T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/157 Esas
KARAR NO : 2024/333
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ...-...- ...
VEKİLLERİ : Av. ...-[16388-83557-....] UETS
Av. ...-Kemalpaşa Mah.Ozan Sk.No:16/1 İnegöl/ BURSA
DAVALI : 1- ...-- ...
VEKİLLERİ : Av. ... -
Av. ... -
Av. ... - Cuma Mah. Atatürk Bulvarı No:37 K:2 İnegöl/ BURSA
DAVALI : 2- ...-...- ...
VEKİLLERİ : Av. ... -
Av. ... - Cuma Mah. Atatürk Bulvarı No:37 K:2 İnegöl/ BURSA
Av. ... -
DAVALI : 3- ...-...- ...
DAVA : Alacak (Kooperatif Üyeliğinin Sona Ermesi Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 26/11/2018
KARAR TARİHİ : 15/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 15/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kooperatif Üyeliğinin Sona Ermesi Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde;Müvekkilinin, İnegöl Ticaret Siciline kayıtlı 2985 sicil numaralı S.S İnegöl Tuna Arsa Yapı Kooperatifi' ne 19.07.1993 tarihinde üye olmuş olduğunu, üyeliğin gerçekleşmesi ile birlikte kooperatifin Emlak Bankası hesabına 11.000-TL yatırmış olduğunu, müvekkiline kooperatif yönetim kurulu tarafından 116-124 Ada, 3 Parsel No ile İnegöl Karalar Köyü Arpalık Mevkii'nde 200 metrekarelik Arsa Tahsis Belgesi verilmiş olduğunu, yine müvekkiline bu arsa üzerinde planlanan ev için ücret karşılığında proje dahi çizdirilmiş olduğunu, Müvekkilinin kooperatif üyeliği boyunca tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini, aidatlarını düzenli olarak ödediğini, buna rağmen 07.12.2011 tarihinde kooperatif tarafından telefonla arandığını: kendisine "Gelin son aidatınızı ödeyin yoksa sizi üyelikten çıkaracağız.” denilmiş olduğunu, müvekkilinin bunun üzerine hemen aidatı ödemeye gitmiş, ancak karşısında hiçbir muhatap bulamamış olduğunu, müvekkilinin kooperatif yöneticilerine ulaşmaya çalıştığını, ancak davalılar her defasında farklı bir bahane ile müvekkille görüşmekten kaçınmış olduğunu, hemen ertesi gün yani 08.12.2011 tarihinde ise müvekkilinin üyelikten çıkarıldığını, Kooperatifler Kanunu m.16/2 uyarıca ortaklıktan çıkarılmaya yönetim kurulunun teklifi ile genel kurulca karar verilmesi gerekirken yönetim kurulunca karar verilmiş olması ile toplantı karar ve yeter sayılarına uyulmaması usul ve yasaya aykırı olduğunu, üyelerin hangi şartlarla üyelikten çıkarılacağı, ihtarın ne suretle yapılacağı gerek TTK ve Kooperatif Kanunu gerekse kooperatifin ana sözleşmesi gereğince belli olduğunu, aidat ödemesi hususunda telefonla bildirim yapılması ve buna dayanarak hemen aynı gün haksız ve hukuksuz biçimde herhangi bir üyenin ortaklıktan çıkarılması bilindiği üzere mümkün olmadığını, bu durumun kooperatif yöneticilerinin kötü niyetinden kaynaklanmakta olduğunu belirterek davalarının kabulü ile talepleri gibi karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde;Öncelikle usule ilişkin itirazlarının olduğunu, davada husumet yöneltilmesi gereken kişisi kooperatif tüzel kişiliğiyken, müvekkillerine husumet yöneltilmesinin usûli bir eksiklik olduğunu ve bu yüzden husumet yönünden itiraz ettiklerini, davacı tarafından kooperatifin ihyası ile birlikte usülüne uygun şekilde tasfiye edilerek Ticaret Sicili'nden kaydı silinen kooperatife husumet yönlendirilmesi gerekirken, bu husus es geçilerek doğrudan müvekkillerine husumet yönlendirilmesinin açıkça usüle ve yasaya aykırı olduğunu, bunun yanı sıra davacı taraf dava dilekçesinde üyelik bedelinin 1993 tarihinde ödendiğini belirtmiş olduğunu, üzerinden 26 sene geçmiş olduğunu, işbu alacak kalemi de zamanaşımına uğramış olduğunu, bu nedenle zamanaşımı yönünden de itiraz etmek olduklarını, bu iki husus birlikte değerlendirildiğinde de, müvekkillerinin kooperatif yönetim kuruluna sonradan seçilmiş olmakla birlikte, davacının kooperatif üyeliği tarihinde müvekkillerinin de kooperatif üyesi olduğunu, ve dolayısı ile (asla kabul etmemekle birlikte) davacının zarara uğradığı öne sürülmüşse de, üye olunan tarih itibariyle de müvekkillerinin yönetim kurulunda olmamaları sebebiyle bir sorumluluğu bulunmamakta olduğunu dile getirerek haksız yere açılan işbu davanın reddini talep etmişlerdir.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe; Davanın kooperatif üyeliği nedeniyle tahsis edilmeyen taşınmaz nedeniyle ödenen bedelin güncel miktarı ile davalılardan alınarak davacıya verilmesine, olmadığı takdirde uğranılan maddi zararın tahsiline, bunun da mümkün olmaması halinde kooperatife ilk girişte yatırılan 11.000,00 TL'nin üyelikten çıkarılma tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte, davalılardan alınarak davacıya verilmesi talebine ilişkin olduğu görülmektedir.
İnegöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/206 Esas 2021/257 Karar sayılı ilamı ile tasfiye halindeki İnegöl Tuna Arsa ve Konut Yapı Kooperatifinin ihyasına karar verildiği, dosyamız davalıları ..., ... ve ...'ın tasfiye memuru olarak atandıkları, kararın 27/04/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bursa BAM 4. Hukuk Dairesinin 2021/2009 Esas 2021/2124 Karar sayılı yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararı doğrultusunda görevli mahkemenin mahkememiz olduğu kanaatine varılarak yukarıdaki esas kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
Dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 14/08/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Davacı adına kayıtlı Arsa Tahsis Belgesinde belirtilen İnegöl İlçesi Karalar Köyü 124 ada 3 parsele ait Şubat 2022 yılı uydu görüntüsüne bakıldığında parselde herhangi bir inşai faaliyetin olmadığı gözlemlenmiş olduğunu, bu nedenle dava konusu taşınmazın bedeli arsa olarak değerlendirilecek olduğunu, rapor tanzim tarihi itibariyle arsa değeri 5.000 TL/m2 olduğu kanaatinde olduklarını, bu doğrultuda arsa değerinin, Mayıs 2023 itibariyle 200 m2 x 5.000TL = 1.000.000 TL, 31.07.1993 Üyelik Tarihi itibariyle (0,6171/ 2179,02) * 1.000.000TL = 283,20 TL 01.02.2022 Dava Tarihi itibariyle (1210,60/ 2179,02) * 1.000.000 TL = 555.570,85 TL olabileceği kanaatinde olduklarını, davacıya konut olarak tahsis edilen taşınmaz tespit edilememiş olduğunu, yalnızca kooperatif tarafından verilen belge ile 200 m2 arsa tahsis edildiğinin tespit edildiğini, davacı adına tapu kaydı ile tescillenmiş taşınmaz tespit edilmediğini, davacının 31.07.1993 tarih ve 31 nolu karar ile üye olduğu ve 08.12.2012 tarih ve 206 sayılı karar ile ortaklıktan çıkarıldığı dosyaya sunulan evraklardan tespit edilmiş olduğunu, davacı vekilinin 20.03.2019 tarihli dilekçesi ekinde sunulan evraklarda ... ve ...”nun kooperatifin verdiği arsa tahsis belgelerine sahip olduğu ...'nun yelikten çıkarıldığı anlaşılmakta olduğunu, ancak bu üyelere ilişkin kooperatif kayıt defteri dosya kapsamında bulunmamakta olduğunu belirterek, 6 13.04.2011 Tarihli Sayı:7793 ..., ... ve ... 04.04.2011 tarihinden itibaren yukarıdaki yönetim kurulu asıl üyelerinin o tarihte seçilerek temsil ve ilzama yetkili oldukları tespit edilmiştir. 3 asil 3 yedek üyeden oluşmasına seçimin liste halinde açık oyla yapılmasına yönetim kurulunun aynı zamanda tasfiye kurulu olmasına görev süresinin iki yıl olmasına karar verildiği, davacı ... 'ın üyeliğinin ortalıktan çıkarıldığı tarihte (08/12/2012) davalıların müştereken çift imza ile kooperatifi temsil ve ilzama yetkili olduklarının tespit edildiğini, davacı dilekçesinde belirtilen Aidat ödemesi hususunda telefonla bildirim yapılması ve buna dayanarak hemen aynı gün haksız ve hukuksuz biçimde herhangi bir üyenin ortaklıktan çıkarılması bilindiği üzere mümkün değildir.” olarak ifade edilen duruma yönelik yapılan incelemede S.S İNEGÖL TUNA ARSA VE KONUT YAPI KOOPERATİFİNİN Üye ... 'a 22.03.2006 ve 17.08.2011 tarihinde biriken borçların ödenmesi için ihtarname gönderildiği görülmektedir. 08.12.2011 tarihinden ise Üye ... 'ın 08.12.2011 tarih ve 206 nolu karar ile üyelikten çıkarıldığına ilişkin ihtar gönderildiği görülmüş olduğunu, kooperatife ait defterler ibraz edilmediğinden dosyada bulunan belgeler kapsamında; davacı ...'ın kooperatife borcunun olup olmadığının tespit edilemediğini, davacının adatlarını ödemediğine ilişkin kooperatif tarafından ilk ihtarnamenin 2006, ikinci ihtarnamenin 2011 yılında gönderildiğini, her iki ihtarname ile birlikte değerlendirildiğinde, KK 27 maddesi, ana sözleşme ve Yargıtay kararlarına yansıyan ihtar prosedürüne uyulmadığı kanaatinde olduklarına heyet olarak tespit ettiklerini mahkememize bildirmişlerdir.
Davacı tarafa giriş aidatı olarak ödendiği iddia olunan 11.000,00 TL'ye ilişkin makbuzu sunmak üzere süre verilmiş, dosyaya sunulan makbuz örneği uyarınca ilgili bankalara müzekkere yazılmış, gelen cevaplarda dekontun 1978 yılına ait olması nedeniyle teyidinin yapılamadığı, ayrıca okunaksız olması nedeniyle kooperatif hakkında araştırma yapılamadığı bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamının incelenmesinde, davacı dava dışı kooperatife 19/07/1993 tarihinde üye olduğunu, üyeliğin gerçekleşmesi ile birlikte kooperatifin emlak vadesi hesabına 11.000,00 TL yatırdığını, kooperatif yönetim kurulu tarafından İnegöl Karalar Köyü Arpalık mevki, 116 ada, 124 parsel sayılı yerde 200 metrekarelik arsa tahsis belgesi verildiğini, kooperatif aidatlarını düzenli olarak ödemesine rağmen 08/12/2011 tarihinde üyelikten çıkarıldığını, üyelikten çıkarılmasının hukuka aykırı olduğunu, kendisine tahsis edilen taşımazın tapusunun verilmediğini, bu nedenlerle taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedelinin hesaplanarak mümkün olmadığı takdirde, taşınmazın verilmemesinden kaynaklı zararlarının hesaplanarak, aksi halde ise kooperatife ilk girişte yatırmış olduğu 11.000,00-TL'nin faizi ile birlikte davalılardan alınarak tarafa verilmesini talep etmiştir. Dava dışı kooperatifin tasfiye halinde olması, davalıların tasfiye memuru olarak atanmış olması, davacının yönetim kurulunun haksız ve hukuksuz işlemleri nedeniyle zarara uğradığını beyan ederek, dava dışı kooperatifin yönetim kurulu üyelerini hasım göstererek eldeki davayı açtığı, davalıların pasif husumet ehliyetlerinin bulunduğu anlaşılmakla yargılamaya devam edilmiş, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda, davacının 31/07/1993 tarih ve 31 nolu karar ile kooperatife üye olduğu, 08/12/2012 tarih ve 206 sayılı karar ile ortaklıktan çıkartıldığı, davacı adına kayıtlı arsa tahsis belgesinde belirtilen yerde inşai faaliyetin olmadığı, davacıya konut olarak tahsis edilen taşınmaz bulunmadığı, yalnızca kooperatif tarafından verilen belge ile 200 metrekare arsa tahsis edildiği, davacı adına tapu kaydı tescillenmiş taşınmaz tespit edilemediği, kooperatifin davacıya 22/03/2006 ve 17/08/2011 tarihinde biriken borçların ödenmesi için ihtarname gönderdiği, 08/12/2011 tarihinde ise 206 nolu karar ile davacının üyelikten çıkarıldığına ilişkin ihtar gönderildiği, kooperatif defterlerini ibraz edemediği, bu nedenle davacının kooperatife borcunun olup olmadığının tespit edilemediği hususları bilirkişi raporundan anlaşılmış, davacı kooperatife ilk girişte 11.000,00 TL giriş aidatı ödediği iddiasında bulunmuş, ödeme yaptığı dekontun bir örneğini dosyaya ibraz etmiş, dosyaya ibraz edilen dekontun okunaksız olduğu görülmüş, ilgili bankalara dekontun doğruluğu hususunda müzekkere yazılmış, gelen cevaplarda dekontun okunaksız olduğu, emlak bankasının 06/07/2021 tarihinden itibaren tasfiye haline girdiği, bu tarih itibariyle yalnızca kanuni takip hesaplarında izlenmekte olan kredi borçlarının bankaya devredildiğinin bildirildiği, dekontun okunaksız olması nedeniyle kooperatif hakkında araştırma yapılamadığı, 01/01/1995 - 31/12/2003 tarihleri arasında araştırma yapılabildiği, bu tarihler arasında yapılan araştırmada da ödeme kaydına rastlanmadığı bildirilmiştir. Kooperatife ilk girişte 11.000,00 TL giriş aidatını yatırmış olduğu iddiasına ilişkin ispat yükü davacı üzerindedir, davacı tüm dosya kapsamı itibariyle bu iddiasını ispat edememiştir, ayrıca davacı dava dışı kooperatif tarafından kendisine verilen arsa tahsis belgesi uyarınca taşınmaza hak kazandığı iddiasında bulunmuş, taşınmaza hak kazanabilmesi için kooperatife olan üyelik aidatlarını düzenli ve tam olarak ödemiş olması gerektiği, ancak buna ilişkin de dosyada somut delil bulunmadığı, benzer üyelere taşınmaz verilip verilmediği hususunda yapılan araştırmada da aynı konumdaki üyelere taşınmaz tescili yapıldığına dair dosyada somut bir veri bulunmamıştır. İspat yükü davacı üzerindedir, davacı iddiasını ispat edememiştir, tüm bu nedenlerle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 427,60-TL harçtan başlangıçta alınan 187,86-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 239,74-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 11.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-HMK madde 333 gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
7-Gerekçeli kararın talep halinde taraflara tebliği ile tebliğ giderinin eksik olması halinde giderin talepte bulunandan alınmasına,
Dair gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/03/2024
Katip ...
☪e-imzalı
Hakim ...
☪e-imzalı
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!