T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/ Esas - 2024/
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/ Esas
KARAR NO : 2024/
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVAYI TEMLİK ALAN DAVACI : ... ANONİM ŞİRKETİ -
VEKİLİ : Av.
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av.
DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ : 06/06/2018
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı taraf dava dilekçesinde özetle : Davacı taraf dava dilekçesinde, davacı banka ile ... Ltd Şti arasında akdedilen bankacılık hizmetleri sözleşmesine istinaden adı geçen şirkete kredi kullandırıldığını , davalının bu sözleşmede kefil olarak imzası bulunduğunu, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, asıl borçlu ve davalı kefile ihtar tebliğ edildiğini, buna rağmen bakiye alacağın ödenmediğini, alacağı tahsil etmek için davalı aleyhine Bursa 3.İcra Dairesinin 2017/... sayılı dosyası ile takibe başlandığını, davalının takibe haksız biçimde itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmektedir.
Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe :
Dava Bursa 3. İcra Müdürlüğünün 2017/... sayılı takip dosyasında davalı borçluların ödeme emrine itirazlarının iptali istemine ilişkindir.
Takip konusu alacağın dava dışı şirket ile banka arasındaki kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, davalıların bu kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olduğu görülmektedir.
Mahkememizin 18/12/2019 tarih ve 2018/... esas - 2019/... karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 06/07/2023 tarih ve 2020/... esas - 2023/... karar sayılı ilamı ile mahkememiz kararı kaldırılmıştır.
Kaldırma gerekçesinde; "Tebligat Kanunu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunla değiştirildikten sonra, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Bu değişikliğe göre muhataba çıkarılan ilk tebligat, bilinen veya gösterilen adresine yapılacaktır. Buna göre, ilk defa bildirilen adresin muhatabın (davalının) adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adres olması arasında fark yoktur. Her iki adres de Tebligat Kanunu'nun 10/1. maddesi kapsamında bilinen adrestir. Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 16/2. maddesi de nazara alınarak muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebligat çıkarılacaktır. 7301 sayılı tebligat kanununun 6099 sayılı yasa ile yapılan değişiklik nedeniyle gerçek kişiler yönünden 35. Maddeye göre tebligat yapılabilmesi için adres kayıt sisteminde bir adresinin bulunmaması ve ayrıca daha önce kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olması zorunludur. Davacı dava dilekçesinde, davalının adresini “” ve TC Kimlik no belirterek göstermiş, ilk derece mahkemesince dava dilekçesi ve tensip tutanağı, bu adrese tebliğe çıkarılmış, tebligatın iade edilmesi üzerine davalının adres kayıt sistemindeki (mernis) adresi olup olmadığı açıklığa kavuşturulmadan kolluk araştırması sonucunda tespit olunan “” adresine yapılan usulsüz tebliğ ve buna dayalı olarak yine bu adresine TK 35 maddesine göre tebligat çıkarılarak, yukarıdaki açıklamalar kapsamında usulsüz tebligat yapılarak davanın sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi ve Anayasanın 36. maddesine göre herkes, yasal yollardan faydalanarak yargı yerleri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Adil yargılanma hakkı, 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesinde belirtilen hukukî dinlenilme hakkını da içeren daha geniş bir haktır ve hukuk devletinin bir gereğidir. Adil yargılanma hakkı; kanunî, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanma, makul süre içinde yargılanma, hakkaniyete uygun yargılanma ve hukukî dinlenilme haklarını kapsar. Hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesine göre, tarafların yargılama ile ilgili bilgi sahibi olması, bilgi sahibi olduğu konuda açıklama ve ispat hakkını kullanabilmesi, mahkemenin tüm iddia ve delilleri dikkate alarak kararını gerekçeli olarak vermesi gerekir. Hukukî dinlenilme hakkına aykırılık, kanun yolu incelemesinde re’sen dikkat alınır ve Yargıtay nezdinde mutlak bozma sebebidir. Örneğin; dava dilekçesinin usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edilmeden aleyhine hüküm kurulması, ıslah dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden ıslah ile artırılan talebin hüküm altına alınması (HMK.177 maddesi gerekçesi), tarafların gösterdiği deliller toplanmadan karar verilmesi, duruşmanın tayin edilen gün ve saatten önce yapılıp tarafların yokluğunda karar verilmesi, hukukî dinlenilme hakkının ihlalidir. Bu itibarla; Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak, davalı tarafa dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ ettirilip, dosyada taraf teşkili tamamlandıktan ve savunma ve delillerini bildirme olanağı tanındıktan sonra işin esasına girilip hüküm kurulması gerekirken, taraf teşkili yöntemince tamamlanmadan, hukukî dinlenilme hakkı göz ardı edilerek, davalının savunma ve delillerini bildirmesine olanak tanınmadan, Anayasa ile güvence altına alınan savunma hakkını kısıtlayacak biçimde işin esasına girilerek yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." hususlarına yer verilmiştir.
Kaldırma sonrası dosya mahkememiz 2023/... esas sırasına kaydı yapılmış, davalı ...'a tebligat yapılamamış ancak daha sonrasında davalı adına vekalet sunan vekili Av. ...'e e-tebligat yapılmış, davalı vekili usulüne uygun davetiyeye rağmen davaya cevap vermemiştir. Bu şekilde taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam olunmuştur.
Kaldırma kararı öncesinde aldırılan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı anlaşılmış, dosya bankacı bilirkişiye tevdii edilerek rapor düzenlenmesi istenilmiştir.
Dosya bankacı bilirkişiye tevdi edilerek davacı banka kayıtlarında inceleme yapılmıştır.
Takibe konu alacağın hesaplaması yapılırken Yargıtayın bu konuda koymuş olduğu kurallar çerçevesinde, alacağın kat tarihi itibariyle kayıtlardan tespit edilmesi, kat tarihinde bulunan alacağa temerrüt tarihine (kat ihtarının borçluya tebliği ile verilen sürenin sonu) kadar akti faiz ve ferîleri uygulanmalı, temerrüt tarihi itibariyle bulunan akti faiz ve ferîleri kapitalize edilerek temerrüt tarihinde borçlunun sorumlu olacağı asıl alacak tespit edilmelidir. Bu safhadan sonra temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar, daha önce belirlenen asıl alacağa temerrüt faizi ve ferîleri (Kaynak kullanım destekleme fonu hariç) uygulanmalı ve takip tarihinde talep edilebilecek asıl alacak ile birlikte temerrüt faizi miktarı ve ferîleri ayrı ayrı tespit edilmelidir. Bulunacak bu rakam alacaklı bankanın borçludan takip tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarıdır. Şayet kat tarihi, temerrüt tarihi ve takip tarihi itibariyle hesaplanan bu miktarlar alacaklının taleplerinden fazla ise talep dikkate alınarak miktarlar belirlenmelidir.
Davacı banka tarafından hesaplar kat edilmiş ancak kat ihtarının davalı kefile tebliğ edilemeyerek iade edildiği asıl borçlu şirkete ise 05/12/2017 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Kefil kefalet limiti tutarında asıl borçlunun temerrüdünden de sorumlu olacağından kefalet limiti de 2.000.000,00 TL olduğu tespit edildiğinden davalı hesaplanan borç tutarından sorumludur.
Buna göre hazırlanan denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre davacı bankanın takipte davalıdan "517.118,00 asıl alacak, 40.283,14 TL kat öncesi faiz, 2.014,16 TL BSMV, 718,79 TL temerrüt faizi, 35,94 TL BSMV, 136,75 TL masraf olmak üzere 560.306,78 TL tutarında alacaklı olduğu kabul edilmiştir. Asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %25,02 oranında temerrüt faizi uygulanmalıdır.
Alacak likit olduğundan 517.118,00 TL'nin %20'si tutarındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
1-Bursa 3. İcra Müdürlüğünün 2017/... sayılı dosyasında davalının ödeme emrine itirazının KISMEN İPTALİNE,
2-Takibin 517.118,00 asıl alacak, 40.283,14 TL kat öncesi faiz, 2.014,16 TL BSMV, 718,79 TL temerrüt faizi, 35,94 TL BSMV, 136,75 TL masraf olmak üzere 560.306,78 TL üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %25,02 oranında temerrüt faizi ve faize %5 BSMV uygulanmak suretiyle icra giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte DEVAMINA,
3-517.118,00 TL'nin %20'si tutarındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
4-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
5-Harçlar yasası gereğince alınması gerekli 38.274,55 TL harçtan başlangıçta alınan 7.172,05 TL peşin harç ile TL icra veznesine giren 2.969,18 TL harcın mahsubu ile bakiye 28.133,32 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan 7.172,05 TL peşin harç ile 35,90 TL başvurma harcının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 4.387,90 TL yargılama giderinin kabul/red oranına göre 4.124,626 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına
8-Davalı tarafça tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
9-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.'ye göre hesap ve takdir edilen 84.442,95 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
10-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.'ye göre hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
11-Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların davacı tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Yargı Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/03/2024
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!