WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 19 Haziran 2026

BURSA 1. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/390 Esas
KARAR NO : 2024/285

HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ... ...
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - [16665-66037-...] UETS
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/09/2022
KARAR TARİHİ : 01/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "... Davalı (İcra Dosyasının Borçlusu) tarafından Mudanya İcra Dairesinin 2022/... Esas sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine İcra Dairesi tarafından takibin durdurulmasına karar verilmiş, söz konusu karar ve borçlu tarafın itiraz dilekçesi tarafıma tebliğ edilmiştir. Davalı tarafın İcra Müdürlüğü' ne yapmış olduğu itiraz haksız ve kötü niyetlidir. Şöyle ki; Ben adı geçen davalı borçlu ile 27.02.2000 tarihinde Almanya Berlin Şehrinde Eşim ... ile birlikte ...nde Hisse aldım ve Bu hisse bedelimizi 189.365.00.TL. olarak ödedim. Benim eşim ... vefat edince bütün ödemeleri bizzat ben ödemesini yaptım. Ancak karşı taraf olan davalı borçlu Holdingin Türkiye nin her yerinde Şubesi bulunmaktadır. Daha önceleri firmanın yetkilileri ile yapmış olduğumuz görüşme bizleri hep oyalamış ve müşterilerinin çoğunda paraları almışlar mal kaçırma peşine girmişlerdir. Buna rağmen, davalının asılsız iddialar ileri sürerek, icra takibine itiraz ederek takibi durdurması nedeniyle, söz konusu itirazların İcra ve İflas Yasasının 67. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmek üzere iş bu davanın açılması zorunluluğu doğmuştur..." açıklamaları ile davalının itirazının kaldırılmasına, takibin kaldığı yerden devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "... Davacının talepleri zamanaşımına uğramıştır. Huzurdaki davaya konu icra takibi 25.08.2022 tarihinde ikame edilmiştir. Ancak şirket akdine dayalı davalar için öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresi de dolmuştur. Yine haksız fiil ve irade bozukluğuna dayalı sözleşmenin geçersizliği durumu için öngörülen 2 yıllık zamanaşımı ve 1 yıllık hak düşürücü süre de dolmuştur. Bu süreler kabul edilmeyip 10 yıllık zamanaşımı süresinin benimsenmesi halinde dahi sözleşme ve ödeme tarihleri itibari ile dava tarihinde 10 yıllık zamanaşımının da dolmuş olduğu açıkça görülecektir. Bu sebeple davanın esasına girilmeksizin zamanaşımına uğradığından reddedilmesi gerekmektedir. Usul yasamızın 142. Maddesinde Ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, hâkim tahkikata başlamadan önce, hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def’ileri inceleyerek karara bağlar. Hükmü gereğince davanın öncelikle zamanaşımından reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Davacının geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığı iddiası ile davalı müvekkil şirketlere ödemiş olduğunu iddia ettiği hisse payı bedelinin iadesi talebi haksız ve hukuka aykırıdır. Şöyle ki; Davacı ... Müvekkil şirket ortaklar pay defterinde müşterek ortak olarak kayıtlı olup halen 18 hisseye sahiptir. Davacı ... 31.12.1997 tarihinde 6.414,00 Deutsche Mark (DM), 01.01.1998 tarihinde 641,00 Deutsche Mark (DM) yatırmış, ortaklık tarihinden sonra ekte ibraz etmiş olduğumuz hareket raporunda da görüleceği üzere kar payları ile birlikte toplam 12.741,00 Deutsche Mark (DM) ortaklık hakkından 2.326 Deutsche Mark (DM) kar payı ödemesi almış ve 10.415,00 Deutsche Mark (DM) kalan hisse bedeli ve kar payı hakkı Deutsche Mark (DM) para biriminin kaldırılması neticesinde DM & Euro Parite 1,95583 üzerinden 5.325,10 Euro hisse bedeli ve kar payı hakkı kalmıştır. Dolayısıyla davacının 189.365,00 TL yatırdım iddiası gerçeğe aykırıdır. Detayları yukarıda açıklandığı üzere davacının kar payı ve hisse bedeli toplam 5.325,10 Euro'dur. Davacının ismi müvekkil şirketin hazirun cetvellerinde yer almakta ve bu kayıt müvekkil şirketin diğer kayıtları ve pay defteri kayıtları ile de örtüşmektedir. Neticeten davacı taraf müvekkil şirkette ortaklık hakkı kazanmış olup, davacıya verilen hisseler şirket sermayesinde temsil edilmiş, davacı taraf genel kurul hazirun listelerinde yer almış, toplantılara davet edilmiş; ancak davacı taraf toplantılara katılmamıştır. Ortada geçerli bir şirket ortaklığı bulunmasına ve bunun her türlü delille ispatlanmasına rağmen dosya kapsamında yer alan tüm kayıt ve belgelerin yok sayılması hukuka aykırı olacaktır. Davacının hisseleri muteber ve şirket kayıtlarında yer alan hisselerdir. Bu hisselerin hukuken geçerli olmadığı iddialarının tarafımızca kabulü söz konusu değildir. Davacı taraf şirket pay defterine ortak olarak kaydedilerek ortaklık tarihinden itibaren yapılan genel kurullara davet edilmiş, hazirun cetvellerinde yer almıştır. Davacının ortak olduğu tarihte yürürlükte bulunan Eski TTK 416 ve 417 maddelerine göre anonim şirket ortaklığı pay defterine kayıtla hüküm ifade ettiği ve pay defterinde kayıtlı olan kişinin ortak sıfatına haiz olduğu belirtilmiştir. Kanunen geçerli olan bir ortaklık ilişkisinin geçersizliğine karar vermek için herhangi bir makul ve yeterli bir sebep yoktur. Yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere davacı müvekkil şirkette 18 hisseye sahiptir. Sahip olduğu hissenin değeri ise 5.325,10 Euro'dur. Ancak davacı vefat eden eşi ... adına da para yatırarak hisse aldığını dava dilekçesinde iddia etmiş ise de huzurdaki dava ve davaya dayanak icra takibi ... mirasçısı olarak başlatılmamış, davacı sadece kendi adına asaleten icra takibini başlatmış ve huzurdaki davayı açmıştır. Dosya kapsamı incelendiğinde de davacı tarafın mirasçılık belgesi de ibraz etmemiş olduğu görülmektedir. Dolayısıyla davacının aksi yöndeki beyan ve iddialarını kabul etmemekteyiz. Yukarıda izah edildiği üzere davacı müvekkil şirket nezdinde sahip olduğu 18 hisse için 31.12.1997 tarihinde 6.414,00 Deutsche Mark (DM), 01.01.1998 tarihinde 641,00 Deutsche Mark (DM) olmak üzere toplam 3.607 Euro (DM & Euro Parite 1,95583 üzerinden) yatırmıştır. Ancak davacı davaya dayanak icra takibinde 189.365,00 TL Asıl alacak, 817.069,00 TL İşlemiş Faiz olmak üzere toplam 1.006.434,00 TL talep etmiştir. Davacının alacak talebini kabul etmemekle birlikte ortada hiçbir temerrüt olmadan faiz işletilmesi hukuka aykırı olup işlemiş faiz olarak talep edilen 817.069,00 TL yönünden de davanın reddini talep etmekteyiz. Dosya kapsamında izah edildiği üzere davacı müvekkil şirkette 18 hisseye sahip ortaktır. Bu hisseler için ise Mark para biriminin kaldırılması sonucu parite üzerinden yapılan hesaplama ile 3.607 Euro ödemiştir. Davacının 189.365,00 TL ödediği iddiası gerçek dışı olup bu alacağa hiçbir temerrüt yada ortaklık ilişkisinin geçersizliğini gerektiren bir durum yok iken faiz işletilmesi kabul edilemez. Davanın bu yönüyle de reddi gerekmektedir. Anonim şirket ortağının hak ve sorumlulukları yasada açıkça belirtilmiş olup bu hak ve sorumlulukların ötesinde bir vaatte bulunulması mümkün olmadığı gibi hiç kimseye yüksek faiz, kar payı taahhüdünde de bulunulmamıştır. Müvekkil şirket banka veya finans kurumu niteliğinde şirketler olmadığından önceden bir faiz taahhüdünde bulunması mümkün olmadığı gibi, bir şirketin kar elde edip etmeyeceği edecekse bunun ne oranda gerçekleşeceği de önceden bilinemeyeceği gibi yüksek kar taahhüdünde de bulunulamaz. Kar payının ödenmesi hususunda ise yetkili organ şirket genel kurulu olup, dağıtılabilecek bir kar mevcut ise bu karın dağıtılıp dağıtılmamasına da genel kurul tarafından karar verilir. Tahakkuk etmiş kar paylarının ortağa ödenmemesi halinde başvurulacak yol bu kar paylarının tahsilini teminen icra takibi veya dava yoluna başvurmaktır. Mücerret kar payının ödenmemiş olması ortağa şirketten ayrılma ve sermayeyi geri alma hakkı bahşetmez. Kaldı ki davacı kar payı ödemesi de almıştır. Davacının ortaklığını gösteren pay defteri sureti dilekçemiz ekinde sunulmuştur. Müvekkil şirket Sermaye Piyasası Kurulu kaydında olan, faaliyetleri bu kurul ve diğer tüm ilgili resmi makamlar ve özel denetçiler tarafından denetlenen, kazanç sağlama gayesiyle ticari faaliyetlerini yürüten çok ortaklı halka açık bir anonim şirkettir. Mahkemenizin de malumu olduğu üzere davacının ortak olduğu dönemde yürürlükte bulunan TTK 405. maddesine ve 6102 sayılı yasanın 480. maddesinde pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdikleri şeyi geri isteyemeyecekleri, Eski TTK nun 329, ve 6102 sayılı TTK nun 379. v.d maddelerinde şirketin, kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında kendi hisselerini iktisap edemeyeceği hükmü sebebiyle davacının müvekkil şirkette bulunan hisse bedellerini talep etmesi ve şirketin de bu bedeli ödemesi kanunun emredici hükümlerine açıkça aykırı olacaktır. Bu nedenlerle de davanın reddi gerekir. Davacı taraf davasını her ne kadar alacak davası olarak nitelendirmişse de, davacı taraf müvekkil şirketlerin alacaklısı değil ortağıdır. Bir kısım ticaret şirketlerinin aksine Anonim şirketler sermaye şirketi olduğu ve anonim şirket ortakları şirket alacaklıları ile üçüncü şahıslara karşı sorumlu bulunmadıkları için vermiş oldukları paralar şirkete sermaye olarak özgülenmiştir. Bu nedenle de davacı tarafın ödediği sermayeyi bir banka mevduatı gibi geri alma hakkı bulunmamaktadır. Şirket ortaklığından herhangi bir sebeple ayrılmak isteyen kişi sahip olduğu hisselerini şirket dışında kalan kişilere serbestçe kararlaştıracakları bir bedel ile devrederek şirket ortaklığından ayrılabilir ve parasını da hisseyi devrettiği kişiden alır. Hisseyi devralan kişi de pay defterine ortak olarak kaydedilir.Bu nedenle davacı tarafın ihtiyacı sebebiyle parasını geri almak istemesi ve müvekkil şirketin bu parayı geri vermesi yönünde bir yasal mecburiyet bulunmamaktadır. Genel olarak beyanlarımızı toparlamak gerekirse; Huzurdaki dava ve davaya dayanak icra takibi ... mirasçısı olarak başlatılmamış, davacı sadece kendi adına asaleten icra takibini başlatmış ve huzurdaki davayı açmış olup davacı tarafından mirasçılık belgesi de ibraz edilmediğinden vefat eden eşi ... yönünden talep hakkı bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlık 1 yıllık hak düşürücü süre veya 2, 5 ya da 10 yıllık zamanaşımı sürelerinden hangisi uygulanacak olursa olsun dava tarihi itibari ile davacıların talepleri zaman aşımına uğramıştır. Kabul anlamına gelmemekle birlikte temerrüt şartı da gerçekleşmediğinden davacının işlemiş faiz talebinin reddi gerekmektedir. Davacılar müvekkil şirketin ortaklar pay defterinde kayıtlı ortaklardandır. TTK m 405/2 maddesi gereğince anonim şirket ortakları sermaye olarak şirkete verdikleri şeyi geri isteyemezler. Tasfiye payına ilişkin hakları saklıdır; ancak şirket halihazırda tasfiye halinde de değildir. Uyuşmazlığa konu olayda sözleşmeye aykırılık ya da irade bozukluğuna dayalı sözleşmenin geçersizliği şartları oluşmamıştır. Davacı taraf geçerli bir şekilde ortaklık sıfatını kazanmıştır. Yukarıda ve cevap dilekçemizde arz izah ettiğimiz nedenlerle haksız ve hukuka aykırı bir şekilde ikame edilen işbu davanın reddine karar verilmesini talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur..." açıklamaları ile davanın reddini savunmuştur.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe; Dava; İcra Takibine İtirazın İptali talebine ilişkindir.
Dosya Mudanya 1 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 13/01/2023 tarih 2022/396 Esas 2023/24 sayılı görevsizlik kararı ile geldiği ve mahkememiz esasını aldığı anlaşılmıştır.
Yargılama sırasında Mudanya Sulh hukuk Mahkemesinin 2022/1156 sayılı vasi tayinine ilişkin dosyasının DYS üzerinden celp edildiği görüldü.
Davacı vasisine dava şartı olan arabuluculuk tutanağını sunmak üzere kesin süre verildiği, verilen kesin süre içerisinde tutanağın sunulmadığı görüldü.
19/12/2018 tarihli Resmi Gazete yayınlanarak yürürlüğe giren 30630 Sayılı Yasa ile Değişik 6102 Sayılı TTK'nun 5.maddesine eklenen madde (3) Dava Şartı Arabuluculuk başlıklı, madde 5/A- (1) gereğince; bu kanunun 4.maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır.
Aynı yasa ile 6325 Sayılı Kanuna ek olarak getirilen Dava şartı Arabuluculuk başıklı madde 18/A-1-2 gereği; ''.... İlgili Kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir....'' başlıklı hükümleri uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak öngörülmüş olup; davanın mahiyeti ve yasa maddesi ile getirilen tarafların arabuluculuk yolu ile üzerinde müzakere edip anlaşmaları mümkün bulunan bir miktar alacağa ilişkin olması nedeni ile yasa hükümlerinin özü itibari ile arabuluculuğa tabi olması gerektiği mahkememizce değerlendirilmiş olup; davacı yanca arabuluculuk yoluna başvurulmaksızın iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmakla, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60-TL harcın başlangıçta 80,70-TL peşin harç ve 17.106,67-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla alınan 16.759,77‬-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-HMK madde 333 gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
7-Gerekçeli kararın talep halinde taraflara tebliği ile tebliğ giderinin eksik olması halinde giderin talepte bulunandan alınmasına,
Dair gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/03/2024

Katip ...
✍e-imzalı

Hakim ...
✍e-imzalı