WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

BAKIRKÖY 7. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/524 Esas
KARAR NO : 2024/90

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/05/2023
KARAR TARİHİ : 23/01/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; Dava dışı borçlu şirket ile haciz işleminin yapıldığı adresteki müvekkili şirket ile arasında hiçbir bağ bulunmadığını, müvekkili firma tekstil işi ile ilgilenirken, borçlu firmanın basın yayın sektöründe olduğu iki firma arasında hiçbir şekilde bir bağlartı bulunmadığını, ... Moda A.Ş.'nin dosya borçlusuyla Ilgisi olmadığını, nitekim faaliyet konularının farklı olduğunu, borçlunun gazete şirketi olduğunu, ... Moda tekstil şirketi olduğunu, borçlu ile ... Moda arasında organik fiili ve hukuki bağ da olmadığını, her ne kadar alacaklı tarafa borçlu şirket ile bir bağının bulunmadığı, söz konusu taşınmazın usulüne uygun şekilde bedeli ödenerek müvekkili tarafından tescil ettirildiğini, tüm TTSG sicil kayıt, Gelir İdaresi kayıt ve abonelik işlemlerinin yapıldığını ve buna ilişkin evrakların da haciz öncesinde ibraz edilmişse de davalı tarafça müvekkiline ait taşınmaza girildiğini, fiili haciz işlemi yapıldığını ve müvekkiline ait malların muhafazasının gerçekleştiğini, yapılan fiili haciz işleminin haksız olduğunun davalının da kabulünde olduğunu, tüm bu nedenlerle, toplamda 100.000,00 TL manevi tazminat miktarının haksız haciz tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketini alacağının tahsili için girişilen cebri icra işlemleri neticesinde haciz mahaline gidildiğini, haciz mahallinde yapılan işlemler alacaklı vekilinin talebi üzerine icra memurunun kabul kararı neticesinde yerine getirildiğini, haciz işlemleri esnasında taleplerinin memur tarafından değerlendirildiğini ve kabul edilerek işlem yapıldığını, işlemin hukuka aykırı olması halinde memurlukça talebin reddedilmesi ve işlem yapılmaması gerektiğini, ancak haciz tutanakları incelendiğinde taleplerinin değerlendirildiğini ve kabul edilerek işleme geçildiğini, davacı dava dilekçesinde haczin haksız olduğunu iddia etmekte olduğunu, icra memurluğunca taleplerin kabulü ile işlemler yapıldığını, ayrıca İİK. 99 md gereğince karar verilmiş olması tek başına haczin haksız olduğunu göstermemekte olduğunu, hal böyle iken tazminatın şartları oluşmadığını, ayrıca davacının haciz nedeniyle hangi hususlarda ve ne kadar zararının olduğuna dair delili de bulunmadığını, davacı şirket olup manevi tazminata konu herhangi bir eylemin de söz konusu olmadığını, bu nedenle haksız davanın reddini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, davalı tarafından davacı iş yerinde yapılan haczin haksız olduğunun iddiası ile davacının manevi tazminatı istemine ilişkindir.
İlgili İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasının incelenmesinde, davalı alacaklının fatura alacağına dayalı olarak dava dışı ... A.Ş. Aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Tal. sayılı dosyasıyla davacının menkulleri üzerinde haciz tatbik edildiği anlaşılmıştır.
Celp edilen İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından İİK 97.maddesine dayalı istihkak iddiasında bulunulduğu bunun üzerine alacaklı vekiline İİK 99. maddesi uyarınca alacaklıya istihkak davası açmak üzere süre verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
2004 sayılı İİK’nın 259/1. maddesinde, ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Buna karşılık, haksız ihtiyati haciz koyduran alacaklının kusursuz sorumluluğu sadece maddi tazminat bakımından olup, manevi tazminat yönünden 818 sayılı BK’nın 49. maddesindeki (6098 sayılı TBK'nın 58.maddesi) koşulların oluşması gerekir. Bu maddeye dayalı sorumluluk ise, kusura dayalıdır. Bu itibarla, alacaklının kötüniyetli veya iyiniyetli olup olmadığı da sonuca etkili olup, ağır olmasa da kusurlu olması da gerekmektedir. (Bkz. Prof. B. Kuru, İcra ve İflas Hukuku, Ankara, 1993, Cilt 3, Sh.2583 v.d). (Emsal Yargıtay 4. HD nin 24.10.2018 gün ve 2016/9599 E - 2018/6494 K. Sayılı ilamı)
İİK 97/a maddesine göre "Bir taşınır malı elinde bulunduran kimse onun maliki sayılır. Borçlu ile üçüncü şahısların taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi mal borçlu elinde addolunur."
İİK 99.maddesine göre, "Haczedilen şey, borçlunun elinde olmayıp da üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hak iddia eden üçüncü kişi nezdinde bulunursa, bu kişi yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. İcra Müdürü, üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesinde istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verir."
6098 Sayılı TBK 49.maddesine göre, " Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür."
6098 Sayılı TBK 50.maddesine göre, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır."
6098 Sayılı TBK 63.maddesine göre, "Kanunun verdiği yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları içinde kalan bir fiil, zarara yol açsa bile, hukuka aykırı sayılmaz. Zarar görenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar, zarar verenin davranışının haklı savunma niteliği taşıması, yetkili kamu makamlarının müdahalesinin zamanında sağlanamayacak olması durumunda kişinin hakkını kendi gücüyle koruması veya zorunluluk hâllerinde de fiil, hukuka aykırı sayılmaz. "
Somut olayda, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibi nedeni ile davacının menkul mallarının haczedildiği, davacının istihkak iddiası üzerine İİK 99. maddesi uyarınca alacaklı davalıya istihkak davası açmak üzere süre verilmesine karar verildiği, davalı alacaklı tarafından süresi içinde istihkak davası açılmadığı anlaşılmakla birlikte, davalı alacaklı tarafından süresi içinde istihkak davası açılmamasının haczin hukuka aykırı olduğunu göstermediği, sadece alacaklının İcra İflas Hukuku kapsamında korunmasını engellediği, istihkak davasının davacı taraf lehine sonuçlanmasının dahi tazminata hükmedilebilmesi için yeterli olmadığı, İİK 259/1. fıkrasındaki, ihtiyati haciz isteyen alacaklının hacizde haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlemesinin TBK 49, 50 ve 63.maddeleri ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği, davalı alacaklının kusurlu ve hukuka aykırı bir fiilinin bulunduğunun ve böyle bir fiil sonucu davacının zarara uğradığının kabul edilemeyeceği, davacının, zararını ve davalının kusurunu dosya kapsamında bulunan deliller ve dinlenen tanık beyanları ile kanıtlayamadığı, bu itibarla açıklanan nedenlerle talep edilen manevi tazminatın değerlendirilmesine, kusur sorumluluğunun söz konusu olduğu, haksız ihtiyati haciz sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için öncelikle TBK 49.maddesindeki koşulların oluşması gerektiği, bu itibarla manevi tazminat talebinin yerinde olmadığı anlaşılmış, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 427,60 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 1.707,75 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.280,15‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacının davalı yönünden yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-AAÜT gereğince hesap edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Arabuluculuk ücreti olan 1.560,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine,
7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/01/2024

Katip ....
¸

Hakim ...
¸