T.C.
...
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
ESAS NO : 2022/
KARAR NO : 2024/
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
MAHKEMEMİZE AİT 2022/... ESAS
SAYILI DOSYASINDA
DAVACILAR : ...- ... -TC Kimlik no- ...
2- ... -TC Kimlik no- ...
3- ... - TC Kimlik no-...
...- ... -TC Kimlik no- ...
5- ... -TC Kimlik no- ...
6- ... -TC Kimlik no- ...
7- ... -TC Kimlik no- ...
8- ... -TC Kimlik no- ...
9- ... -TC Kimlik no- ...
10- ... -TC Kimlik no- ...
11- ... -TC Kimlik no- ...
12- ... -TC Kimlik no- ...
13- ... -TC Kimlik no- ...
14- ... -TC Kimlik no- ...
15- ... -TC Kimlik no- ...
16- ... -TC Kimlik no- ...
17- ... -TC Kimlik no- ...
18- ... -TC Kimlik no- ...
19- ... -TC Kimlik no- ...
20- ... -TC Kimlik no- ...
21- ... - TC Kimlik no-...
22- ...-TC Kimlik no- ...
23- ... -TC Kimlik no- ...
24- ... -TC Kimlik no- ...
25- ... -TC Kimlik no- ...
26- ... -TC Kimlik no- ...
27- ... - TC Kimlik no-...
28- ... -TC Kimlik no- ...
29- ... - TC Kimlik no-...
30- ... -TC Kimlik no- ...
31- ...-TC Kimlik no- ...
32- ... -TC Kimlik no- ...
33- ... -TC Kimlik no- ...
34- ... -TC Kimlik no- ...
35- ...-TC Kimlik no- ...
36- ...-TC Kimlik no-...
37- ...-TC Kimlik no- ...
38- ... -TC Kimlik no- ...
39- ...-TC Kimlik no- ...
40- ... -TC Kimlik no- ...
41- ...-TC Kimlik no- ...
42- ... -TC Kimlik no- ...
43- ...-TC Kimlik no- ...
44- ... -TC Kimlik no- ...
45- ... -TC Kimlik no- ...
46- ... -TC Kimlik no- ...
47- ... -TC Kimlik no- ...
48- ... -TC Kimlik no- ...
49- ... -TC Kimlik no- ...
50- ... -TC Kimlik no- ...
51- ... -TC Kimlik no- ...
52- ... -TC Kimlik no- ...
53- ... -TC Kimlik no- ...
54- ... -TC Kimlik no- ...
55- ... -TC Kimlik no- ...
56- ... -TC Kimlik no- ...
57- ... -TC Kimlik no- ...
58- ... -TC Kimlik no-...
59- ... -TC Kimlik no- ...
60- ...-TC Kimlik no- ...
61- ... -TC Kimlik no- ...
62- ...-TC Kimlik no- ...
63- ...-TC Kimlik no-...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI : ... ... TİCARETLİLER TURİZM EĞİTİM TEKSTİL
SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin)
DAVA TARİHİ : 09/05/2022
KARAR TARİHİ : 03/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2024
BİRLEŞEN ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN
2023/... ESAS SAYILI DOSYASI
DAVACILAR : ...- ... - (T.C: ... )
2- ... -(T.C: ... )
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVA TARİHİ :02/01/2023
KARAR TARİHİ :09/01/2023
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) davasının yapılan açık
yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Asıl davada davacılar vekili dilekçesi ile, Türk Ticaret Kanununun Madde 531'e göre feshi talebinde bulunulan şirketin; ... Ticaret Lisesi Mezunlarının bir araya gelerek Ticari hayatta ilerlemeyi ve bu süreçte ... Ticaret Lisesinde en az iki yıl okumuş öğrencileri, Ticaret Lisesi Öğretmenlerini ve Ticaret Lisesinde görev yapmış kişileri kısaca Ticaret Lisesine emeği geçenleri bir arada tutmak, sosyal iletişimi ayakta tutmak/güçlendirmek ve birbirlerine destek olmak gayesi ile 13-10-1986 tarihinde A.Grubu 127 Kişi, B.Grubu 100.Kişi olmak üzere toplam 227.Kurucu ortak ile kurulduğunu, kuruluşundan itibaren yaklaşık ... yıl kadar sadece tekstil (iplik alım satımı) işi ile iştigal olduğunu ve 1990-1991 yıllarına kadar kuruluş amacına uygun bir şekilde sadece tekstil faaliyetlerine devam ettirdiğini, 6102 sayilı Türk Ticaret Kanunu Madde 531- (...) Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Şeklinde düzenleme yapıldığını, yasal olarak pay sahiplerine kanunen tanınmış olan bu hakkın kullanılabilmesi için esas sermayenin onda birine sahip olmanın gerekli ve yeterli olduğunu, bu oranın bir pay sahibinin sahip olması şart olmayıp birden fazla pay sahibi de bir araya gelerek kanunun öngörmüş olduğu oranın üzerine çıkılması ile bu hakkı bireysel yada beraber kullanabileceğini, davalı şirkette müvekkilllere ait pay oranları kanunun belirtmiş olduğu yasal çoğunluğun üzerinde olup bu husus dilekçe ekinde bulunan hisse dağılım tablosundan da sabit olduğunu, Anonim şirket hukukunda Sermayenin (malvarlığının) korunması ilkesi şirketler hukukunun temel ilkelerinden biri olup, bu ilkenin öncelikli amacının, şirket alacaklılarını korumak, bu kapsamda piyasaya güven telkininde bulunmak ve esas sermayenin güvenilir bir biçimde oluşmasını ve korunmasını sağlamak olduğunu, bu korumanın; sermaye şirketlerinde azınlığın çoğunluk karşısında ezilmesi anlamına gelmemekte olduğunu, gerek davalı şirkette gerekse uygulamada pek çok şirkette azınlığın susturulması taleplerinin neticesiz bırakılmasının, yahut çoğunluğun keyfi uygulamalarının yaptırımının eksik kalması sebebiyle Kanun koyucu 6102 sayılı kanun 531. Madde ile azınlığa gerekirse şirketi feshetme hakkını tanıdığını, bu düzenleme ile gerek davalı şirkette gerekse diğer anonim şirketlerinde keyfi uygulamaların önüne geçileceği, çoğunluğu sağlayan ortakların almış olduğu kararlarının da azınlık pay sahipleri tarafından sorgulamasına olanak tanındığını, Anonim şirketin haklı sebeple feshini talep etme hakkı Türk Ticaret Kanunun'da bu güne kadar azınlığa tanınmış en önemli haklardan biri olduğunu, haklı sebeplerle şirketin feshini talep etme hakkının diğer kanun maddelerinde belirtilen azınlık haklarıyla karşılaştırıldığında hem sonuç doğurucu hem de çoğunluğa karşı azınlığın haklarının korunması konusunda etkili bir yaptırım olduğunu, azınlığa tanınan bu hakkın asıl amacı kanunun gerekçesinde de belirtildiği üzere çoğunluğun azınlığa karşı baskı kurmasını engellemeye yönelik olduğunu, kanunun açık hükmü doğrultusunda hakim pay sahiplerinin azınlık paylarının aleyhine iş ve işlemler yapması sebebiyle; müvekkillerin haklarının korunması amacıyla iş bu davayı açmak zorunda kalındığını, davaya konu ... şirketi kurulmasından sonraki tarihlerde şirket ana sözleşmesinde yer alan şirket amacına yönelik hiçbir ticari faaliyeti kalmadığını, kuruluş tarihini takip eden yıllarda şirket adına iktisap edilen ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel'de bulunan 10.009,16.M2 arsa için, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel'de bulunan 13.515,84.M2 arsa için ayrı tarihlerde kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini , sözleşmelerin sonucunda her iki arsa üzerine farklı zamanlarda konut ve ticari amaçlı inşaatlar yapıldığını, şirkete ait gayrimenkuller üzerinde inşaatlarının tamamlanmasından sonra davalı şirket sadece kendisine kalan gayrimenkullerin satışını ve kiralamasını yapma konusunda faaliyette bulunduğunu, satış aşamasında bazı ortaklara gayrimenkul satışı yapılarak ödemesi alınmasına rağmen tapu verilmediğini, ödeme yapılan bedeller belli bir süre sonra satın alan ortağın banka hesabına toplu olarak iade edilerek söz konusu gayrimenkullerin başka kişilere satıldığını, satış faaliyetleri neticesinde elde edilen gelirlerin küçük bir kısmının alınan kararlar doğrultusunda kar payı adı altında paydaşlara dağıtıldığını, dağıtılan bedellerin mevcut hisselere düşen tutar karşılığının çok düşük olması sebebiyle toplantılarda bu hususlar diğer paydaşlar tarafından dile getirildiğini, ancak satış ve gelirlere ilişkin davalı şirket yönetimi tarafından ortaklara yapılan işlerin denetimini yapılabilecekleri net ve açıklayıcı bilgi ve belge verilmediğini, bu nedenle de şirket maaliyetleri ve satış hasılatlarının neler olduğunun ortaklar tarafından denetlenmesinin sürekli engellendiğini, şirket bilançolarına yansıyan maliyet, kar ve zarar kalemlerinde imalatı yapılan konut ve ticari amaçlı taşınmazların satış bedelinin tespitinde uygulanan kar marjları hakkında azınlık pay sahibi ortakların yapılacak inşaatlardan (bedeli karşılığında) satın alınma taleplerine rağmen herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını aleni olarak yapılması gereken hesap ve işlemler ortaklardan bilinçli olarak hakim paydaşlar tarafından gizlendiğini, şirketin aktifinde kayıtlı anılan taşınmazların satış bedellerinin takdir yetkisinin tamamen şirket yönetim kurulunun inisiyatifine bırakıldığını ve bu durumun şirket yönetiminde keyfilik oluşturduğunu, her ne kadar şirket yetkili organı yönetim kurulu olsa da taşınmazların satış bedellerinin tespitinde hiçbir suretle objektif ve/veya konusunda uzaman bir gayrimenkul değerleme şirketinden kıymet takdiri yaptırılmamış, piyasa şartları göz önünde alınmamış, mevcut mahalde emsaller araştırılmamış, gerek yazılı, gerek elektronik ortamda açık bir şekilde fiyat belirlemesi yapmamış şirket ortaklarına bu konuda hangi kriterler ile fiyat belirlendiği ve nasıl satıldığı konusunda da bilgi verilmediğini, yönetim Kurulunun çoğunluğun yönetimi olarak azınlığın hak ve menfaatlerini korumadığını ve çoğunluk gücü ile şirkete ait varlıkları dilediği bedelden dilediği kişiye sattığını, son dönemlerde taşınmazların şirket ortaklarının menfaatine aykırı olacak şekilde azınlık ortakları satış işlemlerinden bilinçli ve planlı olarak uzakta tutmakta, söz hakkı kesinlikle verilmemekte ve satış yapmaksızın kendi yararlarına (Yönetm kurulunun yararına) olacak şekilde kiralama yolunu tercih etmekte olduklarını, şirkete ait gayrimenkullerin kiralamalarına ilişkin mevcut mahalde bulunan kiralama tutarlarından düşük gösterilmekte bu nedenle olması gereken gelirler bir nebze bilinçli ve kasıtlı olarak düşürülmekte olduğunu, kiralardan elde edilen gelir ile kiralama bedelleri arasında fark olduğu konusunda ortaklar arasında ciddi şüpheler oluştuğunu, bu nedenle çoğunluk hakimiyetini elinde bulunduran şirket yönetimi gerek yönetimin oluşumunda gerekse şirket faaliyetlerinin yürütülmesinde diğer azınlık haklarının bilinçli ve açık bir şekilde ihlal etmekte olduğunu, davalı şirkette çoğunluğun bu hakkı kullanırken azınlıkların menfaatini ihlal etmesinin kanunen sınırlandırılmış bir durum olduğunu, buna göre çoğunluk ilkesinin; kanuna, ahlaka ve adaba uygun kullanılma, dürüstlük kuralına uyma vd herkese eşit işlem yapılması kurallarına aykırı olmaması gerekmekte olduğunu, çoğunluk ilkesini hukuk düzenimiz tarafından korunabilmesi için öncelikle kanun ve esas sözleşmede belirtildiği şekilde ve dürüstlük kuralına uygun olarak kullanılması gerekli olup davalı şirket hakim ortakları tarafından bu husus hiçe sayılmakta olduğunu, şirket yönetimi tarafından alınan kararlarda tüm ortakların (azlık haklarına helal getirmeksizin) iş ve işlemleri yürütülmesine dikkat edilmesi gerekirken bu husus davalı şirket tarafından dikkate kesinlikle alınmamakta, azınlık hisse sahiplerine de bu konuda çoğunluk pay sahipleri tarafından söz hakkı tanınmadığını, küçük yatırımların zamanla büyüyerek ekonomiye kazandırılması açısından kurulmuş olan dava konusu şirket tamamen çoğunluğun hâkimiyetine terk edilmesi diğer pay sahiplerinin ihmal edilmesi sonucunu doğuracağı da açık olduğunu, şirketin amaç ve kuruluş konusundan uzaklaştığını ve bahsi geçen inşaat işleri dışında iştigal konusunun artık 2017 yılından bu zamana yapılmadığını, şirketin hali hazırda ticari faaliyeti bulunmamakta olup yaklaşık 30 yıldır gayri faal durumda olduğunu, davalı şirketin yapılan genel kurullarda sunulan faaliyet raporları ile de şirketin ticari faaliyetinin bulunmadığı açık olduğunu, Azınlık pay sahiplerinin, bilgi alma, inceleme, aydınlanma haklarının sistematik bir şekilde ve devamlı olarak yönetim tarafından kısıtlanmakta olduğunu, Kötü, ihmalkar davranışlar sebebiyle şirket ve paydaşlar büyük tazminatlar ödemek zorunda kalmış olmasına rağmen yine yönetim tarafından bilgiye ve teknik yöntemlere dayanmayan plansız şekilde şirket yönetilmeye devam edilmekte olduğunu, Anonim şirketin çoğunluk pay sahibi tarafından kötü yönetilmesi sebebiyle mali olanakların gerekli şekilde değerlendirilememekte ve şirket azınlık ortakları bilinçli olarak zarara uğratılmakta olduğunu, Anonim ortaklığın kaynakları sistematik olarak çoğunluğa ve onlar tarafından oluşturulan yönetim kuruluna ve akrabalarına aktarılmakta olduğunu, anonim ortaklığın finansal durumu iyi olduğu halde en az 3-... yıl boyunca kar veya yeteri kadar kar dağıtımı yine çoğunluk hissedarların oyları ile yapılamadığını ve çoğunluğun azınlığa tahakküm etmesi bu suretle devam etmekte olduğunu belirterek öncelikle; TTK 638/2-2.cümlesinde yer verilen "Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir." düzenlemesi gereğince; müvekkillerinin haklarının korunması ve fesih sonucunda elde edecekleri menfaatlerin teminat altına alınması amacıyla davalı şirketin mal varlığına davanın niteliği gereğince teminatsız olarak ihtiyati tedbir tedbir konulmasını ve müvekkilin borçlarının dondurulmasına karar verilmesini, bu nedenle de uyap sisteminden davalı şirketin araçlarına ve taşınmazlarına teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasını, banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulması için müzekkere yazılmasını, davalı şirketin yönetiminin dava süresince şu anki yönetimde bırakılması devam eden yargılamada azınlık hisselerinin aleyhine olan durumu daha da kötü hale getireceğinden azınlık pay sahiplerinin menfaatinin korunması, şirketin diğer iş ve işleyişlerinde şirketi eksiksiz temsil edilmesi amacıyla; TTK Md. 630 ve Türk Medeni Kanunu Md.427 gereği davalı şirketin yönetimi için konusunda uzman bir geçici kayyum'un atanmasını, neticeten TTK Md.531 vd maddeleri gereğince şirketin FESHİ'ne karar verilmesini, bu mümkün olmaması halinde karar tarihine en yakın tarihte ortaklık pay bedellerinin gerçek (fiili) değerlerinin hesaplanarak davacı müvekkillerine ödenmesine ve şirket ortaklığından çıkarılmasına izin/karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Bu dosya ile birleşen ... ....ATM'nin 2023/... Esas sayılı dava dosyası yönünden davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; şirketin kötü yönetilmesi, şirketin işleyişinin tamamen yönetim kurulunda bulunan kişilerin insiyatifi ve yıldırıcı politikası ile düşük bedellerde hisse toplanma faaliyetini geçmişten günümüze zaman diliminde sürdürmesi ve bu doğrultuda yönetim kurulunda bulunan kişilerin hisse oranlarının dava dilekçesi ekinde sunulan grafikten de açıkça görüleceği üzere zaman içinde artması ve bu güç karşısında azınlık pay sahiplerinin açık ve planlı şekilde zarara uğratılması, pay sahiplerinin keyfi ve haksız bir şekilde farklı muameleye tabi tutulmalası, şirketten kaynaklı imkanların çoğunluk pay sahiplerine tahsis edilmesi, elde edilen kar tutarlarının ve mali imkanların çoğunluğunun bahsi geçen yönetim kurulunda bulunan toplamda 5 kişi arasında ortak hareket edilerek bilinçli ve planlı olarak başka kişilere aktarılması, şirket varlıklarının gelişi güzel yanlış kullanımı ve/veya israfı, azınlığın meşru taleplerinin sürekli reddedilmesi, genel kurulda oyların karar almayı engelleyecek şekilde planlı ve düzenli bölünmesi ve bunun azınlık hissedarlar için karar alınamaz bir sürece kasıtlı olarak dönüştürülmesi yönetim kurulunun seçiminde de çoğunluk hisselerinin oyu ile seçilmesi ve azınlık haklarının kullanılmasını açık ve bilinçli bir şekilde engellemesi yoluna gidildiğini, çoğunluk devamlı olarak Anonim şirketin menfaatini ve azınlığın korunmasını gerekli menfaatlerini ihlal eden, onları hiçe sayan, yok farz eden kararlar almaktadır. Çoğunluğun gücünü sürekli olarak kötüye kullanılması, yani dürüstlük kuralını hiç dikkate almayan sakat bir yönetim tarzını benimsemiş olması gibi olumsuz davranışlar haklı sebebin varlığını ve şirketin FESİH (Tasfiye) edilmesi gerektiğinin açık olduğunu, davaya konu anonim şirketlerin haklı sebeple feshi için azınlığın haklı olmasının yanında ileri sürülen haklı sebebin şirketin feshini gerektirecek ölçüde olması gerektiği kanun koyucu ve yüksek mahkeme kararlarında aranmakta olduğunu, davalı şirketin devamının hiçbir menfaat sağlayacak yönünün kalmaması sebebiyle feshi gerekmekte olduğunu, şirketin yönetim ve idaresinin çoğunluk hissesi üzerinden gitmekte ve azınlık hissesine hiçbir suretle söz hakkı tanınmamakta, talepleri ve önerileri de yerine getirilmemekte olduğunu, şirketin gelmiş olduğu durumun asıl kuruluş amacının dışına çıktığını belli bir grubun yönetiminde tamamen kendi içerisinde devam eden bir yapıya büründüğünü, mahkemeye bildirilen hususlar çerçevesinde davalı şirketin yönetimin yine eski yönetimde bırakılması devam eden yargılamada azınlık hisselerinin aleyhine olan durumu daha da kötü hale getireceğini, bu nedenle çok ortaklı olarak gayri faal olarak devam eden ancak yönetimsel sorunlar nedeniyle artık hiçbir iş yapmayan sadece kira gelirleri ile sürecini devam ettiren, kar paylaşımı yapmayan davalı şirketin dava süresince Pay sahiplerinin menfaatinin korunması, Şirket malvarlığının eksiltilme ihtimalinin bulunması, Şirketin diğer iş ve işleyişlerinde şirketi temsil edilmesi amacıyla; Türk Ticaret Kanunu Md. 630 ve Türk Medeni Kanunu Md.427 gereği davalı şirketin yönetiminin konusunda uzman ve mahkeme tarafından ortakların yönetim ve temsil yetkisinin geçici olarak sınırlandırılarak şirkete tedbiren tensiple beraber belirlenecek uygun bir kayyum'un atanması için mahkemeye başvuru yapmak zorunluluğu doğduğunu belirterek iş bu dava ile ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/... E. Sayılı dosyasının birleştirilmesine karar verilerek dosyanın ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/... E. Sayılı dosyası üzerinden devamına karar verilmesini, öncelikle; TTK 638/2-2.cümlesinde yer verilen "Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir." düzenlemesi gereğince; Müvekkillerin haklarının korunması ve fesih sonucunda elde edecekleri menfaatlerin teminat altına alınması amacıyla davalı şirketin mal varlığına davanın niteliği gereğince teminatsız olarak ihtiyati tedbir tedbir konulmasını ve müvekkilin borçlarının dondurulmasına karar verilmesini, bu nedenle de uyap sisteminden davalı şirketin araçlarına ve taşınmazlarına teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasını, banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulması için müzekkere yazılmasını, davalı şirketin yönetiminin dava süresince şu anki yönetimde bırakılması devam eden yargılamada azınlık hisselerinin aleyhine olan durumu daha da kötü hale getireceğinden azınlık pay sahiplerinin menfaatinin korunması, Şirketin diğer iş ve işleyişlerinde şirketi eksiksiz temsil edilmesi amacıyla; TTK Md. 630 ve Türk Medeni Kanunu Md.427 gereği davalı şirketin yönetimi için konusunda uzman bir geçici kayyum'un atanmasını, neticeten TTK Md.531 vd maddeleri gereğince şirketin FESHİ'ne karar verilmesini, bu mümkün olmaması halinde karar tarihine en yakın tarihte ortaklık pay bedellerinin gerçek (fiili) değerlerinin Hesaplanarak davacı müvekkillere ödenmesine ve şirket ortaklığından çıkarılmasına izin/karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Asıl dosyada davalı vekili davaya cevap dilekçesi ile, davacı tarafın ileri sürdüğü hiçbir sebebin fesih ve tasfiyeye dayanak olamayacağını, başka dava ve hukuki yollarla çözülecek sorunların şirketi ortadan kaldırmaya gerekçe gösterilmesinin Medeni Kanunun 2. Maddesinde tarif edilen dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, bu sebepler ve tüm savunmalar çerçevesinde denetim amaçlı da olsa kayyum tedbirinin ölçülü olmayacağını düşündüklerini, şirket iç denetim faaliyeti kapsamında yönetim kurulu üyesi Yeminli Mali Müşavir Sn. ...'ın görevlendirildiğini, Yeminli mali müşavirin tasdik yetkisi olduğunu, vergi, beyanname, ve finansal kayıtların doğruluğunu devlet adına denetleme ve tasdik etme hakkına sahip olduğunu, öncelikle bu hususun evleviyetle değerlendirilip kayyum tedbirinin kaldırılması yolunda olduğunu, davalı şirketin hiçbir ticari faaliyeti olmadığının iddia edildiğini, halbuki bu ifadenin, dava dilekçesinin devamındaki iddialarla çelişkili olduğunu, daha ilk paragraflarda şirketin “…kendisine kalan gayrimenkullerin satışını ve kiralamasını yaptığı ikrar edilmiş, taşınmaz satışı, kiraya verilmesi ve kira gelirlerinin tasarrufunun da ana sözleşmeye uygun bir ticari faaliyet olduğunu, dolayısıyla davacının ilk iddiasının, fesih sebebi olarak dayandığı ilk sebebin geçerli olmadığını, üstelik davacı tarafın kabul ve beyan ettiği üzere şirketin 2020 yılında yatırım amacıyla ... ... ilçesinde dokuz ayrı taşınmazı satın aldığını, bu yatırımların şirketin öz kaynakları ile yapıldığını, faaliyeti olmayan bir şirketin yeni yatırım yapmış olmaması gerektiğini, davacı tarafın şirketin yeni yatırımlarını bildiği ve dava dilekçesinde zikrettiği halde mahkemeyi yanıltıcı beyanlarda bulunduğunu, şirketin daha başlangıçtan beri üretim ve imalat sektöründe faaliyet göstermediğini, daha çok alım satım ve gayrimenkul yatırımlarını tercih ettiğini, ana sözleşmeye göre otuz yıllık faaliyet süresi dolmasına rağmen ticari faaliyetine devam ettiği için T.T.K.’nun 529’uncu maddesine göre belirsiz süreli hale geldiğini, davacının da beyan ettiği üzere şirket sermayesi ile bir arsa satın alındığını, daha sonra 2015 yılında kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılarak elde edilen bağımsız bölümler satılarak kâr elde edilerek bu kârların ortaklara dağıtıldığını, davacı tarafın bir yandan şirketin ticari faaliyeti olmadığını ileri sürdüğünü, diğer yandan da kâr payı dağıtılmadığını iddia etmiş, bu iki iddia arasındaki çelişkiyi mahkememizin takdirine arz ettiklerini, gayri faal olduğu iddia edilen şirketin 2016 yılında ... ilinde vergi rekortmenleri arasında ilk yüze girip teşekkür belgesi aldığını, yine kâr payı dağıtmadığı iddia edilen bu şirket sermaye payının %7.500’üne varan oranda kâr dağıttığını, geçen yılki kâr payının sermaye payının %300’üne tekabül etmekte olduğunu, esasen 2021 yılı için daha fazla kâr payı dağıtmak mümkün ise de Maliye Bakanlığı tebliğlerine göre kârın %25’inden fazlası dağıtılamayacağı kuralı sebebiyle dağıtılan kârın mecburen düşük tutulduğunu, şirketin her yıl kar açıkladığını ve ortaklarına Türkiye standartlarının çok üzerinde kar dağıttığını, 2021 yılında elde edilen kârın 2.565.771,24.TL, devlete ödenen verginin ise ....349.874,37. TL olduğunu, aynı dönemde ... Vergi Dairesinden plaket alındığını, “iyi mükellef” sıfatıyla 38.618,32. TL vergi indiriminden yararlanıldığını, azınlık pay sahiplerinin zarara uğratılmasının söz konusu olmadığını, bilakis son yedi yılda davacılardan Sn. ... 672. TL’lik hissesine karşılık toplam 176.623,87. TL kâr payı aldığını, başka bir örnek olarak Sn. ...'ın 400. TL tutarındaki hissesine karşılık 94.189,48. TL kâr payı aldığını, şirketin 2014-2020 döneminde hiç zarar etmediğini, satılan hiçbir taşınmazın bedelinin piyasa koşullarının altında olmadığını, davacıların bu konuda sadece soyut bir iddia ileri sürdüklerini, somut tek bir örnek vermediklerini, halbuki daha davayı açarken bu taşınmazların satış bedellerini öğrenip bir kıymet takdiri yahut ekspertiz raporu almaları ve iddialarını ispat için dilekçelerine eklemeleri gerekitiğini, davacıların yuvarlak ve genel ifadeler kullanmayı tercih ettiklerini, örnek olarak üç taşınmazın ikisinin 500.000. TL biri de 430.000. TL’ye satıldığını, aynı bloklarda müteahhitin sattığı bağımsız bölümlerin 250.000. TL bandında satıldığını, davacı taraf somut hiç bir örnek vermeden “mallar ucuza satılıyor, pahalıya alınıyor” diyerek dayanaksız bir iddia ortaya atmakta olduğunu, mahkemenin satış bedellerini tespit edip geçmiş yıllar için değer takdiri yaptırmasını beklemekte olduğunu, başka bir deyişle soyut bir iddia ortaya atarak mahkemeyi bu iddiayı ispata zorlamakta olduğunu, iddiaları ciddi ise dilekçe ve eklerinde hangi taşınmazın kaça alınıp satıldığını ve gerçek rayiç değerin ne olduğunu belirtmeleri gerektiğini ortaklara mülkiyet satışında öncelik talepleri genel kurulda görüşülüp ve yönetim kurulunca 19.09.2012 tarihinde buna uygun bir karar alarak ortaklara duyurmuş, edimlerini yerine getirenlere satış yapıldığını, kiralama işlemlerinde yönetim kurulunun yararına iş yapıldığını asla kabul etmediklerini, bilakis kiralama işlemlerinin tamamen resmî olarak yapılmakta olduğunu, kiraların rayiçlere göre ve basiretli davranılarak belirlenmekte olup, kiraların banka kanalıyla tahsil edilmekte, döviz bazında depozito alınarak şirket menfaati korunmakta olduğunu ve halen hesaplarında 60.000.USD depozito bulunmakta olduğunu, davacıların tutumunun çelişkili olduğunu, bir yandan şirketin kötü yönetildiğini ileri sürüp feshini isterken öte taraftan yeni hisseler almaya devam etmekte olduklarını, yıllar boyunca ortaklarca şirkete açılan tek bir dava ve çok eski tarihli iki ihtar olduğunu, onun dışında uyuşmazlık çıkmadığını , şirket kaynaklarının yönetim kurulu üyelerine aktarıldığı iddiasının tek bir delili olmadığı gibi somut dayanağı da olmadığını, davacıların işleyen bir şirketin feshini istemek yerine paylarını devretmeyi tercih edebileceklerini, diğer ortaklara duyuru yapılsa ve gerçek rakamlar istense her birinin hissesine kısa sürede alıcı bulunacağını düşündüklerini, davacıların bu iradeyi göstermediğini ve paylarını devredip çıkmayı teklif etmediklerini belirterek öncelikle kayyum kararının kaldırılmasını, devamına karar verilecekse kayyum ücretlerinin davacılardan alınmasını, davanın esastan reddine karar verilmesini, masraf ve vekalet ücretlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Bu dosya ile birleşen ... ....ATM'nin 2023/... Esas sayılı dava dosyası yönünden davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde davacı tarafın ikrar ettiği üzere şirketin gayrimenkul yatırımları ve kiralama hizmetleri olduğunu, üstelik 2020 yılında yeni taşınmazlar alındığını, istenen tüm bilgiler verildiğini, her genel kurul toplantısında ve öncesinde faaliyet raporları paylaşıldığını, ortakların bilgi alma hakkını dava yoluyla kullanmasına imkan sağlayan açık yasal düzenleme olduğunu, hiç bir ortağın bu yola gitmediğini, başka bir dava ile çözümü mümkün olan bu iddia gerçek olsa bile son çare olan fesih davasına dayanak yapılmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, hatta şeffaflık adına genel kurul toplantılarının video kaydına alındığını, bu durumun sorumluluk davasına konu olabilecek nitelikte olduğunu, iddianın somut dayanakları varsa sorumluluk davası açılması gerektiğini, yıllar boyu ibra edilen yönetim için bu iddiaların geçersiz olduğunu, her bir davacının aldığı kâr paylarını gösteren tabloyu sunduklarını, bu iddianın açıkça hakikate aykırı, soyut ve dürüstlükten uzak olduğunu, kaldı ki kâr payı dağıtılmadıysa başka dava yolları varken şirketi tümden ortadan kaldıracak fesih talep etmenin hakkaniyetli ve dürüst bir tutum olmadığını, Genel kurulda alınan kâr payı dağıtım kararlarına karşı ortakların dava açma hakkı olduğunu, bu yola gitmeyip şirketin feshini istemenin kabul edilemeyeceğini, üstelik “hiçbir ticari faaliyeti olmadığı ” ve “kötü yönetildiği” söylenen bir şirketin finansal durumunun iyi olduğunun ikrar edilmesinin çelişkili tutuma başka bir örnek olduğunu, davacı tarafın hiçbir somut örnek veremediğini, alım satımların ucuz veya pahalı olduğunun nasıl belirlendiğini, davacı tarafın soyut bir iddia ortaya atıp mahkemeyi uğraştırmak niyetinde olduğunu, ana davada bu isteğin hukuka aykırılığının istinaf mahkemesi kararıyla ortaya çıktığını, aynı isteği tekrar etmenin kötü niyetli olduğunu, davacı tarafın ileri sürdüğü hiçbir sebebin fesih ve tasfiyeye dayanak olamayacağını, başka dava ve hukuki yollarla çözülecek sorunların şirketi ortadan kaldırmaya gerekçe gösterilmesinin Medeni Kanunun 2. maddesinde tarif edilen dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, gayrimenkul yatırımının ticari faaliyet olduğunu ve davacı tarafından bu faaliyetin ikrar edildiğini, Gayrimenkul yatırımının ana sözleşmeye aykırı olmadığını, kuruluş tarihini takip eden yıllarda da benzer yatırımlar yapıldığını, şimdiye kadar gayrimenkul yatırımına karşı çıkan ve buna dair yasal yollara baş vuran herhangi bir ortak olmadığını, şirketin sattığı bedeller üzerinden taşınmaz almayı isteyen herhangi bir ortak da olmadığını, şirket mallarının gerçek değerinden daha düşük bedellerle satıldığı veya kiraya verildiği iddiası doğru ise davacının “gayrimenkul değerleme şirketinden kıymet takdiri, ekspertiz, bilimsel kriterlere uygun değerleme, gerek yazılı gerek elektronik ortamda fiyat belirlemesi, emsal araştırması” yaparak mahkemeye sunması ve soyut iddialarını somutlaştırması gerektiğini, malların gerçek değeri ve fiili satış değeri bilinmeden dava açılmışsa bu durumun taraflarca getirilme ilkesine ve somutlaştırma ilkesine aykırı olduğunu, şirketi zarara uğratacak nitelikte bir işlem olmadığından şimdiye kadar yönetim kurulu hakkında sorumluluk davası açılmadığını, şirketin ve ortakların haklarını daha efektif biçimde koruyacak başka hukuki yollar varken neden en son başvurulacak fesih/tasfiye yolunun tercih edilmesinin açıkça dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, yönetim kurulunun münhasır yetkisi içinde bulunan işlemler için üyelere danışılmasının söz konusu olamayacağını, bu şekilde şirket yönetmenin karar almayı imkansız hale getirdiği gibi yönetim kurulunu işlevsiz hale getirdiğini, yönetim kurulu her işi üyelere danışacaksa, oluşacak fikir ayrılıklarının çözülemeyeceğini, şirkete karşı bilgi alma talepli bir dava veya istek yöneltilmediğini, hangi yönetim kurulu üyesine şirketten hangi menfaat sağlandığına veya hangi kaynak aktarıldığına dair somut hiçbir iddia olmadığını, olsaydı genel kurulda ibranın söz konusu olmayacağını, dava dilekçesinin D bendinde şirketin mali durumunun iyi olduğunun ikrar edildiğini, bir şirkette büyük pay sahiplerinin yönetimde olmasının doğal ve olağan olduğunu, bunu fesih sebebi olarak zikretmenin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, aile şirketlerinde de hem paydaşlar hem yönetim kurulu üyelerinin akraba olduğunu, bunun şirket yönetimine olumsuz etkisi olmadığını, Türkiye’nin en büyük şirketlerinin başlangıçta aile şirketi olduğunu, şirketin kötü yönetilse on iki yıldır dava açılacağını, kapatılan ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/ E. sayılı dosyasının kötü yönetime işaret etmeyeceğini, o tarihteki yönetimin ibra edildiğini, o dönemdeki yönetim kurulu üyelerinden birinin ana davanın davacıları arasında olduğunu, davalı şirketin hiçbir ticari faaliyeti olmadığının iddia edildiğini, halbuki bu ifadenin, dava dilekçesinin devamındaki iddialarla çelişkili olduğunu, daha ilk paragraflarda şirketin “…kendisine kalan gayrimenkullerin satışını ve kiralamasını yaptığı ikrar edildiğini, taşınmaz satışı, kiraya verilmesi ve kira gelirlerinin tasarrufu da ana sözleşmeye uygun bir ticari faaliyet olduğunu, dolayısıyla davacının ilk iddiasının, fesih sebebi olarak dayandığı ilk sebebin geçerli olmadığını, şirket esas mukavelesinde amaç ve konu sadedinde yazılan madde:3 k fıkrası “Şirketin amacına ulaşabilmesi için lüzumlu makine ve tesisleriyle gayrimenkulleri iktisap etmek, devir ve ferağ etmek, kiraya vermek, kiraya almak gayrimenkuller üzerinde irtifak, intifa, sukna, gayrimenkul mülkiyeti, kat mülkiyeti ve kat irtifakı tesis etmek, iktisap, devir ve ferağ etmek, fabrika, depo, satış mağazaları ve idari binaları inşa etmek…” ifadelerini içermekte olduğunu, şirketin bu günkü faaliyetlerinin ana sözleşmeye kesinlikle aykırı olmadığını, dilekçenin .... ve 2. maddelerinin kendi içinde çelişik olduğunu, üstelik davacı tarafın kabul ve beyan ettiği üzere şirketin 2020 yılında yatırım amacıyla ... ... ilçesinde dokuz ayrı taşınmaz satın aldığını, bu yatırımların şirketin öz kaynakları ile yapıldığını, faaliyeti olmayan bir şirketin yeni yatırım yapmış olmaması gerektiğini, davacı tarafın şirketin yeni yatırımlarını bildiği ve dava dilekçesinde zikrettiği halde mahkemeyi yanıltıcı beyanlarda bulunduğunu, şirketin daha başlangıçtan beri üretim ve imalat sektöründe faaliyet göstermediğini, daha çok alım satım ve gayrimenkul yatırımlarını tercih ettiğini, ana sözleşmeye göre otuz yıllık faaliyet süresi dolmasına rağmen ticari faaliyetine devam ettiği için T.T.K.’nun 529’uncu maddesine göre belirsiz süreli hale geldiğini, davacının da beyan ettiği üzere şirket sermayesi ile bir arsa satın alındığını, daha sonra 2015 yılında kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılarak elde edilen bağımsız bölümler satılarak kâr elde edilerek bu kârların ortaklara dağıtıldığını, davacı tarafın bir yandan şirketin ticari faaliyeti olmadığını ileri sürdüğünü, diğer yandan kâr payı dağıtılmadığını iddia ettiğini, bu iki iddia arasındaki çelişkiyi mahkemenin takdirine arz ettiklerini, gayri faal olduğu iddia edilen şirketin 2016 yılında ... ilinde vergi rekortmenleri arasında ilk yüze girerek teşekkür belgesi aldığını, yine kâr payı dağıtmadığı iddia edilen bu şirket sermaye payının %7.500’üne varan oranda kâr dağıttığını, geçen yılki kâr payının sermaye payının %300’üne tekabül etmekte olduğunu, esasen 2021 yılı için daha fazla kâr payı dağıtmak mümkün ise de Maliye Bakanlığı tebliğlerine göre kârın %25’inden fazlası dağıtılamayacağı kuralı sebebiyle dağıtılan kârın mecburen düşük tutulduğunu, 2016-2022 yılları faaliyet raporlarından da anlaşılacağı üzere şirket her yıl kar açıklamış ve ortaklarına Türkiye standartlarının çok üzerinde kar dağıttığını, 2021 yılında elde edilen kârın 2.565.771,24.TL, devlete ödenen vergi ise ....349.874,37. TL olduğunu, aynı dönemde ... Vergi Dairesinden plaket alındığını, “iyi mükellef” sıfatıyla 38.618,32. TL vergi indiriminden yararlanıldığını, azınlık pay sahiplerinin zarara uğratılmasının söz konusu olmadığını, bilakis son yedi yılda davacılardan Sn. ... 672. TL’lik hissesine karşılık toplam 176.623,87. TL kâr payı aldığını, başka bir örnek olarak Sn. ... 400. TL tutarındaki hissesine karşılık 94.189,48. TL kâr payı aldığını, 2021 yılı genel kurulu öncesi pandemi nedeniyle Maliye Bakanlığı'nın bir tebliğ yayınladığını, şirketler 2020 yılında kazandıkları kârın en fazla %25’ini dağıtabilirler denildiğini, buna istinaden yönetim kurulu 1TL.lik hisseye 3TL net kâr dağıtmış olup, dağıtılan kârın sermayenin %300’ü olduğunu, o dönem Türkiye’de %300 net kâr dağıtan bir şirket olmadığını iddia ettiklerini, 2012 yılından beri yönetim kurullarının genel kurullarda ibrası için herhangi bir dava açmadıkları gibi şikayetçi ortaklar bu güne kadar genel kurullarda kar dağıtım maddesi ile ilgili herhangi bir itirazda bulunmadıklarını, genel kurullarda kar dağıtım maddesi en son 2022 yılı genel kurulunda olduğu gibi oy birliği (%100) kabul edilmiş ve dava açan ortakların bile kârlarını aldıklarını, şirketin 2014-2020 döneminde hiç zarar etmediğini, satılan hiçbir taşınmazın bedelinın piyasa koşullarının altında olmadığını, davacıların bu konuda sadece soyut bir iddia ileri sürdüklerini, somut tek bir örnek vermediklerini, halbuki daha dava açarken bu taşınmazların satış bedellerini öğrenip bir kıymet takdiri yahut ekspertiz raporu almaları ve iddialarını ispat için dilekçelerine eklemeleri gerektiğini, davacıların yuvarlak ve genel ifadeler kullanmayı tercih ettiklerini, madem satış yaparken değer takdiri yapılması gerekiyorsa dava açıp suçlama yapmak için aynı yolun izlenmesi gerektiğini, ekte sundukları tapu belgelerinde de örnek olarak üç taşınmazın ikisi 500.000. TL biri de 430.000. TL’ye satıldığını, aynı bloklarda müteahhitin sattığı bağımsız bölümlerin ise 250.000. TL bandında satıldığını, davacı taraf somut hiç bir örnek vermeden “mallar ucuza satılıyor, pahalıya alınıyor” diyerek dayanaksız bir iddia ortaya atmakta olduğunu, mahkemenin satış bedellerini tespit edip geçmiş yıllar için değer takdiri yaptırmasını beklemekte olduğunu, başka bir deyişle soyut bir iddia ortaya atarak mahkemeyi bu iddiayı ispata zorlamakta olduğunu, madem iddia ciddi ise dilekçe ve eklerinde hangi taşınmazın kaça alınıp satıldığını ve gerçek rayiç değerin ne olduğunu görmesi gerektiğini ve iddia edenin ispat etmesi gerektiğini, davacı ortaklardan Sn. ...'ın D blok üçüncü kat 10 numaralı daireyi şirketten değil müteahhit firma olan ... İnşaat A.Ş.’den satın aldığını, tapudan sorulup fiyatlar kıyaslandığında iddiaların temelsiz olduğu açıkça ortaya çıkacağını, ortaklara mülkiyet satışında öncelik talepleri genel kurulda görüşülüp yönetim kurulunca 19.09.2012 tarihinde buna uygun bir karar alarak ortaklara duyurulduğunu ve edimlerini yerine getirenlere satış yapıldığını, kiralama işlemlerinde yönetim kurulunun yararına iş yapıldığını asla kabul etmediklerini, davacıların yine genel bir ifade kullanmakta, şüphe yaratmaya çalışmakta olduğunu, davacıların bu yararın ne olduğunu somut olarak ortaya koyması gerektiğini, seçilen yönetim kurulunun yıllık yapmış bulunduğu faaliyetlerini, her yıl genel kurulun tasvibine sunmakta, burada ibra edilmekte olduğunu, yönetimi ele geçirmiş kişilerin menfaatlerine işlemler yapıldığı konusunda somut tek bir belge sunulmadığını, yönetim kurullarının genel kurullarda ibra edilmesi ile ilgili bir sıkıntı varsa bu konuda faaliyet raporlarına red oyu veren azınlık ortakları 3 ay içinde dava açabileceklerini, bilakis kiralama işlemleri tamamen resmî olarak yapılmakta, kiralar rayiçlere göre ve basiretli davranılarak belirlenmekte, kiralar banka kanalıyla tahsil edilmekte, döviz bazında depozito alınarak şirketin menfaatinin korunmakta olduğunu, halen hesaplarda 60.000 USD depozito bulunmakta olduğunu, davacı ortaklardan Sn. ...’nun yeğeni Sn. ...'nun şirketin kiracısı olarak ... Pastanesini işletmekte olduğunu, Yönetim kuruluna fazla ücret ödendiği iddiası da hakkaniyetsiz olduğunu, mahkememizce kayyuma dahi 5.000 TL ücret takdir edilmişken yönetim kurulu başkanının ....500 TL üyelerin de ....500. TL alıyor olması ücretlerin yüksek olmadığını gösterdiğini, üstelik üç yıldır ücret artışı yapılmadığını, yönetim kurulu başkanı ... aldığı düşük sayılacak ücrete mukabil günlük altı saati aşan mesaisini bizzat şirkette harcamakta olduğunu, aldığı ücretin fazla olduğunu söylemenin insafa uymayacağını, üstelik 24/06/2022 tarihinde yapılan 2021 yılı olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerinin ücretlerinin belirlenmesi maddesi görüşülürken davacılardan ...'nun teklifi üzerine başkan için 6.000.TL, üyeler için 2.000.TL ücret oybirliği ile kararlaştırıldığını, halbuki ...'nın başkan için 7.500.TL, üyeler için 2.000.TL ücret teklifi de olduğunu, ...'nun kendi teklifiyle çelişen fahiş ücret iddiası, kötüniyetin açık göstergesi olduğunu, şirket menfaati gözetilerek yönetim kurulu üyelerinin sayısı asgari sayı olan beş kişiyle devam ettirilmekte olduğunu, halbuki dokuz üye görevlendirmenin de mümkün olduğunu, yeminli Mali Müşavir Sayın ..., yönetim kuruluna 2015 yılında bu gün şirkete dava açan ortakların öneri ve teklifleri ile seçilmiştir. O gün bu kişiyi yeminli mali müşavir olarak genel kurula önerenler bu gün bir çelişki içinde olduklarını, Sayın ... hakim ortak değil, şirkette küçük hissesi olan bir yönetim kurulu üyesi olduğunu, bu yönetim kuruluna karşı mahkememizde görülen, yine mahkememize açılan ve reddedilen dava olduğunu, onun dışında hiçbir ortağın davasına muhatap olmadıklarını, davacı tarafın on iki yıl önceki bir davayı fesih sebebi yapmaya çalışmakta olduğunu, oysa ki bu olaydan sonra çok sayıda genel kurul yapıldığını, kesinleşmiş ibra ile sonuçlanan konuların fesih sebebi olamayacağını, bu talebin açıkça hukuka aykırı olduğunu, bula bula on iki yıl önceki meselenin bulunduğunu, ama esasen o dava sebebiyle şirketin zarara uğramadığını bilakis kâr ettiğini, müteahhitin yaptığı masrafa karşı bir tazminat ödenmiş zaten bu müteahhitin kendi lehlerine harcadığı miktarı içerdiğini, buna karşılık yeni bir kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, şirketin arsa karşılığı alacağı bağımsız bölüm miktarı %32,5 iken ilk kısım için %38 ikinci kısım için %54 oranına çıkarıldığını, şirket ve ortakların zarar değil kâr ettiklerini, ilginç olanın o dönem yönetim kurulu üyesi olan Sn. ...’ın bugün davacı tarafta yer alması olduğunu, bu durumda adı geçen davacı şirketin zarara uğramasında pay sahibi olacağını, kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemeyeceğini, şirkete alınan son taşınmazların gayet makul ve akıllıca yatırımlar olduğunu, içinde suyu bulunan tarım arazisi vasfındaki bu yerlerin tarımın öne çıktığı son günlerde şirkete büyük yarar sağlama potansiyeline sahip olduğunu, tersi düşünülse bile bir şirketin bir yatırımı doğru veya yanlış yapmasının fesih sebebi olamayacağını, davacıların sebep bulmak için çok zorlandığını tahmin etmenin güç olmadığını, ana sözleşmeye göre genel kurulda alınacak karara göre kâr dağıtımı yapılırken yönetim kurulu üyelerine %10’u aşmayacak miktarda temettü verilmesi gerektiğini, davacıların tutumunun çelişkili olduğunu, bir yandan şirketin kötü yönetildiğini ileri sürüp feshini isterken öte taraftan yeni hisseler almaya devam etmekte olduklarını, nitekim Sn. ... ve Sn. ..., Sn. ...’nin hisselerini satın aldıklarını, Sn. ... da Sn. ...’in hissesini devraldıklarını, yönetim kurulu üyelerinin kimseden zorla hisse devralmadıklarını , serbest piyasa koşullarına göre satılık hisseyi satın almanın yasak olmadığını, davacıların da şirketin feshini istemek yerine paylarını rayiç bedeli karşılığında satmak isteselerdi onları da alacaklarını, yıllar boyunca ortaklarca şirkete açılan tek bir dava ve çok eski tarihli iki ihtar olduğunu, onun dışında uyuşmazlık çıkmadığını, zaten davacı tarafın da bula bula 2013 tarihli iki sıradan ihtarı bulabildiklerini, 2013 yılındaki ihtarın bu davaya dayanak yapılmasındaki çaresizliğin bile davanın haksız olduğunu ortaya koyacağını, bu ihtarların hangi sebeple fesih sebebi olacağının dahi açıklanmadığını, iptal, sorumluluk vs gibi başka davalara dayanak olabilecek sıradan olayların fesih sebebi yapılmaya çalışıldığını, şirket kaynaklarının yönetim kurulu üyelerine aktarıldığı iddiasının tek bir delili olmadığı gibi somut dayanağı da olmadığını, davacıların hangi kaynak kime nasıl aktarılmış tek bir kelime bile açıklama yapmadan soyut suçlama yaptıklarını, davacıların işleyen bir şirketin feshini istemek yerine paylarını devretmeyi tercih edebileceklerini, diğer ortaklara duyuru yapılsa ve gerçek rakamlar istense her birinin hissesine kısa sürede alıcı bulunacağını düşündüklerini, davacıların bu iradeyi göstermediğini, paylarını devredip çıkmayı teklif etmediklerini, haksız olarak asıl dava ve mahkememize birleştirilen ikinci davayı açtıklarını, bu güne kadar faaliyet raporlarının genel kurul gününden 15 gün önce şirket merkezinde ortakların bilgisine sunulduğunu ve bu güne kadar hiçbir ortak tarafından itiraz edilmediği gibi toplantı zabıtlarına her hangi bir şerh düşülmediğini belirterek davanın esastan reddine karar verilmesini, masraf ve vekalet ücretlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, davalı şirketin fesih ve tasfiyesi için gerekli koşulların oluşup oluşmadığı, fesih ve tasfiye koşullarının oluşması halinde fesih ve tasfiyeye karar verilmeyecek olur ise davacı ortakların davalı şirketten ayrılma payı alacakları ödenerek çıkarılmalarına karar verilip verilmeyeceğine ilişkindir.
Mahkememizce ... 2. ATM'nin 2011/... Esas 2013/... Karar sayılı dosyasının celbi için yazı yazılmasına, Mahkememiz 2019/... Esas sayılı dosyasının çıkartılarak dosyamız içerisine alınmasına, ihtiyati tedbir talepleri yönünden daha önce karar oluşturulduğu ve hatta kayyum atanmasına ilişkin konularda murafaa duruşması yapılarak istinaf yargı yolu açık olmak üzere karar verildiği anlaşılmakla yeniden karar oluşturulmasına yer olmadığına, davacılar vekilinin davacı ortaklar dışındaki başkaca ortaklarında feshi tasfiye-şirketten ayrılma, çıkarılmalarına karar verilmesi talepli dava açılacağını bildirmesi karşısında söz konusu dava akıbetinin beklenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Celse arasında ... ....ATM'nin 2023/... Esas sayılı dosyasının bu dosya ile birleştirtmesine karar verildiği, dosyanın dosyamız içerisine gönderildiği, celbedilen ... 2.ATM'nin 2011/... Esas sayılı dosyasının dosyamız içerisine geldiği, incelenmesinde tarafları ve dava konusunun bu dava ile ilgisinin bulunmadığı anlaşılmış, iş bu dava dosyasından verilen ihtiyati tedbir ara kararımız ile ilgili yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile denetim kayyumu atanmasına dair mahkememiz 18/05/2022 tarihli 8 nolu ara kararının kaldırılarak kayyumun görevine son verilmesini ... BAM 5.HD'nin 22/12/2022 tarihinde vermiş olduğu kararının ve eklerinin dosyamız içerisinde olduğu, davalı ... Aş Vekilinin 30/11/2006 tarihli ... tarafından yapılan bir inşaat sözleşmesi ile buna ilişkin ön protokol imzalanmasına dair yapılan görüşmeye ilişkin karar örneğini ibraz ettiği, dosya arasına alındığı, birleşen dava dosyası yönünden ön inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır. Aynı oturumda davacılar vekilinin asıl ve birleşen dava yönünden beyanlarını tekrar ettiklerini, denetim kayyumu atanması konusundaki taleplerini tekrar ettiklerini, istinaf mahkemesinin gerekçesindeki görüşlerine katılmadıklarını, dosyanın bilirkişiye tevdini talep ettiği anlaşılmış, aynı oturumda davalı vekilinin birleşen dosya ile ilgili dava dilekçesi tebliğinin henüz yapılmadığını, yapıldığında birleşen dava yönünden cevaplarını bildireceklerini, tanık dinletme talepleri bulunduğunu belirterek taktirin mahkemenin olduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce birleşen dava yönünden dava dilekçesinin henüz tebliğ edilmediği anlaşılmakla tebliğ işlemlerinin mahkememiz kalemince yerine getirilmesine, birleşen dava yönünden ön inceleme duruşmasının bir daha ki celse yapılmasına, davacılar vekilinin şirkete denetim kayyumu atanması yönünden talepleri ile ilgili daha önce karar verildiği ve mahkememiz kararının yukarıda sözü edilen BAM 5.HD'nin 22/12/2022 tarihli kararı ile kesin olarak kaldırıldığı anlaşıldığından yeniden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, davanın esası ile ilgili bilirkişi incelemesi konusunda daha sonra karar oluşturulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce davalı şirkete ait ticari defter ve dayanağı kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması yönünden SMMM bilirkişi ile bir nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiye tevdi edilerek dosya kapsamına uygun iddia ve savunmalar yönünden rapor aldırılmasına, davacı ortakların şirket ortaklığından çıkma talepleri bulunmakla ayrılma payı alacaklarının hesaplanması yönünden de inceleme yapılmasının istenmesine, bu noktada şirkete ait değerleme yapılması bakımından şirkete ait taşınmazların değerlendirilmesi gerektiği davacı vekilince bildirilmekle bir inşaat mühendisi bilirkişinin de heyete katılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Bilirkişi kurulunun 08/09/2023 tarihli raporunda;
davalı ... ... Ticaretliler Turizm Eğitim Tekstil Sanayi ve Ticaret A. Ş. adına kayıtlı
olduğu belirtilen taşınmazların toplam değerinin ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselinde kayıtlı 3 adet taşınmazın
toplam değerinin 21 700 000 TL, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselinde kayıtlı 27 adet taşınmazın
toplam değerinin 102 600 000 TL, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde kayıtlı 2 adet arsanın. Davalı ... ...
Ticaretliler Turizm Eğitim Tekstil Sanayi ve Ticaret A. Ş. hissesine düşen toplam değerinin
(3 591 855 TL + 5 440 240 TL) = 9 032 095 TL, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde kayıtlı 5 adet
tarlanın toplam değerinin;
(348 400 TL + 3 260 000 TL + 580 000 TL + 183 000 TL + 3 654 074 TL) = 8 025 474 TL, olmak üzere, Davalı ... ... Ticaretliler Turizm Eğitim Tekstil Sanayi ve Ticaret A. Ş.
adına kayıtlı olduğu belirtilen taşınmazların toplam değerinin 141 357 569 TL, davacı 2021 ve 2022 yıllarında e-defter mükellefi olup e-defter beratları kaydi bilançoya göre haziran 2023 sonu özkaynakların toplamı 11,481,162,00-TL olduğu, Öz sermaye: 162,968,390-(313,405+...,778,333)= 160,876,652-TL olduğu, ödenmiş sermaye tutarının 70,560,00-TL , her bir hissenin değeri 0,01-TL olduğu, toplam hisse sayısı: 7,056,000- adet
olduğu,
bir paya düşen öz sermaye tutarını hesaplandığında 160,876,652/7,056,000=22,80.-TL olduğu, dava açan 61 ortağın hazirun cetveline göre payları ve paylarına göre her biri 22,80-TL
den almaları gereken ayrılma akçeleri hesaplanmış, ayrılmak isteyip dava açan ortakların hesaplanan ayrılma akçelerinin toplamı 45,603,328,80.-TL olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında dosyanın bilirkişiden döndüğü bilirkişinin raporunu tanzimle dosyaya ibraz ettiği, birer örneğinin taraflara tebliğ edildiği, taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi sunduğu, davacılar vekilinin 03/10/2023 tarihli dilekçesi ekinde 06/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda değerlere hesaplanan taşınmazlar ile ilgili aldırılan değerleme raporunu dosyaya sundukları anlaşılmış, aynı oturumda davacılar vekilinin bilirkişi raporuna karşı sundukları beyan ve itiraz dilekçesini tekrar ettiklerini, taşınmaz değerlemeleri ile ilgili bir ayrıca özel rapor aldırdıklarını, uzman görüşü olarak sunduklarını, raporların ıslak imzalı örneğini sundukları, bilirkişiden yeniden rapor aldırılmasını talep ettiklerini, aynı oturumda davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı sundukları beyan ve itiraz dilekçelerini aynen tekrar ettiklerini, mevcut bilirkişi raporuna göre davacıların iddiasını ispat edemediği düşüncesinde olduklarını, bu aşamada davanın reddini talep ettiklerini, bilirkişi raporunun savunmaları doğrulamakta olduğunu, ana sözleşmeye uygun iş ve işlem yapıldığını, mahkemece dosya ek rapora gönderilecek olur ise itirazların değerlendirilmesini talep ettiklerini, davacı tarafça aldırılan değerleme raporu adı altındaki özel rapor içeriğini de kabul etmediklerini beyan ettiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce dosyanın yeniden aynı bilirkişi heyetine tevdi ile taraf vekillerinin itirazlarının yeniden tüm dosya kapsamına göre değerlendirilerek özellikle taşınmaz değerlemesi ve kiralandırmaları ile ilgili ve diğer tüm konulardaki itirazların tek tek irdelenerek itirazlara uygun şekilde cevap verir mahiyette ek rapor tanzim edilmesinin istenmesine karar verilmiş, bilirkişi kurulunun
14/02/2024 tarihli ek raporunda; şirketin kuruluş sermayesi 50,00-TL olup yapılan sermaye artışları sonucunda 70,560,00-TL'ye
yükseldiği, sermayenin bir kısmı iç kaynaklardan arttırıyorken nakit olarak artan kısın 22,500,00-TL
olup 70,560,00-TL sermayenin içinde ortaklar tarafından verilen nakit sermaye 22,550,00-TL olduğu, hisse adedi 7,056.000 adet olup her bir hisse değeri 10 kuruş olduğu, bugüne kadar hemen her yıl yüksek kar dağıtımları yapıldığı, amaçları doğrultusundan iş yapılan ilk senelerde şirketin üst üte zarar elde etiği rapor
içeriğinde belirtildiği, davacıların tamamının koydukları nakit sermaye 22,550,00 olup bu tutar
aldıkları kar payları hariç yaklaşık 160,0000,000,00-TL ye ulaştığı, bir hissenin yaklaşık 7000 kat değerlendiği, bir şirketin bir firmanın amaç ve konusunda ne
yazarsa yazsın asıl amacı kar elde etmek hissedarlarına kar dağıtmak olduğu, bu şirketin bunu
başarmış ortaklarının koydukları sermayeyi 7000 kat değerlendirmiş ve her yıl kar payı
dağıttığı, ilk yıllarda karın yüksek olmasının nedeni gayrimenkul ve arsa satışları olduğu, daha sonra ana
gelirin kira gelirleri olduğu, bu nedenle yıl sonu karlarda düşme meydana geldiği, bu düşmenin şirketi
kötü yönetiminden kaynaklanmamakta olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 531.maddesinde belirtilen haklı sebeple fesih talebinin kabulü için; pay sahibinin hak veya menfaatlerini sürekli olarak, ağır ve ciddi şekilde ihlal eden ve dürüstlük kuralı gereğince davacı pay sahibi yönünden ortaklığa devamı çekilmez kılan karar, işlem ve davranışların gerçekleşmesi gerektiği, feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin, hiç kimse kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendi lehine sonuç çıkaramayacağı ilkesi gereği, münhasıran diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerektiği, bu koşullar gerçekleşmiş olsa dahi, azınlık hakları değerlendirilirken aynı zamanda diğer ortakların, şirketin ve çalışanların da hukukunun korunması gerektiği, şirketin amaçlarını gerçekleştirmesini önemli ölçüde olumsuz yönde etkileyecek bir ortaklıktan ayrılma, haklı sebep olsa dahi yasanın özüne uygun olmadığının değerlendirilmesi gerektiği koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Mahkememizce yapılan değerlendirmede; mahkememize ait bu dosya ile birleşen dosya incelendiğinde şirketin halen faal olduğu, ana sözleşmesine uygun biçimde faaliyet gösterdiği, ta başından beri de aynı biçimde faaliyet göstermeye devam ettiği, bu faaliyetinden ciddi anlamda gelir elde ederek ortaklarına her sene kâr payı dağıttığı, dağıtılan kâr payının sermayelerin çok üzerinde olduğu, kaydi bilançoya göre dahi özkaynak toplamının 11.481.162,00.-TL gibi yüksek bir meblağa ulaştığı, şirket malvarlığının güncel değerlerine göre gerçek bilanço özkaynak toplamının net 160.876.652,00.-TL olduğu, her bir ortağın yatırdığı sermayeye karşılık olarak aldıkları payların değerinin 2.280 kat arttığı, daha açık bir ifade ile yatırılan her ... kuruş sermayeye karşılık paydaşların bugün 22,80 TL karşılığı hak sahibi oldukları, tüm davacıların sermaye payları toplamının 2.000.146.TL’den 45.603.328,80.TL’ye yükseldiği, her yıl sermayelerinin çok üstünde kâr dağıtımı yapıldığı dikkate alındığında her ortağa yatırdığı sermayenin onbinlerce katına varan kazanç sağlandığı, bu durumda şirketin kötü yönetildiğinin asla söylenemeyeceği, iki yıl önce metre karesi 25.TL’den alınan ... ilçesindeki taşınmazın değerinin metre kare başına 200.TL’ye ulaştığı, iki yıl önce toplamda ....000.000.TL’ye yatırım amacıyla alınan .../...’teki arazinin bugün sekiz katına çıkarak 8.025.000.TL’ye ulaştığı, bu kapsamda şirketin kötü yatırımlar yaptığı iddiasının gerçekle asla bağdaşmadığı, ne kâr payı dağıtımında, ne bedelsiz sermaye artışında ne de başka parasal haklarda ortaklara farklı muamele yapılmadığı, şirket sermayesinin sadece üçte birinin ortaklarca yatırılan nakdi sermayeden oluştuğu, bunun kalan üçte ikisinin bedelsiz sermaye artışından kaynaklandığı, yani her ortağın yatırdığı paranın üç katı sermaye payı sahibi olduğu, şirkette çalışan sayısının sadece bir (...) kişi olduğu, gereksiz personel ve kaynak israfı yapılmadığı, şirketin bütün yönetim kurulu üyelerine 2022 yılında toplam 150.500.TL (aylık sadece 12.542.TL) ve 2021 yılında toplam 126.000.TL (aylık sadece 10.500.TL) ücret ödendiği, yöneticilerin aldığı aylık toplam ücretin sıradan/vasıfsız bir çalışanın aylık ücretine yakın olduğu, haliyle, yöneticilere bizzat çalışarak hak ettikleri cüzi ücret dışında hiç bir maddi ayrıcalık sağlanmadığı, şirketin kıymetli taşınmazları ve gayrimenkul sermaye iradı gelirleri olduğu, keza davacıların veya diğer ortakların şirketin yatırım yapması önerilen başka hiçbir iş alanından söz etmedikleri, genel kurullarda bu yönde tek bir öneri dahi bulunmadığı, şirket yönetiminin ne yapması gerektiği halde yapmadığı konusunda da davacıların hiçbir iddiasının bulunmadığı, dosya kapsamında aldırılan bilirkişi kök ve ek raporu, mali tablolar ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirildiğinde, davacıların TTK.531.maddesinde belirlenen haklı sebeple fesih talebinin koşullarının oluşmadığı kanıtlandığından davanın reddine, bu dosya ile birleşen ... .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/... esas sayılı dosyasının da davacılar ... ile ... tarafından açılan aynı şirketin TTK 531. Maddesine göre şirketin feshine ilişkin olduğu anlaşıldığından birleşen bu davanın da reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerle;
...-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Tarifesi gereği alınması gereken 427,60.-TL maktu harçtan mahkememize ait 2022/... esas sayılı dosyasına peşin yatırılan 80,70.-TL harç ile birleşen ... .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/... esas sayılı dosyasında yatırılan 179,90.-TL mahsubu ile bakiye 167,00.-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye İRAT KAYDINA,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Asgari Avukatluk Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
...-Davacı tarafça yapılan 12.360,20.-TL yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra 6100 Sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca davacı tarafa İADESİNE,
6-BİRLEŞEN ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2023/... ESAS SAYILI DAVANIN REDDİNE,
7-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
8-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra 6100 Sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca taraflara İADESİNE,
Dair, davacılar vekili ile davalı vekilinin yüzünde, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Yargı yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/04/2024
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!