T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/603 Esas - 2024/59
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/603 Esas
KARAR NO : 2024/59
BAŞKAN : ...
ÜYE : ..
ÜYE :..
KATİP : ...
DAVACI : ... - ..
VEKİLİ : Av. ... - [16939-39889-...] UETS
DAVALI : ... GIDA DAĞITIM VE PAZARLAMA HİZMETLERİ SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ....
VEKİLİ : Av.... - [16556-55071-...] UETS
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : 16/05/2022
KARAR TARİHİ : 17/01/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 01/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının davalı şirkette pay sahibi olduğunu TTK 630/2 Maddesi uyarınca ve 636/4 Maddesi uyarınca yöneticinin temsil yetkisinin kaldırılması gerektiğini davacının hissenin %15 oranında olduğunu şirket kayıtlarında inceleme yapıldığında şirket yöneticisinin usulsüz işlemlerinin tespit edileceğini ve bu yolla şirketin zarara uğratıldığının ortaya çıkacağını tüm bu durumların davacı için fesih tasfiye veya çıkma hususunda haklı teşkil ettiğini ileri sürerek şirketin feshine ve tasfiyesine bu mümkün değilse davacının şirket ortaklığından çıkmasına ve ayrılma akçesinin belirlenerek davacıya ödenmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; Eldeki davada Şirketin feshini gerektirecek haklı bir neden bulunmadığını davacının davasını tamamen bilirkişinin hazırlayacağı rapora dayandırdığını şirketin mali durumunda herhangi bir problem bulunmadığını davacının yaklaşık bir yıllık süre ile ortak olmasına rağmen sırf kar payı dağıtılmadığını iddia etmesinin doğru olmadığını diğer ortaklara da herhangi bir ödeme yapılmadığını tarafların davacının ayrılması konusunda görüşmeler yaptığını Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/455 Esas sayılı dosyasında davacının ortağı olduğu ... Baş Pazarlama aleyhine fesih ve tasfiye davası açtığını davacının kusurlu davranışları nedeniyle fesih ve tasfiye isteyemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe :
Eldeki dava limited şirketin feshine ve tasfiyesine bu mümkün değilse davacının şirket ortaklığından çıkmasına ve ayrılma akçesinin belirlenerek davacıya ödenmesine ilişkindir.
Kural olarak ispat külfeti davacı taraf üzerindedir. Davacı ortak, limidet şirketin feshi için gerekli şartların oluştuğunu ve şirketin devamında gerek ortaklar, gerekse şirket yönünden bir yarar kalmadığını ispat etmek zorundadır. Bu tür davalarda mahkemece gerekli görülürse fesih dışında başka bir çözüm yolu da öngörülebilir. Örneğin ortaklarından birinin şirketten çıkarılması ile şirket tüzel kişiliğinin devamı sağlanabilir. Bunun için şirketin ticari faaliyetlerinin devam ediyor olması en önemli sebeptir.
Davacı taraf Davacının davalı şirkette pay sahibi olduğunu TTK 630/2 Maddesi uyarınca ve 636/4 Maddesi uyarınca yöneticinin temsil yetkisinin kaldırılması gerektiğini davacının hissenin %15 oranında olduğunu şirket kayıtlarında inceleme yapıldığında şirket yöneticisinin usulsüz işlemlerinin tespit edileceğini ve bu yolla şirketin zarara uğratıldığını ileri sürmüşlerdir.
Davalı taraf Şirketin feshini gerektirecek haklı bir neden bulunmadığını davacının davasını tamamen bilirkişinin hazırlayacağı rapora dayandırdığını şirketin mali durumunda herhangi bir problem bulunmadığını davacının yaklaşık bir yıllık süre ile ortak olmasına rağmen sırf kar payı dağıtılmadığını iddia etmesinin doğru olmadığını diğer ortaklara da herhangi bir ödeme yapılmadığını tarafların davacının ayrılması konusunda görüşmeler yapıldığını, davacının ortağı olduğu ... Baş Pazarlama aleyhine fesih ve tasfiye davası açtığını davacının kusurlu davranışları nedeniyle fesih ve tasfiye isteyemeyeceğini savunmuşlardır.
Fesih tasfiye bu mümkün olmadığı takdirde çıkma istemi için haklı sebeplerin bulunup bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta davacının kusurlu davranışlarının bulunup bulunmadığı, davacı kendi kusuruyla sebep olduğu eylemlerden dolayı fesih tasfiye isteyip istemeyeceği, şirketin devamında yarar olup olmadığı, fesih tasfiye yerine çıkma kararı haklı sebeplerin mevcutiyeti halinde daha mı uygun olacağı, davacıya ait ayrılma akçesi ne miktarda olduğu hususları araştırılmalıdır.
Haklı sebep kavramı ve haklı sebeplerin neler olduğu haklı sebeple fesih düzenlemesinin yer aldığı TTK m. 636/3 hükmünde de tanımlanmış değildir ve bu konuda hakime takdir yetkisi verilmiştir. Bununla birlikte haklı sebep kavramının temelinde, dürüstlük kuralı ve kişilik haklarının korunması ilkesi bulunmaktadır. Zira hiç kimseden kendisi için çekilmez bir hale gelen bir hukuki ilişkiye devam etmesi beklenemez. Bu nedenle, tarafların şahsını ilgilendiren veya taraflar dışındaki olaylar, sözleşme ilişkisini taraflardan birisi için çekilmez hale getiriyorsa, haklı sebebin oluştuğunu ve haklı sebeple feshin talep edilebileceği söylenebilir.
Ancak iddia eden iddiasını ispatlama yükümlülüğünde olduğundan davacı ortak, limidet şirketin feshi için gerekli şartların oluştuğunu ve şirketin devamında gerek ortaklar, gerekse şirket yönünden bir yarar kalmadığını ispat etmek zorundadır.
Davacı şirket kayıtlarından şirkete temsile yetkili ortakların şirket kaynaklarını kendi özel çıkarları için kullandığını, şirket adına çıkarılan kredi kartının şahsi harcamalarda kullandığını, şirket müdürü ... adına tescil olunan bir kısım taşınmazların bedellerinin şirketçe ödenerek şirketin zarara uğratıldığını, ortaklara ödeme adı altında usulsüz olarak şirketten kaynak aktarıldığını, temsilcilerin şahsi evlerinin bakım ve dekorasyon masraflarını, çocuklarının okul taksitlerini şirket kasasından karşıladığını ileri sürmüştür.
Davacının ileri sürdüğü iddialar kapsamında davalı şirkete ait olduğu bildirilen Türkiye İş Bankası A.Ş.'de bulunan 2451202 müşteri numaralı hesabında olan kredi kartına ilişkin 2021-2022 yıllarına ait hesap hareketleri dosya arasına celp edilmiş ve daha önce alınan raporlar istenilen hususları karşılamadığından başka bir bilirkişiden rapor düzenlenmesi istenilmiştir. Bilirkişiden; şirket kayıtlarından şirkete temsile yetkili ortakların şirket kaynaklarını kendi özel çıkarları için kullanıp kullanmadığı, şirket adına çıkarılan kredi kartının şahsi harcamalarda kullanılıp kullanılmadığı, şirket müdürü ... adına tescil olunan bir kısım taşınmazların bedellerinin şirketçe ödenerek şirketin zarara uğratılıp uğratılmadığı, ortaklara ödeme adı altında usulsüz olarak şirketten kaynak aktarılıp aktarılmadığı, temsilcilerin şahsi evlerinin bakım ve dekorasyon masraflarını, çocuklarının okul taksitlerini şirket kasasından karşılayıp karşılamadığı, buna ilişkin kayıtlarda bir bilgi veyahut belge bulunup bulunmadığı denetlenerek dayanakları ile birlikte denetime elverişli rapor düzenlenmesi istenilmiştir.
Sonuç olarak yapılan incelemede davalı şirket kayıtlarına göre şirket ortağı ve şirket müdürü ...'ın 30.09.2022 tarihi itibari ile 331.01.001 Hesapta (Ortaklara Borçlar) bakiye olmadığı görüldüğü, Davalı şirketin banka ve kasa hesapları incelendiğinde ortaklara aktarılan usulsüz olarak aktarılan ve ortaklara ödeme adı altında açıklama ile para aktarımına ilişkin kayıtlara rastlanmadığı, davalı şirketin kasa ve banka hesapları incelendiğinde temsilcilerinin evlerinin bakım ve dekorasyon masraflarını, çocuklarının okul taksitlerini şirket hesaplarından ödediğine dair kayıtlara rastlanmadığı, şirket Müdürü ... adına tescil olunan bir kısım taşınmazların bedellerinin davalı şirket tarafından ödendiğine dair kayıtlara rastlanmadığı, şirkete ait kredi kartı harcamaları üzerinde yapılan harcamaların 23.739,78 TL'lik kısmının bir kısım özel harcamalara ilişkin olduğu raporda tespit edilen harcama içeriklerinden bu harcamaların bir kısmının sağlık gideri bir kısımının ise giyim eşyası ve gıda kapsamında kaldığı miktar itibariyle 1 yıl içerisinde gerçekleşen bu tutarın fesih tasfiye için tek başına haklı sebep teşkil edecek nitelikte bulunmadığı, kaldı ki diğer ortak ...'ın şirketten aynı zamanda alacaklı da olduğu dikkate alındığında fesih tasfiye için yeterli sebep bulunmadığı, yine bir kısım taşınmazların davacının ortaklığından önce 2017 ve 2018 tarihlerinde satın alınmış olduğu ve diğer ortak ...'a da tescil edildiği, söz konusu taşınmazların davalı şirket kaynaklarından alındığına ilişkin herhangi bir somut olgu bulunmadığı, yapılan incelemelerde şirketin 2019 ve 2020 yılında kar 2021 yılında zarar 2022 yılında da yine kar ettiği, şirketin işletme faaliyetinin bu şekilde devam ettiği, gayri faal bir şirket olmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı taraf fesih tasfiye sebepleri arasında kendisinin şirketten dışlandığını ve kendisine de bilgi verilmediğini ileri sürmüştür. Ancak; davacı tarafça bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında davalı şirkete bu yönde herhangi bir ihtar gönderilmediği gibi davalı tarafça bu hakların kısıtlandığı yönünde somut bir olguda gösterilmemiştir. Her ortağın bilgi alma ve inceleme hakkı bulunmaktadır. Şirkete bu durum ihtar edilerek buna olanak sağlanmadığı takdirde bilgi alma ve inceleme hakkı TTK 614. maddesi uyarınca mahkemeden talep edilebilir. Davacının bu yolda yapmış olduğu herhangi bir işlem de söz konusu değildir. Davacının soyut kalan bu iddiası da fesih tasfiye için yeterli görülmemiştir.
Davacı fesih tasfiye mümkün olmadığı takdirde çıkmada istemiştir. Çıkma fesih tasfiyeye göre alternatif bir çözüm yöntemidir. Talep edilmiş olmasa da mahkeme alternatif çözüm yolu olan bu hususa fesih tasfiye yerine de karar verebilir. Ancak hem fesih tasfiye için hem de çıkma için haklı sebeplerin varlığı şarttır. Haklı sebep bulunmuyor ve ispatlanamamış ise fesih tasfiye ve çıkma talep edilemeyecektir.
Açıklanan gerekçelerle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Harçlar yasası gereğince alınması gerekli 427,60 TL harçtan başlangıçta alınan 80,70 peşin harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf kendisini vekaletnameli vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Yargı Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/01/2024
Başkan .....
e-imzalıdır
Üye .....
e-imzalıdır
Üye ......
e-imzalıdır
Katip ....
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!