T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/220 Esas - 2024/84
T.C.
BURSA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
ESAS NO :2022/220
KARAR NO :2024/84
HAKİM :...
KATİP :..
DAVACI :... İŞLEME MAKİNE PROFİL İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE
TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. .... - [16739-37764-....] UETS
DAVALI :... PLASTİK VE İNŞAAT SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ -
.. Antalya Organize Sanayi Bölgesi 2.Kısım Mah.21.Cadde
No:3 Döşemealtı / ANTALYA
VEKİLİ : Av. ... - [16772-77371-....] UETS
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/02/2022
KARAR TARİHİ : 17/01/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil firma yetkilileri ile davalı ... Alüminyum firması yetkililerinin 02/11/2021 tarihinde Antalya'da yapmış oldukları toplantı sonrasında, belirlenen kalıp ve özelliklerde alüminyumun müvekkil firmaya satışı hususunda mutabakata varıldığını, akabinde davalı tarafça müvekkilin talep ettiği miktarlardan ilk sipariş olan 110 tonluk alüminyum 10.11.2021 tarihinde ilk siparişin sevki yapılmış, kararlaştırılan şartlarda müvekkil firma tarafından da ödemeler yapıldığını, yine 19.01.2021, 26.01.2021, 04.02.2021 tarihlerinde de kalan siparişlerin müvekkiline gönderilerek sözleşme şartlarında teslimat yapıldığını ve müvekkilince ödemeler yapılarak sözleşmenin gerekleri yerine getirildiğini, ilk yapılan ticari anlaşma neticesinde davalı tarafa karşı oluşan güven ilişkisi ile müvekkil firma yeniden davalı firmaya mail yolu ile 04/02/2021 tarihinde 188.859 ton sipariş verilmiş ve davalı tarafça söz konusu sipariş yine mail yolu ile onaylandığını, söz konusu siparişin toplam fatura bedeli 620.170,85 $'dır. Hatta ilk sipariş miktarı da müvekkiline gönderildiğini, dolayısı ile taraflar arasındaki sözleşmenin kuruluş şartları icap-kabul aşamasının da tamamlanması ile oluşmuş ve geçerli bir ticari sözleşme kurulduğunu, söz konusu siparişe konu malzemelerin 16.694 ton ham madde ve 172.165 ton elektro statik kaplama olarak sipariş edildiğini, söz konusu bu malzeme sözleşme tarihi olan 02/02/2021 tarihindeki alüminyum borsası olan LME kapanış miktarı olan 1.958 ton/$ olarak fiyatlandırılmış ve davalı tarafından da kabul edildiğini, söz konusu sözleşmeye göre de 19.01.2021,26.01.2021,04.02.2021 tarihlerindeki siparişlere göre ilk sevkıyat olan 18.502 tonluk malzeme davalı firma tarafından müvekkil firmaya sevk edilmiş ve yine müvekkillerce sözleşme de belirtilen vadesinde ödemesi yapıldığını, ancak ilk sevkıyat sonunda davalı firma sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini ve sözleşme ile belirlenmiş olan kalan 170.357 ton siparişin de müvekkile gönderilmeyeceğini sözlü olarak bildirdiğini, davalı firma ile yapılan tüm görüşmelerin ise olumsuz sonuçlandığını, davalı firmayı anlaşma şartlarına uymaya zorlamak için ise müvekkile gönderilen son sevkıyatın ödemesi müvekkil tarafından geciktirildiğini, ancak davalı tarafın ihtiyati haciz kararı alarak müvekkil firmayı cebri icra ile ödemeye zorladığını, müvekkil firma ödemelerini aksatmayan, günü geçmeden ödeme yapan, Türkiye şartlarında nadir sayılabilecek şekilde her işini yasal ve zamanında yapan bir firma olduğunu, daha sonra davalı firmaya tarafımızca 24/03/2021 tarihinde Bursa 23. Noterliği aracılığı ile 08150 yevmiye numaralı ihtarname gönderilerek sözleşme şartlarına bağlı kalınarak davalı tarafça yapılması gereken edimin yerine getirilmesini talepte bulunduklarını, ancak davalı tarafından 02/04/2021 tarihinde Antalya 7. Noterliği aracılığı ile 03246 yevmiye numarası ile tarafımıza gönderilen cevabı ihtarname ile müvekkil şirket ile herhangi bir ticari sözleşmeleri olmadığını iddia ettiğini, akabinde ise müvekkile gönderilen malzemenin ödemelerinin yapılmadığı iddialarında bulunduğunu, halbuki ne ticari sözleşmeler için ne de adi sözleşmeler için kanunumuz yazılılık esası aramadığını, ancak buna rağmen müvekkil firma ile davalı firma arasında söz konusu alüminyum malzemenin alım satımına ilişkin e-mail aracılığı ile bir sözleşme kurulduğunu, kaldı ki görüleceği üzere söz konusu olayda icap, icaba davet ve kabul aşamaları gerçekleştiğini, sözleşme hukuksal düzende kurulduğunu, sözleşmenin kurulmasından sonra ise davalı firma tarafından sözleşmenin feshedilmesi ile müvekkilinin menfi ve müspet zararları ortaya çıktığını, müvekkil firma yapılmış olan ticari sözleşme güveni ile ticari ilişkide olduğu Almanya'da bulunan ... İsimli firma ile Adoalüminyum'dan almış olduğu malzemelerin satışı ve nakli hususunda anlaştıklarını ve ticari sözleşme imzalandığını, ilk yapılan 110 tonluk sevkıyat neticesinde müvekkil firmanın da oluşturmuş olduğu ticari bir güven mevcut olduğunu, müvekkil firma dava dışı ... isimli firma ile yapmış olduğu sözleşme neticesinde aracı firma olarak hareket etmekte, daha doğrusu mal alım-satımı yapmakta olduğunu, yani söz konusu bu malzemelerin müvekkil firmada herhangi bir işlem görmeksizin ihraç edilmekte olduğunu, ikinci sözleşme imzalanmadan önce müvekkil firma söz konusu siparişi almış olup, davalı firma ile olan ticari güven ilişkisi nedeni ile başka bir firma ile sözleşme yapmak gereksinimi duymamıştır. Akabinde davalı tarafın sözleşmeyi bir anda feshetmesi sebebiyle ticari ilişki kurmuş olduğu Alman firmasına karşı müvekkil zor durumda kalmış ve farklı firmalardan da söz konusu malzemeyi bulmakta güçlük çektiğini, müvekkil ihraç etmesi gereken 172.165 ton malzemenin yalnızca 74.453 ton kadarını bulabildiğini, davalı firmanın basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini ve bu nedenle de müvekkilinin mal varlığında oluşacak olan artmaya engel olduğunu, müvekkil firma dışı Almanya'daki ... isimli firmaya bütün siparişleri göndermiş olması gerekmekteyken, davalı tarafça yapılan fesih nedeni ile 14/08/2021 tarihine kadar başkaca firmalar ile sözleşmeler yapmak durumunda kalmış, hem daha yüksek maliyete malzeme satın aldığını hem de ticari itibarı zedelendiğini, müvekkil firma yapılmış olan ticari sözleşme güveni ile ticari ilişkide olduğu Almanya'da bulunan ... isimli firma ile ... Alüminyum dan almış olduğu malzemelerin satışı ve nakli hususunda anlaşmış ve ticari sözleşme imzalandığını, ilk yapılan 110 tonluk sevkıyat neticesinde müvekkil firmanın da oluşturmuş olduğu ticari bir güven mevcut olduğunu, müvekkil firmanın dava dışı ... isimli firma ile yapmış olduğu sözleşme neticesinde aracı firma olarak hareket etmekte, daha doğrusu mal alım-satımı yapmakta olduğunu, yani söz konusu bu malzemelerin müvekkil firmada herhangi bir işlem görmeksizin ihraç edilmekte olduğunu, ikinci sözleşme imzalanmadan önce müvekkil firma söz konusu siparişi almış olup, davalı firma ile olan ticari güven ilişkisi nedeni ile başka bir firma ile sözleşme yapmak gereksinimi duymadığını, akabinde davalı tarafın sözleşmeyi bir anda feshetmesi sebebiyle ticari ilişki kurmuş olduğu Alman firmasına karşı müvekkil zor durumda kalmış ve farklı firmalardan da söz konusu malzemeyi bulmakta güçlük çektiğini, davalı firmanın basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, müvekkil firma dava dışı ... isimli firmaya bütün siparişleri göndermiş olması gerekmekteyken, davalı tarafça yapılan fesih nedeni ile 14/08/2021 tarihine kadar başkaca firmalar ile sözleşmeler yapmak durumunda kalmış, hem daha yüksek maliyete malzeme satın almış hem de ticari itibarı zedelendiğini, müvekkilinin davalıdan alarak, işleyip ihraç etmesi gereken 172.165 ton malzemenin yalnızca 74.453 ton kadarını piyasa bulabilmiştir. Bu malzemelerin de 29.769 tonunu Arfen isimli firmadan, 31.575 tonunu Ender isimli firmadan ve 13.109 tonunu ise Alufem isimli firmadan sözleşme şartları dolayısı ile zarar ederek dava dışı ... isimli firmaya ihraç etmek durumunda kaldığını, dolayısıyla da müvekkilin oluşan menfi zararı mevcut olduğunu, müvekkil firma davalı firma ile yapmış olduğu sözleşme şartlarının yerine getirileceği inancı ile daha öncesinde Almanya firması olan ... isimli firma ile ticari satım anlaşması imzaladığını, söz konusu alüminyum profillerin ve ham maddelerin davalı firma tarafından tedarik edileceği inancı ile başkaca firmalar ile ticari ilişki kurulmadığını, davalı firmanın bir anda sözleşmeyi feshetmesi nedeni ile de müvekkil firmanın hem ticari itibarı zedelenmiş hem de kar kaybına uğradığını, müvekkilinin söz konusu bu alım ve satımları dolar ve euro kuru üzerinden yapmakta olduğunu, söz konusu dönemde kurun dalgalı olmasının da müvekkilinin uğramış olduğu zararı arttırdığını, bu duruma sebep olanın da sözleşmeyi fesheden davalı taraf olduğunu, sözleşmenin feshedilmesinde ise müvekkilinin kusuru bulunmadığını, kaldı ki davalı taraf herhangi bir sebep öne sürmediği gibi göndermiş olduğukları ihtara verdiği cevapla da sözleşme yapıldığını ilk önce reddettiğini akabinde müvekkilinin kendilerine sözleşme gereğince borçlu olduğunu dile getirdiğini, söz konusu ihtar ile dahi sözleşmenin varlığı karşı tarafça kabul edilmediğini, ki zaten daha önce de belirttikleri üzere icaba davet, icap ve kabul aşamaları taraflar arasında tamamlandığını, zira taraflarca ödeme zamanı, ödeme yeri, ödemenin ne şekilde yapılacağı hususları belirlendiğini, siparişin ilk teslimatı sözleşme şartlarına uygun olarak müvekkil firmaya teslim edildiğini, şartta belirlenen şekilde ödeme zamanında müvekkil firmaca zamanında ve belirlenen hesaba ödeme yapıldığını, ancak davalı tarafın basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini ve müvekkilinin zarara uğramasına neden olduğunu ve bu nedenle de eldeki bu davayı açmak zarureti hasıl olduğunu belirterek öncelikle davanın kabulü ve haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak sözleşmenin feshi nedeni ile müvekkilin uğramış olduğu müspet zararların, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000 EURO'nun davalının temerrüde düştüğü tarih olan ihtarname tarihi 24/03/2021'den itibaren işleyecek en yüksek vadeli mevduat hesabına ödenen faiziyle birlikte tahsiliyle taraflarına ödenmesine,davanın açılmasına davalı tarafın sebebiyet vermesi dolayısıyla yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle 6100 sayılı HMK.’nin genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesinin 1. fıkrasına göre; “Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmü gereğince müvekkil şirketin yerleşim yerinin Antalya olması sebebiyle iş bu huzurdaki davanın yetkili Antalya Mahkemelerinde görülmesi gerekmekte olduğunu, yasal düzenlemeler göz önüne alındığında, eldeki davanın derdest bulunduğu mahkememizin işbu dava bakımından yetkili olmadığının ortada olduğunu, davacı tarafın, işbu davayı, yasadaki yetkili yerlerden hiçbirine dahil olmayan kendi yerleşim yerinde açmış bulunmakta olduğunu, yetki ilk itirazında bulunmak zorunluluğu doğduğunu, davacının huzura konu davada talebi uğradığını iddia ettiği müspet zararların tazmini olduğunu, ancak müspet zarar, alacaklının borçlanılan edimin sözleşmeye uygun olarak ifa edilmesine ilişkin menfaatinin gerçekleşmemesi sebebiyle uğradığı zarar olduğunu, davacı şirket ile müvekkil şirket arasında herhangi bir konuda akdedilen ticari sözleşme bulunmadığını, bu nedenle müvekkil şirket tarafından herhangi bir sözleşmeye aykırı hareket etme durumu söz konusu olmadığını, müvekkil şirketin malzeme alım satım ve sevkiyatı konusunda benimsediği iş prensibi gereği sipariş usulü çalışmakta olduğunu, davacı yanın, müvekkil şirket yetkilileriyle 02/11/2021 tarihinde Antalya'da yapmış oldukları toplantı sonrasında belirlenen kalıp ve özelliklerde alüminyumun davacı firmaya satışı hususunda mutabakata vardıklarını belirttiğini, bu noktada verilen ilk sipariş konusunda mutabık kalınarak toplantıya konu siparişte müvekkil firma üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, ancak bu toplantının konusunun herhangi bir ticari sözleşme yapılması olmayıp yalnızca sipariş sisteminin işleyişine ilişkin belirlemeler yapıldığını, 10.11.2021 tarihinde 110 tonluk ilk sipariş verildiğini, sevkiyatın gerçekleştiğini ve bedelin ödendiğini, 19.01.2021, 26.01.2021 ve 04.02.2021 tarihlerinde anlaşma şartlarına bağlı olarak toplam 188.860 kg sipariş verildiğini, bu üç siparişin ilk sevkiyatının 18.502 kg malzemenin sevkiyatının gerçekleştiğini ve bedelinin ödendiğini, ancak geriye kalan toplamda 170.358 kg malzemenin belirlenen tarih ve fiyatta davacı yana sevkinden vazgeçildiğini iddia ettiğini, müvekkil şirket ile karşı taraf arasında herhangi bir satış sözleşmesi olmayıp, sipariş usulü bir çalışma söz konusu olduğunu, bu hususun taraflar arasındaki mail yazışmaları ile de açıkça ortada olduğunu, ayrıca mail eklerinde bulunan her sipariş formunun altında da müvekkil şirketin belirttiği üzere sipariş onay süresi belirlendiğini, bahse konu sipariş formunda ise belirlenen onay süresi İki (2) gün olduğunu, ancak anlaşmazlık konusu siparişlerin müşteri onayına gönderildiği tarih 04/02/2021 tarihi olup müşterinin onayladığı tarih 08/02/2021 tarihi olduğunu, hal böyleyken sipariş formunda açıkça belirtilmiş olan sipariş onay süresi içerisinde sipariş formunun onaylanmaması sebebiyle müvekkilin davacı yana karşı bu sipariş formundan kaynaklı her hangi bir yükümlülüğü bulunmadığını, bu sebeple sipariş formundaki LME kurlarının uygulanmasına yönelik iddiası da haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacı yanca iddia olunan tüm bu hususların gerçek dışı olup, müvekkil şirket ile davacı yan arasında belirlenmiş bir bedel ya da kur üzerinden yine miktarı belirlenmiş bir malzeme üzerinden sözlü/yazılı bir ticari sözleşme yapılmadığını, davacı yanın da, müvekkil şirket gibi bir sermaye şirketi olmakla basiretli davranmakla yükümlü olduğunu, taraflar arasında gerek ticareti tamamlanan ticari mallar, gerekse de fiyat hususunda anlaşmazlıklar çıkması nedeniyle ticareti tamamlanmayan ticari malların tamamı TL mevduatı üzerinden değil, tamamen döviz kurları üzerinden fiyatlanmakta olduğunu, haliyle davacının ilk mailde belirtilen fiyatlardan tüm ticareti devam ettirmek istemesi, basiretli bir tacir davranışı olmadığı gibi öyle bir haklarının olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte haklarını kötüye kullanmaya çalıştıklarının göstergesi olduğunu, hukukumuzda herkes haklarını iyi niyet çerçevesinde savunmakla yükümlü olmakla, kimse kötü niyetli beyan ve iddialarını yargı önünde, dava konusu yapamayacağını, davacı yanın tüm dava dilekçesine bakıldığında dahi, huzurda ki davayı kötü niyetli olarak ikame ettiklerinin ortada olduğunu, müvekkil şirketin, malzeme sevkiyatını talep halinde sipariş usulü üzerinden gerçekleştirmekte olduğunu, buna göre, müvekkil şirkete malzeme alımı konusunda geçilen her siparişte, anılan malzemenin ham maddesinin üreticisi olmadığından öncesinde bir tedarik etme sürecine ihtiyaç duymakta olduğunu, müvekkil şirketin anılan malları, müşterilerine satarken belirlediği LME Cash değeri, sipariş tarihi değil, müvekkilin tedarik etmesi sonrasında müşterilerine malları sevk tarihi olduğunu, aksi durumda tamamen Döviz Kurlarına bağlı mallarla ilgili olarak, müvekkil şirketin ticari hayatına devam edebilmesinin mümkün olmadığını, LME Cash bedelli ticari mallarda ticari teamüllerde anlattığımız şekilde, sevk tarihi LME CASH bedeli üzerinden faturalandırmanın yapıldığı şeklinde olduğunu, ayrıca basiretli tacir olan davacının da bu durumu bilmesi ve ona göre hareket etmesini gerektirmekteyken, kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun iddia ve beyanlarla huzurdaki davayı ikame etmesi kabul edilemeyeceğini, bu husus bu alandaki faaliyetlerde ticari teamül gereği olduğunu, ki öyle olmasa dahi süresi içerisinde sipariş formuna onay vermeyen davacının LME cash kurunu kendi istediği kurdan belirlemeye çalışması da hukuka aykırı olduğunu, gerçekten, davacı yanca 10.11.2020 tarihinde 110 tonluk ilk sipariş verildiğini, fiyatlandırma sipariş tarihindeki LME Cash değeri üzerinden gerçekleştiğini, 10.11.2020 tarihli sipariş mailinin ekinde yer alan fiyat listesi sadece o siparişe özgülenmiş olup diğer siparişlerle bir ilgisi bulunmadığını, ancak davacı firmanın ilk siparişte belirlenen LME bedelinin diğer tüm siparişlere de sirayet edeceği beklentisine girerek bu anlamda haksız bir anlam çıkarmaya çalıştığını ve bir sonraki siparişte de aynı LME kurunun uygulanmasını talep ettiğini, davacı yan ile bu hususa dayalı olarak fiyatlandırmada anlaşmazlık yaşandığından siparişlerinin gönderilmesi de mümkün olmadığını, her sipariş formunda da açıkça belirtildiği üzere LME Cash değeri her sipariş için ayrı ayrı belirlenecek ve sevkiyatın buna göre gerçekleşeceğini, ayrıca faturalandırmalar da malın hazır hale gelmesinden sonra kesileceğinden bu tarihten önceki bir kurdan sabitleme yapılmış olması mümkün olmadığını, davacı yanın ise ilk siparişindeki LME kurunun bundan sonraki tüm siparişlerde de geçerli olacağını haksız ve gerçeğe aykırı olarak iddia etmekte olduğunu, müvekkil şirketle davacı yan arasın da herhangi bir ticari anlaşma olmadığı gibi fiyatın tüm siparişler için sabitlenmesi konusunda da bir mutabakat bulunmamakta olduğunu, basiretli olmak zorunda olan davacının tüm siparişlere ilk gün fiyatın sabitlenmesini beklemesi dahi kötü niyetli bir davranış olduğunu, bu bağlamda davacı yanın talep etmiş olduğu müspet zararların müvekkil şirkete yöneltilmesi hukuki dayanaktan yoksun ve haksız olduğunu, basiretli ve işinde deneyimli olan davacı yanında ilk sipariş tarihindeki LME fiyatlandırmasının ileri tarihli siparişlere sirayet etmeyeceğini, bu haliyle müvekkil firmanın ticaretten beklediği haklı menfaati elde edememesinin yanı sıra zarar edeceğini bildiği ortada olup bu yöndeki beklentiyle hareket etmesi kötü niyetli olduğunu, taraflar arasında davaya konu edildiği gibi hüküm ve sonuç doğuran, bağlayıcılığı olan bir sözleşme bulunmadığı gibi, malların müvekkil şirketçe temin edileceğine dair bir taahhütname de bulunmadığını, bu nedenle davacı yanca iddia olunduğu gibi bir sözleşmeye aykırılık olmadığı gibi bundan doğan bir zarar meydana gelmediğini, bu yöndeki iddiaların taraflarınca kabulü mümkün olmadığını, hal böyle olunca davacı yan tarafından müvekkile yöneltilen husumette, haksız olarak beyan ettiğiniz hususlar mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olup taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, mahkemenin yetkisizliğine karar verilerek, dosyanın yetkili Antalya Mahkemelerine gönderilmesine, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER VE GEREKÇE;
Dava; öncelikle mahkememizin bu davaya bakmaya yetkili bulunup bulunmadığı, davacının dava tarihi itibari ile sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshinin söz konusu olup olmadığı ve bundan dolayı talep edilebilecek davacı zararlarının neden ibaret olacağına ilişkindir.
Mahkememizce davacı vekilince malzemenin teslim yeri itibari ile ilk teslimatın Bursa'da yapıldığı ve taraflar arasındaki malzeme teslimi anlaşmasının Bursa olduğu işbu nedenle sözleşmenin ifa yerinin de HMK'nun 10/1. Maddesi uyarınca Bursa olup bu nedenle Bursa Mahkemelerinin yetkili olduğu beyan edilmiş ve dayanılmış olmakla davacı tarafa ilk parti olarak teslim edilen malların nerede teslim edildiği konusunda taraf vekillerine bilgi, belge ve beyanlarını sunmaları konusunda ayrı ayrı 2'şer haftalık süre verilmesine, yetki itirazı konusunda bundan sonra karar oluşturulmasına, tahkikat aşamasına geçilip geçilmeyeceği konusunda da bundan sonra karar oluşturulmasına karar verilmiş, mahkememizce HMK'nun 10/1. Maddei uyarınca teslim yeri itibari ile davacı işletme merkezinde dava açabileceğinden yerinde görülmeyen yetki itirazının reddine karar verilmiş, taraf vekillerinin tanık deliline dayandıkları anlaşılmakla davanın niteliği gereği ve taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan sözleşme şartlarının irdelenmesi ve delillendirilmesi bakımından tanık dinlenebileceğinden taraf vekillerinin tanıklarının açık kimlik ve adreslerini 2 haftalık kesin süre içerisinde bildirdikleri taktirde bir daha ki celse de celp ile dinlenmelerine, il dışında bulunan tanıklar için talimat yazılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce tanık delilline dayanıldığı anlaşılmakla davacı tanığı ...'nın beyanında; davacı şirketin kuruluşundan bu yana mali müşavirliğini yapmakta olduğunu, ... firması ... firmasının tedariğini sağlayan yurt içindeki firmalardan biri olduğunu, çalıştığı firmanın %99 yurt dışına çalışan, ihracat yapan bir firma olduğunu, yurt dışında bulunan ... alüminyum firmasından yüklü bir sipariş aldıklarını, alüminyum profil üzerine bir imalat yapılacağını, yurt dışı firmaları ile kesin üretim ve sipariş anlaşması yapmaları için öncelikle yerel tedarikçi firmaları ile görüşüp bu oranda bir tedariği yapabilecek ise yurt dışı satışlarının kesin anlaşmasını yaptıklarını, bu olayda da aynı şekilde ... firmasının siparişi üzerine ... firması ile tedarik görüşmesi yaptıklarını, yüklü bir miktar olduğunu, miktarı ve tutarı tam olarak hatırlayamadığını, sonrasında da yurt dışı firma ile anlaşma gerçekleştiğini, anlaşma gerçekleştikten sonra adopenin ilk parti malları gönderdiğini, faturasını kesip ödemesi yapıldığını, yarı mamuller davalı taraftan bu şekilde alındıktan sonra çalıştığı şirkette mamul haline getirilip kısım kısım yurt dışına gönderildiğini, ilk kısımdan sonra 2. kısım için yeniden sipariş verildiğini, bunun da ilk kısmının davalı ... tarafından kendilerine gönderildiğini, ancak 2. Siparişin kalan kısmının ise getirilmediğini, bu sipariş kısımlarının 1'er ay ara ile davalı taraftan istendiğini, buna ilişkin mailleşmeler olduğunu bildiğini, malzemelerin gönderilmemesi gerekçesi olarak ta fiyatların değiştiğinden bahsettiklerini, anlaşmayı yurt dışı firması ile baştan yaptıklarını, ... firması ile de anlaşmayı buna göre yaptıklarını, anlaşmayı toplam tutar üzerinden yaptıklarını, ancak tedariğin peyderpey yapılacağını, bu sektördeki genel uygulamanın da bu şekilde olduğunu, tedarik sağlanamayınca termin tarihlerinde gecikme yaşadıklarını, yurt dışı firma reklamasyon diye tabir ettikleri bir fiyat yansıtmasını kendilerine yaptığını, bundan dolayı bir zararları olduğunu, ... firmasından tedarik edemedikleri malları gecikmeli olarak yurt içinde bulunan başka firmalardan tedarik etmek zorunda kaldıklarını ve bundan dolayı zararlarını olduğunu, fiyatları daha fazla ödemek zorunda kaldıklarını, ayrıca yurt dışındaki firmaya karşı da bu olaydan dolayı itibar kayıpları olduğunu, yıllardır çalıştıkları bir firma olduğunu, bu olaydan sonra siparişlerinde azalma olduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır.
Diğer davacı tanığı BÜLENT KONAK beyanında; davacı firmadan yurt dışı satış sorumlusu olarak çalıştığını, 2020 yılında yapmış oldukları toplantıda anlaşma üzerine adopenin belirli bir miktarda alüminyum profili kendilerine tedarik edeceğini, o zamanki yapılan anlaşmanın sanıyorum ki 180 ton olduğunu, 180 tonu anlaşılan şartlar üzerinden kendilerine verdiklerini, parasının da ödendiğini, bunun arkasından 2.parti olarak 120 tonluk bir sipariş verdiklerini, bu 120 tonluk siparişin de yaklaşık 18 19 tonunu aldıklarını, sonrasında geri kalan malzemeyi ise fiyatı bahane ederek vermeyeceklerini söylediklerini, hatta ...'den ... beyin yaklaşık 35 ton kadar malzemenin üretildiğini depolarında olduğunu, ancak şartların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söylediğini, sipariş verildiği tarihteki LME bazlı fiyatları esas alınarak belirleneceğini, anlaşmanın bu şekilde olduğunu, yani bahsettiğinin bu genel anlaşma çerçevesinde olduğunu, siparişin verildiği tarihin ilk anlaşmanın yapıldığı tarihteki LME fiyatları olduğunu, birinci siparişin verildiği tarihteki fiyatlar siparişin verildiği ilk günde geçerli olan fiyatlar olduğunu, yine 120 tonluk siparişin ilk verildiği tarihteki fiyatlar 120 tonluk siparişin tamamı için geçerli olduğunu, anlaşmanın bu şekilde olduğu halde davalı firmanın bu şekilde uygulama yapmadığını, anlaşmazlığın da bu şekilde doğduğunu, ilk parti için uygulama yapıldığını, sonraki parti için yapılmadığını, kendilerinin de yurt dışı firmasına taahhütlerde bulunduğu malzemeyi siparişler hazır olmadığı için veremediklerini, karşı tarafın kendilerine reklamasyon faturası kestiğini, kendilerinin de yurt içindeki başka tedarikçilerden bu malzemeyi tedarik etmek zorunda kaldıkları için maddi manevi zararları olduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır.
Yine davacı tanığı ... beyanında; davacı firmada üretim ve lojistik müdür olarak çalıştığını, Lojistik işleri gereği üretim yapılacak şirketlerin baştan belirlemesi yapılacağını, 2020 yılı sonlarına doğru ... firmasını ziyaret ettiklerini, ticaret ve sevkıyat konularının görüşüldüğünü, 2020 yılı için yapılacak bir siparişleri olduğunu, bunlar ile ilgili teknik ve ticari şartları görüştüklerini, bununla ilgili bir anlaşma yapıldığını, 110 ton kadar ilk siparişi kendilerine verdiklerini , 2021 yılı içerisinde müşterilerden belli bir öngörü aldıklarını, yaklaşık 1800 ton civarında olduğunu, bununla ilgili olarka ... firmasına siparişi geçtiklerini, ilk parti için yaklaşık 180 ton kadar malzeme 2 aylık süre içerisinde gelmesinin kararlaştırıldığını, tek partide yalnızca 18.5 ton malzeme geldiğini, devamının da geleceğini söylediklerini, ancak o sırada iletişimin biraz kopmaya başladığını, ... Bey'in hazırlanıyor geliyor gibi sözlü beyanlarda bulunduğunu, en son 25 ton kadar malzemenin hazır olduğunu ancak onu sevk edemeyeceklerini, fiyatta değişiklik yapmak istediklerini söylediklerini, müşterilere onların verdiği fiyata göre fiyat verdikleri için bu fiyattan malzeme alıp satmalarının mümkün olmadığını söylediklerini, çünkü yapılan bir anlaşma olduğunu, buna göre malzeme sevk edileceğini, ancak kendilerinden bir daha malzeme gelmediğini, yurt dışı firmasına verdikleri sözü yerine getiremediklerini, termin problemi oluştuğunu, malzemeleri başka yerden bulmak için çok fazla çaba sarfettiklerini, 3-4 ayrı firmadan daha yüksek fiyatlara almak zorunda kaldıklarını, yaklaşık 70 ton civarında malzemeyi hiç bulamadıklarını ve gönderemediklerini, müşterilerinin de bunu kabul etmediğini, ödemeleri geciktirdi diye bildiğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce süre bitiminde dosyanın bilirkişiye tevdi ile dava dosyası, ibraz edilen deliller ve taraflara ait ticari defter ve dayanağı kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak davacı yanın dava tarihi itibari ile sözleşmeden kaynaklı var ise talep edebileceği alacak tutarının neden ibaret olacağı konularında rapor düzenlenmesinin istenmesine, davacı defterlerinin incelenmesi yönünden bir Mali Müşavir bilirkişi Tuncay Şimşek, bir nitelikli hesaplamalar uzmanı Prof. Dr. Halit Aker, endüstri mühendisi alüminyum satış ve piyasası işlerinden anlayan) bilirkişinin mahkememizce resen seçilmesine, davalı defterlerinin incelenmesi yönünden Antalya Nöb. ATM'ye talimat yazılarak incelemenin davalı yana ait ticari defter ve dayanağı kayıtlar üzerinden ticari ilişki dönemini kapsayacak şekilde yapılmasının istenmesine karar verilmiş, bilirkişi kurulunun 11/09/2023 tarihli raporda; taraflar arasında geçilen sipariş uyarınca icap/kabul beyanları doğrultusunda satış sözleşmesinin kurulduğu, dava dosyasında davacı ve davalı taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme olmadığı, aralarındaki ticari işlemlerin sipariş usülüne göre yapıldığı, sipariş evrakının ise Satış Sözleşmesi şeklinde düzenlendiği, 19.11.2020 tarihli siparişlerin yer aldığı satış sözleşmelerinde termin tarihlerinin belirlendiği ve fiyat hesaplanmasında LME (Londra Metal Borsası): 1913 $ (10.11.2020) olarak belirtildiğinin görüldüğü, 26.01.2021, 28.01.2021, 02.02.2021, 03.02.2021, 04.02.2021 ve 11.02.2021 tarihli siparişlere ait satış sözleşmelerinde ise termin süresi ve LME piyasasına göre bir satış fiyatı belirtilmediği, davalı tarafın icap niteliğindeki elektronik posta iletilerinde “1 iş günü” geçerli olduğunun bildirilmiş olduğu, bu itibarla davalı tarafından davacıya yöneltilen icabın süreli olduğu, TBK.m.3/2 uyarınca belirtilen süre içerisinde davacı tarafından kabul beyanı iletilmemesi durumunda davalının icabı ile bağlı olmadığı, davacı tarafın, davalı ile kurmuş olduğu tedarik zincirindeki sözleşme kural ve şartlarını sadece ilk siparişi yönünden fiyat sabitlemesi yaparak, sonraki siparişleri için bu yönde bir uygulama yapmaması, Almanya’ya yapması gereken sevkiyatlar ile ilgili ticari bağlantılarını ve sözleşmelerini kendisinden beklenebilecek mahiyette kurmaması, kendisine yöneltilen süreli icaba belirtilen süre içerisinde kabul beyanı iletmemesi basiretli bir iş adamından beklenen davranışlar olmadığı, taraflar arasında 170.358 tonluk son sipariş uyarınca icap/kabul iradelerinin birleşmiş olduğunun kabulü ihtimalinde davalı tarafından satış sözleşmesinin haksız olarak feshedilmiş olduğu kabul edilebileceği, davacı tarafından süreli icaba bildirilen süre içerisinde onay verilmemesi nedeni ile davalının icabı ile bağlı olmadığının kabulü ihtimalinde davalının sevk yükümlülüğünün bulunmadığının kabulü gerekeceği, Mahkemece davalı tarafın sözleme feshinin haksız olduğunun kabulü ihtimalinde davacının müspet zararının 50.777,90 Euro olarak hesaplandığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Talimat mahkemesinin 13/03/2023 tarihli raporunda; davalı tarafın dava konusu döneme ait defterlerinin usule uygun tutulduğu,
sahibi lehine delil vasfı taşıdığı,
davalı tarafın defter kayıtlarına göre, taraflar arasındaki ticari ilişkinin
29/12/2020 tarihinde başladığı, davalı şirket tarafından en son mal tesliminin
03/03/2021 tarihinde gerçekleştiği,
taraflar arasında imza alınmış açık bir satış sözleşmesinin dosyada yer
almadığı, taraflar arasındaki ticaretin sipariş usulüne dayandığı, LME kurunun
tüm siparişler için uygulanacağına dair bir bilginin olmadığı,
davacı tarafın iddia ettiği 19.01.2021, 26.01.2021 ve 04.02.2021 tarihlerindeki
anlaşma şartlarına bağlı belgelerden 19.01.2021 tarihli belgenin dosya kapsamında yer almadığı, 26.01.2021 / 04.02.2021 tarihli sözleşmelerde ise
iddia edilen miktarın uyuşmadığı, işbu sözleşmelerde “Teklifimiz 1 iş günü
geçerlidir, bilgisinin yer aldığı ve belirlenmiş bir fiyatın olmadığı,
davacı tarafın, dava sözleşmeden kaynaklı alacağına dair takdir ve
değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından davalının haksız şekilde sözleşmeyi feshi nedeni ile uğramış olduğu müspet zararların tazmini talep edildiği, davalı tarafından ise taraflar arasında bir satım sözleşmesi bulunmadığı, sipariş üzerine tedarik sağlandığı ve son sipariş ile de süresinde kabul beyanı iletilmeyerek satım sözleşmesinin kurulmamış olduğunun savunulduğu, davacı tarafından keşide edilen Bursa 23.Noterliğinin 24.03.2021 tarih ve 8150 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile, siparişi geçilen ve Adoalüminyum tarafından onay verilmiş olan toplam 170.358 ton malzemenin taraflarca belirtilen tarih ve fiyatlarda sevk edilmeyeceğinin sözlü olarak iletildiği, davacı tarafın iyiniyetli olarak öncelikle sözleşmeye uygun şekilde malların teslimini aksi durumda ödemezlik defi ile sözleşmeye bağlı diğer ödemelerden kaçınacağını, tüm menfi ve müspet zararların rücu edileceğinin ihtar etmiş olduğu, davalı tarafın Antalya 3.Noterliğinin 02.04.2023 tarih ve 3246 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile, taraflar arasında imzalanmış ticari bir sözleşmenin bulunmadığı, herhangi bir sözleşmeye aykırı hareket edilmediği, 10.11.2021 tarihli 110 tonluk sipariş bedelinin ödenmediği, iddiaların kabul edilmediğinin ihtar edilmiş olduğu, TBK.m.1 uyarınca, sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir maddesinin yer aldığı, TBK.m.6 ile, “Öneren, kanun veya işin özelliği ya da durumun gereği açık bir kabulü beklemek zorunda değilse, öneri uygun bir sürede reddedilmediği takdirde, sözleşme kurulmuş sayılır.” maddesinin yer aldığı, taraflar arasında yazılı bir satım sözleşmesi olmadığı konusunda ihtilaf olmadığı, TBK.m.12 uyarınca taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yazılı olması zorunlu olmadığından taraflar arasında sözlü olarak alüminyum satımı konusunda ticari ilişkinin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, zira taraflarca her bir siparişte, siparişe ilişkin satım sözleşmesinin kurulmuş olduğunun görülmekte olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin TTK.m.23/1 uyarınca taraflar arasında uygulanması gereken TBK.m.209 vd uyarınca taşınır mal satımı niteliğinde olduğu anlaşılmış, TTK.m.21/3 ile, “Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.” maddesinin yer aldığı, taraflar arasında 02/11/2020 tarihindeki toplantıda Karar No 7. ... tarafından sipariş iletildiği tarihte LME sabitlenmesi kararı verileceğinin yazılı olduğu ve fakat diğer siparişlerde anılan şekilde fiyat sabitlemesinin yapılmadığı, nitekim anılan sipariş dışında yapılan tüm siparişlerin sevkiyatlarında farklı LME fiyatı uygulanmış olduğu, bu itibarla taraflar arasında, tüm siparişlere yönelik olarak bir fiyat sabitlemesinin bulunmadığı kanaatine varılmakta olup, davalı tarafın icap niteliğindeki elektronik posta iletilerinde “1 iş günü” geçerli olduğunun bildirilmiş olduğu görülmekte olup, bu itibarla davalı tarafından davacıya yöneltilen icabın süreli olduğu kanaatine ulaşılmış, TBK.m.3 ile, “Kabul için süre belirleyerek bir sözleşme yapılmasını öneren, bu sürenin sona ermesine kadar önerisiyle bağlıdır." maddesinin yer aldığı, kabul bu süre içinde kendisine ulaşmazsa; öneren, önerisiyle bağlılıktan kurtulur.” maddesi bulunduğu, TBK.m.3/2 uyarınca davacı tarafından belirtilen süre içerisinde davacı tarafından kabul beyanı iletilmemesi durumunda davalının icabı ile bağlı olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Davacı, Limited Şirket olup TTK. madde 16 uyarınca tacir olduğu, TTK.m.18/2 uyarınca her tacirin ticaretine ait faaliyetlerinde basiretli bir işadamı gibi hareket etmesi gerektiği, basiretli bir işadamı gibi davranma yükümü aslında objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde, kendi yetenek ve imkânlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli ve öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesinin gerekli olduğunu vurgulamakta olup, tacir özellikle ticari işletmesiyle ilgili sözleşmeleri yaparken ve bu sözleşmelerden doğan borçlarını yerine getirirken basiretli bir işadamı gibi davranmak zorunda olduğundan, tacir ister icapta bulunan, isterse kabul eden durumunda olsun akdin kurulmasından önce ve kurulması sırasında ticaretinin özelliğini gözönünde tutan tedbirli ve ileriyi makul ve mutad bir oranda gören bir tacir gibi davranmak zorunda olduğu, araştırma yapmaksızın ve tedbirsiz bir şekilde hareket ederek icapta ve kabul beyanında bulunan tacirin basiretli bir iş adamı gibi davranma mükellefiyetini yerine getirmemiş sayılacağı, bu itibarla davalı tarafından süreli icabın verilen süre içerisinde kabul edilmemiş olması basiretli bir iş adamı tarafından öngörülmesi gereken ve ticari sözleşmeleri ile ticari ilişkilerini buna göre tedbir alınarak faaliyette bulunulması gereken bir durum olduğu, davacı tarafın, davalı ile kurmuş olduğu tedarik zincirindeki sözleşme kural ve şartlarını sadece ilk siparişi yönünden fiyat sabitlemesi yaparak, sonraki siparişleri için bu yönde bir uygulama yapmaması, Almanya’ya yapması gereken sevkiyatlar ile ilgili ticari bağlantılarını ve sözleşmelerini kendisinden beklenebilecek mahiyette kurmaması, kendisine yöneltilen süreli icaba belirtilen süre içerisinde kabul beyanı iletmemesi basiretli bir iş adamından beklenen davranışlar olmadığı kanaatine varılmış, olumsuz zarar; bir sözleşmenin kurulacağına, geçerli olacağına veya geçersiz olmasına rağmen ifa edileceğine dair kendisinde güven uyandırılan kimsenin malvarlığında, bu sözleşmenin kurulmaması, geçerli olmaması veya ifa edilmemesi sebebiyle oluşan rıza dışı azalma olduğundan olumsuz zarar genel anlamda iki başlık altında değerlendirilebilmekte olup, fiili zarar; iş sahibinin, sözleşmenin hüküm ifade edeceğine güven duymuş olması sebebiyle meydana gelen ve bu güvenin boşa çıkması ile malvarlığının aktiflerinde meydana gelen azalmalar ve pasiflerinde meydana gelen çoğalmalar olup, Yargıtay kararlarında, olumsuz zarar çerçevesinde meydana gelen fiili zarar “cepten çıkan para” şeklinde nitelendirilmekte olup, kaçırılan fırsat; iş sahibinin, sözleşmenin hüküm ifade edeceğine güven duymuş olması yüzünden malvarlığının aktiflerinde çoğalma veya pasiflerinde azalma imkanını kaybetmiş olması olup, kaçırılan fırsatın en tipik görünümü, daha elverişli şartlarla sözleşme yapma fırsatlarının kaçırılmış olması durumudur.
Menfi zararı oluşturan unsurların başında, sözleşmenin kurulması için yapılan giderler gelmekte olup, özellikle noter veya resmi bir makamda yapılan sözleşmeler için ödenen resim, harç ve giderler bu arada yer alacağından alacaklının, borçlu tarafından yapılacak ifayı kabul için yaptığı giderler de menfi zarara dahil bulunmakta olup, yapılan sözleşmenin geçerliliğine güvenerek başka bir sözleşme yapmamak suretiyle kaçırılan fırsatlar da menfi zararın bir türünü oluşturmakta olup, menfi zararda kaçırılan fırsat, bu bakımdan müspet zararda yoksun kalınan kara benzemekte olup, borç ilişkisi geçersiz sayıldığı veya geçmişe etkili olarak ortadan kalktığı hallerde vaktiyle bu ilişki uyarınca verilmiş şeyler geri alınamıyorsa bu yüzden uğranılan zarar da olumsuz zarar kalemi olacağından, müspet zararı yoksun kalınan kar zaviyesinden baktığımız durumlarda ise, borca aykırı davranış olmasaydı, alacaklının malvarlığının göstereceği artış yoksun kalınan kar olarak adlandırılmakta, bu noktada sözleşmenin ihlali, malvarlığında meydana gelecek muhtemel bir artış engellenmiş yani önlenmiş bulunmakta olup, davacı tarafından dava dilekçesi ile müspet zararının tazmini talep edilmiş, buna göre davacının müspet zararını talep edebilmesi için davalı tarafından yapılan feshin haksız olması gerekmekte olup, taraflar arasındaki sözleşme ile davalı tarafından 170.358 tonluk siparişin teslim edilmediği iddia edilmekle, davalı tarafça da süresinde onay verilmemesi nedeni ile sözleşme ilişkisinin kurulmadığı savunmalarına yer verilmiş olduğu görülmekte olup, Mahkememiz tarafından taraflar arasında 170.358 tonluk son sipariş uyarınca icap/kabul iradelerinin birleşmiş olduğunun kabulü ihtimalinde davalı tarafından satış sözleşmesinin haksız olarak feshedilmiş olduğunun kabulü gerekebileceğinden diğer taraftan davacı tarafından, davalının süreli icabına belirlenen süre içerisinde kabul beyanı iletmemiş olması nedeni ile davalının sipariş kapsamında herhangi bir teslim yükümlülüğünün bulunduğunun kabul edilemeyeceği, bu itibarla sözleşmenin feshinin kabul edilemeyeceği kanaatine ulaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM:Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken maktu 427,60.-TL harçtan peşin yatırılan 267,18.-TL harcın mahsubu ile bakiye 160,42.-TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-6325 Sayılı Kanun 18/A-11-12-13 maddeleri uyarınca 1.360,00.-TL zorunlu arabuluculuk hizmeti giderinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Asgari Avukatluk Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 15.645,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra 6100 Sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca davacı tarafa İADESİNE,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzünde, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Yargı yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/01/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!