T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/727 Esas
KARAR NO : 2023/896
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 12/10/2022
KARAR TARİHİ : 19/09/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/09/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle : davalının (borçlunun) yerleşim yeri adresi ".. Mah. .... Bulvarı .... Evleri 2/D Blok D:3-4 Beylikdüzü/İstanbul" olup işbu davanın Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, davacı müvekkili ... tarafından, davalı (borçlu) .... Sanayi Ltd Şti'nin ... Bankası .... nolu hesabına 17.09.2018 tarihinde "20.09.2018 tarihinde geri ödenmesi şartıyla" 124.250,00-TL borç olarak yatırılmış olduğunu, davacı müvekkili ...'ün, davalıya (borçluya) Büyükçekmece .... Noterliği'nin 20.05.2021 tarih ve ... sayılı ihtarnamesini göndererek ; 17.09.2018 tarihinde, ... Bankası ... Iban nolu banka hesabına borç olarak yatırılan 124.250,00-TL nin işleyen avans faizi ile birlitte ödenmesi aksi halde yasal yollara başvurulacağı ihtarında bulunmuş olduğunu, Büyükçekmece .... Noterliği'nin 20.05.2021 tarih ve ... sayılı ihtarnamesinin 22/05/2021 tarihinde davalıya (borçluya) tebliğ edilmiş olduğunu, temerrüde düşen davalının(borçlu) kendisine gönderilen ihtarnameye rağmen, davacı müvekkili ...'e olan borcunu ödememiş olduğunu, bunun üzerine davacı müvekkili ... tarafından davalı (borçlu) aleyhine Büyükçekmece .... İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olduğunu, davalının (borçlu) icra dosyasından kendisine gönderilen ödeme emrine "alacaklı ...'e herhangi bir borcunun bulunmadığını, aksine kendisinin ...'den alacaklı olduğunu" ileri sürerek haksız ve kötüniyetli şekilde borca itiraz etmiş ve icra takibinin durdurulmuş olduğunu, davalının itirazının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup tamamen takibi sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, davacı müvekkil ...'ün davalı (borçlu) ... Sanayi Ltd Şti'ne hiçbir borcu bulunmadığını, davalı (borçlu) .... Sanayi Ltd Şti'nin, 17.09.2018 tarihinde davacı ... tarafından "20.09.2018 tarihinde geri ödenmesi şartıyla" borç olarak verilen 124.250,00-TL'yi inkar etmekte olduğunu, banka kayıtları celp edildiğinde davacı müvekkili ...'ün haklı olduğunun ortaya çıkacak olduğunu, davalının, borçtan kurtulmak amacıyla yapmış olduğu söz konusu itirazların haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve tamamen takibi durdurmaya yönelik olduğunu, takip konusu alacağın davalı (borçlu) tarafça gayet iyi bir şekilde bilinmekte olup aynı zamanda likit bir alacak olduğunu, davalının, davacı müvekkiline olan borcunu zamanında ödemeyerek ve icra takibini durdurarak müvekkilini zarara uğratmış olduğunu, süreç içerisinde ülke ekonomisinde yaşanan dalgalanmalar, dövizdeki artış ve yükselen enflasyon nedeniyle davacı müvekkilinin zararının katlanarak artmaya devam ettiğini, yapılan araştırmalar neticesinde davalının mal kaçırma eğiliminde olduğunun tespit edilmiş olduğunu, davacı müvekkilinin alacağını tahsil edememesi ihtimaline binaen İİK nın 257 maddesi gereğince icra takibi borcu nispetinde ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini beyanla; İİK. M. 257 uyarınca icra takibi borcu nispetinde ihtiyati haciz taleplerinin teminatsız olarak kabulüne ve davalının menkul ve gayrimenkul malları ile 3.şahıslardaki hak ve alacaklarının teminatsız olarak ihtiyaten haczine, davanın kabulü ile davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalı borçlu aleyhine alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı borçlu tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle: hiçbir kabul anlamanı gelmemekle mahkememiz ihtilaf bakımından görevsiz olduğundan, davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasındaik tek ve gerçek hukuki ilişkinin, müvekkili şirkete ait arsa üzerine dava dışı ... İnşaat A.Ş. ve davacının sahibi olduğu şirket tarafından inşası hususunda düzenlenen hasılat paylaşımlı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan adi ortaklık ilişkisi olduğunu, dava konusu icra dosyasında dayanılan ödemenin de esasen, hasılat paylaşımlı inşaat sözleşmesine dayalı olarak satılan bir bağımsız bölüme ilişkin olarak tahsil edilen kaparonun, müvekkili şirketin hasılat payına düşen kısmının ödenmesine ilişin olduğunu, davacının dava dilekçesinde davacı ile müvekkili şirket arasında basit bir borç-alacak ilişkisi varmış gibi göstermeye çalışmışsa da davacı ile müvekkili şirket arasında hiçbir şekilde bu yönde bir ilişki bulunmadığını, müvekkili şirket ile ... İnşaat A.Ş. Ve .... Ticaret Ltd. Şti. Ve yükleniciler arasında, müvekkili şirket adına kayıtlı bulunan İstanbul İli ... İlçesi, ... Mah. ... Ada ... Parselde bulunan arsa üzerine yapılacak inşaat için 21/04/2015 tarihli Hasılat Paylaşımlı İnşaat Sözleşmesi ve ek sözleşmeler imzalanmış olduğunu, sözleşmeye göre projede bulunan taşınmazlar Yükleniciler tarafından inşa ve imal edilecek pazarlanacak ve elde edilen hasılatın konut nitelikli taşınmazlar için %42 si ticari nitelikli taşınmazlar için %50 si müvekkili şirkete ait olacağını, yüklenicilerin kendi aralarında ise %70-%30 oranında paylaşım oranları bulunduğunu, davacı ...'ün ...Ticaret Ltd. Şti. Unvanlı firmanın ortağı ve münferit yetkilisi olduğunu, bu sözleşmeden doğan ihtilaflar nedeniyle yükleniciler tarafından müvekkili şirkete karşı Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında tapu iptali ve tescili davası açılmış olduğunu, işbu davanın halen derdest durumda olduğunu, bahsi geçen davada, 14/03/2018 tarihinde verilen ara karar ile usul ve yasaya aykırı bir şekilde teminatsız olarak birtakım istisnai haller hariç tutulmak üzere ihtiyati tedbir kararı verilerek, projede yer alan ve tapuları müvekkili adına kayıtlı olan tüm taşınmazların tek taraflı olarak 3.kişilere devrinin engellenmiş olduğunu, görüleceği üzere, haksız ihtiyati tedbir kararının, belirli şartların varlığı halinde satış yapılmasına izin veren bir karar olduğunu, davacının huzurdaki davada dayandığı dekontun da, yine bu Hasılat Paylaşımlı İnşaat Sözleşmesine istinaden satılan bir bağımsız bölümün (B2 Blok, 53 Numaralı Bağımsız Bölüm) satışından elde edilen hasılatın müvekkili şirket hesabına aktarılmasına yönelik bir ödeme olduğunu, mahkememize sunulan aksi yöndeki beyanların ise, mahkememizi yanıltmaya yönelik olduğunu, bu hususun, davacı tarafından borç olarak verildiği iddia edilen ödemenin, müvekkilinin ticari defterlerine, 2018 yılında açık bir şekilde, İstanbul İli ... İlçesi ... Mah. ... Ada .... Parselde yer alan B2 Blok 53 Numaralı Bağımsız Bölüme ilişkin kaparo bedeli olarak kaydedilmesinden de kolaylıkla anlaşılabileceğini, davacının dava dayanağı olarak gösterilen ödemeyi, ortağı olan diğer yüklenici ... İnşaat A.Ş.'den gizlemek amacıyla şahsi hesabından ve borç olarak verilen kaydıyla gerçekleştirilmiş olduğunu, müvekkili şirketin de bu tarih aralığında davacı ile arasında yürütülen sulh görüşmeleri nedeniyle davacıya güvenmiş ve yapılan işlemde herhangi bir art niyet aramamış olduğunu, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında derdest olan ve projeyi tam bir çıkmaza sokan davanın sonlandırılması için müvekkili şirket ile davacının ortağı ve tek yetkilisi olduğu ... Kentsel Tasarım arasında 01/10/2018 tarihinde, dava dışı ... İnşaat A.Ş.'nin de onay vereceği düşünülerek taraflar arasındaki ihtilafı çözmek adına bir anlaşma yapılmış ve tarafların birbirlerini ibra etmiş olduklarını, projedeki bağımsız bölümleri de paylaşmış olduklarını, ancak ... İnşaat A.Ş. tarafından bu ek sözleşmeye onay verilmemiş, ihtilafın sonlandırılamamış olduğunu, davacının, huzurdaki dava dayanağı ödemenin gerçekleştirilmesinden sonra bahsi geçen ibranameyi imzaladığı gibi, Bakırköy .... Asilye Ticaret Mahkemesi'nin .... E. sayılı dosyasında gerçekleştirilen 03/10/2018 tarihli duruşmada ise davadan feragat etmiş olduğunu, yine dava dayanağı ödemenin gerçekleştirildiği bağımsız bölüme ilişkin, bakiye satış bedelinin de tahsil edilmesi üzerine, davacının ortağı olan dava dışı ... İnşaat A.Ş. tarafından ilgili bağımsız bölümün (B2 Blok 53 Numaralı) tapu kaydında bulunan ihtiyati tedbir kararının fekki için Bakırköy.... Asliye Ticaret Mahkemesine 16/11/2018 tarihli dilekçe sunulmuş olduğunu, davacının şirket adına gerçekleştirmesi gereken işlemlere, kendisi adına imzalamayı, şirket adına gerçekleştirilmesi gereken ödemeleri, şahsi hesabından gerçekleştirmeyi ve bu şekilde sebepsiz zenginleşme kastıyla hareket etmeyi, adeta adet haline getirmiş olduğunu, davacının huzurdaki dava konusu icra dosyasında dayandığı ödemenin esasen B2 Blok 53 numaralı bağımsız bölümün kaparo bedelinin müvekkili şirketin hissesine tekabül eden hasılat payının ödenmesine yönelik olduğu yönündeki iddialarını, ilgili bağımsız bölümün üzerindeki ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasının dava dışı ... İnşaat A.Ş. tarafından talep edildiği tarih ile davacının adi yazılı beyanı imzaladığı tarihin aynı olmalarının da desteklemekte olduğunu, davacının şirketi adına imzalaması gerekirken şirket kaşesi vurmadan imza attığı işlemlerin bunlarla da sınırlı olmadığını, huzurdaki davada dayanılan ödemenin de yine izah edilen hukuki ilişkiye istinaden davacı tarafından müvekkili şirkete gerçekleştirilen bir kaparo ödemesinden ibaret olduğunu, ilgili kaparonun tahsil edildiği müşteriye, hem müvekkili şirketin hem de yüklenicilerin ortak iradesi doğrultusunda tapu devrinin gerçekleştirilmiş olduğunu, hal böyle olunca, davacı tarafından huzurdaki davaya konu edilen ödemenin, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tasfiyesi sırasında gözetilecek bir ödemeden ibaret olduğundan hiçbir şüphe bulunmadığını, davacının ortağı olduğu şirketin ne huzurdaki davada dayanılan ödemeye dayalı olarak ne de adi ortaklık ilişkisine dayalı olarak müvekkili şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını, taraflar arasında akdedilen hasılat paylaşımlı inşaat sözleşmesinin hukuki niteliği itibariyle bir adi ortaklık olduğu Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatları ile sabit olduğundan, taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiye payı üzerinde olacağını, bununla beraber müvekkili şirketin davacı şirketten alacağı ve davacı şirket tarafından haksız bir şekilde açılan dava nedeniyle uğranılan zararın çok daha yüksek tutarda olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin tasfiyesine ilişkin olarak davacının sahibi olduğu şirket ile dava dışı ... İnşaat A.Ş. tarafından ikame edilen davanın Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E. sayılı dosyasında derdest durumda olduğunu, (davacının ortağı olduğu şirket daha sonra davadan feragat etmiştir.) işbu dava her ne kadar tapu iptali tescili davası olarak ikame edilmiş olsa da; aslında taraflar arasında akdedilen sözleşme, hasılat paylaşımlı inşaat sözleşmesi olduğundan ve Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihadı doğrultusunda, bu sözleşme adi ortaklık sözleşmesi olarak kabul edildiğinden, adi ortaklığın tasfiyesi davası olarak görülmekte olup, bu davada öncelikle ortaklığın tasfiyesi sebebinin oluşup oluşmadığı akabinde de ortaklığın tasfiyesi sebebi mevcut ise ortakların birbirinden ve ortaklıktan olan alacaklarının incelenecek ve ortaklık tasfiye edilecek olduğunu, Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından da bu hususun kabul edilmiş ve mahkemenin somut olaya ilişkin hukuki nitelendirmede bulunarak; Dava Dışı ... İnşaat'ın, üzerlerindeki tedbirin kaldırılmasına karar verilince satılan taşınmazların hisselerine düşen bedele yönelik olarak ihtiyati haciz talebinin mahkeme tarafından reddedilmesi sonrasında, dava dışı ... İnşaat tarafından gerçekleştirilen istinaf kanun yoluna başvuru için hazırlanan gerekçeli kararda, taraflar arasında adi ortaklık bulunduğunun ve bu ortaklığın henüz tasfiye edilmediğinin, tasfiye edilmeyen bir ortaklıkta ortakların birbirinden muaccel bir alacağından söz edilemeyeceğinin son derece açık bir şekilde izah edilmiş olduğunu, bu bağlamda davacı tarafın, henüz yargılama süreci devam eden ve tasfiyesi sonuçlanmamış adi ortaklıkla ilgili tahakkuk ettiği iddia edilen alacak yönünden muaccel bir alacaktan da söz edilemeyeceğinin sabit olduğunu, ilgili dava dosyasında, 26/03/2021 tarihli duruşmada verilen ara kararlarla ise, tüm bağımsız bölümler üzerindeki ihtiyati tedbir kararı kaldırılarak davanın adi ortaklığın tasfiyesi davası olarak yürütülmesine karar verilmiş olduğunu, hiçbir kabul anlamına gelmemekle beraber davacı tarafından avans faizi talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, avans faizin, ancak ve ancak borcun iki taraf açısından da ticari iş niteliğinde olması halinde talep edilebilmesinin mümkün olacağını, davacının müvekkili şirketin mal kaçırma kastıyla hareket ettiği yönündeki hiçbir delil ileri sürmeksizin sunduğu beyanlarının da açık bir şekilde gerçek dışı olduğunu, davacı tarafından mahkemece verilen ihtiyati haciz kararına ilişkin teminatın yatırılması ve mahkemenin ilgili icra dosyasına müzekkere yazılmasını takiben bir (1) saat içerisinde taraflarınca ihtiyati haciz kararı tutarında teminatın dava konusu icra dosyasına nakit olarak depo edilmiş, hemen akabinde Büyükçekmece .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin .... E. sayılı dosyasında, İİK'nın 266. maddesine dayalı olarak ihtiyati hacizlerin kaldırılması talep edilmiş, Büyükçekmece .... İcra Hukuk Mahkemesi tarafından derhal dava konusu icra dosyasına takibin durdurulması yönünde müzekkere yazılmış ve 24/10/2022 tarihinde ise davalarının kabul edilerek, ihtiyati haciz kararının yatırılan teminat karşılığında kaldırılmış olduğunu, bu kapsamda, adına kayıtlı ayni malvarlığının yaklaşık değeri 1.000.000.000-TL'yi aşkın müvekkil şirket'in, dava konusu edilen alacak tutarına ilişkin olarak mal kaçırma gibi bir girişimde bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunda en ufak bir şüphe bulunmadığını, müvekkil şirket'in, mal kaçırma kastıyla hareket etmek ve adına kayıtlı mal varlığını elden çıkarmak istemesi halinde, ödemesi gereken tapu devir harcının yaklaşık 25.000.000-TL olduğunu, davacının huzurdaki haksız davayı ikame etmekteki yegane amacının haksız bir ihtiyati haciz kararı elde edip müvekkili şirketin ticari itibarını zedelemek olduğunu, ne yazık ki mahkemece verilen 13/10/2022 tarihli ara kararı ile bu amaca ulaşılmış olduğunu beyanla; davanın görevsizlik sebebiyle usulden reddine ve süresi içerisinde talep edilmesi halinde görevli ve yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine, davacı ile müvekkili şirket arasında tek bir hukuki ilişkisi bulunduğu, bu ilişkinin de yukarıda detaylı şekilde izah edildiği üzere hasılat paylaşımlı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan adi ortaklık ilişkisi olduğu, davacı'nın sebepsiz zenginleşme kastıyla şirket adına yapması gereken iş ve işlemleri kendisi adına yapmayı adet haline getirdiği, davacı tarafından müvekkili şirket'e gönderilen 124.250-TL tutarlı ödemeye ilişkin banka ödeme dekontunda yazılan açıklamanın gerçeği yansıtmadığı, ödemenin esasen hasılat paylaşımlı inşaat sözleşmesine istinaden yapılan bir satıştan tahsil edilen kaparonun müvekkil şirket'e gönderilmesinden ibaret olduğunun taraflarınca gösterilen delillerin toplanması ışığında ispat edileceği hususlarının gözetilerek, davanın esastan reddine, davacı'nın huzurdaki dava konusu icra takibine girişmekte kötüniyetli bulunduğu açık bir şekilde ispat edilmiş olduğundan, davacı'nın, müvekkili şirket'e icra takibine konu ettiği alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı'ya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davanın; borç olarak verildiği iddia olunun paranın iadesi istemiyle başlatılan takibe yönelik itirazın iptali davası olduğu anlaşıldı.
Dosyanın Büyükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 29/03/2023 tarih ve .... Esas ... Karar sayılı kesinleşmiş görevsizlik kararı ile tevzi edildiği anlaşıldı.
Dosyanın Mahkememize tevzi edildiği Büyükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 29/03/2023 tarih ve ... Esas ...Karar sayılı kararının incelenmesinde havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılabilmesi için yalnızca bir yanın ticari işletmesi ile ilgili TTK'da yeterli görüldüğü, davacının iddiasının davalı şirkete banka yolu ile gönderilen havaleye ilişkin olduğu, havale işleminin taraflarından birinin tacir olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir.
Davacı hakkında yapılan tacir araştırması sonucu davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, 20.05.2003 tarihi itibariyle mükellefiyetinin terkin edildiğinin ve esnaf kaydına rastlanmadığının bildirildiği görüldü.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. 6100 Sayılı HMK'nun 114/c maddesi gereğince mahkemelerin görevi dava şartı olup, yasanın 115. maddesi gereğince mahkeme dava şartının bulunup bulunmadığını res'en araştırmakla yükümlüdür.
6102 Sayılı T.T.K.'nun 4. maddesinin 1. fıkrası 6335 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile değiştirilerek ticari davalar her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları, T.T.K.'nun 4. Maddesinin a bendi gereğince T.T.K.'nun dan kaynaklanan davalar, T.T.K.'nun 4. maddesinin b, c, d, e, f bentlerinde sayılan davalar ve diğer özel kanunlarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu kararlaştırılan davalar ticari dava olarak Ticaret Mahkemelerinde görülecektir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Somut olayın incelenmesinde talep banka havalesi yolu ile gönderilen paranın tahsili amacı ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafın gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, 20.05.2003 tarihi itibariyle mükellefiyetinin terkin edildiği ve esnaf kaydının bulunmadığı dosya kapsamı ile sabittir. Taraflardan yalnızca birinin tacir olması halinde dava, ticari dava olarak kabul edilemeyecektir. Uyuşmazlığın banka yolu ile yapılan havale ödemesine ilişkin olduğu görülmüş ise de banka yolu ile yapılan her havale ödemesinin TBK m.555-560 da belirtilen nitelikte havale işlemi kabul edilemeyeceğinden, TTK m. 4/1-c de belirtilen havale ödemesinin TBK m.555-560 da belirtilen nitelikte olması gerektiğinden işbu davanın ticari dava olarak kabul edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Ticari olmayan davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine dosyada Büyükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. ... K. sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verilmiş olduğundan, görev hususunda merci tayini için dosyanın İstanbul Bölge İstinaf Mahkemesi ilgili dairesine gönderilmesine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın davaya bakmaya mahkememiz görevli olmadığından HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Davaya bakmaya Büyükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli ve yetkili olduğuna,
3-Mahkememizce verilen görevsizlik kararı karşı görevsizlik mahiyetinde olup, verilen kararın davacılar vekilince yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde dosyanın merci tayini için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, masrafların davacı yanca karşılanmasına,
4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/09/2023
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!