T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/769 Esas
KARAR NO : 2024/166
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 07/09/2022
KARAR TARİHİ : 26/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 02/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı şirket, dava dışı ..... ile arasında akdedilmiş olan sözleşme ve alınan ihale kapsamında yürüttüğü temizlik işinin konusu ve işin gereği alt işveren olarak birçok işçi çalıştırdığını, ihale konusu işte çalıştırılan işçilerden biri de ....... isimli işçidir. Dava dışı bu işçi, işçilik alacaklarının tahsili istemiyle Bakırköy ....... İş Mahkemesinin ..... Esas sayılı dosyasıyla dava açmış ve taleplerini davacı şirket, Belediye ve diğer davalı ...... Şirketine karşı yönelttiğini, Bakırköy ..... İş Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasının bilirkişi raporunda incelendiğinde, işçinin 25/04/2011 tarihinden itibaren farklı alt işverenler nezdinde çalıştığı görüldüğü, bu doğrultuda, dava dışı işçinin, 25/04/2011 - 30/09/2014 tarihleri arasında davalı ...... şirketinde, 01/10/2014 - 13/08/2015 tarihleri arasında, davacı müvekkil nezdinde çalıştığı görüldüğü, Bakırköy ...... İş Mahkemesi de yürüttüğü yargılama neticesinde, dava dışı işçinin çalıştığı kurum ve tarihleri bu şekilde bildiren Bilirkişi Raporunu hükme esas alarak, 16/02/2018 tarihli ve ..... Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, bu karara karşı davalı müvekkili ve davalı Belediye tarafından istinaf kanun yoluna başvurulurken, diğer davalı ....... Şirketi tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığını, Bakırköy ..... İş Mahkemesi'nin .... E. Sayılı .... Karar sayılı 16/02/2018 tarihli ilk derece mahkemesi kararı doğrultusunda davacı/alacaklı yanca davacı şirket, davalı ....... şirketi ve dava dışı .... aleyhine Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün ...... Esas sayılı dosyasıyla ilamlı icra takibi başlatıldığını, Her ne kadar ..... ile davacı şirket açısından bu icra takibinden müşterek ve müteselsil sorumluluk hali, davalı ....... şirketi açısından kısmi sorumluluk hali söz konu olsa da, ....... asıl işveren sıfatıyla çalıştırmış olduğu dava dışı işçinin hak ve alacaklarını kanuni süre içerisinde ödememesi, davalı ....... Şirketinin de kendi sorumluluğuna yükletilmiş borç miktarını ödememesi ile birlikte alacaklı yan davacı şirkete karşı haciz talep edebilecek duruma geldiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesinin ...... Esas sayılı dosyasında 04/03/2021 tarihli ve ..... Karar sayılı karar ile istinaf başvuruları sonucunda ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak miktar yönünden kesin olarak davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiğini, davacı işçinin talep ettiği ve kabulüne karar verilen işçilik alacaklarının tümünden dava dışı ..... ve müvekkil şirket; fazla mesai alacağı, genel tatil ücreti, harçlar ve vekalet ücretinden ise davalı ....... şirketi, dava dışı belediye ve davacı şirket müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulduğunu, davacı şirket, kredibilitesinin zarar görmemesi adına teminat mektubunun bozulmaması için ve cebri icra tehdidi altında 17/03/2021 tarihinde dosya hesabına istinaden 49.280,00- TL borç ödemesi yaptığını, söz konusu ödeme, dava dışı işçinin ilamda yazılı tüm alacaklarını ve icra takibinden doğan giderler, harçlar ve ücret-i vekaleti de kapsar şekilde yapılan hesaplamaya (ödeme tarihindeki kapak hesabına) dayandığını, bu şekilde yapılan borç ödemesinin reddiyatı yapılıp alacaklı vekilinin banka hesabına gönderilmesinin akabinde davacı şirket tarafından evvelce icra dosyasına ibraz edilmiş teminat mektubu aslı da iade alınmış ve icra dosyası infazen kapatıldığını, dava dışı ....., dava dışı işçinin çalıştığı işin ihale makamı olup, "Asıl İşveren"dir. Yapılan işin denetimi, kontrolü, işteki aksaklıklar ve eksiklikler nedeniyle yaptırım uygulanması gibi birçok hususta davalı Belediye söz sahibi olduğunu, Belediye dava dışı işçinin tüm çalışma döneminde, yani davacı şirketteki dönemde olduğu gibi davacı şirketten önceki çalışma döneminde de asıl işveren konumunda olduğunu, dava dışı işçinin hak ve alacaklarının hesaplandığı çalışma dönemlerinin yalnız davacı şirketin alt işveren olduğu döneme ait olmadığı, Belediyenin asıl işveren olduğu şekilde başka alt işverenler nezdinde çalıştığı dönemlerin de hesaplamaya dahil edildiğinin görüldüğünü, bir başka deyişle, davacının müşterek ve müteselsilen ödemekle sorumlu tutulduğu alacaklar, yalnızca işçinin davacı nezdindeki çalışmasına istinaden değil, diğer alt işverenlerdeki çalışmasına istinaden de hesaplandığını, davalı ....... de, dava dışı işçinin kendi dönemindeki çalışmalarından kaynaklanan hak ve alacaklarının tamamından ve her halükarda yargılama/icra harç ve masraflarıyla, yargılama/icra vekalet ücretlerinden asıl alacak yönünden sorumlu olduğu miktar nisabında sorumlu tutulması gerektiğini, dava dışı işçi, açmış olduğu davada lehine işçilik alacağı hesaplaması yapılan ve hükmedilen çalışma döneminde, 01/10/2014 - 13/08/2015 tarihleri arasında olmak üzere toplam 10 ay 13 günlük kısmını davacı şirket bünyesinde geçirdiğini, İşçinin çalışmasındaki kalan çalışma süresindeki işveren sıfatını haiz olan davalı ise dava dışı işçiyi alt işveren olarak kendi bünyesinde çalıştırmış oldukları çalışma döneminden kaynaklanan işçilik alacaklarından ve her halükarda davalı da yargılama ve takip harç ve masraflarıyla, yargılama ve icra vekalet ücretlerinden de asıl alacak yönünden sorumlu oldukları miktar nisabında sorumlu tutulması gerektiğini, dava dışı işçinin işçilik alacaklarının tahsili istemiyle açmış olduğu mezkur dava dosyası kapsamında alınan Bilirkişi Raporunda da belirtildiği gibi, dava dışı işçinin farklı işyeri numaraları ile başka alt işverenler nezdinde çalıştığının sabit olduğunu, dava dışı işçi, davalı nezdinde muhtelif tarihlerde çalıştığını, dava dışı işçinin asıl işveren ...... Başkanlığının işinde, davalı alt işverenler nezdinde çalışarak işçilik alacaklarına hak kazandığı ortadayken, bu alt işverenlerdeki çalışmalardan doğan işçilik alacaklarının tamamından, tıpkı davalı gibi alt işveren olan davacı şirketin, sorumlu tutulması beklenemeyeceğini, bu doğrultuda tüm alt işverenlerin kendi sorumluluklarına katlanması gerekmekte olup, davacının diğer alt işverendeki çalışmalardan doğan işçilik hak ve alacaklarına istinaden yapmış oldukları ödemelerin davalıdan rücuen tahsili talep ettiklerini belirterek davacı vekili davanın kabulü ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını arz ve talep etmiştir.
CEVAP;Davalı vekili cevap dilekçesinde; Zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, kısmi dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, iş davası müvekkiline ihbar edilmediğinden müvekkilinin kendisini savunamadığını, davacının müvekkili olduğu şirketlerden bir alacağının bulunmadığını, davalı bakımından tüm işçilik alacaklarından sorumluluk talebi yerinde olmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ...... esas; ..... karar sayılı ilamına göre davacıdan talebin mümkün olmadığını, davalının sorumlu olduğu süre 2 yıl olup hak düşürücü süre dolduğunu, davalının sorumluluğu 2 yıl ile sınırlı olduğunu belirterek davalı vekili davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını arz ve talep etmiştir.
17/08/2023 Tarihli Bilirkişi Raporunda;
Nihai takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davacı tarafından ifa edilen dava dışı .......”ın işçilik alacakları ödemesi rücusuna ilişkin yapılan değerlendirmede;
¸¸
Sonuç ve kanaatine varılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
İş bu dava üst işveren davacının alt işveren (taşeron) davalıya karşı açtığı rücuen alacak davasıdır.
Davacı taraf ,yüklenici sıfatı ile dava dışı ..... ile aralarında akdedilen temizlik işi yüklenici sözleşmesi kapsamında bir çok alt yüklenici çalıştırdığını ,davalının taşeron olarak çalıştırdığı dava dışı işçi ...... 'ın işçilik alacaklarından kaynaklı açtığı dava uyarınca Bakırköy ...... İş Mahkemesi ...... E. ...... K. Sayılı ilamın kesinleştiği ve de Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ...... E. Sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiği anlaşılmıştır.
İcra dosyasına davacı taraf ödemede bulunmuş, alt yüklenici davalı tarafın sorumluluk miktarının tespiti ile rücu talebine yönelik iş bu davayı açmıştır.
4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu olayda da, davacı ile davalı şirket arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle alt işverenlerle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir.
Müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rucüen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir.(T.C.YARGITAY13. Hukuk Dairesi E.: 2016/17309 K: 2018/10319 )
Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve diğer taraflar arasında karşılıklı düzenlenen belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı, ayrıca işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti yönünden de alt işverenlere rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının alt işverenlerden bu alacak kalemi ile ilgili talep edebileceği miktar da açıkça belirlenmelidir. (Y.13. HD. 24/05/2018 T, 2015/38873 E.-2018/6205 K. ve yine aynı Dairenin 31.5.2018 T, 2016/2779 E.- 2018/6452 K. ve 11/05/2017 tarih, 2016/7790 E. 2017/5936 K. sayılı ilamları)
Dava dışı işçinin davalı şirket bünyesinde çalıştığı dönemlere yönelik davalı tarafın ödemesi gereken tazminat kalemleri ve de yukarıda içtihatta anlatıldığı üzere yargılama giderleri bilirkişi tarafından hesaplanmakla ;davanın kabulüne,31.367,53-TL'nin 17/03/2021 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
2-31.367,53-TL'nin 17/03/2021 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.142,72-TL karar harcından daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 80,70-TL peşin harç, 533,99-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 614,69-TL peşin harcın indirilmesi ile eksik kalan bakiye 1.528,03-TL karar harcının davalıdan alınması ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından mahkememiz dosyasına yatırılan 80,70-TL peşin harç, 533,99-TL ıslah harcı ve 80,70-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 695,39-TL harcın davalıdan alınması ile davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 2.123,00-TL yargılama giderinin (bilirkişi, tebligat, müzekkere) davalıdan alınması ile davacıya verilmesine,
8-7155 Sayılı Kanun ile değişik 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesinin 14. fıkrası uyarınca arabulucuk ücreti olan 1.560,00-TL' nin davalıdan alınması ile hazineye gelir kaydına,
9-Kullanılmayan gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/02/2024
Katip .......
e-imzalıdır
Hakim ........
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!