göre, davacının beton ihtiyacını 2 gün önceden belirteceği, brüt betonlarda 10 TL fiyat farkı uygulanacağı,
20 m3 altı betonlarda 400 TL kdv dahil pompa bedeli alınacağı, 7m3 altı betonlarda 200 TL kdv dahil nakliye bedeli alınacağı, ödeme planı ve işin bedelinin nakit
olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür.
Davacı tarafça, sözleşme gereği davalı hesabına 21/05/2021tarihinde 230.000,00 TL ödeme yapılmıştır.
Davalı tarafından keşide edilen Bursa 29.Noterliğinin 18.01.2022 tarihli ihtarname ile satın alınan muhtelif hazır beton ürünlerini bir ay içerisinde teslim alınacağı belirtildiği halde tüm ikazlara rağmen teslim alınmadığı, mevcut ekonomik tablo ve hammaddelerde meydana gelen olağanüstü fiyat artışları sebebiyle sözleşmede belirtilen fiyatlarla verilmesinin mümkün olmadığı, hazır beton ürünlerinin bekletilme ve stoklanma imkanı da olmadığı, yapılan ödemenin 11/01/2022 tarihinde iade edildiği belirtilerek
sözleşmeden dönüldüğü görülmüştür.
Davacı alacaklı tarafça söz konusu ihtarnameye cevaben keşide edilen Bursa 10. Noterliği'nin 01.02.2022 tarih ve 4041 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, ihtarnamenin tebliğinden itibaren en geç 2 gün içinde sözleşmeye uygun olarak ve sözleşmede belirtilen bedel ile edimin yerine getirilip getirilmeyeceğinin bildirilmesi aksi halde edimi yerine getirmekten imtina etmiş sayılarak temerrüte düştüğünün kabul edileceği ve bu nedenle uğranılan zararın talep edileceği ihtar edilmiştir.
6098 sayılı TBK.m.90 ile, ifa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olacağı düzenlenmiştir.
TBK.m.106 ile, yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olacağı düzenlenmiştir.
Kural olarak teslim borçlarında alacaklının temerrüdü halinde borçlunun TBK.m.107 uyarınca
tevdi mahalli tayini veya TBK.m.108 uyarınca satma hakkı bulunduğu kabul edilmektedir. Bununla
birlikte TBK.m.111 ile, borçlunun kusuru olmaksızın alacağın kime ait olduğunda veya alacaklının kimliğinde duraksama sebebiyle yada alacaklıdan kaynaklanan diğer kişisel bir sebeple borç ifa edilemezse, borçlunun alacaklının temerrüdünde olduğu gibi tevdi yada sözleşmeden dönme hakkını kullanabileceği düzenlenmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde,
taraflar arasındaki sözleşme uyarınca, sözleşme konusu betonun davacı tarafından kendisine
teslim edilmesine ilişkin olarak herhangi bir talebinin bulunmadığı ihtilafsızdır. Somut olayda tanık beyanlarından tarafların birkaç defa bir
araya gelerek betonun sözleşme çerçevesinde teslim alınması konusunda görüştükleri, ancak sözleşmeye konu betonun teslimine ilişkin davacı tarafça bir talebin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar sözleşmede betonun 2 gün önce bildirilmesi halinde davalı tarafça temin edileceği kararlaştırılmış ise de, davacının sözleşmeye konu yerde veya başka bir yerde inşaat işine başlamadığı uyuşmazlık konusu olmayıp, sözleşmeye konu beton ürünlerinin niteliği gereği stoklanması veya bir yere depolanması da mümkün olmadığı, davacının sözleşmeye konu betonu inşaat yapmak maksadı ile sözleşme tarihindeki rayiç bedel ile alarak, ancak herhangi bir inşaat çalışması yapmayarak aradan geçen süre zarfında da davalı tarafça sözleşmeden dönülerek para iade edildiğinde zarar ettiğinin ileri sürülmesinin TMK'nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı olduğu gibi hakkın kötüye kullanılması yasağı kapsamında olduğu, davalı tarafın sözleşmeden dönmesin haklı olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar yasası gereği alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcının peşin alınan 853,88-TL harçtan mahsubu ile bakiye 426,28-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı yana İADESİNE,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/1-2 uyarınca belirlenen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Davalı tarafından yapılan 11,50-TL vekalet harcı, 44,90-TL tebligat ve posta giderinden oluşan toplam 56,40-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-6325 Sayılı Kanun 18/A-13 maddesi uyarınca 1.560,00-TL zorunlu arabuluculuk hizmeti giderinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
7-Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde İstinaf Kanun Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/01/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!