T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/788 Esas
KARAR NO : 2024/180
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/09/2022
KARAR TARİHİ : 29/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “..Davacının 03.12.2019 tarihinde davalılardan 2019 model ...... marka ....... plaka sayılı seri üretim bir araç satın almış olduğunu, satın alma tarihinde araç O km olup doğrudan davalı üreticinin yetkili bayüi davalı ...... 'dan satın alınmış olduğunu, söz konusu ticari nitelikli araç davacının ticari faaliyetlerinde kullanılmak üzere satın alınmış olup aracın teslim alınmasından çok kısa bir süre sonra henüz yıl dolmadan (garanti süresi içinde) aracın motor kısmında bir sorun olduğu ve arıza uyarısının yandığı fark edilmiş, araçta pek çok sorun peş peşe baş göstermiş ve araç yetkili servise götürülmüş, doğrudan yetkili servis tarafından aracın pek çok parçasının değişime ihtiyaç duyduğu davacıya bildirilmiş olduğu, araç için doğrudan yetkili servis olan davalı ....... tarafından düzenlenen ilk servis faturasından da görüleceği üzere araca bir defada 52 ayrı kalem işlem yapılmış ve pek çok parçası değiştirilmiş olduğunu, servis tarafından aracın garanti kapsamında onarılması ve parça değişimlerinin yapılması ve ücret talep edilmemesi açıkça üretimden kaynaklı ayıbın kabulü anlamına gelmekte olduğunu, zira araç garanti kapsamında olsa da kullanıcı hatası kaynaklı işlemler ücret karşılığı yapılmakta olduğunu, son model ve O km olarak doğrudan yetkili bayiiden satın alınan aracın henüz çok az bir kilometrede iken ve trafiğe çıkalı yıl dahi olmadan bu kadar ciddi arızalar çıkarmış olması ve uzun süreler serviste kalması kabul edilebilir olmadığını, davacının teknik bir sorun yaşamamak ve sorunsuz bir araç kullanmak üzere dünyanın sayılı otomotiv üreticilerinden olan ..... markasına güvenerek bu aracı satın almış, ancak beklediği faydayı görememiş aksine aracı neredeyse hiç kullanamamış olduğunu, araç bu ilk servis işleminden sonra ve toplam 4 kez daha çeşitli arızalar ve sürekli arıza uyarı lambasının yanmasından kaynaklı olarak servise götürülmüş ve uzun süreler serviste kalmış oluğunu, gerek davalı üretici şirket gerekse de diğer davalı satıcı şirket davacının taleplerini ve sorunlarını ciddiye almamış olduklarını, bunun üzerine Mahkeme'de dava açma zaruretlerinin doğmuş olduğunu, Müvekkilinin aracı sıfır kilometre olarak almış olup söz konusu ayıplar nedeniyle yapılan tamirat ve parça değişimleri aracın orijinalliğini bozmakta ve fiyatını düşürmekte olduğunu, dilekçe ekinde yer alan 5 ayrı servis formundan da görüleceği üzere aracın neredeyse değişmeyen parçası kalmamış motor sökülüp takılmış bazı parçalar birden çok kez değişmiş olduğunu, bu durum da aracın üretimden kaynaklı ayıplı olduğunun göstergesi olmasının yanı sıra orijinalliğini fazlasıyla bozmuş olduğundan ikinci el piyasa değerini de fazlasıyla düşürmüş oluğunu, değişen parçalar ve sık yapılan servis kayıtları nedeniyle araca alıcı çıkmamakta olduğunu, alıcılar tarafından araca ayıpsız emsallerinin çok altında fiyatlar teklif edilmekte olduklarını, ayrıca aracın bu hali ile satılması halinde dahi yeni alıcıya karşı davacının ayıba karşı tekeffül sorumluluğunun devam edecek olması da davacı yönünden ciddi bir risk oluşturmakta olduğunu belirterek yukarıdaki açıklamaları ve Mahkeme ile Uzman Bilirkişilerce tespit edilecek diğer nedenlerle müvekkiline ait ..... plaka sayılı ...... Transit ticari aracın ikinci el değer kaybından kaynaklı zararlarının davalılardan alınarak davacıya ödenmesini talep etmekte olduklarını, davacının söz konusu aracı ticari faaliyetlerinde kullanmak re satın almış olduğundan aracın çalıştırılamadığı her gün için doğan kazanç kaybı ve diğer hakları ise bundan hariç ayrıca talep edilmekte olduğunu, davacının üretici hatasından kaynaklı olarak tamirat görmüş bu aracı kullanmaya zorlanmasının mümkün olmadığını, hatasız ve sıfır kilometre bir araçtan fayda sağlamak üzere araç alınmışken araç şu an davacının hiçbir kusuru yokken tamirat görmüş ve değer kaybetmiş olduğunu, bu hali ile araçtan sıfır km olarak satın alınan bir araçtan alınması gereken performans ve faydanın sağlanması mümkün olmadığını, bir diğer yandan üretici tarafından davaya konu aracın ve motorun üretildiği seride çok sayıda ayıplı motor olduğu da bilinmekte olduğunu, davacının aracı ticari faaliyetleri kapsamında satın almış olduğundan araçtaki gizli ve sonradan ortaya çıkan ayıptan kaynaklı olarak aracın çalıştırılamadığı her gün için doğan kazanç kaybı da söz konusu olduğunu, davacının söz konusu araç ile S.S 200 nolu ....... Havalimanı Kargo Terminalı Lojistik Hizm.motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi'ne bağlı olarak ticari faaliyetlerini itme ve ilgili kooperatife her ay fatura kesmekte olduğunu, araçtaki ayıptan kaynaklı olarak davacının bu aracı çalıştıramaması nedeniyle kazancı ciddi derecede düşmüş olduğunu, kazanç kaybının vergi kayıtları ve faturalar ile ispatı mümkün olduğunu, davacının 2019 yılından itibaren kestiği fatura tutarlarına ilişkin ilgili kooperatiften belge temin edilmesi mümkün olduğunu, gelecek fatura örnekleri incelendiğinde aracın serviste kaldığı gün ve dönemlerde fatura miktarlarında ciddi düşüş olduğu ve aracın serviste kaldığı tek bir günün dahi davacının ticari gelirini düşürdi ileceğini, işbu günlük gelirin ve zararın hesaplanması uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi/Bilirkişilerce tespit edilecek gerçek zarar hesabı ile taleplerini arttırma ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 500 TL kazanç kaybının davalılardan tahsilini talep ve dava etme zarureti doğmuş olduğunu, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik; 500,00 TL ikinci el araç değer kaybı ve 500,00 TL aracın çalışmadığı günlerden kaynaklı kazanç kaybı için toplam 1.000 TL nin taraflarına ödenmesini talep etme zarureti doğmuş oluğunu, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile; (H.M.K 107. Madde'ye göre) ayıplı araç satışından doğan ikincil el değer kaybı alacağı için şimdilik 50000 TL fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile; faturalar ve gelir beyanları üzerinde uzman incelemesi yapılması gerektiğinden (H.M.K 107. Madde'ye göre) ayıplı araç satışından kaynaklı ...... plaka sayılı aracın serviste bulunduğu sürelerde çalışamadığı günlere karşılık doğan zararı için 500,00'TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi taleplerinde bulunmuşlardır.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; “...İşbu davanın zamanaşımına uğramış olduğunu, dava konusu araç, 03.12.2019 tarihinde satın alınmış, işbu davanın ise tensip tutanağına göre 13.09.2022'de açıldığı dikkate alındığında somut olayda, TBK m.231 gereği zamanaşımının dolmuş olduğunun ortada olduğunu, bu itibarla davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekli oluğunu, Doktrinde de, "Kanunda öngörülen zamanaşımı sürelerinin dolması halinde artık ayıp nedeniyle sorumlu olan kişilere dava açılamayacağı" kabul edilmekte oluğunu, (Kara, İlhan, Yeni Kanuna Göre Tüketici Hukuku, I. Baskı, s.798). kabul anlamına gelmemekle birlikte, eğer iddia edildiği gibi araçta gizli ayıp olsaydı dahi bu husus zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini, davalı şirketlerden ...... Sanayi AŞ.'ye husumet yöneltilemeyeceğini, davacı tüketici sıfatını haiz olmadığından işbu davada TTK m.23'in atfıyla TBK m.219 ve devamı hükümleri uygulama alanı bulacağını, alıcının seçimlik haklarını düzenleyen TBK m.227 hükmünde, söz konusu seçimlik hakların sadece satıcıya yöneltilebileceği belirlenmiş, üretici/ithalatçının sorumluluğundan bahsedilmemiş olduğunu, dava konusu aracın satıcısı, davalı şirketlerden ..... Otomotiv San. A.Ş. olmayıp, davalı şirket dava konusu aracın satış işlemine taraf olmadığını, bu itibarla, davalı şirketin taraf olmadığı bir sözleşmenin konusunu teşkil eden maldaki ayıp iddiasından dolayı sorumlu tutulması hukuken mümkün olmayıp, davanın her halükârda husumet yönünden davalı şirketlerden ...... Otomotiv San. AŞ. lehine reddi gerekmekte olduğunu, dava konusu araçta ayıp olarak nitelendirilebilecek maddi bir hasar ya da eksiklik söz konusu olmadığını, ayıba karşı tekeffül borcunu düzenleyen TBK m.219 uyarınca ayıptan söz edilebilmesi için, ayıp sonucunda şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli surette azalması veya tamamen ortadan kalkması gerekmekte olduğunu, dava konusu araç 29.11.2019 tarihinden itibaren yaklaşık 3 yıl süreyle ticari kamyonet olarak kullanmış ve faydalanılmış olduğunu, yetkili servis kayıtları incelendiğinde ise açık iş emri veya giderilemeyen bir sorun bulunmadığı görülmekte olduğunu, davacının şikayetleri ise garanti yükümlülükleri çerçevesinde giderilmiş olduğunu, davacının bahsettiği 52 kalemlik iş emrinin sebebinin motor onarımlarında birçok parçanın tek kullanımlık olup, tekrar kullanılamaz parçalar olması olduğunu, davacı tarafın "“yaratmaya çalıştığı izlenimin aksine yapılan işlemler sonuçta motor onarımından ibaret olduğunu, davacının taleplerinin yerleşik Yargıtay içtihadı uyarınca da haksız ve hukuka aykırı olduğunu, aracın kullanıma elverişliliğini etkilemeyen ve onarımla değer kaybına yol açmak: giderilmiş olan bir araç bakımından Davacının taleplerinin TMK m.2'ye aykırılık teşkil ettiği Yargıtay kararları doğrultusunda dikkate alınmalı ve hakkaniyet ilkesine göre karar verilmesi gerektiğini, yukarıda açıklanan sebeplerle, haksız ve hukuka aykırı olarak açılmış işbu davanın öncelikle zamanaşımı ve husumet nedeniyle reddini, aksi kanaat halinde esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi...” taleplerinde bulunmuşlardır.
Davacı vekilinin 22/02/2024 havale tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiklerini ve vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini istediği görüldü.
Davalılar vekilinin 22/02/2024 havale tarihli dilekçesi ile feragati kabul ettiklerini ve yargılama gideri ile vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığı anlaşıldı.
Bilindiği üzere, HMK'nin 307. maddesine göre davadan feragat davacının, istem sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Yine aynı Yasa'nın 311. maddesine göre feragat, kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Bu hükümler gözetildiğinde davadan feragatin davaya kendiliğinden son veren bir taraf işlemi olduğunda kuşku bulunmadığı, davadan feragatin yöntemine uygun, süresinde ve tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri hususta olduğu anlaşılmış olup, ayrıca Taraf vekillerinin vekaletnamesinde yapılan incelemede sulh ve davadan feragate yetkilerinin bulunduğu görülmekle, davanın feragat nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,
2-Feragatin gerçekleştiği aşamaya göre alınması gereken Harçlar Kanununun 22. maddesi gereğince 427,60-TL karar ve ilam harcının 2/3'ü oranında 285,06-TL'nin peşin yatırılan 80,70-TL'den indirilerek eksik kalan 204,36-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderinin talebi olmadığından davalılar üzerinde bırakılmasına,
4-Davalıların istemi doğrultusunda vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,
5-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan avansın karar kesinleştikten sonra davacıya geri verilmesine,
6-Arabuluculuk ücreti olan 1.600,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda karar verildi. 29/02/20204
Katip .....
☪ e-imzalıdır. ☪
Hakim ......
☪ e-imzalıdır. ☪
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!